<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
	<channel>
		<title>ProZ.com Translation Forums</title>
		<link>http://ces.proz.com/forums/</link>
		<atom:link href="http://ces.proz.com/forums/" rel="self" type="application/rss+xml"/>		<description>Forum: Turkish</description>
		<language>tr</language>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2026 16:14:19 +0000</pubDate>
		<lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2026 16:14:19 +0000</lastBuildDate>
		<docs>http://www.proz.com/faq</docs>
		<managingEditor>support@proz.com (ProZ.com Support)</managingEditor>
		<webMaster>support@proz.com (ProZ.com Support)</webMaster>
		<item>
			<title>Paypal ödemelerini nasıl alıyorsunuz? | Belki bu gelişme bir umut olabilir</title>
			<author>ATIL KAYHAN</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3117148#3117148</link>
			<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 20:06:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; Paypal ödemelerini nasıl alıyorsunuz?&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; ATIL KAYHAN&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Belki bu gelişme bir umut olabilir&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; [url removed] &lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>Video Aracılı Sağlık Çevirisi Araştırması </title>
			<author>Özden Şahin</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3115591#3115591</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:01:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; Video Aracılı Sağlık Çevirisi Araştırması &lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Özden Şahin&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Üniversitesi İngilizce Mütercim ve Tercümanlık Bölümü&#039;nde yürüttüğüm “Türkiye’de Video Aracılı Sağlık Çevirisine Yönelik Çevirmen Görüşleri” başlıklı araştırmam için sözlü çevirmenlerin katılımına ihtiyaç duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmada video aracılı sağlık çevirisinin uygulanabilirliğini, yerinde sözlü çeviriyle karşılaştırıldığında ortaya çıkan farklılıkları ve çevirmenlerin karşılaşabileceği etkileşimsel, bilişsel, teknik, etik ve eğitimsel konuları inceliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık alanında sözlü çeviri, video aracılı sözlü çeviri veya genel sözlü çeviri deneyiminiz varsa ankete katılımınız benim için çok değerli. Ayrıca anketi ilgili çevirmen arkadaşlarınızla paylaşmanız araştırmaya büyük katkı sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;🔗 Anket bağlantısı:&lt;br /&gt; [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın etik kurul onayı bulunmaktadır. Katılım tamamen gönüllüdür ve yanıtlar yalnızca akademik amaçlarla, toplu ve anonim biçimde değerlendirilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılan ve paylaşarak destek olan herkese şimdiden çok teşekkür ederim. 🌿&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>Sosyal sorumluluk projeleri: Herkesin yapabileceği bir şeyler vardır | Herşeyin cinsinden zekatı bulunur. </title>
			<author>Halil Ibrahim Tutuncuoglu &quot;Бёcäטsع Լîfe&#039;s cômplicåtعd eñøugh&quot;</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3115247#3115247</link>
			<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 16:50:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; Sosyal sorumluluk projeleri: Herkesin yapabileceği bir şeyler vardır&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Halil Ibrahim Tutuncuoglu &quot;Бёcäטsع Լîfe&#039;s cômplicåtعd eñøugh&quot;&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Herşeyin cinsinden zekatı bulunur. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Evinizde bilgisayar varsa ve yapay zekaya erişebiliyorsanız boş zamanınızda internet üzerinde şifa arayan insanlar için yapay zekaya soru sorup sorusunu yapay zekaya sorduğunuzu belirterek cevaplayabilirsiniz. Bir çok insanın evinde bilgisayar yok ve yapay zekaya erişemiyor, ya da yaşlı, hasta , bilgisayar kullanımını beceremiyor. Sizlerin deva aradıkları konuda bu insanlara bu araştırmaları yapıp iletmeniz toplumda çok büyük farkındalık yaratacaktır. Buyrun size oturduğunuz yerden çok büyük hayır kazanma imkanı. En azından birilerinin kendileriyle ilgilendiğini görüp moral kazanmasına vesile olursunuz. Ben acizane vaktim oldukça boş boş internette gezinmektense bunu yapıyorum ve çok insan teşekkür ve dua ediyor. </description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | &quot;Bahis baronunun sır estetikçisi!&quot; [Konu KUMAR FUTBOL BOĞAZ YURTDIŞI ve karapara aklama...]</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114359#3114359</link>
			<pubDate>Sat, 11 Jul 2026 20:36:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;Bahis baronunun sır estetikçisi!&quot; [Konu KUMAR FUTBOL BOĞAZ YURTDIŞI ve karapara aklama...]&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________&lt;br /&gt;Bahis baronunun sır estetikçisi!&lt;br /&gt;_________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARAŞTIRMA: Zülfikar Ali Aydın&lt;br /&gt;Giriş: 24.02.2026 - 06:58&lt;br /&gt;Güncelleme: 24.02.2026 - 06:58&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynada kendinize bakarken; yüzünüzde kırışıklıkların arttığını fark ettiniz. Tam o anda; &quot;Artık kırışıklık tedavisi zamanı geldi mi acaba?&quot; diye düşünüp internete girdiniz. Anahtar kelimeyle arama yaptığınızda karşınıza çıkan ünlü bir estetikçinin; aslında yasa dışı bahis sisteminin kilit ismi olduğunu düşünür müsünüz? Ya da daha önce tedavi olduğunuz o estetikçinin ve şirketinin yüzlerce milyonluk sırrı çözülemeyen bir para trafiğinin şüphelisi olduğu aklınıza gelir mi? Elbette gelmez. O zaman baştan söyleyelim yasa dışı bahisçilerin bu kirli sistemini ve sır estetikçisini anlamak istiyorsanız biraz sabırla okumanız gerekiyor. Habertürk TV Haber Koordinatörü Zülfikar Ali Aydın&#039;ın haber analizi...&lt;br /&gt;_____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün size Tokat’ın bir köyünde 45 yıl önce doğmuş ama 35 yaşından itibaren dünyanın sayılı bahis baronları arasına adını yazdırmış Derkan Başer’in estetikçisini anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Estetikçisi” ifadesinden kastım; özel estetikçisi değil; bahis parasını estetik tedavi maskesiyle aklamaktan şüpheli ve sanık olan bir doktordan bahsedeceğim. Estetikçinin savcılıktaki ifadesine bakılırsa “Derkan Başer’in adını bile duymamış ve tanımıyor” ama savcılığın o estetikçinin şirket kayıtları üzerinden yaptığı tespitler başka bir şey söylüyor. Söylediği şey de şu: O sadece; kırışıklık, saç ekme, botoks ve estetik tedavi uzmanı değil; aynı zamanda usta bir kara para uzmanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAVCININ DOSYASINDA ANLATTIĞI KARA PARA SİSTEMİ&lt;br /&gt;______________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size anlatacağım bu sıra dışı portrenin tüm bilgileri; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Bürosu’nun kayıtlarına ve Cumhuriyet Savcısı Erkan Boler’in titiz soruşturmasına dayanıyor. Dosya; 2023 tarihli; kısa süre önce de iddianameye dönüşen dosyada 23 sanık var. Dosyadaki örgütün lideri Derkan Başer, yardımcısı karısı Ceren Başer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılığa göre; Derkan Başer ve beraberindekiler sadece kara operasyonlarında gördüğümüz türde sahte ve paravan şirketler kurup; milyarlarca TL aklıyordu. Aklamada kullanılan şirketler yazılım, fuarcılık, turizm, otomotiv, kuyumculuk şirketleriydi. Dikkat ederseniz, bu şirketlerin hepsi; aynı anda hayali ticari işlem yapmaya, çok sayıda fatura kesmeye, olmayan işlemleri olmuş gibi göstermeye yatkın şirketler… Ve evet bingo! Bildiniz; o şirketlerin içinde kırışıklık, botoks, saç ekme, işlemleri yapan şirket de var. Adı: ERC Estetik...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;KARA PARA USTASI İŞLEMLER: KATMANLAMA&lt;br /&gt;_____________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcı Erkan Boler’in bu şirketlerle ilgili ciddi tespitleri var. Adı geçen tüm şirketler sadece kara para aklama konusunda artık ustalaşmış organizasyonların kullandığı layering yani katmanlama denilen yöntemi kullanıyor. Bahis parasını aklayan bu şirketlere, kiralanmış binlerce hesaptan para geliyordu. Bahis parası kiralanmış binlerce hesaba gelirken önemli bir bölümü nakit çekiliyor. Nakitler döviz büroları aracılığıyla yurt dışına hesaplarda kalanlar da yurt dışına soğuk cüzdanlarla gönderiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan yurt dışına para aktarılan işlemlerin hangi ünlü İngiliz, İspanyol ve İtalyan futbol kulüplerine aktarıldığını okuduğunuzda çok şaşıracaksınız. Ama önce Derkan Başer ile ilgili kısa bir hatırlatma yapalım; Başer’in bahis baronları dünyasında zirveye giden hikayesi 2014 yılında Veysel Şahin’in yanında Kıbrıs’ta başladı. Sadece Kıbrıs’ın değil yasa dışı bahis dünyasının önde gelen ismi Halil Falyalı öldürülünce; suç dünyasının bu ikilisinin de deyim yerindeyse kısmeti açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GECEDE 10 MİLYON DOLARI KUMARDA HARCAYAN BARON&lt;br /&gt;_______________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Falyalı’nın himayesi ya da gözetiminde büyüyen Veysel Şahin ve Derkan Başer, o öldürülünce daha çok nam yapar hale geldi. İsimleri 2015 yılı sonlarından itibaren Türkiye’deki yasa dışı ve VIP bahis sistemiyle anılır oldu. Servetleri suç dünyasının dilindeydi. Veysel Şahin; ağaçtan düşen babasını ziyaret için geldiği Türkiye’de yakalandı, şaibeli bir yargı süreciyle tahliye edildi. Gecede 10 milyon doları kumar masasında harcadığı konuşulan Veysel Şahin Gürcistan-Arnavutluk-Dubai hattında halen faaliyet yürütürken, Derkan Başer karısıyla birlikte Gürcistan’a yerleşip kendi bahis ağını büyütmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size anlatacağım savcılık dosyasındaki Derkan Başer ve estetikçi doktorunun yasa dışı bahis hikayesi de; Gürcistan merkezli yürütülen ama Türkiye’de kurulan sistemi anlatan dosyada yer alıyor. Derkan Başer’in Gürcistan’da oteller emlak şirketleri daireler alıp sattığı bu sistemin geliri, savcılığa göre Türkiye’den geliyor. 23 sanıklı dosyada bu konuda çok fazla delil/raporlar/banka kayıtları ve para transferi var. Belli ki savcı; uzun bir zaman harcayıp; binlerce sayfa evrak ve delilden çarpıcı tespitlerle bir iddianame çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ŞEYTANİ YÖNTEMLER”&lt;br /&gt;___________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlmek ilmek işlenmiş dosyanın en çarpıcı hikayelerinden biri, belirli ikamet adreslerine açılmış hayali iş yerleriyle ilgili. Uzmanlar Derkan Başer’in soyadını taşıyan Baser Yazılım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kayıtlarına girdiğinde adeta şok oluyor. Şirketin faaliyet alanına bakınca yazılım sistemleri yapıp yurt dışına satmak da var. Hatta şirketin buna dair ciddi para akışı da var ancak bilin bakalım; şirketin tüm bu işleri yapabilmesi için gerekli olan nesi yok. Doğru bildiniz; internet sitesi bile yok. Bitmedi; savcılık emriyle şirketin Büyükçekmece Beşyol Mahallesi’ndeki Affan Center isimli iş merkezine giden polis; adreste Başer Yazılım adlı bir şirket olmadığını başka bir bilişim şirketi olduğunu tespit etmiş. Hem savcıyı hem polisi şoke eden şeytani bir zeka ürünü suç örgütü faaliyeti. Başka bir bilişim şirketinin olduğu iş merkezinde açılmış sahte bir yazılım şirketi! Ama her şey elbette paravan ve kağıt üstünde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARONUN ESTETİKÇİSİ KİM?&lt;br /&gt;_______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçelim bahis baronunun sır estetikçisine… 48 yaşında… Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu…Estetik alanında Amerika başta olmak üzere başka ülkelerden alınmış sertifikaları var. Bu alanda uzun süre çalışmış. Beşiktaş’ta çok katlı bir plazada yüzde 99 hisseyle sahibi olduğu ERC Estetik Turizm Sağlık Hizmetleri adlı şirketin sahibi…Yanında alanında uzman birçok doktor çalışıyor… 34069 sayılı dosyadaki bilgilere göre; şüpheli sanık; Muhammet Emrah Çinik’ten bahsediyoruz. Savcılığın hazırladığı dosyada Muhammet Emrah Çinik ile ilgili bir bilirkişi raporu var. Resmi rapora göre Çinik’in şirketinin olağan dışı hatta “olağanüstü” bir para trafiği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım raporda ne tür tespitler var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Şirket 100 milyonun üstünde bir nakit çekme ve yatırma işlemi yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*2017 yılından günümüze POS cihazları üzerinden yapılan işlem miktarı 674 milyonun üzerinde ve bu tutarların çoğu tek çekim işlemler olarak yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Firma sağlık turizmi yapıyor gibi görünüyor ama bu alanda verilecek hizmetlerin çok üzerinde hizmet bedeli alınmış. Bir örnekle anlatalım; 10 bin lira olan botoks ücreti için 100 bin lira alınmış gibi görünüyor ve böyle çok sayıda işlem var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Rapora göre yapılan işlemlerin tamamı ticaretin gerçekleriyle hiçbir şekilde uyuşmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Şirketin birden fazla hesabına gelen toplam para girişi 1 milyar 369 milyon 88 bin lira...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamlara baktığınızda uzmanların neden “Ticaretin gerçekleriyle uyuşmayan” ve “Olağanüstü” dediklerini anlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim estetikçi Muhammet Emrah Çinik’in şirketi ile en çarpıcı bilgiye; Çinik’in şirketinin yurt dışındaki ortağı İngiltere’de Premier Lig’in ünlü takımı West Hamm United kulübü ile kozmetik tedavi ortağı. Yanlış okumadınız, West Ham United ile kozmetik tedavi ortağı. Üstelik tek kulüp İngiltere’den değil. Muhammet Emrah Çinik ortaklığı belli ki savcılıkta izah edememiş. Çinik’in izaha muhtaç başka ortaklıkları ve para akışları da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya’da Bologna... İspanya’da Sevilla… Bu iki kulüple de bağlantılı bir alışverişten bahsediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar ayrıntılı anlattığım Çinik’in yukarıdaki işlemlerin tümünün; MASAK uzmanları tarafından “şüpheli işlemler” olarak değerlendirildiği hatırlatıp devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estetikçi Çinik’in çok şaşıracağınız para akışı olan başka bağlantıları da var. Çinik’in ERC şirketi ile bağlantılı uluslararası şirketin adı LAGARDARE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam adı Lagardare Sports...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılığa göre bu şirket doğrudan bir bahis şirketi değil ancak spor dünyasında sponsorluk ve medya hakları aracılığıyla bahis sektörüyle bağlantılı bir şirket. ERC’nin yani Çinik’in para gönderdiği bu şirketin CEOSU Aviad Biton... Tel Aviv merkezli mobil bir oyun şirketi Whalo’nun kurucusu…&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Peki Muhammet Emin Çinik tüm bu tespitlere karşı poliste ne dedi? Savcılıkta kendisini nasıl savundu?&lt;br /&gt;_________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara para aklamak ve örgütünün üyesi olmakla suçlanan Estetikçi doktor Muhammet Emrah Çinik tüm bu tespitlere rağmen özetle şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*“Dosyanın benim dışındaki 22 sanığını tanımıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*“Suça konu olan para transferlerinden haberim yok”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bahis oynamadım. Hesaplarımı kullandırmadım”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Derkan Başer’i hayatım boyunca görmedim”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri Tokat’ın diğeri Ağrı’nın bir köyünden çıkan bu iki ismin hikayesini, kirli bir çark üzerinden elde edilmiş yüzlerce milyonluk para transferleri üzerinden buluşturan tek motivasyon var. Salgın gibi yayılan, sadece şirketleri değil, sistemi zehirleme potansiyeli olan kara para…Taşranın iki farklı köyünde başlayan otuzlu yaşlarının başında yasa dışı bahis çarkına girip baron haline gelen bir isimle; tıp eğitimi almış bir doktoru buluşturan da aynı zehir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaktaki sıradan vatandaşın, üniversiteye yeni başlayan öğrencinin, kolay para peşinde kumar meraklısı milyonlarca insanımızın sağladığı bu rantın izini sürdüğünüzde tüm yollar küresel bir bahis çarkına çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O rantın İstanbul’un, Kilis’in sokaklarından elde edilip Kıbrıs, Gürcistan, Tel Aviv, İspanya, İngiltere, İtalya, Malta üzerinden nasıl döndürüldüğünü gösteren bir dosya bu... Kara paranın sadece kişisel çıkar ya da sebepler için kullanılmadığını örgütsel amaçlar için kullanıldığını ve o örgütlerin de aslında Türkiye’ye düşman olduğunu hep birlikte görüyoruz. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in dediği gibi Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki önceliği; artık bu yasa dışı sistemi sona erdirmek, bulaşanları açığa çıkarmak ve bunun için de gerekli her türlü adımı atmak olacak.&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın yeri ve ilgili foturaflar:  [url removed] &lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | &quot;Kapalıçarşı iddianamesi tamamlandı... 504 şüpheliye 29,5 yıla kadar hapis istemi&quot;</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114287#3114287</link>
			<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:08:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;Kapalıçarşı iddianamesi tamamlandı... 504 şüpheliye 29,5 yıla kadar hapis istemi&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________________________________&lt;br /&gt;Kapalıçarşı iddianamesi tamamlandı... 504 şüpheliye 29,5 yıla kadar hapis istemi&lt;br /&gt;________________________________________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbul&#039;daki 1.548 sayfalık &quot;Kapalıçarşı&quot; iddianamesinde, 504 şüpheliye 29,5 yıla kadar hapis istendi. Hazırlanan iddianamede örgütün, Forex, bahis ve dolandırıcılık gelirlerini paravan şirketler, kripto varlıklar ve Kapalıçarşı&#039;daki bürolar üzerinden &quot;M80&quot; yazılımıyla akladığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ODA TV 10 Temmuz 2026 08:38&lt;br /&gt;______&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamuoyunda &quot;Kapalıçarşı soruşturması&quot; olarak bilinen kara para aklama dosyasına ilişkin yürüttüğü soruşturma tamamlandı. Hazırlanan 1548 sayfalık iddianamede 504 kişi hakkında, &quot;suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma&quot; ve &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçlarından 12 yıldan 29 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamede, suç örgütünün lideri olduğu öne sürülen Türker Ak’ın &quot;örgüt yöneticiliği&quot; ve &quot;suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama&quot; suçlarından 12 yıl 6 aydan 34 yıl 6 aya kadar, örgüt yöneticilerinden olduğu iddia edilen Murat Dönmezoğlu’nun ise 11 yıl 3 aydan 31 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Savcılık, örgüt yöneticilerinin yalnızca kendi eylemlerinden değil, örgüt üyelerinin işlediği suçlardan da sorumlu tutulmaları gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1112 SORUŞTURMA VE DAVA DOSYASI İNCELENDİ&lt;br /&gt;İddianamede Türkiye genelindeki adliyelerde yürütülen toplam 1112 soruşturma ve dava dosyasına yer verildi. Savcılık, yasadışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, Forex yatırım dolandırıcılığı, e-pin işlemleri, paravan şirketler, ödeme kuruluşları, döviz büroları ve kripto varlık transferleri üzerinden faaliyet gösteren geniş çaplı bir kara para aklama ağı kurulduğunu ve bu yapının organize bir suç örgütü tarafından yönetildiğini ileri sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PARAVAN ŞİRKET AĞI KURULDUĞU İDDİASI&lt;br /&gt;İddianamede, suç gelirlerinin aklanmasında temel yöntemlerden birinin paravan şirket yapılanması olduğu ifade edildi. Buna göre örgüt, çok sayıda kişi adına şirket kurdurdu, bu kişilere belirli ödemeler yaptı ve şirketleri ticari faaliyet yürütüyormuş gibi finansal sisteme entegre etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılığa göre bu şirketler adına bankalarda hesaplar açıldı, ödeme ve elektronik para kuruluşlarında hesaplar oluşturuldu, POS ve sanal POS altyapıları kullanıldı. Yüksek tutarlı para hareketleri ise sahte ticari işlemler ve düzenlenen faturalarla yasal görünüm kazandırılarak sisteme sokuldu. İddianamede örgütün kullandığı paravan şirketler ile Kapalıçarşı&#039;da para dönüşümünde rol oynadığı değerlendirilen şirketlerin listesine de yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;SUÇ GELİRLERİ KAPALIÇARŞI ÜZERİNDEN AKLANDI&quot;&lt;br /&gt;Savcılık, suçtan elde edilen gelirlerin Kapalıçarşı&#039;da faaliyet gösteren bazı döviz büroları ve altın şirketleri aracılığıyla nakde, dövize, altına veya kripto varlıklara dönüştürüldüğünü öne sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamede, bu işletmelerin yüksek hacimli nakit işlemlerinin dikkat çekmediği yapılar olarak kullanıldığı, suç gelirlerinin döviz ve altın alım satımı görünümü altında muhasebeleştirildiği, üçüncü kişilere yapılacak nakit teslimatlarının ise telefon ve mobil uygulamalar üzerinden organize edildiği belirtildi. Bazı şirketlerin suç gelirlerinin sistem dışına çıkarılması ve kripto varlıklara dönüştürülmesinde kritik rol üstlendiği iddia edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FOREX DOLANDIRICILIĞI YÖNTEMİ ANLATILDI&lt;br /&gt;İddianamede mağdurların, kendilerini yatırım danışmanı olarak tanıtan kişiler tarafından telefon, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yüksek kazanç vaadiyle sahte yatırım sistemlerine yönlendirildiği kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılığa göre, Forex dolandırıcılığı yönteminde mağdurlara başlangıçta küçük kazançlar gösterilerek güven sağlandı. Daha sonra daha yüksek tutarlarda para yatırmaları istendi. Parasını çekmek isteyen kişilerden ise vergi, komisyon ve işlem ücreti adı altında ek ödemeler talep edildi. Bazı mağdurların da kaldıraçlı işlem bahanesiyle sistem üzerinde zarar ettirilerek birikimlerini kaybettiği öne sürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KRİPTO VARLIKLARLA YURT DIŞINA PARA TRANSFERİ&lt;br /&gt;İddianamede, çalıntı kart bilgileri veya yasa dışı finansal kaynaklarla satın alınan dijital kodların çeşitli şirketlere düşük bedellerle satıldığı, bu kodların yurt içi ve yurt dışındaki dijital platformlarda dolaşıma sokulduğu belirtildi. Elde edilen gelirlerin ise banka hesapları ve kripto varlıklar aracılığıyla yeniden sisteme dahil edildiği ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılık, suç gelirlerinin önemli bir bölümünün gerçek kişi hesaplarından kripto varlık hizmet sağlayıcılarına aktarıldığını, burada ağırlıklı olarak Tether (USDT) gibi stabil kripto paralara dönüştürüldüğünü ve yurt dışı bağlantılı hesaplara transfer edildiğini öne sürdü. Kripto cüzdanları, emanet hesaplar, yurt dışı borsalar ve off-shore finansal yapıların da bu süreçte kullanıldığı iddia edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;M80&quot; İSİMLİ MUHASEBE SİSTEMİ&lt;br /&gt;İddianamede örgütün, &quot;M80&quot; adı verilen özel bir muhasebe altyapısı kurduğu da öne sürüldü. Savcılığa göre sisteme giren tüm para hareketleri bu yazılım üzerinden takip edildi ve her işlem ilgili hesaplara sistematik olarak işlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç gelirlerinin önemli bölümünün döviz bürolarına aktarıldığı, bu işletmelerin fiilen tahsilat ve nakit dağıtım merkezi olarak kullanıldığı, üçüncü kişilere yapılacak nakit teslimatlarının telefon ve mobil uygulamalar aracılığıyla organize edildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLYARLARCA LİRALIK PARA TRAFİĞİ&lt;br /&gt;İddianamede yer alan tespitlere göre örgüt, 176 farklı kişi üzerinden topladığı yaklaşık 7,4 milyar lirayı Tether (USDT) isimli kripto varlığa çevirerek örgüt yöneticilerine aktardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında 1,7 milyar liranın paravan şirketlere, 5,7 milyar liranın ise ödeme kuruluşları ve sanal POS altyapıları üzerinden farklı hesaplara dağıtıldığı öne sürüldü. Döviz ve altın büroları üzerinden 7,1 milyar liralık para hareketi tespit edildiği belirtilirken, gerçek ve tüzel kişiler tarafından sisteme sanal POS aracılığıyla toplam 12 milyar lira aktarıldığı iddia edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılığa göre ayrıca gerçek ve tüzel kişilerden sisteme giren 5,2 milyar lira da paravan şirketlerin banka hesaplarına yönlendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odatv.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;___________________________________________________&lt;br /&gt;İstanbul&#039;da &#039;yasa dışı bahis ve kumar&#039; operasyonu: 68 gözaltı... &lt;br /&gt;76 milyar lirayı aşan kara para trafiği&lt;br /&gt;___________________________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;AA&lt;br /&gt;Oluşturulma Tarihi: Temmuz 10, 2026 08:08&lt;br /&gt;Güncelleme Tarihi: Temmuz 10, 2026 09:21&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbul&#039;da &quot;yasa dışı bahis ve kumar&quot;dan elde edilen gelirin izini kaybettirmeye çalışanlara yönelik düzenlenen operasyonda 68 şüpheli gözaltına alındı. 76 milyar lirayı aşan kara para trafiğinde şüphelilerin, elektronik para kuruluşları üzerinden gelen yüksek tutarlı paraları farklı banka hesaplarına aktardıktan sonra büyük bölümünü kripto varlık hizmet sağlayıcılarına transfer ettikleri tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığınca hazırlanan &quot;Analiz ve Değerlendirme Raporu&quot; doğrultusunda çalışma başlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik para kuruluşları üzerinden gelen yüksek tutarlı paraların farklı banka hesaplarına aktarıldığını, ardından büyük bölümünün kripto varlık hizmet sağlayıcılarına transfer edildiğini belirleyen ekipler, para transferi açıklamalarında da yasa dışı bahis ve kumar faaliyetleriyle ilişkilendirilebilecek ifadelerin yer aldığını tespit etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankacılık işlem kayıtlarını inceleyen ekipler, hesaplarda toplam 100 bin 25 işlem gerçekleştirildiğini, hacminin ise 76 milyar 284 milyon 877 bin 311 lira olduğunu, bunların da bir kısmının kripto varlık hizmet sağlayıcılarına aktarıldığını ortaya çıkardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmaların devamında kripto varlıklara aktarılan tutarların büyük bölümünün USDT’ye (değeri 1 dolara endeksli olan kripto para) dönüştürülerek dış cüzdanlara transfer edildiğini, bu yöntemle paranın izinin kaybettirilmeye çalışıldığını belirleyen ekipler, parasal hareketliliğin yasa dışı bahis gelirinden kaynaklandığını belirledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekipler, yaptıkları incelemelerin ardından kimlik ve adreslerini belirledikleri şüphelilerin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Operasyonda gözaltına alınan 68 zanlı, işlemleri için Emniyet&#039;e götürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKAN GÜRLEK&#039;TEN AÇIKLAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanı Akın Gürlek de yasa dışı bahis operasyonlarına ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden paylaşımda bulundu. Gürlek, mesajında şu ifadelere yer verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurumlarımızla güçlü koordinasyon ve eş güdüm içerisinde kara para aklama, yasa dışı bahis, uyuşturucu ticareti ve organize suçlarla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa dışı bahis ve sanal ağlar üzerinden yürütülen suç faaliyetlerine, suçtan elde edilen gelirlerin finansal sisteme sokulmasına, gençlerimizi ve toplumumuzu hedef alan uyuşturucu ticaretine karşı devletimizin tüm birimleriyle sahada, dijital mecralarda ve finansal sistem içinde etkin bir mücadele veriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca hazırlanan raporlar doğrultusunda önemli bir operasyon gerçekleştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;76,3 MİLYAR TL İŞLEM HACMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphelilere ait hesaplarda yaklaşık 76,3 milyar TL işlem hacmi bulunduğu, kripto hesaplara büyük tutarlar aktarıldığı, bu tutarların USDT’ye çevrilerek dış cüzdanlara gönderildiği ve paranın izinin kaybettirilmeye çalışıldığı tespit edilmiş; soruşturma kapsamında 78 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde ise Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirme veya bu nitelikte yayın yapma” suçlarına yönelik 10 soruşturma kapsamında operasyon başlatılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dosyalar kapsamında 25’i cezaevinde olmak üzere toplam 119 şüphelinin atılı suçlara ilişkin eylemleri tespit edilmiş; yapılan tespitlerin ardından 88 şüphelinin 89 ayrı adresine yönelik eş zamanlı operasyon icra edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu başarılı soruşturmaları koordine eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları sahada titizlikle yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul Emniyet Müdürlüğümüze, Ankara Emniyet Müdürlüğümüze, Siber Suçlarla ve Narkotik Suçlarla Mücadele birimlerimiz ile Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığımıza teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet teşkilatımız, kolluk birimlerimiz ve ilgili tüm kurumlarımızla birlikte; suç ve suçluyla mücadelemizi hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdüreceğiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br&gt;&lt;br&gt;[Edited at 2026-07-10 13:08 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | &quot;FETÖ&#039;nün mahrem imamı emniyetteki yapılanmayı anlattı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114278#3114278</link>
			<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:02:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;FETÖ&#039;nün mahrem imamı emniyetteki yapılanmayı anlattı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ADO_NOT:::&lt;br /&gt;__________&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;_______&lt;br /&gt;___________&lt;br /&gt;TÜRKİYE BÖYLE YOLLARDAN GEÇTİ... DERS ALINSIN VE TEKRARI OLMASIN... TARİKATÇI VE CEMAATSAL TÜM YAPILANMALAR LAĞVEDİLMELİ. HANGİ FELAKETLER YAŞANMIŞTI ASLA UNUTULMAMALI, DEVLET VE HÜKÜMET KATINDA GEREKLİ TÜM DERSLER ÇIKARTILMALI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜLKEMİZ VE İNSANLARI BU SARMALDAN KURTARILMALI. İLERİDE YİNE 15 TEMMUZ TİPLİ DARBE GİRİŞİMLERİ YAŞANMASIN.&lt;br /&gt;___________&lt;br /&gt;______&lt;br /&gt;___&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞANANLAR UNUTULMASIN DİYE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;______________________________________________&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün mahrem imamı emniyetteki yapılanmayı anlattı&lt;br /&gt;______________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ/PDY&#039;nın &quot;mahrem&quot; nitelikli sözde emniyet teşkilatı yapılanmasına ilişkin iddianamede, kendisi de bu yapının içinde yer alan gizli tanık &quot;Garson&quot;un beyanlarına yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;ANADOLU AJANSI&lt;br /&gt;Muhabir: Hanife Sevinç-Muhammed Enes Can-Mustafa Hatipoğlu&lt;br /&gt;31 Mayıs 2017&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;İSTANBUL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması&#039;nın (FETÖ/PDY) &quot;mahrem&quot; nitelikli sözde emniyet teşkilatı yapılanmasına ilişkin iddianamede, kendisi de bu yapının içinde yer alan gizli tanık &quot;Garson&quot;un beyanlarına yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca hazırlanan iddianamede, terör örgütünün &quot;mahrem&quot; nitelikli sözde emniyet teşkilatı yapılanmasında üst düzey görev üstlenen bir kişinin, 18 Nisan&#039;da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, örgütün &quot;mahrem imamlarıyla&quot; ilgili açıklamada bulunmak istediğini beyan ettiği, cep telefonu ve örgütsel işleyiş ile mensuplara ilişkin birçok bilgi içeren iki hafıza kartı verdiği anlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat eden kişinin &quot;Garson&quot; adıyla Tanık Koruma Kanunu prosedürü uygulanarak &quot;gizli tanık&quot; sıfatıyla ifadesinin alındığı belirtilen iddianamede, bu gizli tanığın beyanlarına yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre, 2011&#039;den beri FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili birçok bilgi edindiğini, bu kapsamda örgütün özellikle emniyet teşkilatı içerisinde yer alan mensuplarıyla ilgili fikir sahibi olduğunu söyleyen gizli tanık, bahsettiği kişilerle örgütün hareket ve strateji tarzıyla ilgili ayrıntılı bilgilerin hafıza kartlarında ve telefonunda olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli tanık, zaman zaman yapılan toplantılarda örgütün bölge sekreteri olarak tanımladıkları kişilerin bu bilgileri getirdiklerini belirterek, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ayrıca şahsen tanıdığım kişileri de bu kartlara yazdım. Bu kartlarda bildiğim kadarıyla 4 bin 700 civarında FETÖ mensubunun bilgileri vardır. İlk aklıma gelen kişiler Temel Alsancak (Emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.), Hamza Sevinç (Bu kişi Temel Alsancak&#039;dan önce emniyet teşkilatındaki FETÖ üyesi kişilerin üst düzey sorumlusudur.), Mehmet Alıç (İstanbul emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.), Ercan Şahin (Erzurum emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.), Yavuz Kaya (İzmir emniyet teşkilatındaki FETÖ mensubu şahısların en üst düzey sorumlusudur.) Söylediğim gibi benzer şekilde binlerce FETÖ mensubu ile ilgili bilgi kartlarda bulunmaktadır. Ben darbe teşebbüsü ve daha önceki süreç içerisinde bu örgütün gerçek yapısını anlayıp devlet için oldukça tehlikeli bir oluşum olduğuna kanaat getirdiğim için kendi irademle başvurma gereği duydum.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Mahrem yapıda yer aldım&quot;&lt;br /&gt;______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli tanık &quot;Garson&quot;, 27 Nisan&#039;da savcılıkça alınan ifadesinde ise gençlik yıllarında muhafazakar bir çevrede yetişmiş olma ve maddi imkanlarının yetersiz kalması nedeniyle o zamanlar dini cemaat gözüyle baktığı bu yapıya dahil olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yapının evlerinde kalarak sohbetlerine katıldığını, çeşitli kuruluşlarında çalıştığını anlatan gizli tanık, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Yaklaşık 8-9 yıl kadar önce de emniyet mahrem yapısı olarak nitelendirdiğimiz yapıya dahil oldum. Bu yapı, Türkiye Cumhuriyeti emniyet teşkilatıyla ilgili polis okulları ve polis akademisine girişlerin takibi, giren cemaat mensuplarının davranış ve strateji tarzlarının belirlenerek uygulanması, okuldan mezun olarak emniyet görevlisi sıfatıyla işe başladıktan sonra da bu kişilerin takibini gerçekleştirir. Bu doğrultuda toplantılar düzenleyerek örgüte mali kaynak sağlanması ve örgüt içerisinde yer alan emniyet görevlilerinin gerektiğinde görevlerinin gereğine aykırı olarak örgüt talimatları doğrultusunda ve örgütün hedeflerini gerçekleştirmesine yönelik işlemleri yürütür. Bu kişiler benim dahil olduğum süre zarfında sivil kişilerden oluşmaktaydı. Bu şahıslar kod isimleriyle anılırlardı. Beni mahrem hizmetler yapısına dahil eden kişi ise o dönemde İzmir&#039;de öğretmenlik yaptığını hatırladığım Ertuğrul kod ismini kullanan Temel Alsancak&#039;tır.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahrem hizmetlerin Marmara (İstanbul), Ankara, Ege (İzmir), Gaziantep ve Erzurum olmak üzere 5 bölgeye ayrıldığını, Alsancak&#039;ın o dönemde Ankara bölgesi mahrem yapılanmasının en üst düzey sorumlusu olduğunu ifade eden gizli tanık, &quot;Bu yapıya mensup kişiler aynı zamanda himmet olarak tabir edilen örgüte maddi yardım niteliğindeki kaynağı toplayıp iletmekteydi. Zaman içerisinde bu şekilde bazı mahrem imamlar tarafından toplanan kaynağın kişisel amaçlar doğrultusunda kullanıldığını ve insanların sömürüldüğünü düşünmeye başladım. Bu şekilde örgütten soğumaya başladım. 17-25 Aralık sürecinden sonra da bu örgütü daha fazla kendi içimde sorgulamaya başladım. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da örgütle irtibatımı tamamen kopartmaya karar verdim.&quot; diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara&#039;da &quot;mahrem imamlar&quot; toplantısı&lt;br /&gt;________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahrem imamlar olarak genellikle Ankara&#039;da ayda bir olmak üzere toplantılar düzenlediklerini, bu toplantıya 5 bölgenin sorumlularının katıldığını, kendisinin de bu toplantılarda yer aldığını dile getiren gizli tanık, örgüt tarafından emniyet teşkilatı içerisinde yer alan herkesin örgüte yakın veya uzak olup olmadığına, örgütle ilgili kanaati, mezhebi, dünya ve siyasi görüşüne göre sınıflandırmalar yapıldığını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 5 bölgeye bağlı küçük bölge olarak adlandırılan alt bölgeler olduğunu, bunların sorumlularının da &quot;mahrem hizmetler&quot; sınıfında yer aldığını kaydeden gizli tanık, &quot;Alt bölgelerden toplanan bilgiler, &#039;himmet&#039; olarak tabir ettiğimiz paralar 5 bölgenin üst düzeydeki temsilcilerine aktarılır. Bu şekilde bir bilgi ve maddi kaynak havuzu oluşturulmuştur. Tüm personelle ilgili bilgiler de bu şekilde kayıt altına alınmıştır.&quot; beyanında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Personel bilgileri kodlarla belirtildi&lt;br /&gt;___________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı çalışan tüm personelin çeşitli kodlarla belirtilerek haklarındaki bilgilerin tespit ve kayıt altına alındığını belirten gizli tanık, verdiği &quot;Güncel Lise Kitabı&quot; başlıklı dosyada Türkiye&#039;de görev yapan tüm polis memurlarıyla ilgili bilgiler olduğunu, &quot;2015 Mart alan&quot; başlığı içerisindeki dosyada örgüt içinde yer almayanların &quot;AD&quot;, daha önce sohbetlere katılmış ancak irtibatını kesenlerin &quot;C&quot;, örgüt üyesi olmayan ancak muhafazakar olduğu değerlendirilerek örgüte dahil etme potansiyeli görülen kişilerin de &quot;Dil&quot; ibaresiyle ifade edildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir zaaf ve eksiği görülmeyen, tamamen kendisini örgüte teslim etmiş ve örgütün talimatlarından kesinlikle çıkmayacağı değerlendirilen kişilerin &quot;Saya&quot;, idarecilik vasfı olmayanların &quot;Say&quot;, yöneticilik vasfı olan, kendisini örgüte teslim etmiş, sivilin olmadığı durumlarda sohbet hocalığı yapabileceği değerlendirilenlerin de &quot;Sayv&quot; ibaresiyle belirtildiğini anlatan gizli tanık, &quot;SC&quot; ibaresiyle 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütten kopmuş olan ancak tekrar örgüte dahil edilmeye çalışılan kişilerin kastedildiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli tanık, &quot;2015 Mart alan dışı&quot; sütunundaki &quot;EBL&quot; ibaresiyle Alevi kişilerin, &quot;MİSYON&quot; ibaresiyle örgüt mensubu olup misyon koruma görevinde olanların, &quot;MNML&quot; ibaresiyle diğer cemaatlere mensup kişilerin, &quot;ZAAF&quot; ibaresiyle örgüt mensubu çeşitli zaafları olanların &quot;A-D-S&quot; ibaresiyle örgüt mensubu olup hem karşı cins zafiyeti olan hem dersleri aksatan hem de sigara içen kişilerin, &quot;H-D&quot; ibaresiyle örgüt üyesi olup himmeti ve dersleri aksatanların, &quot;ARA YAPI + İZDİVAÇ&quot; ibaresiyle hem ümitlerle hem de izdivaçla ilgilenen kişilerin, &quot;ASİSTAN&quot; ibaresiyle okul hizmeti, yani hala okullarda öğrenci olan kişilerle ilgilenenlerin belirtildiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;17-25 Aralık&#039;tan sonra 18 milyon lira toplandı&quot;&lt;br /&gt;______________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İfadesinde FETÖ/PDY terör örgütünün mali yapılanması ile ilgili bilgiler de paylaşan gizli tanık, &quot;FETÖ&#039;nün Emniyet Genel Müdürlüğündeki mali yapılanmasının iki ana ayağı vardır. Birincisi buradaki FETÖ üyelerinden toplanan paralar, diğeri ise sivil kaynaktan yani dışarıdan gelen paralardır. FETÖ üyesi polis memurlarından 110, meslekten geçme amirlerden 160, amir ve müdürlerden ise 220 lira aylık &#039;himmet&#039; adı altında para alınması esastır.&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan ödemelerin &quot;Sabit Giderler&quot; isimli dosyada yer aldığını ifade eden gizli tanık, şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;17/25 Aralık süreci sonrasında özellikle polis memuru örgüt üyelerinin örgütten koparak himmet vermemesiyle örgütün gelirlerinde azalma olmuştur. Açık, ihraç ve avukat giderlerinin artmasıyla toplanan para yetmemeye başlamıştır. Örgütün elebaşı Fetullah Gülen&#039;in talimatıyla yeni gelir elde edebilmek için bir kez her örgüt üyesinden çeyrek altın, 2 defa kurban organizasyonu ve 1 defa da fitre organizasyonu yapılarak 18 milyon lira toplandı. Bu para 15 Temmuz 2016&#039;ya kadar örgütün gelir gider bilançosundaki eksiklik için kullanıldı. 2015&#039;in ilk çeyreğinde 6 seferde &#039;Türkiye emniyet imamı&#039; Hamza Sevinç&#039;in bilgisi dahilinde 6 milyon dolar sivil yapılanmadan destek olarak alındı. Bu paranın 3,5 milyon doları 2016 Ağustos ve 2017 Mart arasında kullanıldı. Şu an tahmini olarak FETÖ emniyet organizasyonun 2,5 milyon doları bulunmaktadır.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 bin 672 kişi mahrem yapıda yer aldı&lt;br /&gt;______________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamede, gizli tanığın verdiği dosyaların incelenmesinde, 4 bin 672 kişilik emniyet teşkilatının mahrem yapılanması içerisinde yer alan üst düzey şahıslara ve ailelerine ait kimlik bilgileri, terör örgütü içerisinde kullandıkları kod adları, medeni halleri, eğitim durumları, çalıştıkları özel ve kamu kuruluşları, adres ve irtibat numaraları, örgüt içerisindeki konumları ve sorumluluklarına ilişkin bilgiler içeren verilerin elde edildiği anlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tespiti yapılan 4 bin 672 kişinin bin 448&#039;inin söz konusu terör örgütüyle ilgili yapılan soruşturmalar kapsamında tutuklu olduğu, 579&#039;nun firari konumda bulunduğu, 489&#039;nun serbest bırakıldığı, 283&#039;ünün ise adli kontrol kaydıyla serbest bırakıldığı belirtilen iddianamede, yine tespit edilen tüm şahıslardan 3 bin 660&#039;ının münhasıran terör örgütü mensuplarınca kullanılan &quot;ByLock, Talk And Chat&quot; isimli program kullanıcısı olduğu, 2 bin 157&#039;sinin terör örgütü liderinin talimatıyla olduğu bilinen örgütün finans kuruluşu Bank Asya&#039;da 17-25 Aralık 2013&#039;ten sonra hesap açma veya hesap artışı hareketinin bulunduğu kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamede, 152 kişinin de &quot;KPSS&#039;de usulsüzlük&quot; soruşturmasının şüphelisi olduğu, 2 bin 989 hakkında ise yurt genelinde terör örgütüne yönelik soruşturmalarda işlem yapıldığının tespit edildiği bildirildi.&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__________&lt;br /&gt;Ado_Not::::&lt;br /&gt;___________&lt;br /&gt;NERELERDE SAKLANIYORLAR??&lt;br /&gt;BU KAÇAKLARDAN KAÇI YAKALANDI?&lt;br /&gt;BİLEMİYORUM GÜNCEL DURUMU...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;___________________________________&lt;br /&gt;Son dakika haberi: İçişleri Bakanlığı açıkladı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte mavi kategoride aranan FETÖ&#039;cüler&lt;br /&gt;____________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güncelleme Tarihi: Haziran 22, 2020 08:15&lt;br /&gt;Oluşturulma Tarihi: Haziran 22, 2020 08:15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fetullahçı Terör Örgütü&#039;nün Mavi kategoride arananlar listesi de belli oldu. Listede 22 isim bulunurken aralarında örgütün azılı mensuplarından Emrullah Uslu, Ahmet Hamdi Parlak gibi isimler de yer aldı. Kırmızı, Mavi, Yeşil, Turuncu ve Gri olarak 5 ayrı kategoride değerlendirilen terörist suçlusu ya da şüphelilerini ihbar eden vatandaşlar, şahsın bulunduğu kategoriye göre ödül kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHMET CAN&lt;br /&gt;Kocaeli eski KOM müdürü olan Ahmet Can, yargıdaki FETÖ yapılanmasını koordine ediyordu. 10 Ocak 2014&#039;ten bu yana ABD&#039;de olan Can için ABD&#039;ye iade talebinde bulunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHMET HAMDİ PARLAK&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün CHP&#039;den sorumlu &#039;siyaset imamı&#039; olan Ahmet Hamdi Parlak, medya ve yurt dışıyla da ilgileniyordu. Aynı zamanda Şuan firari olan Parlak&#039;ın, MİT tırlarının durdurulması ve Cumhuriyet&#039;te haberinin yayınlanmasıyla ilişkisi bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ ÇAKMAK&lt;br /&gt;MİT tırlarını 1 Ocak 2014&#039;te Hatay&#039;ın Kırıkhan ilçesinde sahte ihbarla durdurup aramak isteyen FETÖ&#039;cülerin başarısız olmasının ardından FETÖ&#039;nün &#039;jandarma imamı&#039; olan Ali Çakmak&#039;ın talimatıyla Ankara&#039;daki askeri unsurlar devreye sokularak 19 Ocak 2014&#039;te Adana Ceyhan&#039;da durdurulup arandı. Ali Çakmak&#039;ın ayrıca Hrant Dink davası sanığı eski Jandarma Yarbay Muharrem Demirkale ile de sıkı irtibatı saptandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ SEMERCİ&lt;br /&gt;Bir dönem FETÖ&#039;nün &#039;Türkiye Kara Kuvvetleri imamı&#039; olan Gülen&#039;den aldığı MİT tırlarının durdurulması ve basına servis edilmesi talimatını uyguladı. MİT tırlarının hemen öncesinde 17-25 Aralık yargısal darbe girişiminin başarısız olması üzerine görevden &#039;Türkiye Kara Kuvvetleri imamlığı&#039; görevinden alınarak Pakistan&#039;a gönderildi. Türkiye&#039;den en son 19 Haziran 2016&#039;da çıkış yapan Semerci bir daha Türkiye&#039;ye dönüş yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARBAROS KOCAKURT&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün beyin takımında yer aldığı belirtilen Barbaros Kocakurt, FETÖ&#039;nün yurt dışından Türkiye&#039;ye para aktarmada kullandığı Hawala sistemini yönetiyordu. Para toplama ve dağıtmada Kapalıçarşı&#039;yı üs olarak kullanan Kocakurt, bir dönem örgütün &#039;Türkiye imamlığı&#039; bir dönem ise &#039;İstanbul imamlığı&#039;nı yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün adli tıp yapılanmasında rolü olan Kocakurt ayrıca İzmir&#039;deki FETÖ okulu olan Yamanlar Koleji&#039;nin de kurucu müdürüydü. 7 Ağustos 2014&#039;te yurt dışına kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EMRULLAH USLU&lt;br /&gt;Rütbesi alınan eski Emniyet Genel Müdürlüğü personeli olan Emrullah Uslu, basında kendini Emre Uslu diye tanıtıyor. ABD&#039;de yaşayan Uslu, &quot;sorumlu&quot; düzeyde. Rus Büyükelçi Karlov suikastı faili Altıntaş&#039;ın FETÖ/PDY&#039;nin amacı doğrultusunda düzenlediği saldırıdan sonra sosyal medyada algı operasyonu başlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke ve dünya kamuoyunu yanıltmak amacıyla saldırı arkasında El Kaide-El Nusra terör örgütlerinin olduğunu iddia eden paylaşımlarda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAMZA SEVİNÇ&lt;br /&gt;Bir dönem FETÖ&#039;nün &#039;emniyet imamlığı&#039;nı yapan Hamza Sevinç, emniyet yapılanmasına ait mal varlıklarını yönetiyor, para topluyordu. 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar emniyet imamlığı görevinde bulunan Sevinç, FETÖ adına inşaat yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firari olan Sevinç, Karlov suikastında istihbarat toplayan, sergi organizasyonu için teklifte bulunan ve katil Altıntaş&#039;ın radikalleştiği süreçte, Karlov&#039;un öldürülmesi yönündeki talimatı, örgütsel hiyerarşiye göre &#039;genel müdür&#039; pozisyonundaki bulunan Murat Tokay&#039;a ileten isim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLYAS ŞAHİN&lt;br /&gt;Firari yargıtay üyelerinden olan İlyas Şahin, &#039;yargıtay imamı&#039; olarak önemli davaların dosya örneklerini Gülen&#039;e götürüyordu. Gülen&#039;den aldığı talimatları, Yargıtay içerisinde uygulatıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal ile eski MHP&#039;li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internet ortamında yayımlanmasıyla gündeme geldiyse de, Kozmik Oda, Ergenekon, Balyoz, Futbolda Şike, Oda TV, Devrimci Karargah, Askeri Casusluk, 17/25 Aralık, MİT tırlarının durdurulması, Selam Tevhid, Tahşiye Grubu&#039;na Kumpas ve yasa dışı dinlemelere ilişkin soruşturma ve davalarda da adı geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Temmuz 2016&#039;da hakkında yakalama kararı çıkan Şahin firari durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUDRET ÜNAL&lt;br /&gt;FETÖ elebaşının ceketinin üstünden tansiyon ölçen doktoru Kudret Ünal, darbe girişiminden önce TSK imamlarına gönderdiği mail ile anlattığı sözde rüya ile &quot;Darbeye hazırlanın&quot; talimatını iletti. Firari Ünal, ABD&#039;de yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAHMUT AKDOĞAN&lt;br /&gt;FETÖ kurumlarından İzmir&#039;deki özel Şifa Hastanelerinin kurucusu olan Mahmut Akdoğan, 5-10 kez Fethullah Gülen ile ABD&#039;de görüşecek kadar ona yakın ve hemşehrisi. Doktor olan Akdoğan, örgüte para toplamak için hayırsever bir iş adamını kandırarak tüm mal varlığına çöktüğüne ilişkin bir davadan da yargılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ Çatı iddianamesi sanığı olan firari Mahmut Akdoğan&#039;ın örgütün üst düzey yöneticilerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAHMUT AKPINAR&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün bir dönem &#039;mülkiye imamı&#039; olan Mahmut Akpınar, paralel içişleri bakanı gibi çalışarak kripto vali, kaymakam ve diğer mülki amirleri yönetiyordu. 17-25 Aralık sürecinde etkin olan Akpınar&#039;ın, &#039;paralel içişleri bakanlığını 20 yıl sürdürdüğü öğrenildi. Akpınar son olarak örgüt içindeki çözülmenin sinyallerini açık eden bir isim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşik Krallık&#039;a firar eden Akpınar, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bağlandığı canlı yayında girişime övgülerde bulunurken halkın sokağa çıkmayacağını iddia ediyordu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;MEHMET YAŞA&lt;br /&gt;New York Eyalet Abisi olan Mehmet Yaşa, Pensilvanya&#039;da Gülen&#039;in kamp ve sohbet organizasyonlarını ayarlıyor. FETÖ&#039;nün kamplarından biri olan Abant toplantısında Gülen&#039;in &quot;Cumhuriyet ve Sözcü&#039;den birilerinin olması&quot; talimatını ileten kişi olduğu Bylock kayıtlarından saptandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MURAT KARABULUT&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün bir dönem &#039;MİT imamı&#039; olan Murat Karabulut, 4 Şubat 2014&#039;te firar ettikten sonra &#039;Asya İmamı&#039; olarak görevlendirildi. 17/25 Aralık süreci ve MİT&#039;e kumpastan yargılanan Karabulut, FETÖ elebaşının yanında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MURAT TOKAY&lt;br /&gt;Rus Büyükelçi Karlov&#039;u katleden terörist Altıntaş&#039;ın FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde &#039;genel müdürü&#039; olan Murat Tokay, Ankara&#039;daki FETÖ mensuplarının da sorumlusuydu.. Örgütün &quot;Türkiye Emniyet imamı&quot; olarak görev yapan Temel Alsancak ve Hamza Sevinç&#039;ten Karlov&#039;un öldürülmesi talimatını alarak Altıntaş&#039;a iletmesi üzere Ahmet Kılınçarslan&#039;a ileten firari Tokay, Bank Asya için para topladığı, FETÖ&#039;nün eğitim kurumlarında çalıştığı biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NECDET BAŞARAN&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün &#039;Hollanda imamı&#039; olan Necdet Başaran, FETÖ&#039;nün para kasası olarak biliniyor. Örgütün üst düzeyleri arasında gösterilen Başaran, FETÖ&#039;nün Avrupa yapılanmasının da başında görünüyor. Gülen&#039;in Pensilvanya&#039;da yaşadığı malikaneyi satın alarak örgütün vakıflarından birine bağışlayan Başaran için Hollanda&#039;ya iade talebinde bulunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSMAN HİLMİ ÖZDİL&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün &#039;emniyet imamı&#039; olan Osman Hilmi Özdil, 17-25 Aralık kumpasında aktif görev üstlendi. Örgüt içinde &#039;Kozanlı Ömer&#039; kod adını kullanan Özdil, 17-25 Aralık kumpası başarısız olunca görevden alındı ve yurt dışına kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RIDVAN AKOVALI&lt;br /&gt;FETÖ çatı iddianamesinde yargılanan Rıdvan Akovalı, FETÖ&#039;nün &#039;GATA imamı&#039;ydı. Akovalı, birçok örgüt üyesinin usulsüz olarak askeri okullara girmesini sağladı. 9 Nisan 2014&#039;te yurt dışına kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAİT AKSOY &lt;br /&gt;FETÖ elebaşının &#039;sır kutusu&#039; olduğu söylenen Sait Aksoy, FETÖ&#039;nün &#039;asker ve polis okulları sorumlusu&#039; olarak görev yapıyordu. Örgüt mensubu öğrencilerin askeri okul ve polis okullarına yerleştirilmesini koordine eden Aksoy, 12 Ağustos&#039;ta 2014&#039;te yurt dışına kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜLEYMAN UYSAL&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün &#039;Alevilerden sorumlu imamı&#039; 9 Ağustos 2014&#039;te yurt dışına kaçtı. Cami-cemevi projesiyle Alevi cemaatinde tepki toplayan Uysal, Alevilerle ilgili politikalar belirleyip kitle örgütü ve derneklerle temaslarını yürütüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMEL ALSANCAK&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün emniyetteki kriptolarından olan Temel Alsancak, en üst düzey sorumlusu olduğuna yönelik gizli tanık beyanı var. &quot;Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek&quot; suçundan yargılandığı dava bulunuyor. &quot;Kadir&quot; kod adını kullandı. Suikast emrini Altıntaş&#039;a iletilmek üzere Tokay&#039;a aktardı. Örgüt elebaşının çağrısının ardından Bank Asya&#039;ya yaklaşık 32 bin lira yatırdı. Kapatılan birçok şirkette çalışma kaydı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet, darbe girişiminin ardından &quot;Türkiye Emniyet imamı&quot; olarak görevlendirildiği, darbe girişiminden bu yana firari durumda olduğu, Şubat 2018 itibarıyla Almanya&#039;da bulunduğu yönünde rapor verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TUNCAY DELİBAŞI&lt;br /&gt;FETÖ elebaşı Gülen&#039;in özel doktorlarından olan Tuncay Delibaşı, örgütün tepe yöneticileri arasında gösteriliyor ve FETÖ çatı davasından aranıyor. Hacettepe Üniversitesi&#039;nde, dönemin rektörüyle birlikte kurdukları vakıf aracılığıyla ABD&#039;ye milyonlarca dolar para gönderdiğine ilişkin bir davası daha söz konusu. Delibaşı&#039;nın ayrıca &#039;organ ticareti&#039; yaptığı da ortaya çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZİYA DEMİREL&lt;br /&gt;Örgütün &#039;Alevilerden sorumlu imamı&#039; Süleyman Uysal&#039;ın yardımcısı olan Demirel 30 Eylül 2015&#039;te yurt dışına kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Sabah Gazetesi / Sema Alim Dalgıç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;EŞGALLERİ, FOTURAFLARI YUKARIDAKİ BAĞLANTIDAN GÖRÜLEBİLİR... &lt;br /&gt;============================================&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__________&lt;br /&gt;ADO_NOT:::&lt;br /&gt;__________&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;_______&lt;br /&gt;___________&lt;br /&gt;TÜRKİYE BÖYLE YOLLARDAN GEÇTİ... DERS ALINSIN VE TEKRARI OLMASIN... TARİKATÇI VE CEMAATSAL TÜM YAPILANMALAR LAĞVEDİLMELİ. HANGİ FELAKETLER YAŞANMIŞTI ASLA UNUTULMAMALI, DEVLET VE HÜKÜMET KATINDA GEREKLİ TÜM DERSLER ÇIKARTILMALI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜLKEMİZ VE İNSANLARI BU SARMALDAN KURTARILMALI. İLERİDE YİNE 15 TEMMUZ TİPLİ DARBE GİRİŞİMLERİ YAŞANMASIN.&lt;br /&gt;___________&lt;br /&gt;______&lt;br /&gt;___&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞANANLAR UNUTULMASIN DİYE&lt;br /&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;___________________________________________________________________&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün sözde TSK imamı Adil Öksüz&#039;ün kaçmasına yardım eden şüpheli tutuklandı&lt;br /&gt;___________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün sözde TSK imamı Adil Öksüz&#039;ün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra saklandığı evde yanında kalan ve kaçmasını sağlayan Cihat Yıldız&#039;ın da aralarında bulunduğu 3 şüpheli tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;AA - Ümit Türk, Başak Akbulut Yazar&lt;br /&gt;26 Ağustos 2024&lt;br /&gt;Güncelleme: 27 Ağustos 2024&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul&#039;da Fetullahçı Terör Örgütü&#039;ne (FETÖ) düzenlenen operasyonda, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ&#039;nün sözde TSK imamı Adil Öksüz&#039;ün kaçmasını sağlayan Cihat Yıldız&#039;ın da aralarında bulunduğu 3 şüpheli tutuklandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün firar ve güncel yapılanması içerisinde faaliyet gösteren kişilere yönelik çalışmalarda, Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğünün uygulama noktasında durdurulan araçtan kaçmaya çalışan şüpheliler Cihat Yıldız ve Ahmet Hızal takip sonucu yakalandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçmaya çalıştıkları aracın plaka numarası üzerinden yapılan incelemede, aracın Adem Bora&#039;ya ait olduğu tespit edildi. Şüpheli Adem Bora ikametinde gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama noktasında yakalanan şüphelilerden Yıldız&#039;ın, FETÖ&#039;nün TSK imamı olarak bilinen Adil Öksüz ile bağlantılı olduğu, Öksüz&#039;ün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Üsküdar&#039;da saklandığı evde bir hafta yanında kaldığı ve Öksüz&#039;ü evden alarak Rüştü kod isimli örgüt üyesiyle bir araçla kaçmasına yardım ettiği tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün sözde Amasya il imamı olarak da görev yaptığı kaydedilen Cihat Yıldız&#039;ın, örgütün Hava Harp Okulu yapılanmasında &quot;genel müdür&quot; konumunda sorumlu üst düzey görevli olduğu belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 yıldır firari şüpheli olarak aranan Yıldız&#039;ın, örgüte ait gaybubet evlerini temin etme ve örgüt üyelerinin yurt dışına kaçmasına yardım etme faaliyetlerinde bulunduğu, örgütün kriptolu haberleşme uygulaması ByLock kullandığı tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihat Yıldız&#039;ın, örgüte iltisaklı kurumlarda öğretmen olarak çalıştığı ve &quot;Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs&quot; suçundan arandığı anlaşıldı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diğer şüpheliler&lt;br /&gt;_____________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihat Yıldız ile yakalanan şüpheli Yavuz kod adlı Ahmet Hızal&#039;ın da Hava Kuvvetleri Komutanlığı&#039;nda görevli örgüt üyesi askeri personellerden sorumlu doktor konumunda olup, askeri mahrem yapılanma içinde faaliyet gösterdiği belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenlikten ihraç edildiği ortaya çıkan Ahmet Hızal&#039;ın da ByLock kullandığı ve Bank Asya&#039;da hesabının bulunduğu tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheli Adem Bora&#039;nın ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde binbaşı rütbesindeyken Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildiği ve &quot;FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne&quot; üye olma suçundan işlem gördüğü öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgütün güncel yapılanmasında aktif rol aldığı anlaşılan Bora&#039;nın, firari örgüt üyelerine barınma imkanı sağladığı ve örgütle bağlantılı faaliyetlerde bulunduğu öne sürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakalanan şüpheliler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildikten sonra çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil Öksüz&#039;ün kaçmasına yardım eden şüpheli ile içinde yakalandığı aracın sahibinin ifadesi ortaya çıktı&lt;br /&gt;_________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul&#039;da Fetullahçı Terör Örgütü&#039;ne (FETÖ) yönelik operasyonda, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra örgütün sözde TSK imamı Adil Öksüz&#039;ün kaçmasını sağladığı gerekçesiyle tutuklanan Cihat Yıldız ile içerisinde yakalandığı aracın sahibi Adem Bora&#039;ın hakimlik ifadesine ulaşıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığındaki sorgularının ardından tutuklamaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen şüphelilerden Cihat Yıldız, hakimlikteki kimlik tespitinde mesleğinin öğretmen olduğunu belirtti. Suçsuz olduğunu savunan Yıldız, serbest bırakılmasını istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız&#039;ın avukatı da müvekkilinin serbest bırakılmasını talep ederek, tanıkların suçtan kurtulmak için iftira attıklarını iddia etti. Müvekkilinin Türkiye&#039;deki adli makamlara güvenmediği için teslim olmadığını ancak yurt dışına da kaçmaya çalışmadığını öne süren avukat, Yıldız&#039;ın İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nde aynı suçtan yargılandığını ve dosyanın bu mahkemeye gönderilmesi gerektiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihat Yıldız&#039;ın Ahmet Hızal ile içinde yakalandığı aracın sahibi Adem Bora ise çalışmadığını, aylık gelirinin 20 bin lira olduğunu beyan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serbest bırakılmasını isteyen Bora, &quot;Ben bu konuda emniyette ve savcılıkta ifade verdim. O ifademi aynen tekrar ederim, önce Cihat Yıldız otostop çekti, birkaç metre ilerisinde de Ahmet Hızal otostop çekti. Serbest bırakılmayı talep ediyorum.&quot; ifadesini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutuklama kararı&lt;br /&gt;______________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakimlikte alınan ifadelerin ardından iki şüphelinin &quot;silahlı terör örgütüne üye olmak&quot; suçundan tutuklanmasına karar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararda, Cihat Yıldız&#039;ın &quot;FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Hava Kuvvetleri yapılanmasında &#039;genel müdür&#039; pozisyonunda olup, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında terör örgütünün TSK imamı olduğu değerlendirilen Adil Öksüz&#039;ün Türkiye&#039;de saklanmasında ve yurt dışına kaçırılmasında rol aldığı&quot; belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgüt bünyesinde kod isimleri kullandığı belirlenen Yıldız ile ilgili &quot;FETÖ&#039;nün Amasya il imamı olarak faaliyet gösterdiği, örgütün kripto haberleşme programı olan ByLock&#039;u kullandığı, örgüt elebaşının talimatından sonra Bank Asya&#039;ya para yatırdığı, örgütün tepe yöneticileriyle irtibatı bulunduğu ve terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde örgütsel bir gizliliğe riayet etmek amacıyla kullanılan Signal isimli programın kullanıcısı olduğu&quot; tespitlerine de kararda yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararda, Yıldız&#039;ın örgütteki pozisyonu ve darbe girişiminde etkin rol aldığı, darbe girişiminden sonraki süreçte de örgüt bünyesinde aktif olarak faaliyetlerde bulunduğu yönünde tanık ifadelerinin bulunduğu bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheli Adem Bora&#039;nın tutuklanma gerekçesinde ise Cihat Yıldız ve Ahmet Hızal ile seyahat ettiğine ilişkin tespitler, kamera kayıtları ve ankesör, büfe sorgu raporuna yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer şüpheli Ahmet Hızal ise çıkarıldığı başka hakimlikteki sorgusunun ardından tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün firar ve güncel yapılanması içerisinde faaliyet gösteren kişilere yönelik çalışmalarda, Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğünün uygulama noktasında durdurulan araçtan kaçmaya çalışan şüpheliler Cihat Yıldız ve Ahmet Hızal takip sonucu yakalanmış, araç sahibi Adem Bora ise ikametinde gözaltına alınmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız&#039;ın, FETÖ&#039;nün TSK imamı olarak bilinen Adil Öksüz ile bağlantılı olduğu, Öksüz&#039;ün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Üsküdar&#039;da saklandığı evde bir hafta yanında kaldığı ve Öksüz&#039;ü evden alarak Rüştü kod isimli örgüt üyesiyle bir araçla kaçmasına yardım ettiği belirlenmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgütün kriptolu haberleşme uygulaması ByLock kullandığı tespit edilen Yıldız&#039;ın, örgüte iltisaklı kurumlarda öğretmen olarak çalıştığı ve &quot;Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs&quot; suçundan 8 yıldır arandığı ortaya çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız ile aynı araçta yakalanan Ahmet Hızal&#039;ın da örgütün askeri mahrem yapılanması içinde faaliyet gösterdiği ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı&#039;nda görevli örgüt üyesi askeri personellerden sorumlu doktor konumunda olduğu, öğretmenlikten ihraç edildiği belirlenmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheli Adem Bora&#039;nın ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde binbaşı rütbesindeyken Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildiği ve &quot;FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne&quot; üye olma suçundan işlem gördüğü öğrenilmiş, örgütün güncel yapılanmasında aktif rol aldığı anlaşılan Bora&#039;nın firari örgüt üyelerine barınma imkanı sağladığı tespit edilmişti.&lt;br /&gt;___&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-07-10 12:53 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | FETÖ’nün ihanetinin 10’uncu yılında TSK’dan 26 bin FETÖ’cü atıldı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114248#3114248</link>
			<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:51:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; FETÖ’nün ihanetinin 10’uncu yılında TSK’dan 26 bin FETÖ’cü atıldı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;____________________________________________________&lt;br /&gt;FETÖ’nün ihanetinin 10’uncu yılında TSK’dan 26 bin FETÖ’cü atıldı&lt;br /&gt;____________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: Nedim Şener&lt;br /&gt;6 Temmuz 2026 05:57&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk tarihindeki en alçakça ihanetin, buna karşın Türk milletinin en onurlu kahramanlıklarından birisini sergilediği 15 Temmuz 2016 Fetullahçı Terör Örgütü’nün darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin tüm kurumlarına olduğu gibi, 40 yıl boyunca Türk silahlı Kuvvetleri’ne sızan FETÖ’cü hainlerin silahlarından çıkan mermi, uçaklardan attıkları bombalarla 253 vatan evladı şehit oldu. 2 bin 700 vatandaşımız yaralanıp gazi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen 10 yılda ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından korunan ve Türkiye’ye karşı kullanılan yurtdışındaki firari FETÖ mensupları ile yurtiçindeki 100 binlerce örgüt mensubu her gün Türk milleti aleyhine çalıştı, hâlâ çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise ara vermeden mücadelesini sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DIŞARIDAN PKK İLE PARÇALAYAMADILAR İÇERİDEN FETÖ İLE BÖLME PLANI DEVREDE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; PKK terör örgütünü kullanarak Türkiye’yi sınır ötesinden saldırılarla “parçalamayan” ABD, İsrail ve Almanya; İngiltere ile Fransa ve Yunanistan başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, FETÖ’yü kullanarak sınırlarımızın içinden “bölme” planlarından vazgeçmiş değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlâ devlet içinde uzantıları olduğu, sosyal medya dahil medyada etkili oldukları, siyaset ve sivil toplam kuruluşlarında yer aldıkları için kullanışlı bir örgüt olarak FETÖ’yü koruyup kolluyorlar. Türkiye’nin iadesini talep ettiği binlerce FETÖ mensubu hakkında işlem yapmamaları da bundan kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin acı tarafı; Türkiye düşmanı PKK ve FETÖ mensuplarına ev sahipliği yapanların büyük kısmı, bir amacı da terörle mücadele için işbirliği olan NATO’da müttefikimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, 119 ülkede bulunan 2 bin 765 FETÖ mensubu hakkında toplam 2 bin 950 iade talebinde bulundu. Bunların 777’si Almanya, 728’i ABD, 217’si Hollanda, 142’si Belçika, 133’ü Yunanistan, 57’si Fransa, 81’i İngiltere olmak üzere 2 bin 25’i ABD ve Avrupa ülkelerinde; yani Türkiye’nin NATO müttefiki ülkelerde rahatça yaşıyor. Yani NATO ülkeleri, Türkiye düşmanı FETÖ’cülerin yüzde 60’ını ülkelerinde barındırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki Türkiye düşmanı iki terör örgütü olan PKK ve FETÖ yanında DHKP-C gibi terör örgütleri hâlâ NATO ülkeleri tarafından korunup kollanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım Ankara’da yapılacak NATO toplantılarında müttefik ülkeler, Türkiye’nin bu konudaki çabalarına destek vereceklerini, en azından terör örgütlerine destek vermeyi keseceklerini açıklayacaklar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘SON FETÖ’CÜ KALMAYINCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın Türkiye her alanda FETÖ ile mücadelesini 10 yıldır kesintisiz sürdürüyor. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Genelkurmay Başkanı olduğunda kuvvet komutanlıklarının duvarlarına, “FETÖ ile mücadele son FETÖ’cü ordudan atılıncaya kadar devam edecektir” yazısı astıran Orgeneral Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanlığı döneminde de FETÖ ile mücadeleye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ’nün klasik terör örgütlerinden farklı olarak uzun yıllar boyunca gizlilik esasına dayalı hücre tipi bir yapılanma modeliyle hareket etmesi, kamu kurumlarında örgütsel aidiyetini gizleyerek kadrolaşması ve bir istihbarat örgütü benzeri yöntemler kullanması mücadelede derinlemesine analiz ve çok yönlü değerlendirmeleri zorunlu hale getirdi. 15 Temmuz sonrası Milli Savunma Bakanlığı ve TSK bünyesinde FETÖ ile mücadelede yaklaşımı şöyle oldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Temmuz darbe teşebbüsü, FETÖ’nün öncelikli hedeflerinden birinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu açık şekilde ortaya koydu. Bu nedenle mücadele süreci yalnızca geçmişteki örgütsel yapılanmanın tasfiyesiyle sınırlı tutulmadı; istihbarat, personel güvenliği, disiplin mekanizmaları ve kurumsal denetim süreçlerini kapsayan kalıcı bir güvenlik yaklaşımı benimsendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SADECE DARBECİLER DEĞİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adli makamlar, kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimleri arasında koordineli bir çalışma yürütüldü; anayasal düzene ve devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar ile terör örgütleriyle irtibat ve iltisak kapsamında elde edilen bilgiler hassasiyetle değerlendirildi. İhraç, rütbe geri alma ve göreve iade dahil olmak üzere adli ve idari işlemler objektif kriterler çerçevesinde uygulandı. Süreç içerisinde yalnızca darbeye aktif şekilde katılan personel değil; darbe girişimine çeşitli saiklerle göz yumduğu, kolaylaştırdığı veya örgütsel aidiyet taşıdığı değerlendirilen personel de detaylı incelemeler sonucunda TSK ile ilişiği kesildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ ile mücadele kapsamında personelin ihraç edilmesi, göreve iadesi ve rütbelerinin geri alınmasına ilişkin işlemler farklı dönemlerde farklı hukuki düzenlemeler temelinde yürütüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DARBEYE KATILAN 5.600 İHRAÇ EDİLEN 26 BİN FETÖ’CÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürecin ilk aşamasında, 21 Temmuz 2016 ile 18 Temmuz 2018 tarihleri arasında yayımlanan 667-701 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) esas alındı. 31 Temmuz 2018-31 Temmuz 2022 döneminde işlemler, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35’inci maddesi kapsamında Bakan onayıyla gerçekleştirildi. 31 Temmuz 2022 tarihinden itibaren ise süreç, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu ile TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği çerçevesinde Yüksek Disiplin Kurulları ile yürütülmeye devam etti. MSB verilerine göre; 15 Temmuz 2016’dan bugüne kadar toplam 26 bin 206 personel hakkında ihraç ve rütbe geri alma işlemi tesis edildi. Bunların 24 bin 8’i ihraç edilirken, 2 bin 198 emekli personelin rütbesi geri alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Temmuz darbe girişimine katılan FETÖ mensubu subay, astsubay ve uzman çavuş sayısının 5 bin 600 olduğu düşünüldüğünde, ihraç edilen ve rütbesi geri alınan TSK’daki 26 bini aşan FETÖ mensubunun tespit edilmesi verilen mücadelenin büyüklüğünü ve titizliğini de ortaya koyuyor. Darbeye katılan FETÖ’cülerin 5 katı örgüt mensubunun tespit ve ihraç edilmesi 15 Temmuz sonrasında da nasıl büyük bir tehlikeyi savuşturduğumuzu gösteriyor.&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının alındığı yer:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-07-09 11:53 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | Mahkeme kararı ile tescillendi! Karlov suikastı bir FETÖ casusluk operasyonu: İşte kanlı ihane</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114242#3114242</link>
			<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:16:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Mahkeme kararı ile tescillendi! Karlov suikastı bir FETÖ casusluk operasyonu: İşte kanlı ihane&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________________________________________________&lt;br /&gt;SON DAKİKA… Mahkeme kararı ile tescillendi! Karlov suikastı bir FETÖ casusluk operasyonu: &lt;br /&gt;İşte kanlı ihanetin anatomisi!&lt;br /&gt;__________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABDURRAHMAN ŞİMŞEK&lt;br /&gt;Giriş Tarihi: 06 Temmuz 2026 06:28&lt;br /&gt;Son Güncelleme: 06 Temmuz 2026 08:07&lt;br /&gt;-------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün 15 Temmuz&#039;daki hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti… Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nin MİT&#039;e sızdırılan örgüt üyesi Zeki Kıratlı hakkında verdiği karar ile FETÖ&#039;nün sadece bir terör örgütü değil, küresel güçlerin maşası olan bir &quot;casusluk ve istihbarat şebekesi&quot; olduğu gerçeği bir kez daha tescillendi. Mahkemenin verdiği karar ile Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov&#039;un katledilmesinin, okyanus ötesinde yazılan bir film senaryosunun Türkiye&#039;de icra edilen kanlı bir sahnesi olduğunu belgelendi. 15 Temmuz darbe girişiminde başarısızlığa uğrayan FETÖ hücrelerinin Türkiye&#039;yi savaşa sokmak için vitesi arttırarak şeytani planını uygulamaya koyduğu tespit edildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;SON DAKİKA… 15 Temmuz gecesi Türk milletinin iradesine çarpan karanlık odakların, Türkiye&#039;nin jeopolitik rotasını değiştirmesini engellemek için kurduğu en büyük tuzaklardan biri Karlov suikastıydı. Suikastın ve darbe girişiminin üzerinden ise on yıl geçmişken, SABAH&#039;ın ele geçirdiği belgeler bu cinayetin basit bir terör eylemi değil, istihbaratçı bakış açısıyla hazırlanan çok katmanlı bir espiyonaj (casusluk) operasyonu olduğunu kanıtlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün bu suikastla temel hedefi, Türkiye&#039;yi &quot;yabancı büyükelçileri dahi koruyamayan güvensiz ülke&quot; ilan ederek dünya sahnesinde korku ve infial yaratmaktı. Batı&#039;nın belirlediği yüzyıllık jeopolitik dengeleri sarsarak Rusya ile yakınlaşan, yani deyim yerindeyse &quot;Yasak Elma&quot;yı yiyen Türkiye, küresel güçler tarafından bu kanlı operasyonla cezalandırılmak istendi. 15 Temmuz darbe girişiminde başarısızlığa uğrayan FETÖ hücreleri, Türkiye&#039;yi savaşa sokmak için vitesi arttırarak şeytani planını uygulamaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARGI &quot;CASUSLUK&quot; DEDİ: 20 YIL HAPİS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, bu espiyonaj ağını &quot;Siyasal veya Askeri Casusluk&quot; olarak tescilledi. MİT eski mensubu Zeki Kıratlı, devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla temin etmekten 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararı, FETÖ&#039;nün sadece bir darbe örgütü değil, Türkiye Cumhuriyeti&#039;nin bekasını hedef alan profesyonel bir casusluk şebekesi olduğunu tüm dünyaya bir kez daha ilan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞEYTANİ PLAN 2 YIL ÖNCE DİZİDE SAHNELENDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karara göre, örgütün bu cinayeti ne kadar önceden tasarladığının en dehşet verici kanıtı, Samanyolu TV&#039;deki &quot;Nizama Adanmış Ruhlar&quot; dizisi oldu. Suikastten tam iki yıl önce, 30 Aralık 2014&#039;te yayınlanan bölümde; bir sergi salonunda bir büyükelçinin garson kılığındaki teröristler tarafından öldürülmesi planı birebir işlendi. Dizideki, &quot;Büyükelçi buradan sağ çıkmayacak... Yarınki anlaşmayı imzalarsa mahvoluruz. Batı ile bu ülke köprüleri atmalı artık&quot; replikleri, örgütün asıl niyetini yıllar öncesinden ele veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİT&#039;TEKİ KÖSTEBEK HÜCRELERİ DEŞİFRE OLDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suikastın istihbarat ayağı, MİT&#039;in Rusya masasına sızmış FETÖ hücreleri tarafından yürütüldü. Mahrem imam Hüseyin Kötüce ve MİT mensubu Vehbi Kürşad Akalın, Karlov&#039;un koruma kullanıp kullanmadığı, konut çıkış saatleri ve araç plakaları gibi mahrem bilgileri topladı. Bu bilgiler, Pensilvanya&#039;daki örgüt elebaşısı Fetullah Gülen&#039;e kadar ulaştırıldı. Karlov&#039;un Türkiye&#039;ye duyduğu güven nedeniyle koruma talep etmediği bilgisi, planın en kritik halkasını oluşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATİL POLİSİ &quot;TESLİM OLMADAN ÖLMEYE&quot; HİPNOTİZE ETTİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş, firari FETÖ&#039;cü Abdullah Bozkurt tarafından Ankara Demetevler&#039;deki bir evde 4 ay boyunca telkinlerle cinayete hazırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkurt, saldırıdan sadece 3 gün önce Twitter üzerinden &quot;#Türkiye&#039;de artık elçilikler güvende değil&quot; diyerek psikolojik harekatın startını verdi. Örgüt, cinayeti işledikten sonra suçu &quot;cihatçı gruplara&quot; yıkarak uluslararası bir algı operasyonu yürütmeyi de planladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KASETÇİ İMAM VE BÖCEKÇİLER AYNI EKİP!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suikastın emniyet ayağında ise tanıdık bir isim var: Temel Alsancak. Deniz Baykal ve MHP&#039;li vekillere yönelik kaset kumpaslarını yöneten, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın ofisine &quot;böcek&quot; yerleştirilmesi talimatını veren bu karanlık isim, Karlov suikastının da baş aktörlerinden biriydi. Alsancak, 15 Temmuz gecesi emniyet kadrolarına &quot;askere direnmeyin&quot; talimatı veren isimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SUİKAST SONRASI &quot;CİHATÇI GRUPLAR&quot; ALGISI PLANLANMIŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, suikastın ardından örgütün uluslararası kamuoyunu maniple etmek için devreye girdiğini tespit etti. Kararda; Cemal Karaata, Atilla Öztürk, Temel Alsancak ve firari gazeteci Abdullah Bozkurt gibi isimlerden oluşan bir çalışma grubunun suikast dosyasını incelediği ifade edildi. Örgütün, cinayeti &quot;cihatçı grupların&quot; üzerine yıkarak FETÖ ile bağlantısını gizlemeyi amaçladığı ve bu doğrultuda Abdullah Bozkurt&#039;un internet sitesi üzerinden haber analizleri paylaşıldığı mahkeme kayıtlarına geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUS AJANI KORKUSUYLA KANADA&#039;YA KAÇIŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamenin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, sızıntı zincirinde kritik rol oynayan Cemal Karaata&#039;nın büyük bir korku ve stres yaşadığı belirtildi. Kararda, Karaata&#039;nın Rus ajanları tarafından öldürülme korkusuyla ikametini ABD&#039;den Kanada&#039;ya taşıdığı ve dış dünya ile tüm irtibatını kestiği bilgisine yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanık Beyanları ve Yargılama Süreci Suikast süreciyle ilgili detaylar, teşkilat içerisindeki mahrem yapılanmada yer alan ve Karlov davasında da yargılanan Hüseyin Kötüce gibi isimlerin beyanlarıyla da desteklendi. Mahkeme, bu eylemlerin devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla temin etme ve açıklama suçlarının bir parçası olduğunu hükme bağladı.&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının yeri ve çeşitli foturaflar:  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte FETÖ&#039;nün Altunizade&#039;deki hücre evinden görüntüler! -*ZIRHLI BİNA   [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Röportajın Tamamı) Darbe Gecesi fetöcü yazar Kerim Balcı&#039;nın koma durumunun devamı... -  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Temmuz&#039;da &quot;Yatakta basıp, şafakta asacaklar&quot; demişti - Tuncay Opçin &quot;lüküs hayat&quot; USA  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;cü Kerim Balcı&#039;nın Morardığı Anlar (15 Temmuz 2016)  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbeci Paşanın Askerinden İtiraflar  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;GEÇMİŞTE NELER YAŞANMIŞTI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Alıntı-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________________________________&lt;br /&gt;FETÖ ihanete böyle hazırlandı: Darbe sinyalleri, sosyal medyayla verildi&lt;br /&gt;_________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün darbe girişiminin örgütle ilgisi olmadığına yönelik algı çalışması yürütenlerin kalkışma öncesi açıklamaları ve sosyal medya paylaşımları, Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısından aylar önce haberdar olduklarını ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;______&lt;br /&gt;AA - Murat Paksoy&lt;br /&gt;24 Nisan 2019&lt;br /&gt;Güncelleme: 30 Nisan 2019&lt;br /&gt;______&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları darbe girişimi öncesinde veya sonrasında yurt dışına kaçan ya da tutuklanan FETÖ&#039;nün sivil ayağının önemli isimlerinin sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımları, hain kalkışmadan, önceden haberdar olduklarını ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış FETÖ&#039;cü askerler, Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısının gerçekleştirildiği 15 Temmuz 2016&#039;daki darbe girişimi öncesi plan yaparak işgal edilecek kritik alanlar, görevlendirilecek üst düzey sorumlu personel, el konulacak kurumlar gibi hazırlık faaliyetlerini yürütürken örgütün propaganda aygıtını oluşturan FETÖ&#039;cü medya organlarında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetin devrileceğine yönelik algı operasyonları yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ üyesi askerlerce 15 Temmuz 2016&#039;da gerçekleştirilen ve 250&#039;den fazla insanın şehit olduğu, binlerce vatandaşın yaralandığı darbe girişimi öncesi, terör örgütü üyesi medya mensupları, sosyal medya hesapları ve diğer platformlardan &quot;darbe&quot; ifadesini de kullanarak seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümete yönelik tehditlere başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkışma öncesinde kullandıkları medya unsurları vasıtasıyla darbe isteklerini dillendirerek girişimin gerçekleşeceğini beyan eden FETÖ&#039;nün sivil algı ekibi, darbe girişimi sırasında da toplumun askerlere karşı koymamasını telkin eden yorumlarda bulunarak hazırlıkları çok önceden yapılmış planın akamete uğramaması için yoğun çaba gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumpas davaları ile zemin hazırlandı&lt;br /&gt;_____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün, darbe girişimine giden süreçteki ilk hazırlığı, örgüt mensubu olmayan subayların çeşitli kumpas ve yöntemlerle TSK&#039;dan atılmalarıyla başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Balyoz soruşturması&quot; adı altında kurulan kumpasla TSK içerisindeki FETÖ/PDY mensubu olmayan subaylar tasfiye edilerek yerlerine FETÖ&#039;cü askerler getirilirken devam eden süreçte ordu içerisindeki kritik öneme sahip mevkilere de örgüt mensupları yerleştirilip 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal medya kanallarında algı operasyonu için binlerce trol hesabı yöneten FETÖ, sosyal medyadan verdiği provokatif mesajlar ve devlet sırları niteliğindeki bilgileri paylaşmasının yanı sıra darbe girişimi gecesi vatandaşların sokağa çıkmaması ve askerlerin talimatlarına uyması çağrıları yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün sosyal medya lejyonerleri&lt;br /&gt;_____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ elebaşı Gülen&#039;in talimatıyla kurulan ve himmet paralarıyla beslenen bu trol hesapların yöneticileri, kendilerini takipçilerine, ülkücü, sağcı, solcu, Atatürkçü, Kemalist göstererek oluşturdukları imajla darbe girişimi öncesi ve sonrasında siyasi iktidar aleyhine yoğun propaganda faaliyetleri yürüterek adeta darbenin sosyal medya lejyonerleri olarak hareket etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hain darbe girişimi öncesi ve gecesi, örgütün sosyal medya ve hakim oldukları diğer medya mecralarında, &quot;Yatakta basıp şafakta alacaklar&quot; &quot;İyi bir çıkış yok artık! Kötü, daha kötü, en kötü çıkış var, Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin&quot;, &quot;Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık&quot;, &quot;Tümsek çoktan aşılmış; aydınlık günler de yakındır&quot;, &quot;Cumhurbaşkanı için iki ihtimal vardır. Ya saraydadır ya hapishanededir&quot;, &quot;Ben profesör olacağıma keşke albay olsaymışım mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu&quot;, &quot;Yani çok güzel günler geliyor ya. Hizmet hareketindeki arkadaşları çok yoğun günler bekliyor&quot; gibi çok sayıda mesaj, paylaşım ve açıklamalar yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör örgütü, ayrıca darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayınlanmaya başlanan, kapatılan Zaman gazetesinin reklamında, yeni doğan gülen bir bebek ve siren sesleri eşliğinde terk edilmiş sokaklar, bombalanan yerleşim yerleri gibi darbe anını çağrıştıran mesaj içerici görseller dolaşıma sokularak algı çalışması yürütüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin&quot;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Today&#039;s Zaman Genel Yayın Yönetmeni firari Bülent Keneş, darbeden 9 gün öncesine denk gelen 6 Temmuz 2016&#039;da Twitter hesabından &quot;İyi bir çıkış yok artık! Kötü, daha kötü, en kötü çıkış var, Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin&quot; şeklinde paylaşımda bulunarak &quot;darbe&quot; ifadesini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür paylaşımlarla planlı kalkışmadan önceden haberdar olduğu belirlenen Keneş, 2015 yılında İstanbul&#039;da &quot;Cumhurbaşkanına hakaret&quot; suçundan gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra da &quot;Hakim beyin, savcının, Başbakan&#039;ın ve Cumhurbaşkanı&#039;nın da ismini koyacağım. Yaptıklarına pişman edeceğim. Serbest bıraktıklarına da pişman olacaklar.&quot; ifadeleriyle devlet organının tüm yetkililerini tehdit eden üslubuyla hesap sorma planları kurduğunu dillendirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık&quot; yazısı&lt;br /&gt;____________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapatılan Zaman gazetesinin logosu bulunan bir internet sitesinde, &quot;Kerim Balcı&quot; adıyla köşe yazarlığı yapan Abdulkerim Balcı, darbe girişiminden bir gün önce yayımladığı köşe yazısına, &quot;Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık&quot; başlığı atması dikkati çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazısının içeriğinde &quot;Beden kafeslerinde tutsak olmayanlar için bütün gelecekler yakındır ne de olsa.. Ne kadar uzak olursa olsun, muttakilere va&#039;d olunmuş olan o gelecek, madem ki gelecektir, yakındır. Madem kısadır, ona değil, ondan sonrasına bakmalı insan. Azığını Erdoğan sonrası döneme hazırlamalı&quot; ifadeleriyle hayal ettikleri geleceğin darbeyle gerçekleşeceğine olan inancını ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ya saraydadır, ya hapishanededir&quot;&lt;br /&gt;____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Youtube üzerinden yayın yapan &quot;STV Medya&quot; isimli sayfada, &quot;Özgürlük Zamanı 15 Temmuz 2016 Canlı Yayın&quot; başlığıyla yayınlanan 4 saat 8 dakika süren ve Şemseddin Efe&#039;nin hazırlayıp sunduğu, FETÖ&#039;cü Abdulkerim Balcı ve Şükrü Tuğrul Özşengül&#039;ün konuk olarak bağlandıkları programda, darbe girişimi faaliyetlerinin başladığı ve devam ettiği sırada askeri darbeyi övücü söylem ve açıklamalar yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu programda Abdulkerim Balcı, &quot;Türkiye&#039;de hiçbir zaman ordunun karşısına çıkacak bir polis gücü yoktur. dahası Türkiye Cumhuriyeti&#039;nin ordusu en az üç defa başarılı. Birkaç defa postmodern anlamda başarılı, darbe girişiminde bulunmuş başarmış bir ülkedir.&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balcı konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın halkı sokaklara davet eden çağrısına tepki göstererek, &quot;Anladığım kadarıyla Cumhurbaşkanının, korktuğu şey sadece iktidarı kaybetmek değil, çünkü Cumhurbaşkanı için iki ihtimal vardır. Ya saraydadır, ya hapishanededir. Çünkü eminim Türk ordusunun elinde, bu darbeyi yapanlarda herhalde dokümanların tamamını ellerinde bulunduruyorlardır. Cumhurbaşkanını ömür boyu hapse attıracak dokümanlar vardır.&quot; ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ kapsamında hakkında soruşturma yürütülen firari Emrullah Uslu, darbe girişiminden 4 ay önce Twitter hesabından 14 Mart 2016 tarihinde, &quot;Bilet paramı ödemek isteyen Twitçiler lütfen 22 Temmuz 12 Ağustos arasında DC- İstanbul için bilet alın? Emailimi biliyorsunuz..&quot; şeklinde paylaşım yaptı. Uslu, söz konusu mesajına bir kullanıcının &quot;dönmen kaç yıl sonra olur&quot; sorusuna &quot;2016 Temmuz...&quot; yanıtını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Profesör olacağıma keşke albay olsaymışım&quot;&lt;br /&gt;____________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan firari Osman Özsoy da darbe girişiminden bir gün önce &quot;Özgürlük Zamanı&quot; isimli programda, şu ifadeleri kullandı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ben profesör olacağıma keşke albay olsaymışım, mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu... Bir albay olacaktım ben tamam mı, bu ülkeye daha fazla hizmet ederdim şu an....Ya alt yazı geçin TV kanallarına yarın sokağa çıkma yasağı var diye, bakın sokağa çıkıyorlar mı? Bütün darbeler cuma günü oluyor... Çok güzel günler geliyor ya. Hizmet hareketindeki arkadaşları çok yoğun günler bekliyor.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Yatakta basıp şafakta alacaklar&quot;&lt;br /&gt;__________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör örgütü üyeliği ve çeşitli suçlardan hakkında yürütülen soruşturma kapsamında firari olan Tuncay Opçin de darbe girişiminden iki gün önce Twitter hesabından &quot;Yatakta basıp şafakta alacaklar&quot; şeklinde paylaşımda bulunarak, tehditlerde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ&#039;nün darbe girişiminden yaklaşık bir yıl önce örgütün yayın organı kapatılan Zaman gazetesinin reklamında da subliminal mesajlar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu reklamda siren sesleri eşliğinde boş görünümlü binalar, insansız sokaklar, terk edilmiş izlenimi veren yerleşim yerinin havadan çekilmiş görüntüleri ile yeni doğmuş gülen bir bebeğin ekrana getirilmesinin yanı sıra askeriyenin kullandığı zırhlı araçlara ait top sesi eşliğinde Zaman gazetesinin logosu verildi. Kısa reklam filminin sonunda duyulan top sesiyle de başlangıçta gösterilen yerleşim yerinin bombalandığı algısı oluşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbeden 9 ay 10 gün önce yayınlanan reklam filmi&lt;br /&gt;__________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Temmuz darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayımlanan bu reklam filmindeki &quot;Yeni doğmuş gülen bir bebek&quot; ile diğer görüntüler, FETÖ&#039;nün, darbe girişimi için uygun tarihi çok önceden belirlediğini de subliminal mesajla verdiği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETÖ soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamelerde söz konusu film, darbe girişiminin bir faaliyeti olarak değerlendirildi.&lt;br /&gt;_________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLGİLİ GRAFİKLER VE GÖRÜNTÜLER + YAZININ YERİ:  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;Darbe sinyalleri sosyal medyayla BÖYLE VERİLMİŞTİ  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-07-09 08:22 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | &quot;Uzmanlara göre çocuklara daha fazla sebze yedirmenin en etkili altı yolu&quot;</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114104#3114104</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 21:54:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;Uzmanlara göre çocuklara daha fazla sebze yedirmenin en etkili altı yolu&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZI: Melissa Hogenboom&lt;br /&gt;BBC Future&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 5 Temmuz 2026&lt;br /&gt;____&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Çocukların yeterince sebze yemesini sağlamak zor olabilir. Ebeveynlik forumları ve sohbet grupları &quot;Çocuğumun yalnızca bej renkli yiyecekler yemesi normal mi?&quot; gibi sorularla dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun bir nedeni, çocukların erken yaşta tatlı yiyecekleri tercih etmeye başlaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü bile doğal şekerler içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı gıdalara geçtiklerinde ise bir parça brokoli ya da bir kaşık ıspanak yedirmek zor olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa çocukların bol miktarda meyve ve sebze içeren çeşitli bir diyete ihtiyacı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü beslenme; bilişsel işlevleri, konsantrasyonu, davranışı ve hatta okul performansını etkiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda obezite artıyor; bu durum uzun vadeli sağlık sorunlarının yanı sıra daha kötü eğitim sonuçlarıyla da bağlantılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki araştırmacılar çocuklukta beslenme alışkanlıklarını iyileştirmenin yeni yollarını araştırıyor ve bazı yenilikçi çözümler bulmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların evde deneyebileceğinizi söylediği altı basit yöntemi derledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sık sık maruz bırakma&lt;br /&gt;____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere&#039;de Leeds Üniversitesi&#039;nde biyopsikoloji profesörü Marion Hetherington&#039;a göre erken çocuklukta mümkün olduğunca farklı türde sebzeleri sık sık sunmak fark yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun sebzelere olan ilgisini artırmak için en başarılı dönem okul öncesi yıllar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hetherington &quot;Beş yaşına kadar çocukları sebzelere maruz kılmayı artırmaya başlamazsanız, artık çok geç olur&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar çocukların bir yiyeceği kabul etmeden önce genellikle birkaç kez tekrar tekrar sunulmasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu sayının tam olarak kaç olduğu konusunda bulgular karışık: 5 ile 15 arasında değişiyor. Bu, muhtemelen tüm çocukların farklı olmasından kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaşın altındaki çocuklar, genellikle yeni yiyecekleri denemeye karşı daha yüksek isteksizlik (besin neofobisi ya da yeni bir yiyeceğe karşı duyulan korku) gösteren okul öncesi çocuklara (3-4 yaş) kıyasla daha az sayıda maruz kalmaya ihtiyaç duyabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu süreç, çocuğunuz doğmadan önce bile başlayabilir. Bir annenin yediklerinin amniyotik sıvı yoluyla fetüse geçtiğine ve bebeğin yiyecek tercihlerini şekillendirebildiğine dair kanıtlar var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;2. Önce sebze sunun&lt;br /&gt;_________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklara bir yiyeceğin onlar için iyi olduğunu söylemek ters etki yaratabilir çünkü çocuklar &quot;sağlıklı&quot; yerine &quot;lezzetli&quot; olarak tanımlanan yiyecekleri seçme eğilimindeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yerine sebzeleri ne zaman sunduğunuza dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hetherington, sebzeleri çocuklar en aç oldukları anda, yani öğünün başında sunmanın yeme olasılığını artırdığını söylüyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Çocuklar çoğu zaman en çok neyi seviyorsa ilk onu yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bezelyeye geldiklerinde ise artık açlıkları azalmış veya kalmamıştır.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle diğer yüksek kalorili yiyeceklerle rekabeti ortadan kaldırmak faydalı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pennsylvania State University&#039;de beslenme bilimleri profesörü Barbara Rolls&#039;a göre önce sebzeleri teşvik etmek çocukların aşırı yemesini de önlemeye yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı diyetlerinde sebzeler kahvaltının tipik bir parçası olmasa da sabah ilk iş olarak tüketilmemesi için bir neden yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omlete mantar ve ıspanak eklemeyi ya da kahvaltılık muffinlere kabak koymayı deneyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2023 yılında İngiltere&#039;deki sekiz çocuk bakım merkezinde yapılan bir çalışmada, araştırmacılar çocuklara sunulduğu zamanların yüzde 60&#039;ından fazlasında kahvaltıda sebze yediklerini buldu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;3. Daha sağlıklı yiyeceklerin porsiyonunu büyütün&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebzeleri kahvaltıda veya yemekten önce sunmak gerçekçi gelmiyorsa, başka bir yaklaşım da servis porsiyonların oranlarını ayarlamak olabilir. Yani yüksek kalorili bileşenleri azaltıp sebzelerin miktarını artırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu sebzeleri garnitür olarak artırarak ya da havuç ve kabak gibi sebzeleri soslara rendeleyerek yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, et-sebze oranı değiştirildiğinde insanların benzer miktarda yemek yemeye devam ettiğini, ancak daha fazla sebze tükettiklerini gösterdiğinden bu yöntem etkili olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar çocuğun tabağındaki meyve ve sebze miktarının %50 artırılmasının, yedikleri meyve ve sebze miktarını artırdığı tespit etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer araştırmalar ise okul öncesi çocukların yemek sırasında farklı sebzeler arasında seçim yapabildiklerinde, daha fazla sebze ve daha az sağlıksız yiyecek tükettiklerini gösteriyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;4. Sebzelerin görünümünü değiştirin&lt;br /&gt;_____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun yediği yiyeceği nasıl algıladığını değiştirmek de faydalı bir yol: Yemek tercihimizin büyük bir kısmı gözlerimizle başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden fazla seçenek sunulduğunda çocuklar en tanıdık ve hoş görünen yiyeceğe yönelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da yiyeceklerin sunumunu değiştirmenin çocukların daha fazla sebze yemesine yardımcı olabileceği anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir araştırma ekibi, yiyeceklerin tabakta şekil verilmiş halde sunulmasının çocukların yeni yiyecekleri yemelerine yardımcı olduğunu buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka araştırmalar, meyve ve sebzeler ilginç şekillerde kesildiğinde – örneğin kelebek, çiçek ya da oyuncak ayı – çocukların daha fazla tükettiğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da sağlıklı yiyecekleri eğlenceli göstermenin onları cazip hale getirdiğini ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, sağlıklı yiyeceklerin daha görünür ve erişimi kolay atıştırmalıklar olarak sunulmasının da tüketimi artırdığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-13 yaş arası çocukların, ayrı tabaklar yerine tek bir kapta porsiyonlanmış şekilde sunulan sebzeler arasından daha fazla seçip yedikleri bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul öncesi çocukların da bölmeli tabaklarda sunulan yiyeceklerde sebzeleri %36 daha fazla yedikleri görülmüştür.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;5. Birlikte yemek yiyin&lt;br /&gt;__________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebeveynlerin ne yediği, çocukların neyi yemenin normal olduğuna karar vermesinde önemli bir rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebeveynler sağlıksız atıştırmalıklar tüketirse çocuklarının da bunu yapma olasılığı daha yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fast food tüketen ya da kahvaltıyı atlayan ebeveynlerin çocuklarında da benzer alışkanlıklar daha yaygın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Zelanda&#039;da yapılan bir araştırma, daha sağlıklı beslenen ebeveynlerin çocuklarının daha az kek, çikolata ve tuzlu atıştırmalık tükettiğini gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer şekilde, sağlıklı beslenme davranışlarını modelleyen ebeveynlerin çocuklarının daha fazla meyve ve sebzeden hoşlandığı bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada en az üç kez birlikte yemek yemek daha sağlıklı kilo, daha iyi beslenme alışkanlıkları ve ebeveynler de sağlıklı besleniyorsa daha sağlıklı yiyecekler tüketme olasılığıyla ilişkilendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun vadeli bir çalışma ise düzenli aile yemeklerine katılanların daha yüksek fiziksel uygunluk düzeyine sahip olduğunu ve daha az gazlı içecek tükettiğini de ortaya koydu.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;6. Yemeği eğlenceli hale getirin&lt;br /&gt;_________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yediklerimizin büyük bir kısmı yiyecekle kurduğumuz ilişkiye dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar ayrıca çocukları belirli yiyecekleri yemeye zorlamanın, yiyeceklerden alınan keyfi azaltabileceği ve daha az sağlıklı bir diyete yol açabileceği uyarısında bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer şekilde, çocukları sağlıksız bir ödülle teşvik etmek sağlıksız yiyeceklere olan tercihlerini artırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bir çalışmaya göre çocukların yiyeceklerle oynamasına izin vermek, besin neofobisini azaltmaya yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu araştırmada uzmanlar çocukları pancar, nohut ve lahana gibi malzemelere dokunmaya, koklamaya ve yakından incelemeye teşvik etti, ancak tatmaları beklenmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar alışılmadık malzemelere daha açık hale geldi ve daha sonra bunları denemeye daha istekli oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek yapmaya teşvik edilmek de tanımadıkları yiyecekleri yeme isteklerini artırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmaya katkıda bulunan deneysel şef Jozef Youssef, anahtarın çocukların yiyecek deneyimini yeniden şekillendirmek olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Yemeği oyunlaştırmak ve duyusal etkileşim yaratmak çocuklarda işe yarıyor&quot; diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Çok rahat, baskı olmayan bir ortamda çocuklar yiyeceklerle oynamaya, tatmaya, denemeye ve farklı şeyler keşfetmeye oldukça istekli oluyor.&quot;&lt;br /&gt;__________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.///&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynağı:  [url removed] &lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | BBC aşağıdakileri yazmış... </title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114101#3114101</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 21:41:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; BBC aşağıdakileri yazmış... &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;================================&lt;br /&gt;İran&#039;ın yeni rejimi savaş öncesinden ne kadar farklı?&lt;br /&gt;_________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: Paul Adams&lt;br /&gt;Diplomatik muhabir&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 5 Temmuz 2026&lt;br /&gt;____&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ABD Başkanı Donald Trump geçen ay Paris&#039;teki Versailles Sarayı&#039;ndaki bir akşam yemeği sırasında İran ile bir ateşkes anlaşması imzaladığında, pek çok kişi bunda bir ironi gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev sahibi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump fikrini değiştirmeden önce Mutabakat Zaptı&#039;nın imzalanmasını garanti altına almak istemiş ve muhtemelen o gösterişli Aynalı Salon&#039;un konuğunun hoşuna gideceğini hesaplamış olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak mekan tercihi, kaçınılmaz olarak, bir buçuk sayfalık bu anlaşma ile Birinci Dünya Savaşı&#039;nın sonunda, 1919&#039;da imzalanan son derece kapsamlı Versay Antlaşması arasında kıyaslamalar yapılmasına yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1919 tarihli antlaşma Avrupa&#039;yı yeniden şekillendirmişti; ancak getirdiği ağır tazminat yükümlülükleri, öfkeli ve küskün bir Almanya yaratmış ve sadece 20 yıl sonra patlak verecek bir başka küresel felakete zemin hazırlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok açıdan farklılık gösteren İran anlaşması da yine de benzer şekilde kader belirleyici bir nitelik kazanabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen yaklaşık üç haftanın ardından, kırılgan bir ateşkes aşağı yukarı varlığını koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki, Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan çeşitli çatışmaların yanı sıra savaşa yol açan sorunların hiçbiri çözüme yaklaşmamışken Ortadoğu&#039;daki durum tıpkı eskiden olduğu gibi son derece istikrarsız bir görünüm sergiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada İran derin bir değişim sürecinin ortasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke, savaşın başlangıcını oluşturan ve Tahran&#039;daki rejimin büyük bölümünü ortadan kaldıran yıkıcı ABD-İsrail ortak hava saldırılarında dört aydan uzun süre önce öldürülen eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney&#039;e veda ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük bir an: Eski kuşağın yerini yenisinin aldığını gösteren ihtişamlı bir hatırlatma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yeni yüzlerle birlikte, kendi sonuçlarını doğuran yeni bir yaklaşım geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ve İsrail ülkenin eski liderlerinin çoğunu erken mezara göndermiş olabilir, ancak yerlerine daha da güçlü rakipler mi geldi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satranç tahtasını yeniden düzenlemek&lt;br /&gt;______________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johns Hopkins Üniversitesi&#039;nde uluslararası ilişkiler ve Ortadoğu çalışmaları profesörü olan Vali Nasr bana, &quot;Bu savaş şimdiye kadar ona verdiğimiz değerden çok daha sonuç doğurucu ve çok daha büyük&quot; dedi ve ekledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Böylesi büyüklükteki tüm büyük savaşlar sonunda satranç tahtasını yeniden düzenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu da Ortadoğu için aynısını yapacak.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayında İran, hem Trump&#039;ın hem de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu&#039;nun İslam Cumhuriyeti&#039;nin çöküşünü müjdeleyebileceğini öne sürdüğü halk protestolarıyla sarsılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran ekonomisi zaten onlarca yıllık uluslararası yaptırımlar nedeniyle harap durumdaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke ayrıca altı ay önce ABD ve İsrail ile yaşanan 12 günlük savaşın ardından hâlâ ağır yaralar taşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trump&#039;ın övündüğü gibi İran&#039;ın nükleer programı tamamen yok edilmemişti, ancak ciddi şekilde zarar görmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla zenginleştirilmesi halinde 10 veya 11 atom bombasına yetecek miktarda olduğu düşünülen uranyum stokunun nerede olduğu kesin olarak bilinmiyordu; ancak büyük kısmının İsfahan nükleer tesisinin yakınlarında enkaz altında kaldığı düşünülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha geniş bölgede ise İran&#039;ın Ortadoğu&#039;daki vekil güçler ve müttefiklerden oluşan gevşek ittifakı olan &quot;Direniş Ekseni&quot; bir dizi büyük gerileme yaşamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye&#039;de, İran&#039;ın yakın müttefiki Beşar Esad rejimi gitmiş, 2024&#039;ün sonlarında birkaç hareketli hafta içerisinde devrilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lübnan&#039;da ise İsrail, İran destekli Hizbullah&#039;ın önde gelen isimlerine suikast düzenlemiş ve patlayan çağrı cihazları ile telsizler yoluyla örgütün savaşçı kadrolarını büyük ölçüde etkisiz hale getirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazze Şeridi&#039;nde İran&#039;ın bir diğer müttefiki Hamas da benzer bir kader yaşamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail, grubun Ekim 2023&#039;teki yıkıcı saldırılarına, Gazze&#039;nin büyük bölümünü harabeye çeviren ve on binlerce sivili öldüren amansız bir saldırıyla karşılık verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Gazze savaşı nedeniyle İran destekli Husiler Yemen&#039;den İsrail&#039;e balistik füzeler fırlatıp Kızıldeniz&#039;deki gemilere saldırmaya başladığında; İsrail, ABD ve İngiltere karşı saldırılar düzenledi, bunların bazıları grubun liderliğini hedef aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt içinde ve dışında yaşanan bu kadar çok gerilemenin ardından genel kanı İran&#039;ın son derece kırılgan bir durumda olduğuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York Times, Trump&#039;ın İran&#039;ın 1979 İslam Devrimi&#039;nden bu yana en zayıf döneminde olduğunu gösteren çeşitli istihbarat raporları aldığını bildirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın ABD ve İsrail&#039;le başa baş mücadele edebileceği fikri gerçekçi görünmüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak olan buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam Cumhuriyeti hâlâ ayakta; bunda dünyanın en önemli su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı&#039;nı kapatma ve küresel ekonomiyi boğma kapasitesinin de payı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avantaj Tahran&#039;da mı?&lt;br /&gt;__________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trump, İran&#039;da rejim değişikliği gerçekleştirdiğini söylemeyi seviyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vali Nasr buna katılmıyor değil, ancak bunun aslında Tahran&#039;ın lehine işlediğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Tamamen yeni bir nesil iktidarı devraldı&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Çok net bir gündemleri var. Savaşı yönettikleri gibi şimdi barışı da yönetecekler.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasr&#039;a göre yeni liderlik, Washington&#039;un alışık olduğu şekilde &quot;bulanık düşünceli kıyametçi ideologlardan&quot; oluşmuyor; daha ziyade devletin korunmasına acımasız şekilde odaklanan ve seleflerinden daha kararlı davranmaya hazır devrim sonrası liderlerden oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin yeni dini lideri Mücteba Hamaney 56 yaşında ve savaşın başında öldürülen, sağlık durumunun kırılgan olduğu düşünülen babası Ali Hamaney&#039;den 30 yaş daha genç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise 71 yaşında, ancak 1979 devrimini gerçekleştiren kuşak artık tamamen ortadan kalkmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki önemli isim olan Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ile Devrim Muhafızları Başkomutanı Ahmed Vahidi de 60&#039;lı yaşlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni dini lider gibi her ikisinin de son derece güçlü İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile yakın bağları bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra merkezli Chatham House düşünce kuruluşunun Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Direktörü Sanam Vakil, &quot;Bunlar devrimin çocukları&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;86 yaşındaki biri artık İslam Cumhuriyeti gemisini yönlendirmiyor. Sistemin evrimleşmesinin önündeki en büyük fren Ali Hamaney&#039;di.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On yıllar boyunca temkinli Hamaney, zaman zaman &quot;ne savaş ne barış&quot; olarak adlandırılan bir strateji izledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerini alanlar ise daha cesur davrandı; bölgedeki ABD üslerine saldırılar başlattılar ve ardından yalnızca birkaç hafta içinde görünüşte Tahran için aşağılayıcı olmayan şartlarda savaşı sona erdirmek üzere müzakere masasına oturmaya istekli oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasr, &quot;Savaşa önceki kuşaktan çok daha saldırgan bir şekilde girmeye hazır olduklarını gösterdiler&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2020&#039;de Trump, Devrim Muhafızları&#039;nın eski komutanı Kasım Süleymani&#039;yi öldüren hava saldırısını emrettiğinde, İran misilleme niyetini önceden açıkça duyurmuş ve ardından Irak&#039;taki ABD üslerine 12 balistik füze fırlatmıştı. Hiçbir ABD askeri personeli ölmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl ise ABD ve İsrail&#039;in topyekûn saldırısı karşısında İran aynı ölçüde ihtiyat göstermedi; Bahreyn&#039;deki Beşinci Filo karargâhı ve Katar&#039;daki El Udeyd Hava Üssü dahil olmak üzere bölgedeki çok sayıda ABD üssüne füze ve İHA saldırıları düzenledi. Kuveyt&#039;te altı ABD askeri öldü. Çatışmalar sırasında yüzlerce kişi yaralandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın Körfez ülkelerindeki ABD müttefiklerini hedef almaya, gemi taşımacılığını vurup Hürmüz Boğazı&#039;nı kapatmaya hazır oluşu da Beyaz Saray için sürpriz olmuş görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Washington onlarca yıl boyunca askerî tesis ağı ve Körfez ülkeleriyle gelişen ilişkileri sayesinde İran&#039;ı çevrelemeye çalışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın İsrail ve ABD saldırılarına verdiği sert yanıt, bu stratejinin artık işe yaramadığını düşündürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Kriz Grubu İran Projesi Direktörü Ali Vaez, &quot;Bu ülkelerin çoğu, topraklarındaki ABD üslerinin kendilerine güvenlik sağlamasını umuyordu; hedef haline getirmesini değil&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Körfez devletleri şimdi ABD güvenlik şemsiyesinin ve kendi caydırıcılık stratejilerinin inandırıcılığını sorguluyor.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberlere göre Körfez ülkelerinin çoğu ilişkileri onarmak amacıyla İran&#039;a çeşitli mesajlar gönderiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AFP, ismi açıklanmayan bir diplomata dayandırdığı haberinde, 2023&#039;te Tahran&#039;la ilişkilerini yeniden kuran Suudi Arabistan&#039;ın İran ve Körfez komşularını bir araya getirecek bir &quot;uzlaşma zirvesi&quot; düzenlemeye hazırlandığını bile bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Vaez, bu ülkelerin hiçbirinin ABD ordusuyla bağlarını koparmaya hazır olduğuna inanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;ABD&#039;ye güvenlik açısından fazla bağımlılar&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Riskleri dağıtmaya çalışabilirler ama günün sonunda gidecek daha iyi bir yerleri yok.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaez, daha büyük tarihsel benzetmelerden kaçınarak mevcut durumu, eski rakiplerin farklı ilişki biçimlerini değerlendirdiği olanaklarla dolu bir &quot;plastik an&quot; olarak tanımlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Geçmişte olmayan ölçüde bir gerçekçilik hissediyorum&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya İran halkı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni pragmatistler&lt;br /&gt;______________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayında Trump İran vatandaşlarına &quot;yardım yollama&quot; sözü vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Şubat&#039;ta savaşı başlatırken daha da açık konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Biz işimizi bitirdiğimizde hükümetinizi devralın&quot; demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Onu devralmak sizin elinizde olacak.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vaatler şimdiye kadar hayalden öteye gitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahran&#039;da yeni bir kuşak iktidara gelmiş olabilir, ancak henüz halka daha özgür ve daha müreffeh bir gelecek vaat eden bir kuşak değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rejim tamamen kendi hayatta kalmasına odaklanmış durumda ve Abu Dabi merkezli Chatham House analisti Aniseh Bassiri Tabrizi, muhalefete yaklaşımda farklı bir çizgi beklemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Sokağa çok ama çok güçlü şekilde odaklanmayı sürdürecekler&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak savaş öncesinde bile devlet kurumları dışında başörtüsü zorunluluğunun fiilen uygulanmaması ve Tahran restoranlarında alkolün sessizce bulunabilmesi, rejimin eski tabuların bazılarını yavaş yavaş terk ediyor olabileceğine işaret ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vali Nasr&#039;a göre bunun nedeni tamamen ihtiyaç: Devlete olan güveni yeniden tesis etme ihtiyacı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Pragmatik bir karar aldılar; devlet çıkarları bunu gerektiriyor&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayındaki kitlesel kan dökümünün yarattığı şokun ardından rejim en azından ülkenin egemenliğini koruyabildiğini göstermiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İranlılar için savaş son derece kafa karıştırıcı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rejimin sertliğine duyulan dehşet zamanla farklı bir dehşete dönüştü; Amerikan ve İsrail bombaları ülkelerine yağarken siviller öldü ve hayati altyapı zarar gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşın ilk gününde Minab&#039;daki bir ilkokulda onlarca çocuğun ölmesi, bazı kişilerin asıl düşmanın kim olduğunu sorgulamasına yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları özgürleştirme sözü veren İsrail ve ABD, ülkeyi yok etmeye kararlı görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ABD ve İsrail&#039;in birleşik gücüne karşı koyduktan sonra İran&#039;ın yeni liderliği, rejimin parçalanmış meşruiyetini yeniden inşa etmek için bu muhtemelen geçici fırsattan yararlanabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaez, &quot;Bu bir bakıma Mao sonrası Çin anı&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Çünkü sistemin bütünü bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkında. Yeni liderlik yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyduğunu anlıyor.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu başarıp başaramayacakları ise açık bir soru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran bugün her zamankinden daha fazla Devrim Muhafızları elitleri tarafından yönetiliyor; buna karşılık Ocak ayındaki kanlı baskıda kaybettikleri binlerce arkadaşlarının yasını tutan çok sayıda iyi eğitimli genç, ülkenin geleceğini belirlemede gerçek bir söz hakları olmadığını düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, İran&#039;ın hem içeride hem dışarıda eski kesinlikler ile gelecekteki olasılıklar arasında hassas biçimde durduğu bir dönüm noktası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körfez&#039;de son dönemde yaşanan çeşitli gerilimlere rağmen Tahran, ABD ile bir diplomatik sürece girdi; bu süreç ABD Başkan Yardımcısı JD Vance&#039;in şimdiden &quot;temelden dönüşmüş bir ilişki&quot; olarak nitelendirdiği bir sonuca ulaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nükleer tavizler karşılığında yaptırımların hafifletilmesi ihtimaliyle karşı karşıya olan rejimin ekonomiyi yönetme becerisi, içeride kaybettiği itibarı yeniden kazanmasına yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutabakat Muhtırası&#039;nın imzalanmasından bu yana İran, ham petrol ve petrol ürünlerini 60 gün boyunca ihraç etmesine izin veren ABD yaptırım muafiyetlerinden yararlanmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60 günlük müzakere sürecinde milyarlarca dolarlık İran varlığının dondurulmasının kaldırılması da dahil olmak üzere başka kolaylıklar gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai anlaşmaya varıldığında ise en büyük ödül olan tüm uluslararası yaptırımların kaldırılması gündeme gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtırada ayrıca 300 milyar dolarlık bir &quot;yeniden inşa ve kalkınma&quot; planından da söz ediliyor; ancak bunun finansmanını kimin sağlayacağı belirsizliğini koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte değerlendirildiğinde, bu ekonomik teşvikler İran&#039;ın yeni liderlerine anlaşmaya varmaları için güçlü bir neden sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanam Vakil de bölgenin bir &quot;fırsat penceresiyle&quot; karşı karşıya olduğu görüşünde, ancak temkinli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Anlaşma çıkmaması, sürecin uzaması ve Başkan Trump&#039;ın sabrını kaybedip &#039;Tamam, üçüncü tur zamanı&#039; demesi gibi bir senaryo da var.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuştuğum uzmanların hiçbiri geleceğin garanti olduğuna inanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran, Orta Doğu komşuları ve ABD arasındaki onlarca yıllık sorunlu ilişkiler; derin kuşkular ve neredeyse tam bir güvensizlikle tanımlanan zehirli bir miras bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarısızlık ihtimali yaratabilecek pek çok konu var: İran&#039;ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı&#039;nın geleceği, Lübnan&#039;daki savaş ve her taraftaki sertlik yanlılarının kökleşmiş görüşleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalkantılı altı ayın ardından bölge farklı görünmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bunun daha iyi bir şeye dönüşebilmesi için pek çok şeyin doğru gitmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;____________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.///&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazının kaynağı:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Alıntı-&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın dondurulmuş varlıkları: Para nerede ve neden önemli?&lt;br /&gt;_________________________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZI: Ali Ramazanian -İran Ekonomisi Uzmanı- ve Sara Fayyad -BBC News Arapça-&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 1 Temmuz 2026&lt;br /&gt;__&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması, İran ile Batı arasındaki ilişkilerde en tartışmalı ve karmaşık konulardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu, İran ile ABD arasında imzalanan ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptının kilit bir unsurunu oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahran, uzun süredir büyük bir kısmı yaptırımlar ve bankacılık kısıtlamaları nedeniyle erişilemez durumda olan yurt dışındaki fonlara ulaşmanın yollarını arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlıkların büyük bölümü ABD&#039;de tutulmuyor olsa da, bu fonlara erişip erişemeyeceğinin belirlenmesinde Washington kilit rol oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar bu paranın bir kısmının dahi serbest bırakılmasının, yıllar süren yaptırımlar, ekonomik izolasyon, hızla yükselen enflasyon ve para biriminin değer kaybının yanı sıra ABD ve İsrail ile yaşanan son çatışmaların yol açtığı tahribatla sarsılan İran ekonomisi için hayati olacağını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte uzmanlar işin içine giren hukuki, mali ve siyasi engeller göz önüne alındığında, herhangi bir anlaşmanın fiili transferlere dönüşme sürecinin yavaş ve karmaşık olacağı uyarısı yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu fonlar tam olarak ne ve İran&#039;ın bunlara erişimi kolay olacak mı?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Varlıklar nelerden oluşuyor?&lt;br /&gt;______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın dondurulmuş varlıklarının toplam değerine ilişkin resmi bir veri bulunmamakla birlikte, tahminler yaklaşık 27 milyar dolar ile 100 milyar doların üzerinde bir aralıkta değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu fonlar tek ve erişilebilir bir hesapta tutulmuyor. Bunun yerine petrol gelirleri, doğalgaz ve elektrik ihracatından elde edilen kazançlar, yurtdışındaki bankalarda tutulan döviz rezervleri ve bazıları on yıllar öncesine dayanan hukuki anlaşmazlıklara konu olmuş varlıkları kapsıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran yurtdışına petrol sattığında, ödemeler genellikle satın alan ülkedeki hesaplara yatırılıyor. Ancak yaptırımlar, Tahran&#039;ın bu fonları ülkeye getirmesini sıklıkla engelledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık dondurma işlemlerinin ilk büyük dalgası, 1979&#039;da Tahran&#039;daki ABD Büyükelçiliği rehine krizinin ardından gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonraki bir anlaşma kapsamında bazı varlıklar serbest bırakılmış olsa da, 1979 İslam Devrimi öncesinde imzalanan askeri sözleşmelere ilişkin bazı talep ve varlıklar çözüme kavuşturulmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci ve daha kapsamlı bir kısıtlama dalgası, 2011-2012 yıllarında, sıkılaştırılan nükleer yaptırımlar ve İran&#039;ın küresel bankacılık sisteminin bazı bölümlerinden dışlanmasıyla başladı. Bu kısıtlamalar, ABD&#039;nin 2015 tarihli nükleer anlaşmadan (JCPOA) 2018&#039;de çekilmesinin ardından daha da güçlendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısıtlamalar genişledikçe, giderek artan miktarda gelir ülke dışında kaldı. Bu gelirler ya resmen donduruldu ya da kullanım biçimleri sıkı sınırlamalara tabi tutuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ilişkiler Orta Doğu Konseyi adlı düşünce kuruluşundan ekonomist Frédéric Schneider&#039;a göre resmen bloke edilen fonlar, ülkeye getirilemeyen gelirler ve devam eden hukuki anlaşmazlıklara bağlı paralar dahil olmak üzere &quot;farklı dondurma türleri&quot; mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fonlar nerelerde tutuluyor?&lt;br /&gt;______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran&#039;ın kısıtlanmış fonlarının büyük kısmı ABD dışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahminlere göre 20 milyar ila 50 milyar dolar arasındaki önemli bir bölüm, İran&#039;ın en büyük petrol müşterisi olan Çin&#039;de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahminen 10 ila 15 milyar dolar da doğalgaz ve elektrik ihracatı ödemeleriyle bağlantılı olarak Irak&#039;ta tutuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Kongresi verilerine göre Güney Kore, İran&#039;a ait yaklaşık 6 milyar dolarlık petrol gelirini elinde bulunduruyordu. Bu tutar 2023&#039;te Katar&#039;daki hesaplara transfer edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Washington daha sonra İran&#039;ın bu fonlara yakın vadede erişemeyeceğini belirtti, bu da fonların fiilen Doha&#039;da bekletilmesi anlamına geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer fonlar ise Hindistan, Japonya ve Lüksemburg gibi ülkelerde tutuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşılık, ABD yargısının yetkisi altındaki tutar nispeten düşük. ABD Kongresi&#039;ne göre yaklaşık 2 milyar dolar. Üstelik bu tutarın büyük kısmı mahkeme kararları ve tazminat talepleriyle ilişkili. Bu da söz konusu fonların serbest bırakılmasını özellikle hassas bir konu haline getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&#039;nin rolü ne?&lt;br /&gt;_____________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fonların çoğu ABD dışında bulunmasına rağmen, Washington&#039;ın bunlar üzerindeki etkisi büyük ölçüde sözde ikincil yaptırımlardan kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu önlemler sadece İran&#039;ı değil, aynı zamanda bu ülkeyle iş yapan yabancı bankaları, şirketleri ve hükümetleri de hedef alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran fonlarının transferine yardımcı olan herhangi bir kurum, ABD finans sistemine erişimini kaybetme veya cezalarla karşı karşıya kalma riskiyle karşı karşıya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, İran parasını elinde bulunduran ülkeler, ABD&#039;nin açık onayı olmadan fonları serbest bırakmak veya transfer etmek konusunda genellikle isteksiz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İran olası anlaşmadan ne elde edebilir?&lt;br /&gt;_______________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutakabat zaptı, iki temel potansiyel ekonomik rahatlama biçimini ana hatlarıyla ortaya koyuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&gt;İran&#039;ın petrol ve petrol ürünlerinin yanı sıra nakliye, sigorta ve bankacılık gibi ilgili hizmetleri de ihraç etmesine olanak tanıyan muafiyetler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&gt;İran Merkez Bankası&#039;na paranın kullanımı üzerinde daha fazla kontrol imkânı sağlayan, dondurulmuş veya kısıtlanmış fonlara erişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belge ayrıca, uygulama mekanizması nihai anlaşma çerçevesinde belirlenecek bir program kapsamında, bölgesel ortaklarla iş birliği içinde İran ekonomisinin yeniden inşasını ve geliştirilmesini hedefleyen, en az 300 milyar dolar değerinde daha geniş çaplı bir yeniden inşa da öngörüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD, İran&#039;a doğrudan ödeme yapmayacağını, bunun yerine altyapı, enerji, ulaşım ve diğer sektörlere yapılacak yatırımlara odaklanacağını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fonlar İran&#039;a ulaşacak mı?&lt;br /&gt;_____________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Bourse &amp; Bazaar Vakfı&#039;nın kurucusu İsfendiyar Batmanghelidj, pratikte bu fonlara erişimin kısıtlı kalabileceğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür düzenlemelerin &quot;çok karmaşık engellerle&quot; karşı karşıya olduğunu, yani İran&#039;ın fonları belirli bir ülke içinde harcayabileceğini ancak uluslararası alanda transfer etmekte zorlanabileceğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schneider ise daha derin bir soruna dikkat çekiyor; herhangi bir anlaşmanın ne kadar kalıcı olacağına dair belirsizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı ABD yaptırımlarının Kongre tarafından yasalaştırıldığını, yani bir başkanın bunları tek taraflı olarak tamamen kaldıramayacağını ve yalnızca geçici muafiyetler verebileceğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schneider, bunun herhangi bir ekonomik rahatlamanın ne kadar süreceği konusunda şüpheler yarattığını ekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir durum 2015 nükleer anlaşmasında da yaşanmış, o zaman İran bazı fonlara yeniden erişim sağlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak birçok banka temkinli davrandı ve 2018&#039;de ABD geri çekildi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta İran devlet medyası, ABD&#039;nin İran&#039;ın dondurulmuş 12 milyar dolarlık varlığı serbest bırakmayı kabul ettiğini bildirdi, ancak Washington bunu doğrulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&#039;nin, İran&#039;ın varlıklarının bir kısmını Körfez ülkelerinin savaşla ilgili zararlarını tazmin etmek için kullanıp kullanmayacağı konusunda da belirsizlik var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Haziran ayı başlarında X&#039;te yaptığı açıklamada, bu tür kayıpların &quot;İran hesaplarından alınan fonlarla ödeneceğini&quot; söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak İran bu öneriyi reddetti ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, varlıklarının &quot;Washington için savaş ganimeti veya müttefiklerine ödeme yapmak için bir fon olmadığını&quot; belirtti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İran ekonomisi için ne anlama geliyor?&lt;br /&gt;_______________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Bankası verilerine göre, 2024 yılında İran ekonomisinin büyüklüğü yaklaşık 475 milyar dolar seviyesindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İranlı yetkililer, savaş kaynaklı ekonomik kayıpların 300 milyar dolara ulaşabileceğini ve ekonominin bu yıl yaklaşık yüzde 10 oranında küçülebileceğini öngörüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu fonların bir kısmı bile serbest bırakılsa, bu durum kısa vadeli bir rahatlama sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran Ticaret Odası&#039;ndan bir yetkili BBC&#039;ye yaptığı açıklamada, ülkedeki döviz sıkıntısının &quot;pek çok siparişin durdurulmasına veya uzun gecikmeler yaşamasına, ithalatın ise fiilen temel ihtiyaç maddeleri ve gıda ile sınırlandırılmasına yol açacak bir noktaya geldiğini&quot; belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, milyarlarca dolarlık dövize erişimin riyalin istikrara kavuşmasına, temel ihtiyaç maddeleri de dahil olmak üzere ithalatın finanse edilmesine ve finansal piyasalar üzerindeki baskının hafifletilmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak uzmanlar, bunun daha derin yapısal sorunları çözmeyeceğine dair uyarıda bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahran&#039;daki İmam Sadık Üniversitesi&#039;nden Ekonomi Profesörü Kamran Nedri, &quot;herhangi bir yeniden inşa programından önce enflasyonun kontrol altına alınması ve hayat pahalılığı kriziyle mücadele edilmesine öncelik verilmesi gerektiğini&quot; savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedri ayrıca, reform yapılmaksızın finansal kaynak aktarmanın, bu kaynakların sağlayacağı faydaları boşa çıkarma riski taşıdığını da sözlerine ekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, Paris 13 Üniversitesi&#039;nden Ekonomi Profesörü Mehrdad Vahabi, İran&#039;ın karşı karşıya olduğu zorluğun daha kapsamlı olduğunu, meselenin son 20 yılda yaşanan &quot;yatırımlardaki keskin düşüşü ve sanayi altyapısının eskimesini&quot; tersine çevirmek olduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahabi &quot;Ekonomik güvenlik olmadan yatırım yapmak imkansız. Gerçek yatırımcılar olmadan İran ekonomisi gelişemez ve ekonomik kalkınma sekteye uğra,&quot; görüşünü dile getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&#039;daki Leipzig Üniversitesi&#039;nde uluslararası ilişkiler araştırmacısı Reza Talebi de bu görüşe katılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talebi, yatırımcılara paralarının siyasi ve güvenlik risklerine karşı korunacağı konusunda güven verebilmek için İran&#039;ın gerilimi düşürmesi gerektiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talebi, &quot;Savaş ile barış arasındaki o belirsiz durum, sermayenin ekonomiye girmesinin önündeki en büyük engel&quot; diye ekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | &quot;Dil Olmadan Düşünmek Mümkün mü?&quot;</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114065#3114065</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:52:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;Dil Olmadan Düşünmek Mümkün mü?&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZI: *Melike Üzücek&lt;br /&gt;Son güncelleme: 05/06/2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bir an için tek bir kelime bile konuşamadığınızı ya da anlayamadığınızı düşünün. Şimdi bir matematik problemini çözmeye ya da karmaşık bir sosyal durumu anlamaya çalışın. Zihninizin içindeki o sürekli anlatıcı ses olmadan düşünceleriniz nasıl görünürdü? Hatta bir sese sahip olur muydu? Dil size yol göstermeseydi düşünceleriniz durma noktasına mı gelirdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü İngiliz filozof Bertrand Russell bu soruya büyük ölçüde evet yanıtını verirdi. Ona göre dil, karmaşık düşüncenin temelinde yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, doğa ise bize farklı bir tablo gösterir. Şempanzeler bazı strateji oyunlarında insanlardan daha başarılı olabilir. Kargalar, ulaşılması zor oyuklardan yiyecek çıkarmak için dallardan alet yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yaparken zihinlerinde bizimki gibi kelimelerle konuşmadıklarını varsayabiliriz. Sözcükleri yoktur, ama düşünürler. Üstelik bunu bizim henüz tam olarak anlayamadığımız yollarla yapıyor olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dil ile düşünce arasında zorunlu bir bağ olup olmadığı sorusu, uzun zamandır bilim insanları ve filozoflar arasında tartışılır. MIT McGovern Beyin Araştırmaları Enstitüsü’nden sinirbilimci Evelina Fedorenko için bu sorunun yanıtı, yıllara yayılan çalışmaları sayesinde oldukça nettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fedorenko’ya göre dil ve düşünce aynı şey değildir. Beyinde farklı bölgelerde işler ve farklı görevler üstlenir. Dil kurmak için düşünmeye ihtiyaç duyarız. Ancak düşünmek ve akıl yürütmek için dile mutlaka ihtiyaç duymayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fedorenko başlangıçta bu sonuca ulaşacağını düşünmüyordu. 2000’lerin başında Harvard’da lisans öğrencisiyken, dilbilimci Noam Chomsky’nin etkili olduğu bir görüş ilgisini çekmişti. Bu görüşe göre insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik dildi. Fedorenko da o dönemde, kelimeleri karmaşık cümleler halinde birleştirme becerimizin düşünme biçimimizde belirleyici rol oynadığını düşünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle beynin hem dili hem de karmaşık düşünceyi yöneten ortak bir bölgeye sahip olup olmadığını araştırmaya başladı. Ona göre bu varsayım ilk bakışta mantıklı görünüyordu. Çünkü dil hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Kelimeler öbekleri, öbekler de cümleleri oluşturur. Fedorenko da, dildeki hiyerarşik yapıları işleyen bir beyin bölgesi bulmayı bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dil Zihnimizde Ne İşe Yarar?&lt;br /&gt;______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak araştırmalar ilerledikçe sonuçlar bu beklentiyi desteklemedi. Fedorenko, değerlendirme yazısında da belirttiği gibi, dil ile diğer düşünsel süreçlerin beyinde aynı ağlara dayanmadığını gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayrım özellikle sözel olmayan görevlerde belirginleşti. İnsanlar bulmaca çözerken, günlerini planlarken ya da kelimelere dayanmayan başka zihinsel görevlerle uğraşırken beynin dil bölgeleri sessiz kalıyordu. Bu bulgu, dil ile düşüncenin tek bir sistemin parçası olmadığını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Fedorenko’nun araştırmaları yeni bir soruyu gündeme getirdi. Dil düşüncenin temeli değilse, zihnimizde tam olarak ne işe yarıyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fedorenko’nun bulgularını destekleyen kanıtlar iki farklı kaynaktan geliyordu. İlk kaynak, yüzyıllardır kullanılan bir gözlem yöntemine dayanıyordu. Araştırmacılar, beyin hasarı yaşayan ve ağır afazi belirtileri gösteren insanları inceliyordu. Bu kişiler, çoğu zaman beynin sol yarımküresindeki hasar nedeniyle dili anlama ya da üretme becerilerinin büyük bölümünü kaybeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum iletişimi neredeyse imkânsız kılar. Ancak bu kişiler yine de karmaşık zihinsel görevleri yerine getirir. Yönergeler sözel olmadığında, ağır afazisi olan kişiler matematik problemleri çözer ya da sosyal akıl yürütme testlerinde başarılı olur. Bu sonuç, gelişmiş düşüncenin mutlaka dile bağlı olmadığını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kanıt ise modern beyin görüntüleme çalışmalarından geldi. Fedorenko, önce beynin dilden sorumlu bölgelerini belirledi. Ardından bu bölgelerin farklı düşünme görevleri sırasında etkinleşip etkinleşmediğini inceledi. Sonuçlar aynı yöndeydi. İnsanlar mantık bulmacaları çözerken, hafıza görevleri yaparken ya da planlama gibi zihinsel etkinliklerle uğraşırken dil bölgeleri büyük ölçüde sessiz kalıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bulgu önemli bir ayrımı görünür hale getirdi. Düşüncelerimizi ifade etmek için dile sık sık başvururuz. Ancak düşüncelerin kendisi kelimeler olmadan da vardır. Bu sonuç, yalnızca Russell’ın dil ve düşünce hakkındaki görüşüne meydan okumaz. Aynı zamanda zihnin nasıl çalıştığına dair alışıldık düşüncelerimizi de değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç Olarak;&lt;br /&gt;___________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fedorenko’ya göre dil, düşüncenin kaynağı olmaktan çok etkili bir iletişim aracıdır. Bir anlamda, zihinler arasında kestirme bir yol açar. Birbirimizin zihnini okuyamayız, ancak dil sayesinde bilgi, düşünce ve fikirleri bir beyinden diğerine aktarabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin, farklı düşünsel görevleri yürüten birden fazla sisteme sahiptir. Sosyal akıl yürütme, problem çözme, hafıza ve planlama gibi süreçler farklı ağların birlikte çalışmasıyla ortaya çıkar. Dil de bu büyük yapının güçlü parçalarından biridir. Ancak tek başına düşüncenin tamamını oluşturmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar ve İleri Okumalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can you think without words? Neuroscientist explains why language isn’t required for deep thinking. Yayınlanma tarihi: Kaynak site: ZME Science. Bağlantı: Can you think without words? Neuroscientist explains why language isn’t required for deep thinking&lt;br /&gt;Fedorenko E, Varley R. Language and thought are not the same thing: evidence from neuroimaging and neurological patients. Ann N Y Acad Sci. 2016 Apr;1369(1):132-53. doi: 10.1111/nyas.13046. Epub 2016 Apr 20. PMID: 27096882; PMCID: PMC4874898.&lt;br /&gt;Fedorenko, Evelina &amp; Piantadosi, Steven &amp; Gibson, Edward. (2024). Language is primarily a tool for communication rather than thought. Nature. 630. 575-586. 10.1038/s [phone removed] 2-w.&lt;br /&gt;Heavey CL, Hurlburt RT. The phenomena of inner experience. Conscious Cogn. 2008 Sep;17(3):798-810. doi: 10.1016/j.concog.2007.12.006. Epub 2008 Feb 6. PMID: 18258456.&lt;br /&gt;Matematiksel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Melike Üzücek&lt;br /&gt;&quot;Ankara Fen Lisesi&#039;nden mezun oldum. Araştırma yapmayı ve sorgulamayı seven biriyim. Matematik ve biyoloji başta olmak üzere felsefe, astronomi, modern fizik ile ilgileniyorum.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Alıntı-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_____________________________________________________&lt;br /&gt;Tuzak Etkisi: Üçüncü Seçeneğin Varlığı Seçimlerimizi Nasıl Etkiler?&lt;br /&gt;_____________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla seçenek her zaman daha iyi kararlar vermemizi sağlamaz. Aksine, karşılaştırma biçimimiz küçük değişikliklerle kolayca yönlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: Sibel Çağlar&lt;br /&gt;Son güncelleme: 29/06/2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fiyat, pazarlama karmasının en hassas unsurudur. Markalar, bizi daha fazla harcamaya yönlendirmek için fiyatları dikkatle belirler. Pazarlamacıların kullandığı özellikle kurnaz bir fiyatlandırma stratejisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu strateji, seçiminizi bir üründen daha pahalı ya da daha kârlı bir seçeneğe kaydırmayı amaçlar. Buna tuzak etkisi (decoy effect), diğer adıyla yem etkisi denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzak Etkisi Nasıl Çalışır?&lt;br /&gt;____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir blender almak istediğinizi düşünün. Karşınızda iki seçenek var. Daha ucuz model 89 dolardır; 900 watt güç ve 5 parçalık aksesuar seti sunar. Daha pahalı model ise 149 dolardır; 1.200 watt güce ve 12 aksesuara sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangisini seçeceğiniz, bu iki ürünün fiyat-performansını nasıl değerlendirdiğinize bağlıdır. Ancak daha pahalı seçeneğin daha avantajlı olduğu hemen belli olmaz. Gücü yaklaşık yüzde 35 daha fazladır, ama fiyatı neredeyse yüzde 70 daha yüksektir. Aksesuar sayısı iki kattan fazladır; fakat bu plastik aksesuarların gerçek değeri nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu iki seçeneği üçüncü bir ürünle birlikte düşünün. Bu üçüncü seçenek 125 dolardır; 1.000 watt güç ve 9 aksesuar sunar. Böylece daha bilinçli bir karşılaştırma yaptığınızı hissedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ucuz seçeneğe göre 36 dolar fazla ödeyerek 4 ek aksesuar ve 100 watt daha fazla güç alırsınız. Ancak yalnızca 24 dolar daha öderseniz, buna ek olarak 3 aksesuar ve 200 watt daha fazla güç elde edersiniz. Kulağa iyi bir fırsat gibi geliyor, değil mi? İşte az önce tuzak etkisini deneyimlediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzak Etkisi Nedir?&lt;br /&gt;_______________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzak etkisi, tüketicilerin iki seçenek arasındaki tercihlerini, üçüncü bir seçenek eklendiğinde değiştirmesidir. Bu üçüncü seçenek, seçeneklerden birine göre her açıdan daha zayıf, diğerine göre ise yalnızca bazı yönlerden daha zayıftır. Bu nedenle tüketicilere bir seçeneği daha cazip gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir deyişle, tuzak seçenek özellikle bir ürünü daha avantajlı gösterecek şekilde tasarlanır. Fiyat, özellik veya performans bakımından hedef üründen açıkça daha geridedir. Buna karşılık diğer seçenekle kıyaslandığında fark o kadar belirgin değildir. Böylece tüketiciler hedef ürünü daha değerli görmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dan Ariely, yıllar önce The Economist dergisinin abonelik fiyatlarını inceledi. Ardından bu seçenekleri 100 öğrencisine gösterdi. İlk durumda öğrencilerin önünde iki seçenek vardı: yalnızca dijital abonelik ve onun iki katı fiyatındaki yalnızca basılı abonelik. Öğrencilerin %68’i daha ucuz olan dijital aboneliği seçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra üçüncü bir seçenek eklendi: basılı abonelikle aynı fiyata dijital + basılı abonelik. Bu kez tablo değişti. Daha ucuz seçeneği seçenlerin oranı %16’ya düştü; öğrencilerin %84’ü birleşik aboneliği tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca basılı aboneliği neredeyse kimse seçmedi. Ama bu seçenek, aynı fiyata hem dijital hem basılı abonelik sunan paketi çok daha cazip gösterdi. Katılımcılar, iki seçenek arasındaki farkı görünce birleşik paketin açık ara daha avantajlı olduğuna karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzak etkisi her zaman bu kadar açık değildir. Bazen çok daha küçük fiyat farklarıyla çalışır. Bir içecek menüsünü düşünelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük boy: 350 ml — 6,10 dolar&lt;br /&gt;Orta boy: 450 ml — 7,10 dolar&lt;br /&gt;Büyük boy: 610 ml — 7,50 dolar&lt;br /&gt;Orta boy, küçük boydan 1 dolar pahalıdır. Büyük boydan ise yalnızca 40 sent ucuzdur. Bu yüzden büyük boy daha avantajlı görünür. Sonuçta kişi daha mantıklı bir seçim yaptığını düşünebilir. Oysa belki de ihtiyacından daha büyük bir içeceğe yönelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden Hata Yapıyoruz ve Tuzağa Düşüyoruz?&lt;br /&gt;____________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kararımızı bilinçli verdiğimizi düşünürüz. Oysa seçimlerimizi etkileyen birçok unsur vardır ve bunların çoğunu fark etmeyiz. Bir ürün satın alırken çok sayıda seçenekle karşılaşmak da bu süreci zorlaştırır. Seçenek sayısı arttıkça karar vermek kolaylaşmaz; tam tersine, zihinsel yük artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Barry Schwartz bu durumu seçim paradoksu olarak açıklar. Çok seçenek, ilk bakışta özgürlük hissi verir. Ancak seçenekler çoğaldıkça karşılaştırma yapmak zorlaşır, kaygı artar ve karar süreci yavaşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yükü azaltmak için çoğu zaman birkaç ölçüte odaklanırız. Örneğin fiyat, miktar, boyut ya da özellik sayısı gibi unsurlara bakarız. Bu yöntem karar vermeyi kolaylaştırır; fakat aynı zamanda bizi yönlendirmeye açık hâle getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yem etkisi tam da burada devreye girer. Tuzak seçenek, fiyat ve özellik gibi temel ölçütleri değiştirerek dikkatimizi belirli bir ürüne çeker. Böylece bize mantıklı ve bilinçli bir karar veriyormuşuz hissi verir. Oysa karşılaştırma zemini önceden tasarlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yönüyle yem etkisi bir tür dürtme yöntemidir. Dürtme, seçenekleri yasaklamadan insanların kararlarını belirli bir yönde etkileyen düzenlemeleri ifade eder. Her dürtme manipülatif değildir. Ancak ticari bağlamda yem etkisi, tüketicinin gerçekten ihtiyaç duyduğu seçeneği değil, daha avantajlı görünen seçeneği tercih etmesine yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginizi çekebilir: Fiyatlar aynı kalırken ürünlerin neden küçüldüğünü ve bunun tüketicileri nasıl etkilediğini merak ediyorsanız, “Küçültmasyon (Shrinkflation) Nedir? Neden Daha Azına Daha Fazla Para Ödüyoruz?” başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar ve ileri okumalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The decoy effect: how you are influenced to choose without really knowing it. Kaynak site: Conversation. Yayınlanma tarihi: 17 Şubat 2019; Bağlantı. The decoy effect: how you are influenced to choose without really knowing it/&lt;br /&gt;Nisbett, R. E., &amp; Wilson, T. D. (1977). Telling more than we can know: Verbal reports on mental processes. Psychological Review, 84(3), 231-259.  [url removed] &lt;br /&gt;McLaughlin, J. E., Cox, W. C., Williams, C. R., &amp; Shepherd, G. (2014). Rational and Experiential Decision-Making Preferences of Third-Year Student Pharmacists. American Journal of Pharmaceutical Education, 78(6).  [url removed] &lt;br /&gt;Matematiksel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Alıntı-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________________________&lt;br /&gt;Batık Maliyet Yanılgısı: Vazgeçmek Neden Bu Kadar Zor Gelir?&lt;br /&gt;_________________________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZI: *Gamze Dönmez&lt;br /&gt;Son güncelleme: 28/05/2026&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık maliyetler, geri kazanılması mümkün olmayan harcama ve yatırımlardır. Tamamen rasyonel bir varlık, karar verirken bu maliyetleri dikkate almazdı. Ancak insan, kayıptan kaçınma eğilimi nedeniyle çoğu zaman bunu yapamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yanılgının temelinde çoğu zaman boşa çaba harcamış olma korkusu vardır. İnsan, verdiği ilk kararın yanlış olduğunu kabul etmek yerine, o karara daha fazla yatırım yapmayı seçebilir. Ancak bu davranışı yalnızca boşa gitmiş emek korkusu açıklamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yanılgıyı üniversite seçiminde açıkça görebiliriz. Diyelim ki bölümünüzün yarısına geldiniz ve artık bu alanın size ya da kariyer hedeflerinize uygun olmadığını fark ettiniz. Buna rağmen “bu kadar zaman ve para harcadım” diyerek devam etmeyi seçebilirsiniz. Oysa daha uygun bir alana geçmek, uzun vadede çok daha doğru bir karardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı durum kişisel ilişkilerde de karşımıza çıkar. İnsan bazen artık kendisini mutlu etmeyen bir ilişkiyi yalnızca yıllarını verdiği için sürdürür. Geçmişte harcanan zaman, bugünkü mutsuzluğu görmeyi zorlaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık ve spor alanında da benzer bir tablo vardır. Sonuç vermeyen bir egzersiz ya da beslenme programına, sırf emek harcadığınız için bağlı kalabilirsiniz. Oysa daha etkili bir yöntem seçmek, önceki çabanızı değersiz kılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş dünyasında da şirketler aynı hataya düşer. Bir ürün ya da hizmet artık kâr getirmediği hâlde, geliştirme ve pazarlama için çok para harcandığı gerekçesiyle sürdürülür. Böylece geçmiş yatırımı kurtarma isteği, gelecekte daha büyük kayıplara yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık Maliyet Yanılgısı Nedir?&lt;br /&gt;_______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık maliyet yanılgısını anlamamızda Amos Tversky ve Daniel Kahneman’ın çalışmaları önemli bir zemin hazırladı. İkili, 1972’de bilişsel yanlılıklar üzerine yaptıkları çalışmalarla insanların karar verirken her zaman rasyonel davranmadığını gösterdi. Bu yaklaşım, batık maliyet yanılgısı gibi birçok karar hatasını anlamanın yolunu açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak “batık maliyet yanılgısı” kavramını özellikle öne çıkaran isim Richard Thaler oldu. Thaler, 1980’lerde insanların bir işe zaman, para ya da emek yatırdıktan sonra, o işi sürdürme eğilimini ayrıntılı biçimde inceledi. Ona göre insanlar çoğu zaman gelecekte ne kazanacaklarına değil, geçmişte ne harcadıklarına bakarak karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thaler’ın çalışmalarını Hal Arkes ve Catherine Blumer’ın 1985’te yaptığı deneyler izledi. Bu deneylerden birinde katılımcılara aynı hafta sonu için yanlışlıkla iki kayak gezisi ayarladıkları söylendi. Gezilerden biri Michigan’a 100 dolarlık, diğeri Wisconsin’e 50 dolarlık bir geziydi. Katılımcılara Wisconsin gezisinden daha çok keyif alacakları da belirtildi. Buna rağmen çoğu kişi daha pahalı olan Michigan gezisini seçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seçim, batık maliyet yanılgısını açıkça gösterir. İnsanlar daha çok keyif alacakları seçeneği değil, daha fazla para ödedikleri seçeneği tercih etti. Çünkü geçmişte yapılan harcama, gelecekteki deneyimin kalitesinden daha belirleyici hâle geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık Maliyet Yanılgısı Neden Olur?&lt;br /&gt;____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık maliyet yanılgısı, kayıptan kaçınma eğilimiyle yakından ilişkilidir. İnsanlar para, zaman, emek ya da duygu yatırımı yaptıkları bir şeyi kayıp olarak görmek istemez. Bu yüzden bazen artık işe yaramayan bir kararı sürdürürler. Oysa devam etmek çoğu zaman kaybı azaltmaz; daha da büyütür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilişsel çelişki de bu yanılgıyı güçlendirir. İnsan, verdiği kararın doğru olduğuna inanmak ister. Gerçekler tersini gösterdiğinde hatayı kabul etmek yerine mevcut karara bağlanır. Böylece içsel çatışmayı azaltmaya çalışır ama yanlış kararın etkisini uzatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çerçeveleme etkisi de burada devreye girer. Devam etmek “azim” ya da “pes etmemek” gibi olumlu ifadelerle sunulduğunda çekici görünür. Bırakmak ise “vazgeçmek” ya da “başarısızlığı kabul etmek” gibi algılandığında zorlaşır. Bu yüzden insanlar bazen en mantıklı karar bırakmak olduğu hâlde, kaybeden seçeneğe tutunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak;&lt;br /&gt;____________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık maliyet yanılgısından kaçınmak için değişime açık kalın. Bir durumda kalmayı seçerken kendinize şunu sorun: Burada geçmişte harcadığım emek yüzünden mi duruyorum, yoksa bugün gerçekten iyi bir nedenim olduğu için mi? Batan bir gemide kalmak, geçmiş emeği kurtarmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir projeye, ilişkiye ya da hedefe başlamadan önce çıkış ölçütlerinizi belirleyin. Hangi koşullarda duracağınızı, yön değiştireceğinizi ya da vazgeçeceğinizi önceden netleştirin. Böylece karar anında duygularınız sizi daha az yanıltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir duruma fazla yakından baktığınızda, ona duygusal olarak bağlanabilirsiniz. Bu yüzden güvendiğiniz birinden ya da konunun uzmanından görüş alın. Dışarıdan bakan biri, sizin kaçırdığınız büyük resmi daha net görebilir ve daha sağlıklı karar vermenize yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar ve ileri okumalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jeremy S. NashBachelor of Psychological Science (Hons IIA). University of Queensland eSpace; “The Sunk Cost Effect:Short-term Behavioural Evidencein Adults”; (2017).  [url removed] &lt;br /&gt;What is the ‘sunk cost fallacy’? Is it ever a good thing?. Yayınlanma tarihi: 27 Kasım 2023. Kaynak site: Conversation. Bağlantı:  [url removed] &lt;br /&gt;Dijkstra KA, Hong YY. The feeling of throwing good money after bad. The role of affective reaction in the sunk-cost fallacy. PLoS One. 2019 Jan 8;14(1):e0209900. doi: 10.1371/journal.pone.0209900. PMID: 30620741; PMCID: PMC6324799.&lt;br /&gt;Matematiksel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;______________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Gamze Dönmez&lt;br /&gt;&quot;Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi önemseyen, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;______________&lt;br /&gt;Yazının çıktığı yer:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-07-06 13:18 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | &quot;Herkesin Bilmesi Gereken 4 Felsefi Tartışma&quot;</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3114062#3114062</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:20:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;Herkesin Bilmesi Gereken 4 Felsefi Tartışma&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;-Alıntı-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: Ceren Demir&lt;br /&gt;Son güncelleme: 05/07/2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Felsefe, bilgi, değerler, akıl, dil ve varoluş gibi temel konular üzerine düşünmemizi sağlar. İlk bakışta soyut görünse de felsefi tartışmalar, hakikat dediğimiz şeye nasıl yaklaştığımızı anlamamıza yardım eder. Eski düşünürlerin fikirlerini incelemek, kendi düşüncelerimizi geliştirmek için de güçlü bir zemin sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıda, konuyu daha anlaşılır hâle getirmek için dört felsefi tartışma örneği üzerinden ilerleyeceğiz. Bu tartışmaların tek ve kesin bir cevabı yoktur. Felsefede bazı soruların hiçbir zaman sonuca bağlanmaması da mümkündür. Zaten felsefenin özü biraz da bu bitmeyen sorgulama hâlinden doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İçinde yaşadığımız dünya gerçek mi?&lt;br /&gt;_______________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnimizin bizi yanıltabildiğini hepimiz biliriz. Bazen dünyayı olduğu gibi değil, algılarımızın bize gösterdiği şekilde görürüz. Buna rağmen çoğumuz, bu farklılıkların ardında tek bir gerçeklik olduğuna inanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzağı bulanık gören biri, dünyanın gerçekten bulanık olduğunu düşünmez. Kırmızı ve yeşili ayırt edemeyen biri de bu renkler arasındaki farkın başkaları için var olduğunu kabul eder. Felsefe tam da burada daha bir soru sorar. Dış dünya gerçekten var mı, yoksa gerçek dediğimiz şey yalnızca zihnimizin kurduğu bir deneyim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız dünyanın gerçek olduğundan nasıl emin olabiliriz? Belki de gördüğümüz ve hissettiğimiz her şey, bize gerçekmiş gibi sunulan bir yanılsamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru ilk anda uzak bir ihtimal gibi görünebilir. Fakat felsefe bazen tam da böyle görünen yerlerden başlar. Bize kesin gelen şeyleri yeniden düşünmemizi ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filozoflar gerçeklik konusunda farklı görüşler öne sürer. Realistlere göre zihnimizden bağımsız, nesnel bir dış dünya vardır. Buna karşı çıkan yaklaşımlar ise gerçekliği daha çok düşüncelerimiz, algılarımız ve geçmiş deneyimlerimiz üzerinden açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür felsefi tartışmalar zaman zaman fizik ile de kesişir. Özellikle kuantum mekaniği, gerçek dünyanın ne kadar sabit ve ölçülebilir olduğu konusundaki alışılmış fikirlerimizi zorlar. Bu yüzden felsefe çoğu zaman beşeri bilimler içinde görülse de bilimle birlikte ilerleyen tartışmalara da önemli katkılar sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Bilinç nedir?&lt;br /&gt;____________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filozoflar yalnızca dış dünyanın gerçek olup olmadığını tartışmaz. Bilincin ne olduğunu da sorgular. Hepimiz bilinçli olmanın neye benzediğini az çok biliriz. Fakat bunu açık ve kesin bir şekilde tanımlamak oldukça zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda en bilinen ayrımlardan biri düalizm ve materyalizm arasındadır. Düalistlere göre zihin, bedenden bir yönüyle ayrıdır. Pek çok insan da zihnini doğal olarak böyle düşünür. Düşünmeyi yalnızca beyindeki fiziksel bir süreç gibi değil, daha ayrı bir deneyim gibi görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Materyalistlere göre ise bilinç, tamamen beynimizdeki sinirsel faaliyetlerden oluşur. Bize ayrı bir şeymiş gibi gelmesi de yine beynimizin çalışma biçimiyle ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tartışma, hayvanlar ve makineler söz konusu olduğunda daha da dikkat çekici hâle gelir. Bir makine renkleri ayırt edebilir ve buna göre tepki verebilir. Sürücüsüz bir aracın trafik ışığını algılayıp durması buna örnektir. Ancak burada asıl soru şudur. Makine ne yaptığının farkında mıdır, yoksa yalnızca programlandığı gibi mi davranır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Searle’ün Çin odası düşünce deneyi bu sorunu açıklar. Deneyde Çince bilmeyen bir kişi, kapalı bir odada kendisine verilen kurallara göre Çince sembolleri sıralar. Dışarıdan bakıldığında cevaplar anlamlı görünebilir. Fakat içerideki kişi sembollerin ne anlama geldiğini bilmez. Sadece kuralları takip eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örnek, bilinç ile bilinçliymiş gibi davranma arasındaki farkı gösterir. Bir makinenin ya da başka bir canlının gerçekten bilinçli olup olmadığını kesin olarak bilmek zordur. Çünkü hiç kimse bir başkasının zihninde ne yaşandığını doğrudan deneyimleyemez. Bu nedenle bilinç, felsefenin en zor ve en ilgi çekici konularından biri olarak kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Ahlaki kararlarımızı nasıl alırız?&lt;br /&gt;___________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli felsefi tartışmalardan biri, doğru ile yanlışı nasıl ayırt edeceğimizdir. Bir durumda ahlaki olan seçeneği belirlemek her zaman kolay değildir. Bu konuyu anlatmak için en çok kullanılan örneklerden biri tramvay problemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşünce deneyinde kontrolden çıkmış bir tramvay raylarda hızla ilerler. Rayların üzerinde beş kişi bağlıdır ve tramvay onlara çarparsa öleceklerdir. Başka bir rayda ise yalnızca bir kişi vardır. Siz makasın yanında duruyorsunuz. Kolu çekerseniz tramvay yön değiştirir. Böylece beş kişi kurtulur, fakat diğer raydaki bir kişi ölür. Bu durumda kolu çekmek doğru mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun farklı biçimleri de vardır. Örneğin yine beş kişinin hayatı tehlikededir. Siz bir köprünün üzerindesiniz ve yanınızda oldukça kilolu bir adam vardır. Onu köprüden iterseniz adam ölür, fakat tramvay durur ve beş kişi kurtulur. Bu durumda onu iter misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok insan ilk örnekte kolu çekmenin doğru olduğunu düşünür. Ancak ikinci örnekte adamı köprüden itmeyi kabul edemez. Oysa iki durumda da sonuç aynıdır. Bir kişi ölür ve beş kişi kurtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanlar ise iki eylemi de yanlış bulur. Onlara göre insan öldürmemek kesin bir ahlaki kuraldır ve sonuç ne olursa olsun bu kural bozulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filozoflar bu tür düşünce deneyleriyle ahlaki ilkeleri sınar. Çünkü doğru görünen bir ilke, zor bir durumda tartışmalı sonuçlar doğurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden ahlak üzerine düşünmek yalnızca teorik bir uğraş değildir. Doktorlar, siyasetçiler, acil yardım ekipleri ve sürücüsüz araç yazılımcıları da benzer kararlarla karşılaşır. Ahlaki seçimler, gerçek hayatta kimin nasıl etkileneceğini belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Özgür irade gerçekten de var mı?&lt;br /&gt;_____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefenin psikoloji ve bilimle kesiştiği konulardan biri özgür iradedir. Özgür irade, en basit anlamıyla kişinin kendi eylemlerini seçebilmesidir. Ahlaki kararlar üzerine konuşurken de aslında böyle bir seçme gücümüz olduğunu varsayarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu konu sanıldığı kadar açık değildir. Kararlarımızı beyin kimyamız, ruh hâlimiz, yetiştiğimiz çevre ve genetik özelliklerimiz etkiler. Bir fincan kahveden sonra daha farklı davranabiliriz. Depresyon gibi durumlar ise karar verme biçimimizi çok daha derinden değiştirecektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda şu soru ortaya çıkar. Gerçekten özgürce mi karar veriyoruz, yoksa bizi etkileyen koşulların sonucu olarak mı hareket ediyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya verilen önemli cevaplardan biri determinizmdir. Determinizm, geleceğin geçmiş olaylar ve doğa yasalarıyla şekillendiğini savunur. Buna göre zamanı geri alıp aynı şartlarda yeniden başlatsak, her şey yine aynı şekilde yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı filozoflar bu düşüncenin özgür iradeyi ortadan kaldırdığını söyler. Bazıları ise koşullar bizi etkilese bile seçim yapma deneyimimizin hâlâ anlamlı olduğunu düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şans da bu tartışmayı daha karmaşık hâle getirir. Trafikte yeşil ışık yanarsa bir yolu, kırmızı ışık yanarsa başka bir yolu seçebilirsiniz. Işığın rengi tesadüf gibi görünür. Ancak yine de seçiminizi dış koşullar belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür irade, kesin cevabı kolay verilemeyen bir konudur. Felsefi tartışma burada insanın ne kadar özgür olduğunu, ne kadarının koşullar tarafından belirlendiğini ve seçim dediğimiz şeyin aslında ne anlama geldiğini sorgular. Bilim ilerledikçe bu sorular da yeni boyutlar kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar ve ileri okumalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Debates in Philosophy Everyone Should Know About. Kaynak: 4 Debates in Philosophy Everyone Should Know About&lt;br /&gt;Lavazza A. Free Will and Neuroscience: From Explaining Freedom. Away to New Ways of Operationalizing and Measuring It. Front Hum Neurosci. 2016 Jun 1;10:262. doi: 10.3389/fnhum.2016.00262. PMID: 27313524; PMCID: PMC4887467.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Alıntı-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_______________________________________________________________________&lt;br /&gt;Uzay-Zaman Gerçek Bir Şey midir Yoksa Sadece Hesaplarda Kullandığımız Bir Araç mıdır?&lt;br /&gt;_______________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern bilimde çok az fikir, gerçekliği anlama biçimimizi uzay-zaman kadar köklü şekilde değiştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: *Sibel Çağlar&lt;br /&gt;Son güncelleme: 04/07/2026&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay-zaman sık sık “gerçekliğin dokusu” olarak tanımlanır. Bazı yorumlar onu sabit ve dört boyutlu bir “blok evren” gibi görür. Bu anlayışta geçmiş, şimdi ve gelecek tek bir bütün içinde yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka yorumlar ise uzay-zamanı kütleçekimle eğilen, bükülen ve değişen dinamik bir alan olarak ele alır. Peki uzay-zamanın var olduğunu söylemek ne anlama gelir? Uzay-zaman bir yapı mı, fiziksel bir varlık mı, yoksa gerçekliği anlatmak için kullandığımız bir metafor mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay Zaman Tam Olarak Nedir?&lt;br /&gt;_________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzayı üç boyutlu olarak tanımlarız çünkü bir konumu belirtmek için üç bilgiye ihtiyaç duyarız. Örneğin biriyle 16. Cadde ile 5. Cadde’nin köşesindeki bir binanın 7. katında buluşacağınızı düşünün. Yeri açıkça belirtmiş olursunuz. Ancak ne zaman buluşacağınızı söylemezseniz önemli bir bilgi eksik kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir olayın yalnızca nerede gerçekleştiğini bilmek yetmez. Ne zaman gerçekleştiğini de bilmek gerekir. Bu nedenle zamanı dördüncü boyut olarak düşünebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç uzay boyutu ile zaman boyutunu birlikte ele aldığımızda uzay-zaman kavramı ortaya çıkar. Evrenimiz üç uzay ve bir zaman boyutuyla tanımlandığı için uzay-zaman dört boyutludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newton fiziğinde uzay ve zaman birbirinden bağımsız kabul edilir. Einstein’ın görelilik kuramında ise ikisi birlikte ele alınır. Fizikçiler bu ilişkiyi göstermek için uzay-zaman diyagramlarını kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay-zaman diyagramlarında bir nesnenin zaman içindeki yoluna “dünya çizgisi”denir. Bu çizgi, nesnenin her anda nerede bulunduğunu gösterir. Örneğin hareketsiz duran bir nesnenin konumu değişmez. Zaman ilerler ama nesne aynı yerde kalır. Bu durumda dünya çizgisi uzay-zaman diyagramında dikey bir çizgi gibi görünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareket eden bir nesnede ise çizgi eğik olur. Çünkü zaman geçtikçe nesnenin konumu da değişir. Çizginin eğimi, nesnenin hızını anlamaya yardım eder. Nesne ne kadar hızlı hareket ederse dünya çizgisi de diyagramda o kadar farklı bir açıyla uzanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fikir, uzay-zamanı daha somut hale getirir. Bir insanın, arabanın ya da ışık parçacığının evrendeki geçmişi tek tek anlardan oluşmaz. Bu anlar bir araya geldiğinde o varlığın uzay-zaman içindeki yolu ortaya çıkar. Buna dünya çizgisi denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minkowski uzay-zamanı nedir?&lt;br /&gt;________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört boyutlu uzay-zaman fikrini güçlendiren isimlerden biri Hermann Minkowski’ydi. Minkowski, Einstein’ın eski matematik profesörüydü ve uzay ile zamanın birlikte ele alınması gerektiğini savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona göre uzay ve zaman tek başına gerçekliği açıklamak için yeterli değildi. İkisini ayrı ayrı düşünmek yerine, tek bir bütün olarak ele almak gerekiyordu. Bu yaklaşım, Einstein’ın görelilik kuramının geometrik temelini daha anlaşılır hale getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minkowski’nin kavrayışı, düzlem üzerindeki Öklid geometrisiyle yapılan bir benzetmeyle açıklanabilir. Bir düzlemde, düz bir doğru parçasıyla birbirine bağlanan iki noktamız olduğunu varsayalım. Bu doğru parçasını, birbirine dik iki eksen olan x ve y üzerindeki izdüşümleriyle tanımlayabiliriz. Pisagor teoremine göre bu doğru parçasının uzunluğunun karesi Δx2+Δy2 ‘ye eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minkowski, Einstein’ın kuramında durumun buna benzediğini fark etti. İki olay verildiğinde, bu olayların uzay ve zaman ayrımları farklı gözlemciler için farklı olur. Ancak bunun nedeni, olayların farklı uzay ve zaman eksenleri üzerine izdüşürülmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minkowski, tüm gözlemcilerin “uzay-zaman aralığı” adı verilen belirli bir büyüklük üzerinde uzlaşacağını buldu. A ve B olaylarını düşünelim. Bu olayların uzay ve zaman ayrımları sırasıyla Δx ve Δt biçimindedir. Gerekli hesaplamalar yapılınca da (Δs)2=(cΔt)2−(Δx)2 sonucunu elde ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay Zaman Değişmezi Nedir?&lt;br /&gt;________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay-zaman aralığı, eksi işareti dışında Pisagor teoremine benzer. Pisagor teoreminde iki nokta arasındaki uzaklığı hesaplarken uzaydaki farkları toplarız. Uzay-zamanda ise iki olay arasındaki ilişkiyi hesaplarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık hızında hareket eden bir parçacık için özel bir durum ortaya çıkar. Örneğin bir fotonun dünya çizgisi üzerindeki iki olay arasında uzay-zaman aralığı sıfırdır. Bunun nedeni, ışığın aldığı yol ile geçen zamanın bu hesapta birbirini dengelemesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık belirli bir sürede cΔt kadar yol alır. Yani Δx=cΔt biçimindedir. Bu değeri uzay-zaman aralığı formülüne yerleştirdiğimizde Δs2=c2Δt2−(cΔt)2=0 sonucunu elde ederiz. Bu nedenle bir fotonun dünya çizgisi üzerindeki iki olay arasındaki uzay-zaman aralığı sıfırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay-zaman diyagramlarında bunu daha açık göstermek için uygun birimler seçilir. Zamanı yıl, uzaklığı ışık yılı ile ölçersek, ışık bir yılda bir ışık yılı yol alır. Bir ışık yılı da ışığın bir yılda katettiği mesafedir. Bu ölçekte ışığın dünya çizgisi 45 derecelik düz bir çizgi olarak görünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bir yolculuk üzerinden düşünelim. Jane’in Dünya’dan Alpha Centauri’ye gittiğini varsayalım. Dünya’da kalan arkadaşları aynı yerde olduğu için dünya çizgileri diyagramda dikey görünür. Alpha Centauri’de Jane’i bekleyen kişiler için de durum aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jane ise yolculuk boyunca konum değiştirir. Bu nedenle onun dünya çizgisi Dünya’dan Alpha Centauri’ye doğru eğimli bir çizgi oluşturur. Çizginin eğimli olması, Jane’in zaman geçtikçe uzaydaki konumunun değiştiğini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay Zamanı Nasıl Yorumlamalıyız?&lt;br /&gt;____________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim kurgu, uzay-zaman tartışmasını çoğu zaman zaman yolculuğu üzerinden anlatır. Terminatör filminde zaman çizgisi sabittir. Geçmişe gidilebilir, ancak olayların akışı değiştirilemez. Avengers Endgame filminde ise geçmişe müdahale etmek yeni sonuçlar doğurur ve zaman çizgisi değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki örnek farklı görünse de ortak bir varsayıma dayanır. Geçmiş ve gelecek, sanki gidilebilecek yerler gibi düşünülür. Ancak fizikçiler uzay-zamanın varlığından söz ettiğinde çoğu zaman matematiksel bir modelden bahseder. Bu model, olayların nerede ve ne zaman gerçekleştiğini açıklar. Ancak modeli doğrudan fiziksel bir nesne gibi düşünmek kafa karışıklığına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay-zaman, evrende olayların nerede ve ne zaman gerçekleştiğini anlamamızı sağlayan en güçlü kavramlardan biridir. Genel görelilik bu kavramla kütleçekimi, hareketi ve büyük ölçekli evreni başarılı biçimde açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak uzay-zamanın tam olarak ne olduğu hâlâ açık bir sorudur. Onu bir nesne gibi doğrudan gözlemleyemeyiz. Madde ve enerjinin davranışlarına bakarak özelliklerini çıkarırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden uzay-zamanı hem güçlü bir fiziksel model hem de gerçekliği anlamak için kullandığımız temel bir çerçeve olarak görmek daha doğru olur. Bilim bugün bu çerçeveyi başarıyla kullanıyor, fakat uzay-zamanın en derin doğasını hâlâ araştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay-zamanı dört boyutlu geometrik bir yapı olarak ele alan bu yaklaşımın temelinde Minkowski uzayı yer alır. Peki Minkowski uzayı tam olarak nedir ve neden modern fiziğin temel kavramlarından biri hâline gelmiştir? Okumak isterseniz: Fizikçilerin İçinde Olduğumuzu Düşündüğü Minkowski Uzayı Nedir?&lt;br /&gt;_____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar ve ileri okumalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What is space-time?. Yayınlanma tarihi: 20 Mayıs 2021. Kaynak Livescience. Bağlantı: What is space-time?&lt;br /&gt;Spacetime: is it real and physical, or just a calculational tool? Yayınlanma tarihi: 4 Mayıs 2023. Kaynak: Big Think. Bağlantı: Spacetime: is it real and physical, or just a calculational tool?&lt;br /&gt;Matematiksel&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;*Sibel Çağlar&lt;br /&gt;Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;-Alıntı-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;____________________________________________&lt;br /&gt;Felsefeye Göre Kendimize Söylediğimiz 5 Tehlikeli Yalan&lt;br /&gt;____________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi mutsuz eden bazı düşünce kalıplarını fark etmek, onlardan uzaklaşmanın ilk adımıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZI: Sibel Çağlar&lt;br /&gt;Son güncelleme: 03/07/2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Hayatımızı yalnızca açıkça benimsediğimiz inançlar yönlendirmez. Farkında olmadığımız bazı kabuller de düşüncelerimizi, kararlarımızı ve hedeflerimizi etkiler. Bu kabuller çoğu zaman görünmezdir; ancak günlük davranışlarımızda kendini gösterir. Bu yüzden kendimize söylediğimiz yalanlar, bazen hayatımızı sandığımızdan daha fazla şekillendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefe uzun zamandır bu görünmez kabullerle ilgilenir. Filozoflar, insanın hayatını yönlendiren düşünceleri açığa çıkarmaya ve sorgulamaya çalışır. Böylece hangi fikirlerin işe yaradığını, hangilerinin bizi gereksiz yere sınırladığını daha net görürüz. Aşağıda, hayatımızı fark etmeden yönlendirebilen beş yaygın düşünce yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her şeyi kontrol etmeliyim.”&lt;br /&gt;_______________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta her şeyi kontrol etmek mümkün değildir. Geçmişi değiştiremeyiz, yaşlanmayı durduramayız ve başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü belirleyemeyiz. Buna rağmen kontrolümüz dışındaki konulara fazla zaman ve enerji harcarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stoacı filozof Epiktetos, insanın değiştirebildiği şeylere odaklanması gerektiğini savunur. Bugün “kontrol ikiliği” olarak bilinen bu düşünce, olayları ikiye ayırır: kontrol edebildiklerimiz ve edemediklerimiz. Bu bakış açısı, dikkatimizi değiştiremeyeceğimiz şeylerden alıp etkide bulunabileceğimiz alanlara yöneltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer fikirler yalnızca Stoacılıkta yer almaz. Budizm’deki “iki ok” öğretisi ve Daoizm’deki “wu wei” anlayışı da insanın kontrol edemediği durumlarla ilişkisini ele alır. Tek tanrılı dinlerde de insan iradesinin sınırlarına dair benzer yaklaşımlar bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gerçek aşkı bulunca mutlu olacağım.”&lt;br /&gt;_______________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin kendisini tamamlayacak tek bir “ruh eşi” olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Ancak dünyada milyarlarca insan varken yalnızca tek bir kişinin bize uygun olduğunu düşünmek gerçekçi değildir. Buna rağmen birçok insan, doğru kişiyi bulduğunda eksik yanının tamamlanacağını ve mutlu olacağını düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simone de Beauvoir bu fikri sorunlu bulur. Ona göre insan kendi mutluluğunu tamamen başka birine bağladığında sağlıksız bir bağımlılık geliştirir. “Beni tamamlayan kişi” düşüncesi, zamanla kişinin kendi seçimlerini ve özgürlüğünü gölgeleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette sevgi; yakınlık, emek, uzlaşma ve şefkat içerir. Ancak sağlıklı bir ilişki, kişinin kendini tamamen kaybetmesi anlamına gelmez. Mutluluk yalnızca başka birinin varlığına bağlandığında ilişki de kişi de kırılgan hâle gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben hep aynı kişiyim ve asla değişmem.”&lt;br /&gt;_________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimliğimizin değişmeyen bir özü olduğu düşüncesi oldukça eskidir. Ruh ya da öz kavramı birçok inançta yer alır. René Descartes da insanın sabit ve değişmeyen bir “ben”e sahip olduğunu savundu. Bu görüşe göre insan, zaman geçse de temelde aynı kişi olarak kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak her felsefi gelenek bu fikri kabul etmez. Hindu felsefesinde bireysel benlik, kalıcı ve değişmez bir yapı olarak ele alınmaz. Kişinin “ben” dediği şey, çoğu zaman değişen düşünceler, duygular ve deneyimlerle şekillenen bir algıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;David Hume da benzer bir noktaya dikkat çeker. Hume’a göre içimize dönüp değişmeyen bir “ben” aradığımızda karşımıza tek bir sabit öz çıkmaz. Bunun yerine düşünceler, duyumlar, anılar ve hislerle karşılaşırız. Ona göre benlik, bu parçaların zaman içindeki akışından oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde epizodizm adı verilen yaklaşım da insanı sabit bir varlık gibi görmez. İnsan hayatı boyunca değişir, yeni deneyimler kazanır ve farklı yönler geliştirir. Bu yüzden bugün olduğumuz kişi, geçmişte olduğumuz kişiyle birebir aynı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evren bana bunu borçlu.”&lt;br /&gt;_____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bize her istediğimizi vermek zorunda değildir. Dünyaya hiçbir şeye sahip olmadan geliriz. Sonradan sahip olduklarımız, yaşadıklarımız ve kurduğumuz ilişkiler birçok koşulun bir araya gelmesiyle oluşur. Bu yüzden hayatın bize belirli bir sonuç borçlu olduğunu düşünmek yanıltıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Camus’nün absürdizm anlayışı bu noktaya odaklanır. İnsan, yaşadığı acıya, emeğe ve sıkıntıya daha büyük bir anlam yüklemek ister. Her şeyin arkasında daha büyük bir amaç bulunduğunu düşünmek ister. Camus’ye göre ise elimizde kesin olarak yalnızca yaşadığımız hayat vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakış açısı beklentilerimizi daha gerçekçi bir yere çeker. Dünya bize özel bir karşılık vermek zorunda değildir. Biz sahip olduklarımızla yaşar, seçimler yapar ve hayatın içinde kendi anlamımızı kurarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Daha çok param, daha iyi bir işim ve daha büyük bir evim olursa mutlu olurum.”&lt;br /&gt;_________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olduğumuzdan daha fazla şeye sahip olmanın bizi daha mutlu edeceği düşüncesi oldukça yaygındır. Daha yüksek bir maaşın, daha iyi bir işin ya da daha büyük bir evin hayatımızı değiştireceğini düşünürüz. Ancak filozoflar yüzyıllardır maddi imkânların belirli bir noktadan sonra mutluluğu artırmadığını savunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antik Yunan’daki Epikürcüler, huzurun sürekli daha fazlasını istemekten değil, sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmekten geçtiğini düşünüyordu. Epikuros’a göre azla yetinmeyen kişi, daha fazlasına sahip olduğunda da tatmin olmaz. Siddhartha Gautama da bitmeyen arzuların yeni istekler doğurduğunu ve sonunda insanın yaşadığı sıkıntıyı artırdığını savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefe tam da bu noktada insanın dikkatini dışarıdan içeriye çevirir. Neye sahip olduğumuz kadar, ne istediğimiz ve neden istediğimiz de önem taşır. Daha fazla para, daha iyi bir iş veya daha büyük bir ev hayatımızı kolaylaştırır. Ancak bunların hiçbiri tek başına mutluluğu garanti etmez. Beklentilerimiz ve sahip olduklarımızla kurduğumuz ilişki de nasıl hissettiğimizi belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma Önerisi: 85 Yıl Devam Eden Araştırma Mutluluk Formülünü Bulmayı Başardı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğu felsefenin ardından bilimsel araştırmalar üzerinden de ele almak isterseniz, 85 yılı aşkın süredir devam eden mutluluk araştırmasının sonuçlarına göz atabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Jonny Thomson, 5 dangerous lies we tell ourselves, according to philosophy, Big Think, 1 Temmuz 2026.&lt;br /&gt;_____&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size Bir Mesajımız Var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiksel, 2015 yılından beri matematiğe karşı önyargıyı azaltmak ve bilime duyulan ilgiyi artırmak için yayın yapıyor. Matematikle başladığımız bu yolculukta, zamanla bilimin farklı alanlarına da yer vermeye başladık. Sitemizin tek geliri reklamlardan geliyor. Ancak yüksek okunurluğa sahip ve düzenli olarak güncellenen bir web sitesini yayında tutmanın maliyeti her geçen gün artıyor. Bu nedenle sitemizde reklamlara yer veriyoruz. Bize destek olmak için yazılarımızı paylaşabilir ve daha fazla kişiye ulaşmamıza yardımcı olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | &quot;Horlama için girdiği ameliyatlar kabusa döndü! 4 operasyon geçirdi, çözüm bulamadı&quot;</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113753#3113753</link>
			<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:14:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; &quot;Horlama için girdiği ameliyatlar kabusa döndü! 4 operasyon geçirdi, çözüm bulamadı&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenler&#039;de yaşayan 33 yaşındaki Enes Öğüt, horlama ve nefes alma güçlüğü şikayetiyle başladığı tedavi sürecinde 4 kez burun ameliyatı geçirdiğini, yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle hem sağlık sorunlarının arttığını hem de işini kaybettiğini söyledi. Burnunun düzelmesi için yeniden ameliyat olması gerektiğini belirten Enes Öğüt, hukuki süreç başlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________&lt;br /&gt;HABERLEŞTİRENLER:&lt;br /&gt;Gülseren KARAPINAR-Mehmet ALA/İSTANBUL, (DHA)&lt;br /&gt;Oluşturulma Tarihi: Haziran 30, 2026 11:31&lt;br /&gt;Güncelleme Tarihi: Haziran 30, 2026 12:58&lt;br /&gt;_________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Esenler&#039;de yaşayan Enes Öğüt, 2019 yılında nefes alma güçlüğü ve horlama şikayetiyle Bayrampaşa&#039;da bir hastanede ameliyat oldu. Burun etinden şikayetçi olduğunu belirten Öğüt, ameliyattan yaklaşık 1 yıl sonra burun ucunun düşmesi şikayetiyle yeni doktor arayışına girdi. Öğüt Bağcılar’da özel bir hastanede görev yapan Azerbaycanlı Opr.Dr. R.H. ile görüştü. 55 bin liralık ameliyat ücretini yatırdıktan sonra ameliyat olan Öğüt, doktorun kendisine kaburgasından alınacak kıkırdakla burnunun yeniden şekillendirileceğini söylediğini belirtti. Ameliyatta kaburgasından alınan kıkırdağın burnuna yerleştirildiğini belirten Öğüt, &quot;Ameliyattan yaklaşık 3 ay sonra burnumdaki kıkırdak erimeye başladı ve burnum yeniden bozuldu&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyat olduğu merkezin &#039;Yenidoğan Çetesi&#039; davasında adı geçen hastanelerden biri olması nedeniyle Öğüt doktoruyla irtibat kurarak üçüncü kez Ataköy’deki bir hastaneye çağırıldı. Öğüt, doktorun yurtdışından getirttiğini söylediği yapay kıkırdağın 14 bin lira karşılığında bu merkezde burnuna yerleştirildiğini, işlemden yaklaşık 3 ay sonra burnunun uç kısmında deformasyon oluşmaya başladığını anlattı. Öğüt 3 ay sonra aynı doktora yeniden başvurdu. Doktorun farklı hastane ve sağlık merkezlerinde hasta kabul ettiğini belirten Öğüt, R.H. tarafından bu kez Yenibosna’daki bir tıp merkezine çağırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASTANE HASTANE GEZDİ; İŞİNİ KAYBETTİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğüt dördüncü kez doktor kontrolü için Yenibosna’daki tıp merkezine gitti; muayenede Öğüt&#039;ün burnundaki göçüklerin düzeltilmesine karar verildi. 3 gün sonra aynı tıp merkezine yeniden çağırıldığını ve müdahalenin muayene ortamında yapıldığını anlatan Öğüt&#039;ün sağlık sorunları bitmedi. Bu kez Öğüt&#039;ün yerleştirilen yapay kıkırdak, iddiaya göre doktorun yanlış müdahalesi sonrası burun derisini deldi. Bu süreçte hem sağlık açısından hem de ekonomik anlamda mağdur olduğunu söyleyen Öğüt işini de kaybetti. Bir an önce sağlığına kavuşmak isteyen Öğüt, yeniden ameliyat olabilmesi için sağlık kuruluşlarının kendisine 24 bin avroya kadar fiyat verdiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“DOKTOR KEMİĞİ ALDIKTAN 1 SENE SONRA BURNUM DÜŞTÜ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enes Öğüt, &quot;2019&#039;da burnumda et olduğundan dolayı, horlama rahatsızlığımdan Bayrampaşa Devlet Hastanesi&#039;nde muayene oldum. Muayene esnasında da doktorun burun etini değil de kemiği aldığı zaman kurtulabileceğimi söyledi. Kemiği aldıktan sonra burnum 1 sene içinde düştü. Bir yıl sonra burnum düştükten sonra ben özel bir hastaneye gittim.&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KIKIRDAK EKLENDİ; 3 AY SONRA O KIKIRDAK DA ERİDİ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğüt, &quot;Orada doktor beyle görüştüm. Doktor bey, 55 bin lira karşılığında kaburgamdan kıkırdak alarak burnuma kıkırdak ekleyeceğini, kemik kalınlığından dolayı burnumun ucunun düştüğünü söyledi. Bunun yerine kaburgamdan kıkırdak alıp burnuma ekledi ameliyat esnasında. Daha sonrasında da 3 ay sonra o kıkırdak eriyip burnum yamulmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇÜNCÜ AMELİYATTA BURNUNDA DEFORMASYON OLUŞTU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğüt, &quot;Burnum yamulduktan sonra tekrar ameliyat için 3 ay sonra Ataköy’deki özel hastaneye tekrar ameliyat için gittim. 3 ay sonra kıkırdağım eridiği için ve o hastane de kapandığı için, doktorla tekrar görüştüğümüzde Ataköy&#039;deki özel hastaneye çağırdı beni. Oradaki ameliyatımda kıkırdağı yurtdışından getirip takacağını söyledi. O ameliyattan sonra yaklaşık 3 ay sonra tekrar göçükler oluşmaya başladı. Doktorum tek bir hastaneye bağlı çalışmıyordu, birçok hastaneyle anlaşmalı olduğu için beni kontrol için bir tıp merkezine çağırdı. Oraya gittiğimde de ayakta kontrol etti. 3 gün sonrası için tekrardan randevu verip tekrar müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. 3 gün sonra gittiğimde yapay kıkırdakla burnumun ucunu uyuşturup içeriye kıkırdak ekledi. Ekledikten sonra da kıkırdak benim burun ucumdaki deriyi deldi&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BURNUMUN DÜZELMESİ İÇİN KAÇ KERE AMELİYAT OLMAM GEREKİYOR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burnuna dördüncü müdahalenin yine aynı doktor tarafındna bu kez ayakta yapıldığını anlatan Öğüt &quot;Yurtdışından yapay kıkırdak getirip eliyle o şekilde itti. Daha sonrasında bir hafta sonra kıkırdak burun ucumdaki bu kısmı deldi. Daha sonra dikiş attı. Taktığı yapay kıkırdak benim derimi deldi bu şekilde. Sonucunda da böyle kaldım. 2 senedir bu mağduriyeti yaşıyorum. Dışarı çıkamıyorum. Dışarı çıktığım zaman insanlar tuhaf tuhaf bakıyor, zaten şu anda da bu ameliyattan dolayı işten de ayrıldım. Çıkarmak zorunda kaldılar sürekli gel git nedeniyle, 2 senedir de çalışmıyorum. İkinci ameliyatımda 55 bin lira ödedim, üçüncü ameliyatımda da 14 bin lira ödedim. Azerbaycanlı bir doktor tarafından yapıldı. 3 ay sonra beni Gaziosmanpaşa&#039;daki özel hastaneye çağırdı. Oraya gittim, orada da &#039;6 ay daha beklemen gerekiyor&#039; dedi. Ben de başarılı olmayacağını bildiğim için hakkında dava açtım. Benim tekrar ameliyat olacak gücüm yok maddi konuda gücüm yok. Bu işlemler çok pahalı. Bir hastaneden teklif aldığımda 24 bin avroya kadar teklif verdiler.Maddi manevi çok sıkıntılar içerisindeyim. Benim gibi eminim çok mağdur insan vardır. Burnumun düzelmesi için kaç kere ameliyat olmam gerekiyor&quot; diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLİRKİŞİ RAPORU HAZIRLANDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan Öğüt&#039;ün avukatı konuyu yargıya taşıdı. Hazırlanan bilirkişi raporunda ameliyatlar sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlara uygun destek tedavisi uygulandığı, ameliyat sonrası ortaya çıkabilecek risklerin hastanın imzaladığı onam formunda belirtildiği, hastanın sigara kullanımının mevcut olduğu, sonuç olarak doktor R.H.&#039;nin bir ihmal ve kusuru bulunduğuna dair yeterli kanaat oluşmadığı belirtildi. Bilirkişi raporunda doktor R.H. hakkında soruşturmaya gerek olmadığı bilgisine de yer verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | 9 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 37 şüpheli gözaltında... 32 şirkete el konuldu</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113747#3113747</link>
			<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:32:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; 9 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 37 şüpheli gözaltında... 32 şirkete el konuldu&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DHA&lt;br /&gt;Oluşturulma Tarihi: Haziran 30, 2026 07:48&lt;br /&gt;Güncelleme Tarihi: Haziran 30, 2026 11:25&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 37 şüpheli yakalandı. İşlem hacmi 30 milyar liraya ulaştığı belirlenen 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu.&lt;br /&gt;İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında; MASAK tarafından hazırlanan mali analiz raporları, banka hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi. Bu kapsamda, birbirleriyle yoğun ve organize şekilde para transferi gerçekleştirdiği belirlenen şirketler hakkında ayrıntılı mali inceleme yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 MİLYAR LİRA İŞLEM HACMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleştirilen mali analizlerde, soruşturmaya konu şirketlerin işlem hacminin yaklaşık 30 milyar TL&#039;ye ulaştığı, bu işlem hacminin incelenen kişi ve şirketlerin beyan edilen ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığı tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MASAK raporları, banka kayıtları, dijital incelemeler, iletişim kayıtları, ifade içerikleri ve diğer deliller doğrultusunda, soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantılı oldukları belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32 ŞİRKETE EL KONULDU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul merkezli Ankara, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kilis, Kırklareli, Kocaeli ve Tokat illerinde belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda 37 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Suçtan elde edildiği değerlendirilen malvarlığı değerlerine yönelik adli tedbir uygulanarak 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu. Şüpheliler hakkında yürütülen işlemlerin sürdüğü bildirildi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak:  [url removed] </description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -9- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113567#3113567</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 18:11:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -9- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Çakmaktepe ile 323 kez, Abdullah Kaya adına abonelik kaydı bulunan 537 207 25 13 numaralı operasyon hattını kullanan Fatih İçten ile 124 kez irtibatının bulunduğu, sanığın adına kayıtlı olan ve kullandığı belirtilen 505 225 64 64 numaralı şahsi GSM hattı ile Serhat Koçak adına kayıtlı 531 819 66 29 numaralı operasyonel GSM hattının 26.07.2011-13.12.2013 tarihleri arasında Ankara, İstanbul il ve ilçelerinde 1200 saniye ve 1000 metre fark ile 33 kez ortak bazlarının bulunduğu, 531 819 66 29 nolu operasyonel hattın 16.07.2011-19.01.2014 tarihleri arasında Ankara, İstanbul, Kırıkkkale il ve ilçelerinde haklarında soruşturma bulunan Jandarma ve sivil imamların kullandığı belirtilen şahsi ve operasyonel GSM hatları ile 600 saniye ve 500 metre fark ile ortak bazlarının olduğu, Abdullah Kaya adına kayıtlı  [phone removed]  numaralı operasyonel GSM hattını kullanan Fatih İçten isimli mahrem imam tarafından sanık dahil askeri yapılanma içerisinde bulunan ve haklarında aynı soruşturma dosyası kapsamında soruşturma bulunan asker kişilerin 2011-2013 yılları arasında, Faruk Güzel adına kayıtlı 531 405 41 20 numaralı operasyonel GSM hattını kullanan Mehmet Çakmaktepe isimli mahrem imam tarafından sanık dahil askeri yapılanma içerisinde bulunan ve haklarında aynı soruşturma dosyası kapsamında soruşturma bulunan asker kişilerin 2011-2014 yılları arasında ardışık arandıklarının tespit edildiği belirtilmiştir.&lt;br /&gt;531 819 66 29 numaralı operasyonel GSM hattının sanık tarafından kullanım durumuna ilişkin olarak düzenlenen 19.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda, söz konusu GSM hattının 08.06.2011-09.08.2016 tarihleri arasındaki HTS kayıtları, HTS kayıtlarındaki baz istasyonu bilgileri ile sanık adına abone kaydı bulunan 551 423 14 14 numaralı GSM hattının HTS baz çakışmaları yapılmak suretiyle yapılan incelemede, her iki hattın aynı zamanlarda İstanbul ilinde ve Ankara ili Anıttepe yakınlarında baz verdiklerinin görüldüğü, tüm kayıtların incelenmesi ile farklı GSM firmalarına ait telefon numaraları olmalarına rağmen defalarca aynı veya yakın lokasyonlarda olduklarının görüldüğü, tüm bu bulgular değerlendirildiğinde aynı kişi tarafından kullanmış olabileceği kanaatine varıldığının belirtilmiştir. Raporun ekindeki tablonun incelenmesinde sanık adına kayıtlı 551 423 14 14 nolu hattın 20.12.2011 tarihinde Maslak/İstanbul&quot;dan sinyal verirken 531 819 66 29 nolu hattın 27.12.2011 tarihinde Şişli/İstanbul&quot;dan sinyal verdiği, her iki hattın 08.01.2012 tarihi ile 14.01.2012 tarihinde Ankara&quot;da sinyal verdikleri, 12.02.2012 tarihinde Anıttepe/Ankara&quot;da sinyal verdikten sonra 13.02.2012 tarihinde 531 819 66 29 nolu hattın Şişli/İstanbul, 551 423 14 14 nolu hattın Maslak/İstanbul&quot;da sinyal verdiği, 551 423 14 14 nolu hattın 14.02.2012&quot;de Sarıyer/İstanbul&quot;da sinyal verirken 531 819 66 29 nolu hattın 15.02.2012 tarihinde Şişli/İstanbul&quot;da sinyal verdiği, 531 819 66 29 nolu hattın 17.02.2012, 551 423 14 14 nolu hattın ise 18.02.2012 tarihinden itibaren Ankara&quot;da sinyal vermeye başladıkları, bu tarihten sonra 20.05.2012 tarihine kadar her iki hattın çoğunlukla Anıttepe semtinde olmak üzere Ankara&quot;da sinyal verdikleri görülmüştür.&lt;br /&gt;Sanığın savunmasında özetle; suçlamaları kabul etmediğini, Uyuşmazlık Mahkemesi üye seçimlerinde kimin kime oy verdiğini bilmenin mümkün olmadığını, hakkındaki ilgili seçimde bir yapıyla bağlantılı olarak kurmay üyelerle birlikte hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Sıkıyönetim Görevlendirme Listesinde isminin bulunmadığını, AYİM&quot;de kurmay üyelerin görev sürelerinin Anayasanın 157. maddesi ile 1602 sayılı Kanun uyarınca kural olarak dört yıl olduğunu, daha az süre görevlendirmenin idarenin takdirinde bulunduğunu, kendisinin ise Mahkemenin kapanmasına az bir süre kalmış olması da dikkate alınarak bu takdirle üç yıl görev yaptığını, tanık beyanlarının gerçek dışı olduğunu, Bylock kullanmadığını, kullandığını iddia eden delillerin yeterli ve tutarlı olmadığını, log kayıtları ile CGNAT kayıtlarının uyuşmadığını, Banka Asya o dönem en yüksek oranla altın bozdurma hesabı açan banka olduğundan burada hesap açtırdığını, Fetö ile ilgili söylentiler çıktığı dönemde bu hesabının varlığını dahi unutmuş olduğunu, fark ettiklerinde hesapta mevcut parayı çekip hesabı kapattığını, hesapta bir artış olmadığının kayıtlardan görüleceğini, Kimse Yok Mu Derneğinin kanuna uygun olarak faaliyet gösteren bir dernek olduğununu, bu kapsamda o dönemde bir deprem dolayısıyla bağış yaptığını hatırladığını, çocuklarının okulunun pek çok askeri personelin çocuklarını gönderdiği bir okul olduğunu, çocuklarının devam ettikleri dönemde okulun yapıyla irtibatı olduğu hakkında hiçbir şey bilmediğini, herhangi bir operasyonel hat kullanmadığını, sivil imamlarla görüşmediğini, operasyonel hat kullandığının da dosyadaki deliller kapsamında ispat edilmiş olmadığını, hakkında Fetöcü olduğu yönündeki söylentiyi AYİM&quot;den sorunlu bir şekilde ayrılmış olan 3. Dairenin bir önceki kurmay üyesinin çıkardığını,&lt;br /&gt;İfade ettiği görülmüştür.&lt;br /&gt;Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;&lt;br /&gt;Sanığın, silahlı terör örgütünde örgüt üyeliğinden kaynaklanan hiyerarşi içerisinde hareket ederek örgütün Türkiye Cumhuriyeti Devleti&quot;nin tüm Anayasal kurumlarını ele geçirmeye yönelik nihâi amacına ulaşmak için bir süreç ve basamak olarak gördüğü yargısal mekanizmalara egemen olma faaliyetleri kapsamında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeliğine yerleştirildiği, örgütsel amaçların gerçekleştirilmesine yönelik örgütsel motivasyonla hareket ederek örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu, bu suretle FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve böylelikle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Suç tarihi itibarıyla FETÖ/PDY&quot;nin silahlı terör örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmaması, neticeyi bilerek ve isteyerek tipik hareketi gerçekleştiren sanığın kanuni yönden sorumlu tutulmasına engel teşkil etmeyecektir. Ayrıca örgüt piramidi içindeki konumu itibarıyla &quot;mahrem alan&quot; yapılanmasında yer alması, sanığın eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi ve tecrübeleri ile örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu anlaşıldığından; sanık hakkında TCK&quot;nın 30. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hata hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığına ilişkin kabülde isabetsizlik görülmediği;&lt;br /&gt;Bu itibarla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK&quot;nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâlleri ile sanık müdafisinin temyiz itirazları doğrultusunda incelenmesi sonucunda, yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın örgütte kaldığı süre ve bu süre içerisindeki örgütsel eylemlerinin çeşitliliği itibarıyla suç kastının yoğun olması, örgütün mahrem yapılanmasında ve bu yapılanmanın da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi gibi örgüt tarafından büyük önem taşıyan Anayasal bir kurum içerisindeki örgütlenmesinde yer alması, bu örgütlenme içerisinde tanık beyanları ve diğer delillerle ispatlandığı şekilde örgütsel saikle hareket ettiği, gerçekleştirdiği eylemlerin vahameti karşısında işlediği suçla meydana gelen tehlikenin ağır olması birlikte değerlendirildiğinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi dosya kapsamına uygun olup TCK&quot;nın 3. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen &quot;orantılılık&quot; ilkesine aykırılık oluşturmadığı, TCK&quot;nın 62. maddesi uyarınca cezanın indirilmesi esnasında belirlenen takdiri indirim oranının yerinde olduğu anlaşılan Özel Daire kararı isabetli bulunmuştur.&lt;br /&gt;Açıklanan nedenlerle;&lt;br /&gt;1)Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.11.2019 tarihli ve 53 - 152 sayılı; sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, oy birliğiyle,&lt;br /&gt;2)Onama kararı ve sanığın tutuklukta geçirdiği süre göz önüne alınarak sanık hakkındaki salıverilme isteklerinin REDDİNE, oy birliğiyle,&lt;br /&gt;3)Özel Dairece yapılan yargılama sırasında bazı oturumlarda heyetteki en kıdemli üye yerine kıdemsiz üyenin heyete başkanlık yapmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkin ön sorun bakımından, oy çokluğuyla,&lt;br /&gt;4)Dosyanın, Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.06.2021 tarihinde yapılan müzakerede karar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-9-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--Tümüyle alıntıdır--</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -8- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113564#3113564</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 18:08:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -8- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çalışır.&lt;br /&gt;CMK&quot;nın 201. maddesine göre, Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer soru sorabilir. Heyet hâlinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.&lt;br /&gt;c) Gizli tanıklık:&lt;br /&gt;Kovuşturmanın aleniliği, yargılamanın doğrudan doğruyalığı ve kovuşturma aşamasında tüm yargılama süjeleri huzurunda delillerin tartışılıp maddi hakikate ulaşılması ilkelerine aykırı olmakla beraber kanun koyucu, suç örgütlerinin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda maddi gerçeğe ulaşmak adına bu prensiplerden vazgeçmeyi göze almıştır.&lt;br /&gt;Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçların ortaya çıkarılması için başvurulabilecek tanıkların, muhatap oldukları tehlike nedeniyle temininde zorluk yaşanmaktadır. Bu nedenledir ki 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu&quot;nda ve CMK&quot;nın 58/2-5. fıkralarında tanıkların korunmasına ilişkin hükümlere yer verilmiş ve gizli tanıklığın esasları düzenlenmiştir. Gizli tanıklığa başvurabilmek için CMK&quot;nın 58/5. maddesinde tanıklığa konu eylemin bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir eylem olması aranırken örgütün faaliyeti dışında işlenen tüm suçlar kapsam dışı bırakılmıştır. Tanık Koruma Kanunu&quot;nda örgütlü suçlar için cezanın alt sınırının iki yıl ve daha fazla olması şartı getirilmiştir. Sadece terör örgütünün faaliyetleri kapsamında değerlendirilen suçlar için alt sınır konulmamıştır. (TKK&quot;nın 3/1-b maddesi) Bunun yanında örgüt kapsamında işlenmese bile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren tüm suçlar Tanık Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmiştir.&lt;br /&gt;Tanığın taraflar huzurunda dinlenilmesi, tanık ya da yakınları adına ağır tehlike oluşturmalı ve bu tehlike başka türlü önlenemiyor olmalıdır. Tanık Koruma Kanunu&quot;nun 1. maddesi uyarınca tehlikenin ağır ve ciddi olması gerekmektedir. Tehlikenin niteliği, tanığın subjektif algılaması ile değil yetkili makamlarca her somut olayın özelliğine göre yapılacak değerlendirmeyle saptanmalıdır.&lt;br /&gt;CMK&quot;nın 58/2. maddesine göre gizli tanığın kimliğinin ortaya çıkmaması için mahkeme 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu&quot;nun 9. maddesinde belirtilen tedbirlere başvurabilir.&lt;br /&gt;Gizli tanık kovuşturma aşamasında, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan dinlenilebileceği gibi tarafların huzurunda ancak, duruşma salonunun dışında başka bir odada görüntü ve sesi salona aktarılarak gerektiğinde ses ve görüntüsü değiştirilerek ya da duruşma salonunda bulunmakla birlikte kabin, perde gibi tanınmasını engelleyecek şekilde tedbirler alınarak dinlenebilir.&lt;br /&gt;Gizli tanık, tanıklık ettiği olayları hangi nedenle öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlü olduğu gibi bu bilgiyle de beyanının gerçeğe uygunluğu denetlenmeli, bunun yanında sanık ve tarafların tanığın kimliğini ortaya çıkaracak soru sorması engellenmelidir.&lt;br /&gt;Tanık Koruma Kanunu&quot;nun 9/8. maddesine göre gizli tanık beyanı tek başına hükme esas alınamaz. Özellikle mahkumiyet kararı, ek başka delil olmadıkça, yalnızca gizli tanık beyanı esas alınarak verilemez. Dinlenen gizli tanığın birden fazla olmasının da önemi yoktur. Delil türü olarak yalnızca gizli tanık beyanına dayanılarak mahkumiyet kararı kurulamaz.&lt;br /&gt;Kovuşturma aşamasında bütün kanıtların tartışılabilmesi için, kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortaya konulması gerekir. Bu kural istisnasız olmamakla beraber eğer bir mahkumiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veya kovuşturma aşamasında sorgulama ve sorgulatma olanağı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları AİHS&quot;nin 6. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olabilir. Olayın tek tanığı varsa ve sadece bir tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise bu tanık mutlaka duruşmada dinlenmeli ve taraflara soru sorma imkanı sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;AİHS&quot;nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ve aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi sanığa, aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına, tanık ifadesinin alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki bir aşamasında itiraz imkanı tanınması gerektiğine işaret etmektedir. (Sadak ve diğerleri/Türkiye; B. no;29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, s.67)&lt;br /&gt;Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dahil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli husus, tarafların tanık ve bilirkişi incelemesi de dahil dermeyan ettikleri delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi hâlinde yargılama makamınca bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir. (AİHM Vidal/Belgium, B.No. 12351/86, 22/04/1992)&lt;br /&gt;d) Etkin Pişmanlık Hakkından Yararlanan Sanıkların Tanıklığı:&lt;br /&gt;Örgütsel faaliyetlerin büyük bir gizlilik içinde yürütülmesi nedeniyle örgüt mensuplarının ve eylemlerinin tespitinde önemli zorluklar yaşanmaktadır. Bu suçların ispat araçlarından birisi de bizzat örgüt mensuplarının beyanlarıdır. Uygulamada itirafçı olarak adlandırılan bu tanıklar suçların aydınlatılması açısından önemli bir kaynaktır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarihli ve 9-18-78 sayılı kararında; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır şeklinde açıklanmıştır.&lt;br /&gt;Örgüt mensubu olup etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacı ile tanıklık yapanların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekecektir.&lt;br /&gt;CMK&quot;nın &quot;Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme&quot; başlıklı 48. maddesi &quot;Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir&quot; şeklinde hükümler içermektedir.&lt;br /&gt;Tanıklıktan çekinmede, bütün hâlinde tanığın çekinme hakkı gündeme gelmekte; burada ise tanık, kendisine sorulan sorulardan kendisi ya da sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olanlar bakımından cevap vermeme takdirine sahiptir. Bu kapsam dışında kalan hususlarda tanığın, salt bu madde uyarınca çekinme hakkı bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;Diğer yandan, CMK&quot;nın &quot;Yemin verilmeyen tanıklar&quot; başlıklı 50. maddesinde;&lt;br /&gt;&quot;(1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:&lt;br /&gt;a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.&lt;br /&gt;b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.&lt;br /&gt;c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar&quot; şeklinde hüküm altına alınmıştır.&lt;br /&gt;Doktrinde genel kabul gören görüşe göre örgütlü suçlar, anlaşma suçlarının bir türü olup çok failli suçlardandır. Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak da genel iştirak hükümlerinin ötesinde örgüt kurmak ve yönetmekten ayrı bir suç olarak düzenlenmiş ve cezai yaptırıma bağlanmıştır. Dolayısıyla, bu suç tipi açısından müşterek faillik suretiyle iştirak söz konusu olamayacaktır.&lt;br /&gt;Bu bağlamda, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olduğu iddiasıyla farklı yürütülen bir muhakemenin şüpheli ya da sanık sıfatıyla süjesi olan failin, aynı örgüte üye olduğu iddiasıyla yargılanan diğer kişilerin varsa örgüt içerisindeki konumlarının ve örgütsel faaliyetlerinin tanığı konumunda olup bu kişiler hakkında görülmekte olan davalarda tanık sıfatıyla dinlenmesinde bir sakınca bulunmadığı gibi diğer sanığa atılı örgüt üyeliği suçuna müşterek fail sıfatıyla iştiraki de mümkün olmadığından, bu kişilerin eylemlerine ilişkin tanıklık yaptığı noktada tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkı da söz konusu olmayacaktır.&lt;br /&gt;Diğer yandan, 5237 sayılı TCK&quot;nın &quot;Etkin pişmanlık&quot; başlıklı 221. maddesinde; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya bu amaçla kurulmuş örgüte üye olma suçlarını işledikten sonra soruşturma veya yargılama aşamasında etkin pişmanlık gösteren failler hakkında şahsi cezasızlık veya cezada indirim yapılmasını gerektiren hâller olarak kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;05.06.1985 tarihli ve 3216 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun, 25.03.1988 tarihli ve 3419 sayılı Kanun ve 29.07.2003 tarihli 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu&quot;na benzer şekilde 5237 sayılı TCK&quot;nın 221. maddesinde yapılan düzenlemeyle; kanun koyucu, örgütlerle etkin mücadele edebilmek için, örgütleri ortaya çıkarıp dağıtmayı, örgüt elemanlarını devletin yanına çekerek bir yandan zayıflatıp diğer yandan da örgütlerin deşifre olmasını sağlayarak örgüt bünyesinde faaliyet gösteren failleri yakalamayı, &quot;etkin pişmanlık&quot; hükümlerinden yararlanan sanıkları topluma kazandırmayı, örgüt bünyesinde gerçekleştirilen eylemleri açığa çıkarmayı ve benzer suçların tekrar işlenmesini önlemeyi amaçlamaktadır.&lt;br /&gt;Etkin pişmanlık hükümleri kanunda failin cezasının kaldırılmasını veya cezada indirim yapılmasını öngören bir şahsi hâl olarak düzenlendiğinden, örgütlü suçluluk kapsamında savunmasının alınması sırasında kişiye bu hükümlerin hatırlatılması CMK&quot;nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan &quot;kanuna aykırı bir vaat&quot; niteliğinde olmadığı gibi kişinin de kendi iradesiyle bu hükümlerden yararlanmayı kabul ederek ifade vermesinde ve bu ifadenin başka kişiler hakkında görülmekte olan davalarda adil yargılanma hakkına uygun olarak o davaların sanığına etkin itiraz yolları tanınması suretiyle delil olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;Dosyanın incelenmesinde; beyanları hükme esas alınan tanıkların kendi haklarında yürütülen soruşturmalarda müdafileri huzurundaki ifadelerinde kendi iradeleriyle beyanda bulunmuş olmaları, aşamalarda herhangi bir kimse tarafından kendilerine kanuna aykırı vaatte bulunulduğuna ya da bu yönde zorlandıklarına dair delile dayanan somut iddialarının bulunmaması, kovuşturma aşamasındaki oturumlarda ayrıntıları SEGBİS kayıtlarından da anlaşılacağı üzere söz konusu tanıkların sanığa atılı suça ilişkin beyanda bulunmaları ve bu suça müşterek fail sıfatıyla iştirak etmemeleri nedeniyle tanıklıktan ve yeminden çekinme haklarının bulunmaması, bununla birlikte sanık ve müdafisinin de hazır olduğu ortamda beyanda bulunan tanıklara karşı sanık ve müdafisine tanıklara soru sorma ve bu beyanlara karşı savunma yapma haklarının etkin şekilde tanınmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde tanıkların dinlenilme usulleri ve bu beyanların değerlendirilerek hükme esas alınması açısından mahkeme hükmünün hukuka aykırı delile dayanmadığı anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Bazı hâllerde müdafisi huzurunda veya yargılandığı mahkemede etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan şüpheli veya sanıklar, tanık sıfatıyla başka mahkemelerde dinlendiğinde, örgütten korkması veya değişik sebeplerle önceki anlatımından vazgeçtiği görülmektedir. Bu durumda hâkim önünde verilmiş bulunan ifadenin delil değeri yargılamayı yapan mahkemece tartışılıp değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;Diğer delillerin ibrazında olduğu gibi beyan delili niteliğindeki tanıklar; kanuna aykırı olarak elde edilmiş ise, delille ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa veya istem sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa mahkemece reddedilebilecektir. (CMK&quot;nın 206/2. maddesi)&lt;br /&gt;Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez. (CMK&quot;nın 207/1. maddesi)&lt;br /&gt;Somut olayda, bir kısım tanıkların dinlenilmesinin reddedilmesi, ispatı gereken olayın karara etkisi bulunmadığından hukuka aykırı görülmemiştir.&lt;br /&gt;E) BANK ASYA:&lt;br /&gt;Bank Asya, ülkemizde faaliyet gösteren dört katılım bankasından biri olarak 24 Ekim 1996 tarihinde Asya Finans Kurumu A.Ş. unvanıyla kurulmuş ve 20.12.2005 tarihinde ise &quot;Asya Finans Kurumu A.Ş.&quot; olan unvanı &quot;Asya Katılım Bankası A.Ş.&quot; olarak değiştirilmiştir. Kuruluş itibariyle, Asya Katılım Bankası A.Ş.&quot;nin ödenmiş sermayesi 900.000 TL olup bunun 360.000 TL&quot;si A grubu, 540.000 TL&quot;si ise B grubu paylardan oluşmaktadır. Bank Asya&quot;nın halka açıklık oranı %54,04 olup 2014 yılı sonu itibariyle yaşadığı mali sıkıntılar sebebiyle aktif büyüklüğüyle sektörde 21. ve emsal grup (katılım bankaları) arasında ise 4. sıraya gerilemiştir.&lt;br /&gt;Terör örgütleri faaliyetlerini devam ettirebilmek için paraya ihtiyaç duyarlar. Örgüte finansal olarak kaynak sağlamak için legal görünümlü ekonomik getirisi olan ticari işletmeler kurulabildiği gibi uyuşturucu veya silah ticareti, kara para aklama şeklinde yasa dışı faaliyetler ile ya da mensuplarından ve sempatizanlarından bağış, himmet adı altında para toplayarak ekonomik kaynak sağlayabilmektedirler. FETÖ/PYD&quot;nin de finansal gücünün en önemli ayaklarından biri olan Asya Katılım Bankası A.Ş.&quot;nin, esasen ekonomik prensipler ve ticari hükümler çerçevesinde faaliyet göstermesi beklenmekte iken, kuruluş tarihinden itibaren örgütün yurt dışı ve yurt içi kurumlarının finansmanı amacıyla kullanıldığı, 2008 yılından itibaren başlayan birtakım mali ve kurumsal sıkıntıların yoğunlaştığı Aralık 2013- Ocak 2014 döneminde bankanın 29.05.2015 tarihinde fona devrine kadarki süreçte kamuoyunda ve ekonomik çevrelerde kaybettiği itibar nedeniyle yaşadığı finansal krizi aşabilmek adına; rasyonel ekonomik gerekçelere ve kurumsal yönetim ilkelerine aykırı bir şekilde sözde örgüt liderinin ve örgütün yönlendirmesiyle mevduat toplama kampanyaları düzenlediği BDDK&quot;nın 28.05.2015 tarihli mali analiz raporundan anlaşılmaktadır. Bankanın bahse konu finansal krizinin aşılabilmesi için örgüt lideri Fettullah Gülen tarafından 25.12.2013 tarihinde Bank Asya&quot;ya para yatırılması yönünde talimat verildiği, söz konusu talimatın banka yönetimi tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformunda tekzip edilmediği gibi banka Genel Müdürü Ahmet Beyaz&quot;dan Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Birgili ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ercüment Güler, Zafer Ertan, Mehmet Uruç, Recep Koçak, Mehmet Gözütok ve Ali Çelik&quot;e 06.01.2014&quot;de iletilen 05.01.2014 tarihinde banka çalışanı Güner Yücel&quot;in Ahmet Beyaz&quot;a gönderdiği &quot;Affınıza mahçuben&quot; konulu elektronik posta mesajının içeriğinde &quot;.... Bizim iklimimizden bir ağabeyim .... Bankamız için seferberlik ilan ettik, aynen 2001&quot;de olduğu gibi, neyimiz varsa namusumuz bildiğimiz bankamız için yarından tezi yok getireceğiz .... Arkadaşlar evini arabasını satacak, gerekirse başka bankalardan kredi çekecek bankamıza mevduat koyacağız...&quot; ifadeleri yer almaktadır. Bu doğrultuda talimat kapsamındaki ekonomik ve rasyonel saike dayanmayan bir şekilde hesabı olmayan kişilerin bankada hesap açtıkları, hesabı olan kişilerin ise cari ve katılım hesaplarında bulunan mevduatlarında artışa gittikleri veya muhtelif bankacılık işlemleriyle bankaya likitide sağladıkları anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;İkinci talimat ise 28.08.2014 tarihi olup bu talimat sonrasında da Eylül, Ekim aylarında para yatırılmasına ilişkin yoğun bir kampanya gerçekleştirildiği görülmektedir.&lt;br /&gt;Bank Asya&quot;ya para yatırılması talimatlarından üçüncüsü BDDK&quot;nın bir kısım banka imtiyazlı pay sahibine tedbir uyguladığı ve akabinde fon yönetimi tarafından banka yönetiminin değiştirildiği tarih olan 04.02.2015&quot;dir. Bu tarihte sosyal medya paylaşımları ve banka şubeleri önünde yapılan eylemlerle kişilerin bankaya para yatırmaya yönlendirildiği ve sembolik (50-100 TL) olsa dahi yeni hesap açma ve para yatırma işlemlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Rutin bankacılık işlemleri dışında talimat sonrası açılan hesap sayısı ve işlem hacmine ilişkin veriler aşağıda yer almış olup ortaya çıkan rakamlardan talimatın yerine getirildiği bankacılık işlemlerinde mutad olmayan artışların sağlandığı görülmektedir.&lt;br /&gt;Yıl Ay Toplam Kendisi Eşi Eski Eşi Oğlu/Kızı Kardeşi Annesi Babası&lt;br /&gt;2013  [phone removed]  700  [phone removed]  145 287&lt;br /&gt;2014 1  [phone removed] 2  [phone removed]   [phone removed] &lt;br /&gt;2014 2  [phone removed] 1  [phone removed]   [phone removed] &lt;br /&gt;2014 3  [phone removed]   [phone removed]  1400 1758&lt;br /&gt;2014 4  [phone removed]   [phone removed]  839 1398&lt;br /&gt;2014 5  [phone removed]   [phone removed]  616 1025&lt;br /&gt;2014 6  [phone removed]   [phone removed]  587 911&lt;br /&gt;2014 7  [phone removed]   [phone removed]  424 719&lt;br /&gt;2014 8  [phone removed]   [phone removed]  854 985&lt;br /&gt;2014 9  [phone removed] 7  [phone removed]   [phone removed] &lt;br /&gt;2014 10  [phone removed] 6  [phone removed]   [phone removed] &lt;br /&gt;2014 11  [phone removed] 2  [phone removed]   [phone removed] &lt;br /&gt;2014 12  [phone removed]   [phone removed]  546 778&lt;br /&gt;2015 1  [phone removed]   [phone removed]  634 827&lt;br /&gt;2015 2  [phone removed] 9  [phone removed]   [phone removed] &lt;br /&gt;2015 3  [phone removed]   [phone removed]  844 864&lt;br /&gt;2015 4  [phone removed]   [phone removed]  628 778&lt;br /&gt;2015 5  [phone removed]   [phone removed]  567 721&lt;br /&gt;Tablodan anlaşılacağı üzere rutin bankacılık faaliyeti dışında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda kişisel yarar amacı güdülmeksizin örgütün finans kaynaklarından olan bankanın krizden kurtarılması için örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket edilip zaman zaman başka bankalardan kredi kullanmak suretiyle Bank Asya&quot;ya para yatırılması örgüte ve liderine bağlılığı gösteren bir faaliyet olarak değerlendirilmiştir. Bu faaliyetin tek başına örgüt üyeliği için yeterli kriter olarak kabul edilmesi mümkün değil ise de terör örgütüne yardım etme olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecektir.&lt;br /&gt;VI) HÜKMÜN İSABETLİ OLUP OLMADIĞI HUSUSUNDA MADDİ HUKUKA İLİŞKİN YAPILAN TEMYİZ İNCELEMESİ:&lt;br /&gt;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;&lt;br /&gt;2013 yılında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyesi olarak seçilen sanığın en son Jandarma Kurmay Albay rütbesi ile görev yapmakta olduğu,&lt;br /&gt;Tanık ...&quot;ın özetle; sanığı 1990-1994 yıllarında devam ettiği Harp Okulu döneminden tanıdığını, bu dönemde hafta sonları gittiği Ankara Cebeci&quot;deki stadyum civarında bulunan cemaat evine sanığın da geldiğini gördüğünü, bu evde sohbet yanında dönemin gazete veya dergilerinin okunduğu, video izleme faaliyetlerinin yapıldığını da hatırladığını, söz konusu evin gizli olduğunu ve bu eve gittiklerinden okuldaki diğer arkadaşlarına bahsetmediklerini, 1994 yılında mezun olduktan sonra sanık ile irtibatı olmadığını, zaman zaman sosyal ortamlarda karşılaştıklarını ancak cemaatle ilgili faaliyetinin devam edip etmediğini bilmediğini,&lt;br /&gt;Tanık ...&quot;ın özetle; sanığın 2013 yılında AYİM&quot;e kurmay üye olarak Jandarma Genel Komutanlığından geldiğini, bundan yaklaşık iki ay kadar sonra AYİM&quot;den Uyuşmazlık Mahkemesine gidecek üyenin seçiminin yapıldığını, en kıdemli üye kendisi olduğu için teamülen seçilmesi beklenirken seçimin uzun turlar boyunca sürdüğünü ve gerekli oy çoğunluğunun sağlanamadığını, daha sonra mahkeme başkanının seçim boyunca oylamalarda en az sekiz oy alan Cemil Çelik&quot;i öğle arasında yanına çağırıp adaylıktan çekilmesini istediğin öğrendiğini, öğleden sonra devam eden oylamalarda kendisinin de adaylıktan çekilmesi üzerine Mehmet Akbulut&quot;un seçilmesi ile seçimin sonlandığını, bu seçimde kurmay üyelerin birlikte hareket ederek Fethullahçı yapılanmadan olduğunu bildiği kıdemsiz üyeye oy verdiklerini, bu durumun bir Fethullahçı organizasyon olduğunu, sanığın kime oy verdiğini açıkça görmesi mümkün olmasa da kendisine vermediğine emin olduğunu, o dönem AYİM&quot;de mevcut kurmay üyelerin sınav sorularının verildiği 2003 yılından sonra Akademiye girmiş olduklarını, ayrıca AYİM&quot;e atanmalarının da Fetö&quot;ye mensup subayların personel başkanlıklarında etkin olduğu döneme denk geldiğini, sanığı Jandarmada çalışan güvendiği arkadaşlarına sorduğunu, buradan gelen bilginin de sanığın bu yapıyla bağlantısı bulunduğu yönünde olduğunu,&lt;br /&gt;Tanık ...&quot;ın özetle; sanığın AYİM 3. Daireye kurmay üye olarak atandığını, 15 Temmuz&quot;dan bir iki ay önce yanına gelen sanığın, bir önceki kurmay üyenin kendileri aleyhine konuştuğunu, Fetöcü olduğu yönünde söylemlerde bulunduğunu söylediğini, bunun üzerine sanığa bu yapıyla ilgisi olup olmadığını sorduğunu, sanığın ise karşı çıkarak kesinlikle bir irtibatının bulunmadığını belirttiğini, ertesi gün 3. Dairenin başkanına sanığı sorduğunu, başkanın 3. Dairede sanığın yapıyla irtibatını tespit edebileceği nitelikte davalar olmadığı için sanık hakkında bu hususta bir kanaatinin olmadığını söylediğini, 15 Temmuz öncesi tüm kurmay üyeler hakkında Fetö dedikoduları çıktığı için darbe girişimi olmasa idi bir sonraki pazartesi son gelen üye hariç tüm kurmay üyelerin AYİM&quot;le ilişiğinin kesilmesinin planlandığını, 2013 yılında Uyuşmazlık Mahkemesi için yapılan seçimin ilk turda sonuçlanmasını beklerken uzamasına şaşırdığını, ...&quot;ın kurmay üyelerin blok halinde kendisine oy vermediklerini söylemesi üzerine kurmay üyelerle konuştuğunu, kurmayların ...&quot;ın kendilerine kötü davrandığı için ona oy vermediklerini belirttiklerini, o dönemde bu durumun aidiyet duygusuyla yapılmış olabileceğini değerlendirdiğini ancak sonraki süreçte ortaya çıkanları göz önüne alınca değerlendirmesinin aynı kalamadığını,&lt;br /&gt;Tanık ...&quot;ın özetle; 2001 yılından beri AYİM&quot;de görev yaptığını, sanığı da kurmay üye olarak mahkemeye geldiği için tanıdığını, o dönemlerde kurmay üyelerin geçmişin aksine ilk defa iki yılın üzerinde görev yapmaya başladıklarını, bu durumun olumsuz yorumlanarak belli bir harekete ilişkin olduğu söylentilerinin başladığını, Uyuşmazlık Mahkemesine üye seçimlerinde kurmay üyelerin teamülün aksine hareket ederek ...&quot;a oy vermediklerini, bunun yerine oylamada Cemil Çelik&quot;in öne çıkanlardan olmasının kendilerini şaşırttığını, bu durumun bir organizasyon olduğunu düşündüklerini, sanığın Fetö ile ilgisi ya da irtibatı bulunduğuna dair başka bir bilgisinin olmadığını,&lt;br /&gt;Tanık ...&quot;in özetle; ...&quot;ın Fetö ile mücadelede öne çıkan bir isim olduğunu, Uyuşmazlık Mahkemesine üye seçimlerinde en kıdemli olduğu için teamül gereği onun seçileceğini düşündüklerini, sebebinden kesin olarak emin olamamakla birlikte seçimlerdeki görüntünün kurmayların ...&quot;a oy vermedikleri yönünde olduğunu,&lt;br /&gt;Beyan ettiği anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının 02.02.2018 tarihli yazısı ekindeki 01.02.2018 tarihli tutanağa göre KOM Bilgi Sistemi Bylock CBS Sorgu Modülünde sorgulama sonucu sanığın adına kayıtlı 505 225 64 64 numaralı hat üstünde Bylock kaydı bulunduğu, tespit edilen sisteme ilk bağlantı tarihinin 03.11.2014, bağlandığı son tarihin 11.12.2014 olduğu, yapılan çalışmalarda mesaj, mail ve içerik bilgisine rastlanmadığı, ID eşleştirme ve yeni tespit çalışmalarının devam etmekte olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyaya eklenen 07.11.2017 tarihli tutanakta sanığın adına kayıtlı 505 225 64 64 numaralı hat üstünde Bylock kaydı olduğu ve 240243 nolu Bylock ID&quot;sinin sanığa ait olduğu belirtilmiştir.&lt;br /&gt;29.06.2018 tarihli Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre 240243 nolu ID&quot;nin kullanıcı adının &quot;mehmet00&quot;, roster bilgilerine göre sanığa verilen ismin &quot;MEHMET-YİM&quot; olduğu, kişi listesinde bulunan dokuz şahsın Jandarma personeli, bir şahsın Polis Akademisi personeli, bir şahsın ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;BTK&quot;dan alınan sanığa ait telefon hattı kayıtlarından 505 225 64 64 numaralı telefon hattı ile 03.11.2014 ile 11.12.2014 tarihleri arasında toplamda 1212 kez Bylock uygulamasına ait IP adreslerine bağlanıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;Bilirkişi raporunda sanığın adına kayıtlı olan 505 225 64 64 numaralı GSM hattı ile Bylock uygulamasının IP adreslerine bağlanıldığı, söz konusu telefon hattına ait HTS kayıtları incelendiğinde şahsın İletişim Tespiti verileri ile HIS(CGNAT) verileri arasında teknik açıdan herhangi bir uyumsuzluğa rastlanılmadığı, dosyadaki veriler göz önünde bulundurulduğunda 505 225 64 64 numaralı GSM hattından Bylock IP adresine giriş yapıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.&lt;br /&gt;İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince hazırlanan 22.05.2017 tarihli Tevdi Raporunda, sanığın eşinin geçmiş yıllarda FETÖ/PDY&quot;ye müzahir Metro Özel Sür.Kur....Tic.Ltd. Şti&quot;de SGK kaydının bulunduğu, sanığın oğlu ve kızının FETÖ/PDY ile aidiyet, iltisak ve irtibatı nedeniyle kapatılmasına karar verilen Özel Çankaya Anafartalar İlkokulunda eğitim gördüğü,  [phone removed]  nolu GSM hattı aracılığıyla toplamda üç ayrı SMS ile Kimse Yok Mu Derneğine bağışta bulunduğu belirtilmiştir.&lt;br /&gt;26.02.2018 tarihli MASAK raporu ve Bank Asya hesap kayıtlarına göre; sanığın Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde açılmış iki adet hesabın bulunduğu, hesap açılış tarihinin 20.04.2012, kapanış tarihinin 26.05.2014 olduğu, Aralık 2013 ve Nisan 2014 tarihleri arasında 225,15 TL olan bakiyenin Nisan 2014&quot;te sıfırlandığı tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 03.09.2019 tarihli yazısı ekinde gönderilen 20.07.2018 tarihli Araştırma Tutanağında; Mahrem (Sivil) İmamlar ile irtibatlanan Jandarma Genel Komutanlığı personellerinden 505 225 64 64 numaralı GSM hattının kullanıcısı olan sanığın, Serhat Koçak adına abonelik kaydı bulunan 531 819 66 29 numaralı operasyonel GSM hattını kullanmak suretiyle 2011-2014 yılları arasında hücresel haberleşme sağladığı, aynı tarihler arasında &quot;Ankara Karargah Harekat Müdürü&quot;, 2014-2016 yılları arasında &quot;Türkiye Bilgi İşlem Mesulü olan&quot;, MEB&quot;de öğretmen iken KHK ile ihraç edilen Naci kod Mehmet Çakmaktepe ile irtibatlı olduğunun belirtildiği, yapılan HTS incelemesine göre, Coşkun Karataş adına abonelik kaydı bulunan 541 898 04 62, Serhat Koçak adına abonelik kaydı bulunan 531 819 77 94, Faruk Güzel adına abonelik kaydı bulunan 531 405 41 20 numaralı operasyon hatlarını kullanan Mehmet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-8-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -7- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113561#3113561</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 18:05:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -7- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;(4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.&lt;br /&gt;Delillerin Ortaya Konulması ve Reddi&lt;br /&gt;Madde 206-(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:&lt;br /&gt;(a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;Delillerin Takdir Yetkisi&lt;br /&gt;Madde 217 – (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.&lt;br /&gt;Hükmün Gerekçesinde Gösterilmesi Gereken Hususlar&lt;br /&gt;Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;(b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.&lt;br /&gt;Hukuka Kesin Aykırılık Hâlleri&lt;br /&gt;Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;(i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.&lt;br /&gt;Şeklinde düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;b) Sabit/Ankesörlü Hatlardan Arama Sonuçlarının Delil Olarak Hukukiliği:&lt;br /&gt;Çağımızda hukukun değişmez niteliği &quot;Evrensel, herkes için, bağımsız, tarafsız, insan haklarına saygılı, eşitlikçi, özgürlükçü, adil, haksızlığa karşı vazgeçilmez&quot; oluşudur.&lt;br /&gt;Bir ülkede bu ilkelerin benimsenip güçlendirilmesi ve içselleştirilmesi için demokratik düzenin bütün kurum ve kuruluşlarıyla oluşturulması, demokratik hakların etkin biçimde kullanılması, devletin bütün işlemlerinin hukuk sınırları içinde ve hukuk devleti ilkelerine uygun olması kadar çağdaş bir ceza yargılamasının sağlanması da gerekmektedir.&lt;br /&gt;İstikrar kazanmış yargı kararlarında vurgulandığı ve öğretide ifade edildiği üzere, ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 23.02.2016 tarihli ve 2014/5.MD-98 Esas 2016/83 sayılı ve 10.12.2013 tarihli ve 2013/359 sayılı kararlarına göre ceza muhakemesinin amacı usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde kesin olarak belirlenmesidir. Maddi gerçeğin belirlenmesinde kullanılan yegane araç deliller olup nitekim 5271 sayılı CMK&quot;nın &quot;delillerin takdir yetkisi&quot; başlıklı 217. maddesinin 2. fıkrasında &quot;yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir&quot; denilerek aynı amaca işaret edilmiştir. Bu açıklama ile ayrıca delillerin serbestliği ilkesine de vurgu yapılmaktadır. Buna göre, ceza muhakemesinde hangi hususu hangi delillerle ispat olunacağı konusunda bir sınırlama bulunmayıp yargılama yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delili kullanmak suretiyle sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de araştırıp değerlendirerek şüpheden arınmış bir sonuca ulaşmalıdır.&lt;br /&gt;Ceza muhakemesinde maddi gerçek ortaya çıkarılırken, kişisel hak ve özgürlüklere saygı ile toplumsal düzenin sağlanması arasında bir denge kurulması temel amaçtır. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkesine, öğretide ve uygulamada &quot;delil yasakları&quot; olarak adlandırılan bir takım sınırlamalar getirmiştir. Anayasa&quot;nın 38. maddesinin 6. fıkrasında, CMK&quot;nın 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, 217. maddesinin ikinci fıkrasında, 230. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ve 289. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin esas alınamayacağı belirtilmiştir. Delilin hukuka aykırı bir yöntemle elde edilmiş olup olmadığına ise yargı makamı karar verecektir.&lt;br /&gt;Delillerin yerindeliği incelemesi yapmayan ve bu konunun ulusal yargı organlarının takdirinde olduğunu belirten AİHM, elde edilen deliller dahil olmak üzere yargılamayı bir bütün olarak inceleyip bu çerçevede ilgilinin adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediğine karar vermektedir (AİHM, Khan/Birleşik Krallık, 12.05.2000, B.No:35394/97, &amp;34). AİHM, delillerle ilgili olarak, başvurucuya delillerin gerçekliğine itiraz etme ve kullanılmalarına karşı çıkma fırsatı verilip verilmediğini esas almaktadır. (Bykov/Rusya, 10.03.2009, B.No:4378/02, &amp; 90; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya, 25.07.2013, B.No:11082/06, 13772/05, &amp; 700).&lt;br /&gt;Yargılama konusu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilir. Bu manada esas olan, delilin keyfi ve açıkça dayanaktan yoksun olacak şekilde sanık aleyhine kullanılmaksızın, yargılamanın bir bütün olarak adil yapılmasıdır.&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ulusal mahkemelerin takdirindedir.&lt;br /&gt;c) Mukayeseli Hukuk ve AİHM Kararı Bağlamında Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi Delillerin Niteliği ve Hukukiliği:&lt;br /&gt;Karşılaştırmalı hukukta iletişimin tespitine ilişkin düzenlemeler farklılık göstermektedir. Örneğin Fransa, İngiltere ve Avusturya&quot;da iletişimin tespitine ilişkin bilgiler denetim kapsamında kabul edilmemekte ve herhangi bir sınırlamaya tabi bulunmadan bu bilgiler soruşturma ve kovuşturmada kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Avrupa Birliğince (AB) 24.10.1995 tarihinde &quot;Kişisel Verilerin İşlenmesinde Gerçek Kişilerin Korunması ve Serbest Dolaşımı&quot;na ilişkin 95/46 nolu Yönerge kabul edilmiştir. Ancak söz konusu yönerge hükümlerinin savunma, kamu güvenliği veya ceza hukuku açısından uygulanmayacağı da belirtilmiştir. 95/46 nolu Yönerge temel alınarak düzenlenen telefon konuşmaları ve e-postaları da kapsayacak şekilde elektronik iletişimde özel yasanın gizliliği ve kişisel verinin korunmasına dair 2002/58 nolu Yönerge&quot;nin amacı, Avrupa Birliğine üye ülkeler tarafından, haberleşmenin gizliliğine yetkisi bulunmayan kişilerce erişilmesini engellemek, kamu telekomünikasyon şirketleriyle ve kamuya açık telekomünikasyon servisleriyle sağlanan telekomünikasyon gizliliğini korumak amacıyla önlemlerin alınmasını sağlamaktır. (Hayrünisa Özdemir, Haberleşmenin Gizliliği ve Kişisel Veriler, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.13, S:1-2, 2009, s. 286) Bununla birlikte bu yönerge; devletlerin elektronik iletişimi, hukuka uygun denetleme veya AİHS&quot;ye uygun olarak önlem alma imkânlarını etkilememektedir. (Saadet Yüksel, Özel Yaşamın Bir Parçası Olarak Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Gizliliğine Önleyici Denetimle Müdahale, Beta, 1. Baskı, 2012, s. 89-99)&lt;br /&gt;AİHM, kişisel verilerin elde edilmesini her durumda özel yaşamın gizliliği hakkına bir müdahale olarak görmemekte ve kişisel verilere ilişkin AİHS&quot;nin 8. maddesi çerçevesinde iki aşamalı bir değerlendirme yapmaktadır. Öncelikle müdahalenin yasal dayanağı olup olmadığı ve ulaşılabilirliği, daha sonra ise ulusal güvenlik gibi meşru bir amaç bağlamında müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını değerlendirmektedir. (Saadet Yüksel, a.g.e, s. 103)&lt;br /&gt;Bu bakımdan AİHM devletlerin, ulusal güvenliklerini korumak amacıyla, yetkililere kamunun ulaşamadığı kişisel verileri barındıran kayıtlarda bilgi toplama ve kaydetme yetkisini veren kanuni düzenlemeler yapmasını uygun görmektedir. (Leander/İsveç, 26.03.1987, B.No: 9248/81, &amp; 59)&lt;br /&gt;Nitekim AB&quot;nin 95/46 ve 2002/58 nolu Yönerge&quot;leri doğrultusunda tanzim edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu&quot;nun &quot;İstisnalar&quot; başlıklı 28. maddesinde de kişisel verilerin milli savunmayı, milli güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini sağlamak için kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında veya soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi hâllerinde söz konusu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.&lt;br /&gt;AİHM, bir devletin terörle mücadele etmek için önlem almadan önce felaketin gelip çatmasını beklemesinin mümkün olmadığını vurgulamıştır. (A. ve Diğerleri/Birleşik Krallık, 19.02.2009, B.No: 3455/05, &amp; 177)&lt;br /&gt;Görüldüğü üzere AİHM, Sözleşme&quot;nin 8. maddesinde herkesin kendi özel yaşamına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğunun açık bir şekilde belirtilmesine karşın terörle mücadele, terör saldırılarını engellemeye yardımcı olabilecek bilgilerin toplanması, terör şüphelilerinin yakalanıp yargılanması amacıyla özel gözetleme yöntemlerinin kullanmasına cevaz vermektedir.&lt;br /&gt;d) Sabit/Ankesörlü Hatlardan Arama Sonuçlarının Delil Olarak Kabul Edilip Edilmeyeceğine İlişkin Hukuki Değerlendirme:&lt;br /&gt;ByLock için yapılan değerlendirmeler ışığında; demokratik kurumlara, hukuk devletine, demokrasiye ve insan haklarına karşı 15.07.2016 tarihindeki darbe teşebbüsünü gerçekleştiren, pek çok insanın ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verip bir çok ağır suçu organize şekilde işleyen FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çok büyük bir önem verdiği silahlı kanadını oluşturan askeri mahrem yapılanmasına yönelik yapılan soruşturmada, şüphelilere ve suç delillerine ulaşılması amacıyla Ankara merkezli ve diğer illerde Cumhuriyet Başsavcılıklarının yasal yetkisine dayanarak hâkim kararıyla geçmişe dönük elde ettiği &quot;iletişimin tespiti (HTS)&quot; kayıtlarının, hukuka uygun bir delil olarak hükme esas alınmasında herhangi bir hukuki isabetsizlik bulunmadığı, yapılan işlemin &quot;demokratik bir ülkede gereklilik&quot; ve &quot;orantılılık&quot; ilkelerine uygun olduğu, kanunda yazılı esas ve usullere göre bu tedbire başvurulmasının &quot;iletişim özgürlüğü&quot; hakkının özünü ortadan kaldırmayacağı kanaatine varılmıştır.&lt;br /&gt;İçeriğine müdahale edilmeden, iletişim araçlarının diğerleri ile kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespitine yönelik işlem olması ve daha çok dış bağlantı verilerini ifade etmesi nedeniyle &quot;iletişimin tespiti&quot;, Cumhuriyet savcısının soruşturma yetkisini düzenleyen CMK&quot;nın 160 ve 161. maddeleri kapsamında istenebilecek delillerdendir. Cumhuriyet savcısı, soruşturmanın ayıklayıcılık ve kişilerin lekelenmeme hakkı ilkelerini dikkate alarak, delil toplarken Anayasa&quot;da ve yasada düzenlenen &quot;orantılılık&quot; ilkesini göz önüne almak durumundadır. İletişimin tespitinin istenmesi her zaman aleyhe sonuç doğurmaz. Bazen suça katılmayan kişilerin erkenden tespiti ile haklarında başkaca ceza muhakemesi tedbirine başvurmama imkanını da sağlayabilir.&lt;br /&gt;Ceza Muhakemesi Kanunu&quot;nun 135/6. maddesindeki (Ek: 2/12/2014-6572/42 maddesi) şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Daha önce uygulamada Ceza Muhakemesi Kanunu&quot;nun 160 ve 161. maddelerinde düzenlenen Cumhuriyet savcısının delil toplama yetkisi kapsamında iletişimin tespitinin yapıldığı, yapılan değişiklikle bu yetkinin hâkime verildiği, gecikmesinde sakınca olduğu hâllerde Cumhuriyet savcısının bu yetkiyi kullanabileceği düzenlenmişti.&lt;br /&gt;Ancak yeni ceza yargılaması sisteminde soruşturma evresi, suç işlendiği izlenimini veren hâlin öğrenilmesi ile başlar ve iddianamenin kabulü kararı verilinceye kadar devam eder. Soruşturma evresi üç aşamada gerçekleşir. Bunlar: başlangıç soruşturması, kısa soruşturma ve ara soruşturma aşamalarıdır. İlk aşama, Cumhuriyet savcısının &quot;araştırmalara&quot; başlama kararı ile gerçekleşen &quot;başlangıç soruşturması&quot;dır. Bu aşamada, kural olarak henüz suçun kim tarafından işlendiği konusunda bir bilgi mevcut bulunmadığı için &quot;şüpheli&quot; de yoktur. Bu aşamada bir suç işlendiğine dair &quot;basit şüphe&quot; oluşmazsa kovuşturmama kararı verilecektir. Aksi takdirde soruşturmanın diğer aşamalarına geçilip ortaya çıkan şüpheli/şüphelilere ilişkin deliller toplanarak suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyecektir.&lt;br /&gt;Ayrıntıları ilgili bölümde açıklanan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün iletişim yöntemi olarak ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar yaptıkları yönündeki tespitlerden sonra, soruşturma makamlarınca başlangıç soruşturması kapsamında ve CMK&quot;nın 160/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yapılan araştırmalar sonucunda; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının &quot;sohbet&quot; olarak adlandırdıkları örgütsel toplantılara devam etmek için kamuya açık market, büfe vb. yerlerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatları özel yöntemlerle kullandıklarının tespit edilmesi üzerine CMK&quot;nın 135/6. maddesi gereğince sabit hat ve ankesörlü hatlara yönelik iletişimin tespiti kararları alınarak uygulamaya konulması, bu cümleden olarak şüpheli kişilerin hatlarıyla kamuya açık, birbirinden bağımsız büfe, market vb. yerlerde kurulu bulunan sabit veya ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesi, üçüncü kişilere ait verilerin ayıklanması ile yapılan analizler sonucunda şüphelilere ulaşılmasında hukuka aykırı yöntemlerin kullanıldığı ileri sürülemeyeceği gibi ihlal edildiği iddia edilen hakka nazaran kamu güvenliğinin korunması ve suçla mücadele için sağlanan yararın üstünlüğünden de kuşku duyulmaması gerekecektir.&lt;br /&gt;Şüphelinin/sanığın mahrem yapıda yer alıp sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden hücresel haberleşme ağına dahil olup olmadığının belirlenmesi ile soruşturma ve yargılama aşamasında hukuki durumunun ve konumunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suçun ispatı açısından belirleyici nitelikte olması nedeniyle bu delilin elde edilişi, niteliği, kullanımı ve hukukiliği konusunda yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında taraflar huzurunda tartışılması ve savunma argümanlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Ayrıca bu delillerin teyidi açısından;&lt;br /&gt;Mahrem imamların büfe/ankesörlü sabit telefon hattı ile hedef şahıslarla görüşmelerinde gizliliği sağlamak için genellikle kullandığı yöntem olarak belirlenen;&lt;br /&gt;Hedef şahsın telefon numarasının deşifre edilmesinin önlenmesi amacıyla çeşitli şifreleme metotları kullanarak kaydedilmesi,&lt;br /&gt;Bazı mahrem imamların arama yapmadan önce ajandada kayıtlı numaralara baktığında şifreleme yaptığını unutarak/kasten yazılı olan şifreli numarayı aradığı, daha sonra yanlış numara çevirdiğini fark ederek/kasten asker şahsı tekrar gerçek numarasından aramış olmaları,&lt;br /&gt;Aramaların tek taraflı ve kısa süreli olması veya sadece çağrıdan ibaret bulunması,&lt;br /&gt;Aranan askeri personel ise genellikle rütbe/makam olarak ve bağlı bulunduğu kuvvetlerin de denk olmaları,&lt;br /&gt;Mahrem imamlar tarafından gerçekleştirilen arka arkaya aramanın (ardışık arama) örgütsel amaçlı olduğuna dair karine oluşturması,&lt;br /&gt;Aramanın mesai saatleri dışında yapılması, sorumlu şahsın askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasını sağlama çabası,&lt;br /&gt;Aramanın on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez olmak üzere periyodik olması,&lt;br /&gt;Mahrem imamın sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğunun gözetilmesi,&lt;br /&gt;Asker şahısların hatların takılı bulunduğu cihazların toplantı yerine götürülmediği veya götürülse bile kapalı tuttukları,&lt;br /&gt;Mahrem imamlarca hedef şahıs arandıktan sonra ilgisiz rastgele numaraların çevrilerek redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışılması,&lt;br /&gt;Hususlarını da ortaya koyan, bu delilin elde edilişi, niteliği, kullanımı ve hukukiliği konusunda yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında kişiselleştirilmiş, emniyet birimlerince büfe/ankesörlü sabit telefon hatlarıyla irtibat kurma yöntemine ilişkin olarak düzenlenen ayrıntılı analiz raporunun temin edilerek dosyaya konulması,&lt;br /&gt;-Emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK&quot;dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının &quot;0&quot; saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirtilmesi,&lt;br /&gt;-Şüpheli/sanığın görev yaptığı diğer şehirlerde ardışık aramalarının olup olmadığı araştırılarak sabit hat ve ankesörlü telefon kullandığına ilişkin analiz raporunun da istenmesi,&lt;br /&gt;-Şüpheli/sanıkla ilgili sabit hat veya ardışık aramaya ilişkin varsa itirafçı beyanlarının dosyaya getirilmesi, gerektiği takdirde tanık sıfatıyla dinlenilmeleri,&lt;br /&gt;-Ardışık aramalar kapsamında diğer şahıslar hakkında bir soruşturma veya dava olup olmadığı araştırılıp varsa ifade örneklerinin dosyaya ibrazı sağlanarak değerlendirilmesi suretiyle maddi gerçeğin ortaya konulması,&lt;br /&gt;Gerekmektedir.&lt;br /&gt;Bu kapsamda;&lt;br /&gt;Yukarıda açıklanan özellikler doğrultusunda; mahrem hizmetlerde görevlendirilen asker veya sivil şahsın, örgütün gizlilik ve deşifre olmama kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması hâlinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun bir delil olacağında kuşku yoktur.&lt;br /&gt;C) HABERLEŞME İÇİN OPERASYONEL HAT KULLANILMASI:&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün örgütsel toplantılar için iletişim kurma yöntemlerinden biri olan operasyonel (patates) GSM hatlarıyla görüşme yapıldığı yönünde şüphe oluşması durumunda soruşturma makamlarınca başlangıç soruşturması kapsamında ve CMK&quot;nın 160/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yapılan araştırmalar sonucunda örgüt mensuplarının &quot;sohbet&quot; olarak adlandırdıkları örgütsel toplantılara devam etmek için kamuya açık market ve büfe gibi yerlerde kurulu olup ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar dışında operasyonel GSM hatlarını da özel yöntemlerle kullandıklarının tespit edilmesi hâlinde şüphelinin/sanığın askeri mahrem hizmetler yapılanmasında veya sivil şahıslardan olup örgütteki konumu itibariyle operasyonel hat üzerinden hücresel haberleşme ağına dahil olup olmadığının belirlenmesi ile soruşturma ve yargılama aşamasında şüpheli/sanığın hukuki durumunun ve konumunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından; özellikle suçun ispatında belirleyici delil niteliğinde olması hâlinde bu delilin elde edilişi, niteliği, kullanımı ve hukukiliği konusunda sabit hat veya ardışık arama için yapılan açıklamalar ışığında, taraflar huzurunda tartışılması ve savunma argümanlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Burada şüpheli/sanık tarafından kullanılan GSM hattı ile mahrem imam tarafından kullanılan hatlara ait HTS raporları karşılıklı mukayese edildiğinde her iki hattın ortak baz bilgileri bulunduğu, her iki GSM hattının da aynı tarih ve yakın saatler aralığında aynı yerde baz verdiği, görüşmelerin ağırlıklı olarak tek bir GSM numarasıyla olduğu hususlarının mevcudiyeti hâlinde başkası üzerine kayıtlı bu hattın operasyonel hat olarak kullanıldığının tespiti mümkün olabilecektir.&lt;br /&gt;Bu kapsamda;&lt;br /&gt;Sanığın FETÖ/PDY&quot;nin operasyonel hat kullanmak suretiyle oluşturulan hücresel haberleşme ağında yer aldığının teknik verilerle belirlenmesi,&lt;br /&gt;Sanığın kullandığı operasyonel hat ile örgüt mahrem imamının kullandığı hattın aynı baz istasyonunda sinyal alıp almadığının tespitinin yapılması,&lt;br /&gt;Sanığın silahlı terör örgütünün mahrem imamları ve yöneticileriyle iletişim kurma yöntemleri, zaman aralıkları, çeşitlilikleri, sanığın asker mi sivil şahıs mı olduğu, irtibat kurduğu kişilerin örgütün mahrem imamı olup olmadıkları hususlarının tespiti,&lt;br /&gt;Operasyonel hat olarak kullanılan telefon numarasının kimin adına, ne zaman, nerede alındığına ilişkin GSM operatörlerinden belgelerin getirtilerek belgelerin incelenmesi, bu hattın kim tarafından alındığına yönelik araştırma yapılıp gerekli tespitlerin yapılması,&lt;br /&gt;Operasyonel hat olarak kullanılan GSM hattının faturalarının nerede, kim tarafından ve hangi yöntemlerle ödendiğine ilişkin tespitlerin yapılması,&lt;br /&gt;Yine operasonel hattın kontürlu hat olarak kullanılması durumunda kontürlerin nerede, ne zaman, kim tarafından yüklendiği ve ücretlerinin nasıl ödendiğinin tespiti,&lt;br /&gt;Operasyonel hat ile bu hattı kullanan askeri şahısların görüştüğü mahrem imamların GSM hatlarının HTS kayıtlarının ve diğer iletişim bilgilerinin getirilmesi,&lt;br /&gt;Sanığın kullandığı operasyonel hat ile asker ve sivil imam şahısların kullandığı operasyonel hatların ortak bazlarının bulunup bulunmadığı ve mahrem imamlar tarafından kendisi gibi asker olan başka dosya şüphelileri ile farklı tarihlerde ardışık olarak aranıp aranmadığı, arama sayısı ve aramaların periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünüp görünmediği konusunda uzman teknik bilirkişiden inceleme raporu ve operasyonel hat/HTS veri analiz raporu alınması,&lt;br /&gt;Gerektiğinde operasyonel hat ile mahrem imamın kullandığı hattın diğer iletişim bilgilerinden olan; abone ismi, adresi, abone kimlik bilgileri, telefon numarası, IMEI numarası sorgusu veya eşleştirmesi (IMEI numarasından kullanıcı, kullanım tarihi, kimlik ve adres bilgisi araştırması), IP sorgusu bilgileri, sim kart bilgisi ve eşleştirmesi, IMSİ bilgisi, PUK numarası bilgisi, kontör kartları bilgisi ve eşleştirmesi, Roaming bilgisi, telefonun açık olup olmadığı bilgilerinin temin edilmesi,&lt;br /&gt;Sanıkla ilgili operasyonel hatla aramaya ilişkin varsa itirafçı beyanlarının dosyaya getirilmesi, gerektiği takdirde bu kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi,&lt;br /&gt;Operasyonel hat aramaları kapsamında diğer asker şahıslar (hücresel iletişim ağında yer alan) hakkında bir soruşturma veya dava olup olmadığı araştırılıp varsa ifade örneklerinin dosyaya getirilmesi,&lt;br /&gt;Böylece elde edilen tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılması,&lt;br /&gt;Gerekmektedir.&lt;br /&gt;Yukarıda yapılan açıklamalar ve tespitler doğrultusunda; sanığın, örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla operasyonel (patates) hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı veya kendisinin aradığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması hâlinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun bir delil olacağı kabul edilebilecektir.&lt;br /&gt;D) TANIKLIK:&lt;br /&gt;a) Genel Olarak:&lt;br /&gt;Ceza Muhakemesinde önemli yer tutan tanıklık, yargılamaya konu fiilin fail tarafından işlenip işlenmediği ya da nasıl işlendiği konusunda yargılama makamının kanaate ulaşmasını sağlayan kanıtlardan birisidir.&lt;br /&gt;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.11.2013 tarihli ve 2013/1-251 Esas 2013/454 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay hakkında beş duyu ile edindiği algılamaları ifadesiyle açığa vuran kişidir.&lt;br /&gt;Kural olarak ceza muhakemesinde taraf sıfatı bulunanların tanık olarak dinlenmemesi gerekir. Bu nedenle davanın tarafı olan sanık ve şüphelinin tanık olarak dinlenmesini Ceza Muhakemesi Kanunu düzenlememiş ancak şeriklerin tanıklığına imkan sağlamıştır.&lt;br /&gt;Ceza Muhakemesi Kanunu&quot;na göre, görülmekte olan davada yargılanan sanığın, suç ortağı hakkında tanık olarak dinlenilmesi mümkündür. CMK&quot;nın 50. maddesinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar tanık olarak dinlenebilirler, ancak bu tanıkların yeminsiz olarak dinlenmeleri gerekmektedir. Suç ortağının vereceği ifade, kendisinin de suçlanması sonucunu doğuracaksa tanıklıktan çekinme olanağına sahiptir. CMK&quot;nın 48. maddesinde temelini Anayasa&quot;nın 38/5. maddesinden alan ve adil yargılanma hakkını güvenceye bağlayan bir düzenlemeye yer verilmiştir.&lt;br /&gt;Çekinme hakkı hatırlatılmadan tanığa bu tür soruların yöneltilmesi sonucu alınan cevaplar hukuka aykırı biçimde elde edilen kanıt niteliğindedir, (CMK&quot;nın 206/a ve 217/2. maddeleri) hukuka aykırı delil de hükme esas alınamaz. (Yargıtay CGK&quot;nın 12.11.2013 tarihli ve 2013/1-251, 2013/454 sayılı kararı)&lt;br /&gt;Sanığın kendisinin de katıldığı suçlarla ilgili tanık sıfatıyla dinlenmemesi, sanığın açıklamalarının delil niteliği taşımayacağı anlamına gelmemektedir. Örneğin, diğer örgüt üyeleri kabul etmediği hâlde örgüt üyelerinden birisinin suçu birlikte nasıl işlediklerini samimi olarak anlatması ve destekleyici kanıtların da bulunması hâlinde elbetteki bu beyan delil olarak değerlendirilecektir. Bu bakımdan bir anlatımın &quot;tanık beyanı&quot; veya &quot;sanık beyanı&quot; olarak adlandırılmasının çok önemi de bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;b) Çağrı ve dinleme:&lt;br /&gt;Sanık duruşmaya tanık getirebileceği gibi mahkemeye davet de ettirebilir. (CMK&quot;nın 179. maddesi)&lt;br /&gt;Mahkeme tanığın dinlenmesi için belirlenen gün ve saati sanığa ve müdafisine bildirmelidir. (CMK&quot;nın 181/1. maddesi)&lt;br /&gt;Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinlenme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmez. (CMK&quot;nın 210/1. maddesi)&lt;br /&gt;Sanık ancak suç ortaklarının veya tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilmesi hâlinde, dinleme sırasında mahkeme salonundan çıkarılabilir, ancak tekrar getirildiğinde tutanaklar okunup ve gerektiğinde içeriği anlatılır. (CMK&quot;nın 200. maddesi)&lt;br /&gt;Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez. Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir. (CMK&quot;nın 59. maddesi)&lt;br /&gt;Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım edilir. Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-7-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -6- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113558#3113558</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 18:01:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -6- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör Örgütü açısından iç haberleşme; talimatların alınıp verilmesi, gelişmelerin güvenli ve zaman kaybetmeksizin aktarılması ve faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi bakımından hayati öneme sahiptir.&lt;br /&gt;Faaliyet alanlarının çeşitliliğine paralel olarak örgütün haberleşme yöntemleri de farklılık arz etmektedir. Örgütün neredeyse tüm uygulamalarında olduğu gibi haberleşme yöntemlerinde de gizlilik içerisinde iletişim sağlamaya özen gösterilmektedir.&lt;br /&gt;Örgütün iletişimde kullandığı yöntemlerin;&lt;br /&gt;-Yüz yüze/buluşma,&lt;br /&gt;-Canlı kurye,&lt;br /&gt;-Kriptolu IP hattı,&lt;br /&gt;-Not ile haberleşme,&lt;br /&gt;-Basın yayın üzerinden talimat verme,&lt;br /&gt;-Sosyal medya (Facebook, Twitter vb.),&lt;br /&gt;-Telefon (GSM, operasyonel hat, ankesör/büfe arama),&lt;br /&gt;-İletişim/haberleşme programları (ByLock vb.),&lt;br /&gt;Olduğu anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Canlı kurye kullanılması, en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Talimat almak ve faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla doğrudan ABD/Pensilvanya&quot;ya gidilerek örgüt lideri ile yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat alınmaktadır. FETÖ/PDY elebaşısının &quot;çok önemli hususların yüz yüze (Ru Be Ru) görüşülmesi&quot; yönünde talimatlarının olduğuna dair bilgiler mevcuttur. Örgüt toplantılarında verilen talimatlar ufak kâğıtlara yazılmakta hatta bunların lüzumu hâlinde yok edilebilmesi için yenilebilir özellikte olması sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;Kiralık hatlar vasıtasıyla kriptolu IP telefon kullanılması, özellikle yurt dışındaki okullarla irtibatta kullanılan yöntemlerdendir.&lt;br /&gt;En kolay ve önemli haberleşme araçlarından biri GSM hatlarıdır. Bu hatlar, genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinin gerçek kullanıcısına kolaylıkla ulaşılamayan hatlardır. Genellikle yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. (Uygulanan tedbir şekline göre süre değişkenlik gösterebilir.)&lt;br /&gt;Telefonların değiştirilmesi sürecinde eski telefonlar imha edilmekte ve parçalanarak farklı bölgelerdeki çöp kutularına atılmaktadır. Bu işlerin kamera olmayan yerlerde yapılmasına dikkat edilmektedir. Böylece tek numara ile görüşme yapan hat görüntüsünden uzaklaşılması ve örgütün kullandığı hatların tespitinin zorlaştırılması amaçlanmaktadır.&lt;br /&gt;İletişimin telefonla kurulduğu dönemlerde (iletişim/haberleşme programlarının kullanılmadığı dönemlerde) telefonun akıllı olmaması ve internet bağlantısının bulunmamasına dikkat edilmiştir. Aynı zamanda mesaj atılması da istenmediği için yasaklanmıştır.&lt;br /&gt;Örgüt mensuplarının kendi adlarına olmayan GSM hatları temin edip bunları belirli aralıklarla cihazlarıyla birlikte değiştirmeleri dahi legal olduğunu iddia ettikleri faaliyetlerinin illegal olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştıklarını ortaya koymak açısından önemli bir veridir.&lt;br /&gt;Türkiye&quot;de Almanya, ABD ya da başka bir ülkeye kayıtlı GSM hatlarının kullanılması, örgütün üst düzey abilerinin kullandığı yöntemlerdendir. Abone bilgilerinden sadece hangi ülkeye ait olduğunun görülebilmesi nedeniyle zaman zaman tercih edilebilmektedir.&lt;br /&gt;Örgüt mensupları, tedbir olarak haberleşme araçlarını değiştirdikleri gibi isim zikretmekten imtina ederek genel ifadeler kullanmaya özen göstermekte ve yaygın olarak &quot;KOD İSİM&quot; kullanmaktadırlar. Örgütsel görüşmeler sırasında &quot;hizmet, şakirt, Gülen, cemaat&quot; gibi kelimelerin telefonda zikredilmemesine özen gösterilmekte, buluşma yeri söyleneceği zaman şifreli ifadeler kullanılmasına önem verilmektedir.&lt;br /&gt;Her ne kadar iletişimde esas olan usul &quot;randevulaşma sistemi&quot; olsa da örgütün mahrem sorumlularının, sevk ve idaresi altındaki askeri personel ile deşifre olmayı engellemek maksadı ile irtibat kurma yollarından birisinin de &quot;Kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, iddia bayii ve lokanta gibi işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan sabit (kontörlü/voip) hatlar ile Türk Telekom&quot;a ait ankesörlü telefon hatlar&quot; olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;Örgüt tarafından bu yöntemin kullanılma sebepleri ise;&lt;br /&gt;-Pratik ve kolay ulaşılabilir bir iletişim modeli olması, (Örneğin, operasyonel hat ile iletişim için gerekli olan 2. bir telefon, çevresi tarafından şahsın durumunu şüpheli hâle getirebilir)&lt;br /&gt;-Anonim bir iletişim modeli olması, (Açıklamaya ihtiyaç duyulduğunda gönül ilişkisi vb. bahaneler ileri sürülebilir)&lt;br /&gt;-Teknolojik imkânların güvenilir olmadığı, (ByLock serverlarının elde edilmesi vb. toplu deşifrasyon olmayacağı inancı)&lt;br /&gt;-Arayan mahrem sorumlusunun kimliğinin deşifre olmayacağı,&lt;br /&gt;Düşüncelerine dayanmaktadır.&lt;br /&gt;e) Büfe/Ankesörlü Sabit Telefon Hatlarıyla İrtibat Kurma Yönteminin Özellikleri:&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü &quot;sohbet&quot; olarak adlandırdığı örgütsel toplantıları devam ettirmek için elzem olan askeri personel ile irtibatlarında gizliliğe çok önem verdiği hususuna yukarıda ayrıntılarıyla değinilmiştir.&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü kapsamında yürütülen soruşturmalardaki şüphelilerin hatları ile kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye ve lokanta gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesinde;&lt;br /&gt;-Ardışık arama (Yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra),&lt;br /&gt;-Periyodik arama (Farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde),&lt;br /&gt;-Tek arama,&lt;br /&gt;Şeklinde iletişim gerçekleştirildiği ve irtibat sağlandığı saptanmıştır.&lt;br /&gt;Birim içerisinde sorumlu düzeyde bulunan örgüt mensuplarının, kendilerine bağlı askerlere ait telefon numaralarını, telefonlarına farklı isimler kullanarak veya not kâğıtlarına GSM numaraları üzerinde belirli değişiklikler yaparak kaydettikleri, iletişim kurmak istedikleri zamanlarda ise kamuya açık ve birbirinden bağımsız market/büfe/lokanta vb. işletmelerde kurulu bulunan kontörlü/voip (sabit) hatlar ile Türk Telekom&quot;a ait ankesörlü telefonları kullanmak suretiyle kendilerine bağlı askerleri aradıkları belirlenmiştir.&lt;br /&gt;Yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sırasında elde edilen bilgilerden, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün &quot;Mahrem Yapısı&quot; içerisinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının, kendi sorumlulukları altında bulunan özellikle asker ve diğer mahrem hizmetteki sivil şahısların telefon numaralarını, deşifre edilmelerinin önlenmesi ve örgütsel faaliyetlerinin sürdürülebilir olması amacıyla şifreleme metotları kullanarak kaydettikleri de tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca kullanılan ve şu ana kadar tespit edilebilen bazı şifreli kaydetme yöntemlerinin;&lt;br /&gt;1-On (10) Rakamına Tamamlama; Öğrencilerin telefon numaralarını telefona kaydetmek yasak olduğu için normal bir esnafın kartvizitinin arkasına veya herhangi bir kâğıda telefon numaralarının son dört rakamının her biri 10’a tamamlanarak kaydedilir. Yani kayıtlı telefon numarasının son dört rakamının her birini 10 sayısından çıkararak ortaya çıkan rakam yazılır. 10’a tamamlama sistemine örnek vermek gerekirse telefon numarasının son dört rakamı 46 05 ise not kâğıdına yazılan numaranın son dört rakama 64 05 olur. Bir başka örnekte ise telefon numarasının son dört rakamı 43 17 ise kartvizite yazılan numaranın son dört rakamı 67 93 olur.&lt;br /&gt;2-Sondan İkili Rakam Bloklarını Çapraz Yer Değiştirme; Telefon numarasının sondan rakam bloklarının yerlerinin çapraz olarak değiştirilmesi yöntemidir. Örneğin, 0 xxx 345 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx 345 44 62 olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;3-Rakam Bloklarını Ters Yazma; Telefon numarasının operatöre ait ilk 3 rakamları sabit kalmak şartıyla geri kalan rakamları ise rakam bloklarının kendi arasında ters yazılarak kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx 345 62 41 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx 543 26 14 olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;4-Sondan 4 üncü Rakamı Dört (4) Arttırma; Telefon numarasının sondan dördüncü rakamına dört eklenerek kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx xxx 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx xxx 02 44 olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;5-Sondan 2 nci ve 4 üncü Rakamı Yer Değiştirme; Telefon numarasının sondan ikinci ve dördüncü rakamlarının yerlerinin değiştirilerek kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx xxx 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx xxx 42 64 olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;6-Telefon Numarasını Oluşturan Rakamlara Bir Ekleme Bir Çıkarma; Telefon numarasını oluşturan rakamlara soldan başlayarak sırasıyla bir ekleme bir çıkarma yapılarak kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx 444 62 44 numaralı telefon kaydedilirken 0 xxx 535 53 35 olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;7-Telefon Numarasını Oluşturan Rakamları Kredi Kartı Numarasına Benzetme; Telefon numarasını oluşturan rakamlarının başına, sonuna rakamlar ekleyerek veya 16 haneli kredi kartı numarası şeklinde kaydedilmesidir. Örneğin, 0 xxx 444 62 44 telefon numarası 5410 xxx4 4462 4454 olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;8-Telefon Numarasını Oluşturan Rakamları Servis Sağlayıcı Operatör Kodunun İl Alan Koduna Değiştirme; Operatör kodunun herhangi veya faaliyet gösterdiği il kodu şeklinde kaydedilmesidir. Örneğin, 0 505 xxx xx xx numaralı telefon kaydedilirken 0 312 xxx xx xx olarak kaydedilir.&lt;br /&gt;9-99&quot;a Tamamlama; Aranacak telefon numaraları doğrudan olarak değil son iki hanesini 99‘a tamamlama yöntemiyle aranmasıdır. Örneğin 5XX 123 45 67 numarasının 5XX 123 45 32 şeklinde yazılması,&lt;br /&gt;-100&quot;e Tamamlama; Aranacak telefon numaraları doğrudan olarak değil son iki hanesini 100&quot;e tamamlama yöntemiyle aranmasıdır. Örneğin 5XX 123 45 67 numarasının 5XX 123 45 33 şeklinde yazılması,&lt;br /&gt;10-Çaprazlama metodu; Aranacak telefon numaraları doğrudan olarak değil son dört hanesinin ikili gruplar hâlinde kendi içinde çaprazlama yöntemiyle aranmasıdır. Örneğin 5XX 123 45 67 numarasının 5XX 123 76 54 şeklinde yazılması,&lt;br /&gt;Şeklinde olduğu saptanmıştır.&lt;br /&gt;Mahrem imamların, kendilerine bağlı muvazzaf askerlerin (öğrenci) telefon numaralarını ajandalarına kaydederken yukarıda açıklamaları verilen örnek şifreleme yöntemlerini kullanmakla birlikte &quot;bazı mahrem imamların arama yapmadan önce numaralara baktığında şifreleme yaptığını unutarak/kasten yazılı olan şifreli numarayı aradığı, daha sonra yanlış numara çevirdiğini fark ederek/kasten asker şahsı tekrar gerçek numarasından aradıkları da&quot; sıklıkla gözlemlenmiştir.&lt;br /&gt;Kolluk birimlerinin yapmış olduğu çalışmalar ve soruşturmalarda alınan ifadelerden;&lt;br /&gt;&quot;Mahrem imamların belirledikleri periyodik zaman diliminde grubunda bulunan askeri personelle sohbet adı altında örgütsel toplantıları düzenledikleri, bir sonraki toplantının yerinin-zamanının ve saatinin yapılan bu toplantılarda yüzyüze görüşülerek belirlendiği, toplantı günü ve saatinde değişiklik veya farklı bir gelişme olduğu zaman mahrem imam tarafından sabit hatlardan (ankesör-büfe-market vb.) askeri personelin cep telefonu aranmak suretiyle irtibatın gerçekleştirildiği, mahrem imam tarafından gerçekleştirilen bu görüşmelerin genellikle çok kısa tutulduğu ve şifreli olarak anlatılmak istenilenin söylendiği, bu telefon görüşmelerinin kısa tutulmasının sebebinin mahrem imamın ve sabit hatlardan aranan askeri personelin deşifre olmasını engellemek olduğu, askeri personelle mümkün olduğu kadar sabit hatlardan az irtibat kurulmaya özen gösterildiği, askeri personelin çok aranmasının o personelle ilgili bir sıkıntının yani toplantılara gelmeme, terör örgütü ile irtibatını koparmaya çalışma gibi etkenlere işaret ettiği, mahrem imam tarafından sürekli arama yapılarak askeri personelin ikna edilmeye çalışıldığı, askeri personelin az aranmasının ise o personelin toplantılara düzenli geldiğinin, gerçekleştirilen toplantılarda yüz yüze alınan kararlar sonucunda bir sonraki toplantıya düzenli katıldığının göstergesi olduğu, katalog evlilik yapan askeri personelin eşleri ile toplantılara katıldıkları örgüt imamlarının eşlerinin askeri personelin eşleri ile ilgilendikleri, bu şekilde mahrem imamlarca yapılan görüşmelerin 2017 yılına kadar devam ettiği, bu tarihten sonra sabit hatlardan askeri personelin aranmamasına dikkat edildiği, bunun sebebinin ise yapılan örgütsel faaliyetin deşifre olması ve mahrem imamların takip edilmesinden korku duyulmasından kaynaklı olduğu, bu süreçten sonra askeri personel ile görüşme yapılmak istenildiği zaman; lojmanlarda oturmayan ve FETÖ Silahlı Terör Örgütü içerisinde faaliyet gösteren askeri personelin evlerine gidilerek irtibat kurulduğu ya da asker şahsın mahrem imamın evine gitmesi şeklinde irtibat kurulmaya çalışıldığı, subay, astsubay veya askeri öğrenciler ile ilgilenen mahrem imamların birbirinden farklı olduğu, örneğin subay ve astsubayların aynı grup içerisine dâhil edilmediği&quot;&lt;br /&gt;Anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;Sonuç olarak;&lt;br /&gt;Yukarıda izah edilen açıklamalar, olgular ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda alınan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde;&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının çok az kısmına kriptolu haberleşme programı Bylock ve Eagle gibi programlar yüklediği, geri kalan mensupları ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market vb benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleştikleri, örgütsel irtibatta asıl olan iletişim metodunun yüz yüze görüşme olduğu ve bir sonraki görüşmenin tarih ve yerinin bu esnada belirlendiği, bu mümkün olmaz ise tedbir anlamında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan (market-büfe-bakkal vb.) aranmak (GEZEREK) suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların ARAMA işlemini yaptığı (askeri şahıs tarafından karşı arama yapılmadığı, askeri personelin de çok sık olmamakla birlikte mahrem sorumlusuna ulaşmak istedikleri durumlarda aradığı), sorumlu şahıs tarafından aranan askeri personelin büyük kısmının rütbe/makam olarak genelde denk olduklarının tespit edildiği (Örneğin; aranan Astsubay ise ardışık aranan kişide Astsubay, Subay ise ardışık aranan da Subay gibi), aynı şekilde kuvvetlerin de denk olduğu (Örneğin; aranan jandarma ise ardışık Jandarma, aranan KKK personeli ise ardışık KKK personelinin arandığı gibi), genel olarak her sivil yöneticinin sorumluluğunda birden fazla hücre bulunduğu ve hücrelerin 2-3 asker şahıstan (askeri öğrenci ve/veya muvazzaf personel) oluştuğu, bu asker şahısların da aynı kuvvete mensup olup aynı rütbede bulundukları (istisnai olarak farklı rütbe ve/veya kuvvetlere mensup asker şahıslardan bir hücre oluşabildiği, örneğin; sivil sorumlunun astsubaylardan oluşan grubunun yanında astsubaylıktan subaylığa geçen askeri personelle de ilgilenebileceği), tek ankesör ya da sabit hattan (market-büfe-bakkal vb.) farklı asker şahısların aranmasının arka arkaya arama (ARDIŞIK ARAMA) şeklinde olması durumunda aramanın örgütsel olduğu kanısını güçlendirdiği, ayrıca aynı ankesör/sabit (büfe-market vb.) hattan arka arkaya (ARDIŞIK) arama yapılmasının mahrem sorumlu şahsın tedbirsizliği ve işin kolayına kaçmasından kaynaklandığı, daha çok gizliliğe uymayan mahrem imamlar tarafından yapıldığı, aramaların kısa olmasının nedeninin ise askeri personelin daha önceden yeri ve zamanı kararlaştırılan görüşmeye gelinmemesi gerektiği veya gelip gelemeyeceğinin teyit edilmesi ya da görüşmeye gelmeyen kişiye gelecek görüşme yer ve zamanının bildirilmesi veya daha önceden kararlaştırılan yer/tarihin değişmesinden dolayı yapılan aramalar olmasından kaynaklı olduğu, aramaların genellikle mesai saatleri dışında yapıldığı, sorumlu şahsın askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı alakasız kişileri de ankesörle arayarak hedefin kaybolmasını amaçladığı, genellikle on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez iletişime geçilerek buluşmaların/toplantıların gerçekleştirildiği, bu görüşmede bir sonraki buluşma tarihinin kararlaştırıldığı, bir aksaklık olmadığı müddetçe yeniden aramaya ihtiyaç duyulmadığı, bazen mahrem sorumlu tarafından sorumluluğundaki gruplarla ilgili grup içerisindeki tek şahsın arandığı ve bu şahıstan gruptaki diğer şahsa veya şahıslara bilgi vermesini istediği, aramanın sadece büfe, lokanta, market vs. kontörlü arama yapılabilen yerler olmadığı, ayrıca ankesörlü telefonlar ile kontörü olmadığından bahisle rica yolu ile iş yerlerinde mevcut sabit hattan da arama işlemi yapılabildiği, genel olarak yüzbaşı ve üstü rütbedeki subaylarda &quot;birebir sorumluluk&quot; esasının geçerli olmasından dolayı birden fazla asker şahsın oluşturduğu hücre sisteminin tercih edilmediği, mahrem yapı sorumlusunun kural olarak sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğu, istisnai olarak sözde TSK yapılanmasının bölge esaslı teşkilatlanması nedeniyle yakın ilde bulunan hatlarla da iletişim kurulabildiği, mahrem yapı sorumlusunun sorumlu olduğu örgüt mensubu asker şahısları aramasından sonra belirlenen buluşma yerinde aranılan hatların takılı bulunduğu cihazların götürülmemesi veya götürülse bile kapatılmasına yönelik tedbir uygulanmaya çalışıldığı, bu tedbirin ortak yer baz istasyonundan sinyal verilmesini ve/veya dinleme yapılmasını önleme amaçlı olduğu, daha önceden kararlaştırılan noktaya gelinmediği takdirde ya da mahrem imam il dışında ise ve periyodik zamanlarla bir araya geliniyorsa (2 haftada bir Cumartesi gibi) bir gün önce mahrem imamın arayarak çağrı bıraktığı, arama işlemi sonrasında gizlilik (son aradığı numaranın telefon hafızasında kalmasını önlemek) ve tedbir amaçlı olarak ilgisiz rastgele numaraların çevrildiği ve redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışıldığı, sivil yönetici unsurun sorumlusu olduğu asker şahsın numarasının son iki rakamını kendi telefon rehberinde &quot;10&quot;, &quot;100&quot; veya &quot;99&quot; rakamına tamamlayacak şekilde kayıt etmesinin en fazla başvurulan tedbir yöntemlerinden biri olduğu, bu nedenle yanlışlıkla numaraların şifrelenmiş hâliyle yapılan aramaların da gerçekleşebildiği, yapılanmada her yönetici sivil unsurun deşifre olmamak amacıyla kendi tedbir ve iletişim metodunu kendisinin belirlediği, (Bu metotlardan birisine örnek vermek gerekirse kısa süreli arama, cevapsız çağrı bırakma, aynı hattan parça parça kısa süreli arama vb.), mahrem yapı içerisindeki irtibatın ve şifreleme tekniğinin deşifre olmaması amacıyla çok sayıda şifreleme tekniğinin kullanıldığı,&lt;br /&gt;Belirlenmekle;&lt;br /&gt;Günümüzde iletişim aracı olarak cep telefonlarının kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun ve kabul edilen bir gerçek olmasına karşın, kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatlar üzerinden asker şahıslarla GEZEREK ya da ARDIŞIK şekilde yapılan aramaların; örgütün &quot;gizlilik&quot; ve &quot;deşifre olmama&quot; kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün MAHREM İMAMLARI tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır.&lt;br /&gt;2) Bir İletişim Aracı Olarak Ankesörlü/Sabit Hatlardan Periyodik Veya Ardışık Aramaların Hukuki Niteliği:&lt;br /&gt;a) Ulusal ve Uluslararası Mevzuat:&lt;br /&gt;Konuyla İlgili Ulusal ve Uluslararası Düzenlemeler;&lt;br /&gt;Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi:&lt;br /&gt;Madde 8 - Özel ve aile hayatına saygı hakkı&lt;br /&gt;(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&lt;br /&gt;Özel hayatın gizliliği ve korunması&lt;br /&gt;Özel hayatın gizliliği&lt;br /&gt;Madde 20- Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.&lt;br /&gt;Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış mercinin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili mercin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Haberleşme hürriyeti&lt;br /&gt;Madde 22- Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.&lt;br /&gt;Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.&lt;br /&gt;İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.&lt;br /&gt;Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar&lt;br /&gt;Madde 38- (6)- Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.&lt;br /&gt;Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma&lt;br /&gt;Madde 90/5- Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.&lt;br /&gt;Ceza Muhakemesi Kanunu&quot;na göre;&lt;br /&gt;İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması&lt;br /&gt;Madde 135 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi (…) dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:&lt;br /&gt;a) Türk Ceza Kanunu’nda yer alan;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302),&lt;br /&gt;16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),&lt;br /&gt;17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları,&lt;br /&gt;Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi&lt;br /&gt;Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.&lt;br /&gt;Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri&lt;br /&gt;Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir.&lt;br /&gt;(2) Adlî kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirler emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-6-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -5- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113555#3113555</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:58:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -5- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek ve üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmakla görevli olmanın yanında Devletin güvenliğini ilgilendiren ve suç işlendiği şüphesi doğuran somut verileri terörle mücadele konusunda görevli idari ve adli birimlere ulaştırmakla yükümlüdür. Nitekim, ByLock uygulamasına ait sunucular üzerindeki veriler hakkında düzenlenen teknik analiz raporu ve dijital materyallerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne ulaştırıldığı görülmektedir. Bu aşamadan sonra adli sürecin başlatılması ve bu noktadan sonra CMK hükümlerine göre soruşturma işlemlerinin yapılması zorunludur. Nitekim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ByLock ile ilgili dijital materyallerin teslim edilmesi üzerine 2016/104109 sor. ve 2016/180056 numara üzerinden başlattığı soruşturma kapsamında, CMK&quot;nın 134. maddesine göre gönderilen dijital materyallerle ilgili 09.12.2016 tarihli ve 2016/104109 soruşturma sayılı yazısı ile Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğine Milli İstihbarat Teşkilatınca teslim edilen 1-1 adet Sony marka HD-B1 model, üzerinde bBW3DEK69121056 seri numaralı ve ön yüzünde 1173d7a09195cf0274ce24f0d69ede96 yazılı harddisk, 2-1 adet Kingston marka DataTraveler, uç kısmında DTIG4/8GB 04570- 700.A00LF5V 0S7455704 yazılı flash bellek üzerinde CMK&quot;nın 134. maddesi gereğince inceleme yapılmasına, 2 adet kopya çıkartılmasına, kopya üzerinde kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine karar verilmesini istendiği, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince bu talep kabul ederek 09.12.2016 tarihli ve 2016/6774 D. İş nolu karar ile dijital materyaller üzerinde inceleme yapılması, kopya çıkarılması ve kopya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak metin haline getirilmesine ve bir kopyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.&lt;br /&gt;Soruşturma aşamasında olayın aydınlatılması amacıyla el konulan veya talep edilen elektronik verilerden doğrudan suçla ilgili olanlar elektronik delil olarak kabul edilmektedir. Bir suçun işlendiği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, dijital veri ve delil elde etmek amacıyla bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında, bilgisayar kütüğünde, bilgisayar ağları ve diğer uzak bilgisayar kütüklerinde ve çıkarılabilir donanımlarda arama yapılması gerekebilir. Bu konuda uygulanacak iki kural vardır. Birisi CMK&quot;nın 134. maddesi, diğeri de 27.07.2016 tarihinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında çıkartılan 667 ve 668 sayılı KHK&quot;larla Türk Ceza Kanunu&quot;nun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü, beşinci, altınca ve yedinci bölümde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve bu suçlar kapsamına girip girmediğine bakılmaksızın, toplu yani en az üç kişinin iştiraki ile işlenen suçlarda uygulanabilecek 668 sayılı KHK&quot;nın 3. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendidir. Bu düzenleme, 6755 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum Ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun&quot;un 3. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde aynen yer almıştır. Bu sebeple bilgisayarda arama, kopyalama ve el koyma konusunda CMK&quot;nın 134 ve 6755 sayılı Kanun&quot;un 3. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi birlikte uygulanacaktır. Bu uygulama sırasında 6755 sayılı Kanun&quot;un &quot;soruşturma ve kovuşturma işlemleri&quot; başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında sayılan suçlar yönünden öncelik aynı Kanun&quot;un 3/1-j maddesi olacak, burada hüküm bulunmayan hâlde CMK&quot;nın 134. maddesine göre hareket edilecektir. Olağanüstü hâl kaldırıldığı anda bilgisayarda arama, kopyalama ve el koyma konusunda öngörülen istisnai tedbirin uygulaması son bulacaktır. Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma koruma tedbiri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&quot;nun 134&quot;üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu koruma tedbiri, CMK&quot;nın 116 ve 123. maddelerinde düzenlenen &quot;arama&quot; ve &quot;el koyma&quot; koruma tedbirlerinin özel bir görünümünü oluşturmaktadır. Buna göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına ve bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir. Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması hâlinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için bu araç ve gereçlere el konulabilir. CMK&quot;nın 134. maddesindeki &quot;bilgisayar kütükleri&quot; ifadesi teknik anlamda sadece masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda bulunanları değil; CD, DVD, flash disk, disket, harddisk vs. tüm çıkarılabilir bellekler, telefon vb. dijital tabanlı mobil cihazlarda dahil olmak üzere herhangi bir bilgi işlem veya veri toplama araç ya da gerecinde bulunabilecek tüm dijital dosyaları kapsamaktadır. Adli Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği&quot;nin &quot;bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma&quot; kenar başlıklı 17. maddesinde el koyma sırasında zorunlu kılınan yedekleme işleminin, &quot;bilgisayar ağları ve diğer uzak bilgisayar kütükleri ile çıkarılabilir donanımlar hakkında da&quot; uygulanmasının dayanağı budur.&lt;br /&gt;10 Kasım 2010 tarihinde Türkiye tarafından imzalanan, 22.04.2014 tarihinde ve 6533 sayılı &quot;Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi&quot; adı ile onaylanıp 02.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve Anayasa&quot;nın 90. maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası olarak kabul edilen Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi&quot;nde bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında, bilgisayar kütüklerinde, bilgisayar ağları ve verilerin saklandığı depolarda ve uzak bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bilgisayar kütükleri (computer files) yalnızca kullanıcının kendi bilgisayarında yer alan bir bilgisayar programı aracılığıyla kullanılabilen, verilerin saklandığı depolama araçlarıyla sınırlı değildir. Bunun yanında bir bilgisayar aracılığıyla ağ üzerinden ulaşılabilen gerek kullanıcıya ait gerekse kullanıcıya ait olmayıp ancak ortak paylaşıma ve kullanıma açık diğer bilgisayarlardaki veri depolama araçlarına ulaşabilmek mümkündür. CMK&quot;nın 134/1. maddesinde &quot;şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde&quot; arama ve kopyalama işleminin yapılabileceği belirtilmiştir. Kanun koyucu, söz konusu maddede arama ve kopyalama işlemlerinin yapılacağı araçların şüpheliye ait olmasını aramamış, şüphelinin fiilen bu araçları kullanıyor olmasını yeterli görmüştür. Maddede özellikle &quot;şüphelinin kullandığı&quot; ifadesine yer verilmiştir; zira üzerinde arama ve kopyalama işlemi yapılacak bilişim sisteminin şüpheliye ait olması gerekmez. Şüphelinin maliki olduğu, kiraladığı, ödünç aldığı ya da ortak kullanıma açık bir bilgisayarı eylemini gerçekleştirirken kullanması bu tedbirin uygulanması için yeterlidir. Ancak delile ulaşmak için sadece failin kullandığı bilişim sisteminde arama yapılması yeterli değildir. Bilgisayarlarda, bilgisayar programları, bilgisayar kütükleri veya diğer araçlarda yapılacak aramanın konusu &quot;elektronik veri&quot;dir. Bu araçlarda arama işleminde amaç suçla bağlantılı her türlü elektronik veriye ulaşmaktır. Bu kapsamda bilgisayardaki mevcut klasördeki dokümanların tümü taranabilir. Bilgisayarda, şüpheli veya sanığın internet ortamında çeşitli programlar ya da sosyal iletişim siteleri (Msn Messenger, Facebook, Twitter vb.) vasıtasıyla gerçekleştirdiği iletişime ilişkin kayıtların aranması, CMK&quot;nın 135. maddesine göre değil CMK&quot;nın 134. maddesine göre yapılabilir. Zira CMK&quot;nın 135. maddesinde düzenlenen telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi koruma tedbiri, teknik araçlarla iletişimin tespitini, dinlenmesini ve kayda alınmasını kapsamaktadır. CMK&quot;nın 135. maddesine göre yapılan iletişimin dinlenmesi ve kaydı, geçmişe dönük olarak değil geleceğe dönük olarak yapılabilir. Diğer bir ifadeyle geçmişte gerçekleşen iletişimin dinlenebilmesi, kayda alınabilmesi mümkün değildir. Ancak internet ortamında gerçekleştirilen iletişime ilişkin kayıtlar, bilgisayar kütüğünde kayıt altına alındığından bu iletişim kayıtları hakkında CMK&quot;nın 134. maddesindeki koruma tedbiri kapsamında arama, kopyalama ve elkoyma tedbirleri uygulanabilir. Bireyin e-posta, yazışma ve haberleşmeleri CMK&quot;nın 135. maddesi kapsamında değerlendirilirken, bireyin kendisine e-posta ile gelen bir yazı, resim, görüntü veya ek dosyayı kullandığı bilgisayara veya taşınır belleğe kaydettiğinde, artık bu belge haberleşme hürriyetinin dolayısıyla iletişimin denetlenmesinden çıkıp CMK&quot;nın 134. maddesi kapsamında bilişim cihazına kayıtlı bilgi ve belgeye dönüşecektir. Kriptolu haberleşme sonucunda silinmiş mesajların gerek bilgisayarda gerekse sistem üzerinde ele geçirilmesi de telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim denetimi kapsamında olmayıp bu gibi hallerde CMK&quot;nın 134. maddesinde düzenlenen bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbiri söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;Sonuç olarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının dijital materyaller üzerinde CMK&quot;nın 134. maddesi gereğince Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinden aldığı inceleme kopyalama ve çözümleme kararına istinaden Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı uzmanlarınca düzenlenen 18.02.2017 tarihli ByLock raporu, açık kaynaklar, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler, yasa, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler göz önüne alınarak yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda; MİT tarafından yasal olarak elde edildiği kabul edilen dijital materyaller üzerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi ile CMK&quot;nın 134. maddesi gereğince Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinden alınan &quot;inceleme kopyalama ve çözümleme&quot; kararına istinaden bilgisayardaki ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;Haklarında soruşturma işlemi başlamamış ya da soruşturması devam eden yüz binden fazla şüphelinin delil niteliğinde kişisel bilgisi bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı uzmanları tarafından üzerinde çalışma yapılan ByLock ana serverının, soruşturmanın selameti ve kişilerin masumiyet karinesinin korunması açısından sanıklara teslim edilmesi mümkün olmamış, ilgililer hakkında görevlilerin incelemesi sonucu ortaya çıkan raporlara yönelik somut itirazlar soruşturma ve kovuşturma aşamasında inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmuştur.&lt;br /&gt;B) SABİT HATLARDAN ARAMA VE ARDIŞIK ARAMA YÖNTEMİ:&lt;br /&gt;1) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Askeri Mahrem Yapılanması:&lt;br /&gt;Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/956 Esas 2017/370 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen 16. Ceza Dairesinin ilk derece sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ve aynı Dairenin temyiz mercii olarak verdiği 14.07.2017 tarihli ve 2017/1443 Esas 2017/4758 Karar sayılı kararlarında nitelikleri ve özellikleri açıklanan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 2019 yılı Ocak ayında düzenlenen rapora göre;&lt;br /&gt;a) Genel Olarak Mahrem Hizmetler ve Mahrem Yapılanma:&lt;br /&gt;Mahrem hizmetler, Devletin en kritik ve operasyonel birimlerine sızarak örgüt hesabına yürütülen gizli faaliyetleri ifade eder. Bu kurumlarda örgüt adına kadrolaşma, abinin veya imamın emrine göre organize hareket edip örgüt amacına yönelik verilen görevleri ifa etmektedir.&lt;br /&gt;Mahrem hizmetlerde, Fetullah Gülen veya örgütün üst yönetim katından gelen talimatları, doğruluğunu veya akla uygunluğunu, dini, hukuki, ahlakiliğini sorgulamadan yerine getirecek &quot;mutlak itaat ve teslimiyet gösteren özel seçilmiş&quot; örgüt mensupları kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Mahrem hizmetlerde istihdam edilecek örgüt mensuplarının, zihin kontrollerinin sağlanması, örgütün değerlerini ölümüne savunması, kör bir itaatkârlığa ulaşması zaman almaktadır. Bu nedenle örgüt, ağacın yaşken eğildiğinin bilincinde olarak, mahrem hizmetlerde ihtiyaç duyduğu tipte insanları, genellikle ortaokul/lise döneminden itibaren kazanmaya çalışmaktadır. Örgüt içinde en önemli iş; bu şahısların bulunması, örgüte kazandırılması, yetiştirilmesi, mahrem hizmetlere yönlendirilmesi ve yerleştirilmesidir.&lt;br /&gt;Bu şekildeki bir sürecin ardından TSK içerisine sızdırılan örgüt mensubu sayısının zamanla artması ile birlikte FETÖ/PDY, TSK birimlerini yönlendirebilecek ve kontrol altında tutabilecek bir güce kavuşmuştur. Sözde TSK yapılanması, Emniyet ve MİT yapılanması ile birlikte örgütün &quot;silahlı kanadı&quot;nı oluşturmuştur.&lt;br /&gt;15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi; örgütün, mensupları sayesinde TSK&quot;nın her türlü imkan ve silah gücünü gerektiğinde çıkarları doğrultusunda kendi halkına ve halkının iradesine karşı kullanmaktan çekinmeyeceğini açıkça göstermiştir.&lt;br /&gt;Örgüt dilinde mahrem yerler:&lt;br /&gt;-TSK (Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıkları),&lt;br /&gt;-Emniyet (EGM ve il emniyet müdürlükleri),&lt;br /&gt;-Yargı (Adalet Akademisi, hâkimler/savcılar, HSK),&lt;br /&gt;-MİT,&lt;br /&gt;-Mülkiye (valiler/kaymakamlar),&lt;br /&gt;-Bazı özel kurumları (TİB, ÖSYM, TÜBİTAK),&lt;br /&gt;İfade eder.&lt;br /&gt;Özel Hizmet Birimleri; TSK, Yargı, Emniyet, Mülkiye, MİT gibi kurumlardaki yapılanmadır. Örgüt asıl operasyonel gücünü bu birimlerden almıştır.&lt;br /&gt;Örgütün gerek 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sürecinde yapılan operasyonel faaliyetler gerekse 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin planlama ve uygulaması Özel Hizmet Birimleri tarafından yürütülmüştür.&lt;br /&gt;Özel Hizmet Birimlerinde hücresel yapılanma söz konusudur. Bu birimlerin deşifre olmasını önlemek için uygulanan hücresel yapılanmada bir örgüt mensubunun, en fazla bir üst sorumlusunu ve/veya bir altında bulunan örgüt mensubunu tanıması amaçlanmaktadır.&lt;br /&gt;b) Mahrem Yapılanmanın İşleyişi:&lt;br /&gt;Örgüt için en önemli kurumlar olan TSK, Emniyet, MİT ve Yargı organlarına yerleştirilecek öğrenciler, &quot;Talebe İmamları&quot; tarafından belirlenmekte ve durumlarına göre sınıflandırılarak o yönde ders çalışmaları sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;Bu öğrenciler talebe evlerinden alınarak mahrem yapı dışındaki kişilerin bilmediği ve sadece mahrem hizmetlerde kullanılan &quot;Özel Evlere&quot; yerleştirilmektedir.&lt;br /&gt;Evlere yerleştirilen öğrencilere kod isim verilmekte ve özel derslere tâbi tutulmaktadır.&lt;br /&gt;Örgütün mahrem yapısı tarafından ele geçirilen Askeri Liselere Giriş ve Polis Koleji Giriş Sınav soruları Talebe İmamları aracılığıyla bu okullar için hazırlanan öğrencilere ezberletilerek sınavlarda başarılı olmaları sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;Bu okullara giriş için yapılan çalışmaların boşa gitmemesi için öğrencilerin sağlık durumları önceden örgüt tarafından incelenmekte ve engel hâli bulunmayanlar seçilmektedir.&lt;br /&gt;Her şeye rağmen sağlık raporunda bir sorun çıkması hâlinde ilgili hastanelerdeki örgüt mensupları aracılığı ile uygun raporun verilmesi sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;1985 yılında örgüte mensup bazı öğrencilerin askeri liselerden atılması üzerine örgüt tarafından strateji ve sistem değişikliğine gidilerek, askeri liselere ve Polis Kolejine yerleştirilen öğrencilerin bu okullardaki öğrenimleri süresince de kendilerini bu okullara hazırlayan &quot;Talebe İmamı&quot; tarafından takibi sağlanmıştır.&lt;br /&gt;Talebe İmamı, sorumlu olduğu öğrenciyi genelde on beş günde bir kez ziyaret etmekte, ziyaret gerçekleşmezse ikinci buluşmanın ne zaman ve nerede gerçekleşeceği mutlak surette belirlenmektedir. Bu görüşmeler, katı kurallarla belirlenmiş yüksek gizlilik içerisinde gerçekleştirilmektedir.&lt;br /&gt;15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrası TSK içerisindeki yapılanmaya yönelik yapılan soruşturmalar akabinde alınan ifadeler ve yapılan tespitler sonucu gün yüzüne çıkarılan bilgilere bakıldığında; &quot;Örgütün TSK içerisinde farklı bir yapılanmaya gittiği, tamamen hücre tipi, birbirinden habersiz ve bağımsız üniteler oluşturulduğu, bu ünitelerin sivil abilerin/imamların sorumluluğunda üst düzey komutanlar (general, albay, yarbay, binbaşı), alt rütbede subaylar (yüzbaşı, üsteğmen, teğmen) ve astsubay gruplarından oluştuğu&quot; tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;c) Kadrolaşma Süreci:&lt;br /&gt;Örgüt tarafından seçilerek yetiştirilen elemanlar, örgütün hedefleri doğrultusunda kamu ve özel sektörde istihdam edilmektedir. Kamudaki örgütlenme anlayışı, herhangi bir cemaatin üyelerinin devletin kademelerinde yer almasının ötesindedir.&lt;br /&gt;Devletin kamu kurumlarına yerleşme, her vatandaşın hakkı olarak görülse ve Fetullah Gülen tarafından bu hak kılıf olarak kullanılmaya çalışılsa da gizlenmeye çalışılan bir gerçek vardır. Bu gerçek; FETÖ/PDY&quot;nin sınav sorularını çalması, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye etmesi ve örgütün devlette monopol olmaya çalışması, hizmet asabiyetinin sonucu olarak örgüt mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün görmesi, sadakatin devlete değil örgüte sunulması, devlet hiyerarşisi yerine örgüt hiyerarşisinin konulması, emirlerin sivil örgüt imamlarından alınması gibi birçok somut olayda görülmektedir.&lt;br /&gt;Bu gibi somut olaylar da göstermektedir ki FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensubunun devletin kamu kurumlarına yerleşmesi/yerleştirilmesi değil, sızması ve halk tabiriyle ayrık otu gibi bulunduğu yerleri işgal etmesi söz konusudur.&lt;br /&gt;15.07.2016 tarihindeki darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanmasının &quot;Mahrem Hizmetler&quot; olarak isimlendirildiği ve yapılanmada gizliliğe azami derecede riayet edildiği bilinmektedir.&lt;br /&gt;Genellikle ortaokul/lise döneminde kazanılan ve örgütsel ideolojiye uygun olarak yetiştirilerek örgüt mensuplarınca özel bir sınavdan geçirilen bu şahısların, örgütün mahrem yapılanmasını oluşturan birimlerde istihdam edilmesine örgütün oldukça önem verdiği ve mahrem hizmetlerde kullandığı görülmektedir.&lt;br /&gt;Askeri mahrem yapılanmada yer alan bir örgüt mensubunun hayatını dört evrede özetlemek mümkündür:&lt;br /&gt;-Birinci evre; Işık evi,&lt;br /&gt;-İkinci evre; Hususi/özel ev,&lt;br /&gt;-Üçüncü evre; Askeri okullardaki eğitim süreci,&lt;br /&gt;-Dördüncü evre; Birim yapılanması,&lt;br /&gt;Çocuk yaşta örgüte kazandırılan öğrenciler, talebe evlerinden alınarak mahrem yapı dışındaki kişilerin bilmediği ve sadece mahrem hizmetlerde kullanılan özel evlere yerleştirilmektedir.&lt;br /&gt;Örgüt mensupları, ortaokul ve lise dönemlerinden itibaren düzenli olarak örgüt liderinin ses veya görüntü kaydı hâline getirilmiş vaazlarını, kitaplarını sohbet toplantılarında dinlemekte, izlemekte ve okumaktadır. Sohbet toplantıları, örgüt tarafından masum dini faaliyetler gibi gösterilmeye çalışılarak ardındaki örgütsel fikir ve idealler gizlenmektedir. Oysaki bu toplantılarda, dini kılıf altında ya da buz dağının görünmeyen yüzünü oluşturan kısımlarında örgütsel bir bakış açısı kazandırılmaktadır.&lt;br /&gt;Bir örgüt mensubunun bütün bu hayat evreleri, sohbet toplantılarına katılmakla geçer. Örgütün temel direği, olmazsa olmazı bu toplantılardır. Nitekim terör örgütü lideri bu konuda şunları söylemiştir:&lt;br /&gt;&quot;Evvela kendimiz bu hizmetin büyüklüğünü kabul edelim, başkalarına anlatmadan. Evet, yani bu öyle bir hizmettir ki bunu mütevelli toplantısındaki bir akşam bile hiçbir şeye feda edilemez. Ne kadar feda edilemez yani? Mesela annemiz babamız ölse feda edilemez. Gider geçer, belli bir fasıldan sonra başında durur kaldırırız. Ama buraya gelinir. Çünkü bir arkadaş iki arkadaş buraya gelmeyince gelenlere gelinmiyor olabileceği fikri verilir. Gelenlerin şevki söndürülür. Kuvveyi maneviye si kırılır. Biz her bir yerlerimiz şu cemaatin Kuvveyi maneviye sini takviye etmek üzere el ele tutup omuz omuza verme mecburiyetindeyiz. İhlası salesinde buna temas ediyor. Birisinin geriye durması diğer arkadaşları (...) sarsabilir. Allah’ta diyor, o fabrikayı katar karıştırır, o saatin çarklarını katar karıştırır diyor. Demek biz öyle fabrikanın çarkları öyle saatin çarkları hâline gelmişiz ki bu çarklardan bir tanesi dursa muvakkaten bu durgunluk, duraklama bütün çarklara sirayet ediyor. Birbirimizle çok bütünleşmişiz. Bu bütünleşmenin manevi keyfiyetini yani tablonun öbür yanını ben göremiyorum, tahminde edemiyorum. Fakat Allah bir araya gelmeyi böyle bu bütünleşme adına çok önemli sayıyor. Önemli kabul buyuruyorsa şayet bizim için bu çok önemli olmalıdır. Biz burada bir cemaat teşkil ediyoruz ve Allah’ın eli cemaatle beraberdir. (...) Arkadaşlarımız cennete giden yollardaki tıkanıklıkları açacak, herkesi gelmeye mecbur edecekler. (...) O zaman bu fedakâr arkadaşlarımıza bir gece gelmemeye bir şey takdir edelim. Bir gece mütevelliye gelmezse acaba ne takdir edelim? Bugünkünü muaf tutacağız. Mesela Nejat Bey yok, (X) yok, mesela Celal bey de yok. Başınız sağ olsun. O aksatmazdı da benim şeyimdi o, izin alması lazım giderken, manevi şeyin yanında bir şey takdir edelim. Veremezlerse ben vereyim onu. Öyle bir şey söyleyelim ki ben veremeyeyim onu. Mehmet Bey diyor ki bir senelik burs versin. (Konuşmalar) Bir kere atlatana bir senelik burs takdir edelim. Ne güzel şey yine cennete giden yolda tıkanıklık açılıyor.&quot;&lt;br /&gt;Sohbet toplantılarını, çeşitli alt başlıklar altında incelemek ve sınıflandırmak mümkündür. Ortaokul döneminde irtibata geçilen çocuk yaştaki kişilerin katıldığı sohbet toplantıları &quot;keyfiyet&quot; odaklıdır. Bu toplantı türünde, evlere gelenlere yoğun ideolojik eğitim programı uygulanmaktadır. Bunun haricinde sivil/bölge yapılanmalarında ve mahrem yapılanmalarda gerçekleştirilen toplantılar ise iki genel kısımdan oluşmaktadır. Birincisi keyfiyet denilen örgütsel bağ oluşumunu sağlayan, destekleyen ve geliştiren kısım, ikincisi ise örgüt idaresi ve stratejileri ile alakalı &quot;iş/meslek&quot; konularının görüşülmesi kısmıdır.&lt;br /&gt;Keyfiyet odaklı toplantıların işleyişine bakıldığında;&lt;br /&gt;-&quot;Pırlantalar&quot; olarak adlandırılan Fetullah Gülen&quot;in kitaplarını okuma,&lt;br /&gt;-Önceden kayda alınmış sesli ve görüntülü kayıtlarını dinleme ve izleme,&lt;br /&gt;-Haftalık Bamteli sohbeti, Sızıntı, Çağlayan dergisi vb. yazılarını okuma/izleme,&lt;br /&gt;-Örgüt mensubu yazarların kitaplarından ve yazılarından kesitler okunması, anlatılması,&lt;br /&gt;Gibi faaliyetlerle örgütsel değerler aşılanmaktadır.&lt;br /&gt;Daha önce de açıklandığı gibi bu faaliyetler rastgele değildir; belli bir plan ve sistem dahilinde zamana yayılarak ışık evlerine gelmesi sağlanan herkese uygulanmaktadır. Bu toplantıların belli bir takvime göre, önceden belirlenmiş hedeflere ulaşılacak şekilde ayarlandığı ele geçirilen belgelerde açıkça görülmektedir. Bir yıl içinde sohbet toplantılarına katılan kişilere örgütün temel değerlerinin hemen hemen hepsinin eğitiminin verildiği anlaşılmaktadır. Ondan sonraki süreçte de her yıl, yine belli bir plan ve program doğrultusunda bu değerler çerçevesinde &quot;ideolojik örgüt eğitimi&quot;nin verilmeye devam ettiği görülmektedir.&lt;br /&gt;Sohbet toplantılarının fonksiyonlarına ve verilen ideolojik eğitimin içeriğine bakıldığında;&lt;br /&gt;-Olağanüstü kişilik bilincinin aşılanması, (Fetullah Gülen&quot;in insanüstü özelliklere sahip, ilahi irade tarafından seçilmiş ve özel bir misyonla dünyaya gönderilmiş, her dediği ilahi iradenin isteklerini yansıtan ve yanlış olması mümkün olmayan bir kişi olduğuna iman edilmesi)&lt;br /&gt;-Kutsal dava fikrinin yerleştirilmesi, (Fetullah Gülen&quot;in olağanüstülüğüne iman etmiş kişilerin, ona verilen kutsal görevleri, ona bağlanan kutsal ordusuyla başaracağına olan inanç)&lt;br /&gt;-Ham olarak gelen hedef şahısların örgüt elemanına dönüştürülmesi, bu hedef şahıslara örgütün ideolojisi ile öğretilerinin empoze edilmesi,&lt;br /&gt;-Toplantıya katılanların bireysel dönüşümlerinin sağlanması ve radikalleştirilmesi,&lt;br /&gt;-Grup aidiyetinin keskinleştirilmesi,&lt;br /&gt;-Dayanıklılık, katı disiplin ve mutlak itaatin sağlanması,&lt;br /&gt;-Bağlılık, güven ve sadakatin oluşturulması,&lt;br /&gt;-Birlik ruhunun sağlanması,&lt;br /&gt;-Örgüt idealleri doğrultusunda mücadele ederken başa gelebilecek her türlü zorluk ve acıya (örgüt içinde imtihan olarak adlandırılır) karşı insanı kayıtsız kılan bir dayanıklılık kazanılması, psikolojik olarak önceden hazırlanılması,&lt;br /&gt;-Hizmet uğruna ölmenin erdemi ve mükâfatının cennet olduğu bilincinin yerleştirilmesi,&lt;br /&gt;-Moral değerlerin ve mücadele kapasitesinin yükseltilmesi,&lt;br /&gt;Şeklinde olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;Sohbet toplantılarının örgütün temellerinin dayandığı en önemli taşıyıcı sütun olması dolayısıyla gizlenmesi ve dış müdahalelere karşı çeşitli şekillerde korunması gerekmektedir. Örgüte hâkim olan gizlilik ilkesi, diğer uygulama ve faaliyetlerde olduğu gibi sohbet toplantılarının da koruyucu kalkanıdır. Bu toplantıların ne zaman, nerede yapıldığı açık ve şeffaf değildir. Özellikle mahrem hizmetler toplantılarının gizliliği için birçok tedbir uygulanmaktadır. Yine gizlilik ilkesi gereği bu toplantılar &quot;dini faaliyet, dini sohbet&quot; kılıfı altında hedef saptırma yöntemi kullanılarak ardındaki örgüt gerçekleri saklanmaya çalışılmaktadır.&lt;br /&gt;Örgütün toplantılara bakışı gayet nettir. Elemanların örgüt içi değerinin toplantılara katılma durumuna göre belirlendiği örgütten ele geçirilen bütün belge ve dokümanlarda açıkça görülmektedir.&lt;br /&gt;Toplantılara aksatmadan, düzenli katılanlar ele geçirilen bütün fişleme belgelerinde en sadık, en yüksek mertebede yer alan kişiler olarak nitelendirilmektedir. Ara sıra aksatanlar, bir alt basamakta yer almakta ve kendi içinde aksatma sıklığına göre sıralanmakta/sıralanabilmektedir. Aksatma sıklığı artanlar ve gelmemeye başlayanlar &quot;Ümit&quot; pozisyonuna düşürülmekte, bunlar da kendi içinde kategorilere ayrılarak tekrardan kazanılmak amacıyla özel stratejilerle yaklaşılmaktadır. Bu çabaların da sonuçsuz kalması ve kişinin irtibatı keserek toplantılara katılmaması örgütten çıkma anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;Diğer terör örgütleriyle mukayese edilemeyecek ölçüde gizliliğe büyük önem veren FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün; yasa dışı faaliyetlerinin bilinmesinin önüne geçmek ve meçhulde kalmasını sağlamak, örgüt mensubunun güvenliğini gerçekleştirmek ve kriptolanması ile deşifre olmasını engellemek, yapılması planlanan eylemin veya yasa dışı faaliyetin başarıya ulaşmasını temin etmek, yasa dışı faaliyetlerin akabinde mümkün olduğunca az iz ve emare bırakmak amacına yönelik olarak kod ad kullanılmakta ve yine mahrem hizmetlerde kullanılan evlere yerleştirilen öğrencilere özellikle kod adı verilerek özel derslere tabi tutulmaktadır.&lt;br /&gt;Örgütün neredeyse tüm uygulamalarında olduğu gibi gizlilik de istismar edilen dini kavramlarla kamufle edilmekte, örgüt jargonunda tedbir olarak adlandırılmaktadır.&lt;br /&gt;d) Örgütsel Toplantılar İçin İletişim Kurma Yöntemleri:&lt;br /&gt;Dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösteren ve binlerce mensubu olan FETÖ/PDY Silahlı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-5-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı	</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113552#3113552</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:56:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı	&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;atfı mı yoksa ceza yaptırımına mı olduğu ortaya konulmalıdır. Silahlı terör örgütü suçunun unsurlarına TCK&quot;nın 314. maddesinde yer verilmiştir. Yukarıda izah edildiği şekilde örgüt kurma, yönetme ya da üye olma, amaç suç bakımından hazırlık hareketi niteliğinde somut tehlike suçudur. Somut tehlike suçları zarar suçu niteliğinde olmayıp hazırlık hareketlerini cezalandıran istisnai düzenlemeler olması nedeniyle cebir ve şiddet içeren faaliyetlerde bulunma zorunluluğu yoktur, yeter ki cebre yönelik bir irade ortaya konulsun. Zira 5237 sayılı TCK&quot;nın 221. maddesinin 1. bendinde örgüt kuran kişilerin, herhangi bir suç işlemeden örgütü dağıtmaları halinde cezai yaptırıma muhatap olmayacakları şeklindeki düzenleme bu görüşü doğrulamaktadır. Bu nedenle 3713 sayılı Kanun&quot;un 7/1. maddesinde yapılan değişiklikle, failin örgüt üyesi olduğunun kabulü için cebir ve şiddet gerektiren fiili işlemesi zorunluluğu getirildiği ileri sürülemeyecektir. Bu değişiklik TMK&quot;nın 1. maddesinde yazılı amaç suçların gerçekleştirilmesinde şiddetin gerekliliğini vurgulamanın yanında kurulan, yönetilen veya üyesi olunan örgütün cebir ve şiddeti araç olarak kullanma gerekliliğini ifade etmektedir. Aksi takdirde bu suçun tehlike suçu olma vasfını ortadan kaldırmış ve TCK&quot;nın 220 ve 314. maddelerindeki unsurlarla çelişilmiş olacaktır.&lt;br /&gt;Hata Hükümleri Çerçevesinde Silahlı Terör Örgüt Üyeliği Suçunun Değerlendirilmesi:&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün aşağıda açıklanan yapı ve görüntüsü itibariyle suçların manevi unsurunun tespiti bağlamında kusur ilkesi ve suçun kast unsurunun değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;5237 sayılı TCK&quot;ya esas alınan suç teorisi üç ilkeye dayanmaktadır. Bunlar: kusur ilkesi, hukuk devleti ilkesi ve insanilik ilkeleridir.&lt;br /&gt;Kusur ilkesi; kusursuz ceza olmaz prensibine dayanmaktadır. Failin işlemiş olduğu suçtan dolayı şahsen kınanabildiği hâllerde cezalandırılmasını ifade eder. İlke ile amaçlanan, cezanın kusuru gerektirdiği ve kusurlu hareket etmeyen kişinin cezalandırılmayacağıdır. Bu ilkeden çıkarılacak birinci sonuç, netice sorumluluğunun kaldırılmış olması; ikinci sonuç ise cezanın kusur derecesini aşmayacağı yani ceza hukukunda kusurla orantılı ceza tayininin esas alınacağıdır.&lt;br /&gt;Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihinden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır.&lt;br /&gt;Failin ceza sorumluluğuna gidilebilmesi için kusurlu olması şarttır. Kusur, kınanabilirliktir. Kusurun ifade ettiği değersizlik yargısı ile fail hukuka uygun davranmaması, haklı olan lehine karar verebilme ve hukuka uygun davranma imkanına sahip olmasına rağmen haksız olan davranışı tercih etmesi nedeni ile kınanmaktadır. Kusur yargısının temeli insanın özgür iradesidir. İnsan, özgür iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle haklı olan davranış ile haksızlık arasında bir tercih yapma ve haklı olan davranış lehine karar verebilme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme ve hukuk düzeninin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğine sahiptir. Kusur yargısının temelini oluşturan irade özgürlüğü, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar. Çünkü insanın haklı olan davranış ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve özgür iradesiyle haksız olan davranışı tercih ediyor ise kusurludur. Fakat yasak yanılgısı her zaman failin kusurunu tamamen ortadan kaldırmaz. İnsan, hukuk toplumunun bir üyesi olarak hukuka uygun davranmak ve haksız olan davranışlardan sakınmak yükümlülüğü altındadır. Failin açıkça yasak olduğunu bildiği davranışlardan sakınması bu yükümlülüğü yerine getirdiği anlamına gelmez. Fail, aynı zamanda davranışlarının hukuk düzeninin gerekleri ile uyumlu olup olmadığını sorgulamakla yükümlüdür. Fail bu husustaki şüphesini tefekkür etmek veya bir uzmana danışmak yoluyla bertaraf etmek zorundadır. Ayrıca fail vicdan muhasebesi de yapmalıdır. Failden beklenen vicdan muhasebesinin ölçüsü, somut olayın koşulları ile onun sosyal ve mesleki çevresidir. Fail kendisinden beklenen vicdan muhasebesine rağmen davranışının haksızlığını idrak etmeye muktedir değilse yanılgısı kaçınılmazdır. Bu durumda fail kusurlu addedilemez. Buna karşılık fail kendisinden beklenen vicdan muhasebesiyle davranışının haksızlığını idrak edebilecek idiyse yasak yanılgısı kusurunu tamamen ortadan kaldırmaz; fail kusurludur, ancak kusuru azalmıştır.&lt;br /&gt;Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK&quot;nın 30/1. maddesi), suçun nitelikli hâllerinde (TCK&quot;nın 30/2. maddesi), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK&quot;nın 30/1-3. maddesi) hata kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK&quot;nın 30/3. maddesi) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK&quot;nın 30/4. maddesi) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir. (TCK&quot;nın 27/1. maddesi)&lt;br /&gt;İlgisi nedeniyle suçun maddi unsurlarında hata (unsur yanılgısı) üzerinde durmak gerekecektir.&lt;br /&gt;TCK&quot;nın 30/1. maddesinde &quot;suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlara ilişkin bilgisizliğin kastı ortadan kaldıracağı&quot; belirtilmiştir. Unsur yanılgısının konusunu suçun maddi unsurları oluşturmaktadır. Unsur yanılgısı kastı ortadan kaldırdığına göre, böyle bir yanılgı ancak kastın kapsamında kalan konular hakkında olabilir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilinmesini gerektirdiğinden, maddi unsurların bilinmemesi hâlinde kasten işlenen bir haksızlıktan bahsedilemez.&lt;br /&gt;Unsur yanılgısı; haksızlığa temel teşkil eden, haksızlığı tipikleştiren objektif unsurlarda, yani suçun maddi unsurlarında yanılgıdır. Bu durumda haksızlığın kasten işlendiğinden söz edilemez. Fiilin taksirle işlenmiş şekli suç olarak tanımlanmış ise fail ancak taksirli suçtan sorumlu olur.&lt;br /&gt;Bir suç örgütü, baştan itibaren suç işlemek üzere kurulmuş illegal bir yapı olduğunu eylem ve söylemleriyle açıkça ortaya koyabileceği gibi legal olarak faaliyet göstermekte olan bir sivil toplum örgütünün sonradan bir suç örgütüne, hatta terör örgütüne dönüşmesi de mümkündür. Bu kapsamda önceden var olan ancak hakkında karar verilmediği için kamuoyu tarafından varlığı bilinmeyen örgütün hukuki varlık kazanması mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri, kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuku bakımından sorumlu olacaklardır.&lt;br /&gt;Failin, isnat olunan suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK&quot;nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise CMK&quot;nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatına karar verilmesi gerekecektir.&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararında da belirtildiği üzere;&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan nihaî amacını gerçekleştirmek için &quot;mahrem alan&quot; şeklinde örgütlenmesi ve Devletin silahlı kuvvetlerindeki unsurları dikkate alındığında gerekli ve yeterli örgütsel güce sahip olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Örgütün bu amaç ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarının örgütteki konumları gözetilerek cezalandırılacağı da açıktır. Örgütlenme piramidine göre beş, altı ve yedinci kat ve kural olarak üç ve dördüncü katlarda bulunan örgüt mensuplarının bu durumda olduklarının kabulü gerekmektedir. Ancak önce dinî bir kült, ardından da terör örgütü hâline dönüşen FETÖ/PDY&quot;nin, başlangıçta bir ahlâk ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve genellikle böyle algılanması, örgütün gayrı meşru amaçlarını gizleyip alenen kriminalize olmamaya çalışması ve örgütün kurucusu ve yöneticisi Fetullah Gülen hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının onanarak kesinleşmesi karşısında, özellikle örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan diğer katlardaki örgüt mensupları tarafından bilinip bilinmediğinin olaysal olarak TCK&quot;nın 30. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Bu bağlamda söz konusu değerlendirme yapılırken, ülke çapında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilgili dava dosyalarında yer alan belgeler, mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları, tanık beyanları ve benzer pek çok kaynakta yer aldığı üzere; örgüt mensubu olan kamu görevlileri tarafından örgütün nihaî amacının açıkça ortaya konularak devleti ve hükûmeti açıkça hedef alan terör faaliyetlerinin icra edilmesi, bu faaliyetlerin örgüt liderinin açıklamaları ve basın yayın araçlarıyla üstlenilmesi gibi sansasyonel olayların kamuoyunun gündemini uzunca bir süre meşgul edip yoğun bir şekilde tartışılması, Milli Güvenlik Kurulu&quot;nun 30 Ekim 2014, 29 Nisan 2015 ve 26 Mayıs 2016 tarihli toplantılarında alınan ve kamuoyu ile paylaşılan kararlarda sözde &quot;hizmet hareketi&quot; adlı legal görünümlü illegal yapının, paralel bir devlet kurma amacında olan, devletin varlığına ve Anayasal düzenine karşı ciddi tehdit oluşturan bir örgüt olarak kabul edilmesi, aynı tespit ve açıklamaların Devlet ve Hükûmet yetkililerince de en üst düzeyde benimsenip kamuoyu ile paylaşılması gibi olguların da gözardı edilmemesi gerekir.&lt;br /&gt;IV) FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ YAPILANMASI:&lt;br /&gt;a) Genel olarak:&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44 sayılı, 20.12.2018 tarihli ve 419-661 sayılı ile 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ve bu suçların temyiz incelemesi ile görevli 16. Ceza Dairesinin kararlarında ayrıntılarıyla belirtildiği üzere;&lt;br /&gt;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; &quot;Altın Nesil&quot; adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütüdür.&lt;br /&gt;İstişare kurulu, ülke, bölge, il, ilçe, semt, ev imamları gibi hiyerarşik bir yapı içeren insan gücünü ve finans kaynaklarını örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti&quot;nin tüm Anayasal kurumlarını ele geçirme amacı taşıyan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü &quot;gizli yaşamak, her zaman korkmak, doğruyu söylememek, gerçeği inkâr etmek&quot; üzerine kuruludur.&lt;br /&gt;FETÖ/PDY&quot;nin Türk Silahlı Kuvvetlerine, Emniyet Teşkilatına ve MİT&quot;e sızan militanları, şeklen kamu görevlisi gibi gözükse de bu kişilerin örgüt aidiyetleri diğer tüm aidiyetlerinden önce gelmektedir. FETÖ/PDY&quot;nin devletin tasarrufunda bulunması gereken kamu gücünü, kendi örgütsel çıkarları lehine kullanmakta olduğu anlaşılmaktadır. Çeşitli aşamalardan geçirildikten sonra güçlü örgütsel bağlarla bağlandığı FETÖ/PDY&quot;nin bir neferi olarak TSK, Emniyet Teşkilatı ve Milli İstihbarat Teşkilatında meslek hayatlarına başlayan örgüt mensupları, sahip oldukları silah ve zor kullanma yetkilerini FETÖ/PDY&quot;deki hiyerarşik üstünden gelen emir doğrultusunda seferber etmeye hazır olacak şekilde bir ideolojik eğitimden geçirilmektedir. Nitekim hiyerarşik ilişki bakımından sıkı bir disiplinin hâkim olduğu Türk Silahlı Kuvvetlerinde dahi FETÖ/PDY mensuplarının darbeye teşebbüs sırasında genel olarak öğretmenlerden oluşan mahrem imam olarak adlandırılan sivil kişilerden aldıkları talimatlara göre hareket ettikleri veya alt rütbedeki subayların emirlerine uydukları birçok dava dosyasında görülmüştür.&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarının etkin birimlerinde ve TSK&quot;da yapılanan FETÖ/PDY, Emniyet ve TSK birimlerinin doğasında var olan cebir ve şiddet kullanma yetkisinin verdiği baskı ve korkutuculuğu kullanmaktadır. Örgüt mensuplarının silahlar üzerinde gerektiğinde tasarruf imkanının bulunması, silahlı terör örgütü suçunun oluşması için gerekli ve yeterli olmakla birlikte; 15.07.2016 tarihinde meydana gelen kalkışma esnasında TSK içerisinde yapılanıp görünürde TSK mensubu olan ve ancak örgüt liderinin emir ve talimatları ile hareket eden örgüt mensuplarınca silah kullanılmış, birçok sivil vatandaş ve kamu görevlisi öldürülüp yaralanmıştır.&lt;br /&gt;Söz konusu terör örgütü, nihaî amaçlarına ulaşmak gayesiyle öncelikle askeriye, mülkiye, emniyet, yargı ve diğer stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek için kendilerine engel olacaklarını düşündüğü bürokrat ve personelin sistem dışına çıkarılmasını sağlayarak örgüt elemanlarını bu makamlara getirmiştir.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti Devleti&quot;nin tüm Anayasal kurumlarını ele geçirmeye yönelik nihaî hedefi bulunan FETÖ/PDY, söz konusu ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra devlet, toplum ve fertlere dair ne varsa ideolojisi doğrultusunda yeniden dizayn ederek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç haline gelmek amacıyla hareket etmektedir.&lt;br /&gt;Örgütte sıkı bir disiplin ve eylemli bir işbirliğinin bulunduğu, örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak grup imamları tarafından emir talimat verilmesi ve üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için ByLock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasa&quot;da öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükûmet ve diğer Anayasal kurumları feshedip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla Emniyet, Jandarma, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan mensupları vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme ve yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiği, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen diğer bir kısım eylemlere ilişkin bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, bu davalarda verilen mahkeme ve Yargıtay kararları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında;&lt;br /&gt;FETÖ/PDY, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzere kurulan bir maşa olarak; Anayasa&quot;da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkıp ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek için hareket etmiştir. Gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan yöntem, bir kısım örgüt mensuplarının silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkânlarının var olması ve örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi hâlinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK&quot;nın 314. maddesi kapsamında bir silahlı terör örgütüdür.&lt;br /&gt;b) Örgütün Yargı ve Yargıtay Yapılanması, HSK ve Yüksek Mahkeme Üyelikleri Seçimleri:&lt;br /&gt;Örgütsel kadrolaşma açısından; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından kendi mensuplarına hâkimlik ve Cumhuriyet savcılığı sınavlarına girmeleri konusunda telkinlerde bulunulduğu, örgüt mensubu öğrencilere hâkimlik ve savcılık sınavını kazanmaları hâlinde örgütün kendilerine referans olacağının söylendiği, mülakatı geçip staja başlayan örgüt mensubu hâkim ve Cumhuriyet savcısı adaylarının Adalet Akademisi ve staj döneminde de yine örgüt tarafından koordine edildiği, söz konusu adayların örgüt mensubu olduklarının anlaşılmaması için kendi başlarına fakat örgütle irtibatı koparmayacak şekilde ev tutmalarının tavsiye edildiği, adayların beşer kişilik kapalı gruplar halinde örgüt tarafından finanse edilen evlerde kalmalarının sağlandığı, bu kapsamda örgüt kurallarına göre iki evin irtibat halinde olmasının istendiği, bu evlere murakıp adı verilen örgüt mensubu kişilerin gelerek evde kalan adaylardan bilgi alıp tavsiyelerde bulundukları, bununla birlikte örgüte ait ışık evlerinin il bazında eyalet adı altında birden çok bölgeye ayrıldığı, her bölgenin sekiz ilâ on evi kapsadığı, bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi/ablası adı verildiği, örgütün Türkiye Adalet Akademisi stajındaki adayları staj dönemlerine göre ayırdığı, bazı örgüt mensubu adaylara Türkiye Adalet Akademisi yurdunda kalmaları tavsiye edilerek bu kişilerden, örgüt lehine ya da aleyhine konuşan aday arkadaşlarının bildirilmesinin istendiği, her dönemin sorumlu abisinin/ablasının bulunduğu, evlere gelen örgüt mensubu murakıpların adaylara dinsel ve sosyal davranışları açısından telkinde bulundukları, örgüt mensubu hâkim ve Cumhuriyet savcılarının T1, T2, T3, T4 ve T5 şeklinde kategorize edilerek taşra ve devre yapılanmasının oluşturulduğu, bu yapılanmalarda belirli aralıklarla organizasyon ve görüşmelerin gerçekleştirildiği,&lt;br /&gt;Eski Yargıtay üyelerinin görev yapmakta oldukları hukuk ve ceza dairelerine göre gruplar oluşturulduğu, eski yüksek yargı üyelerinin kod isimleri dikkate alındığında (H1, H2, H3, C1, C2, C3, C4) şeklinde gruplandırıldıkları, eski Yargıtay üyelerinin görevde bulundukları zaman içerisinde görev yaptıkları Yargıtay Daireleri göz önünde bulundurulduğunda &quot;H&quot; kod adı ile isimlendirilenlerin Yargıtay Hukuk Dairelerinde, &quot;C&quot; kod adı ile isimlendirilenlerin Yargıtay Ceza Dairelerinde görev yaptıkları, isimlendirmelerde yer alan 0, 1, 2, 3 rakamlarının grup içerisindeki hiyerarşiye ilişkin sıralamayı, &quot;0&quot; ile kodlamanın ise grup sorumlusunu gösterdiği, harf ve rakam ile gruplandırmalardan sonra (C3, H2 vb.) bazı isimlendirmelerde kullanıcının adı ve soyadının baş harflerinin eklenmesi suretiyle kod adı oluşturulduğu anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;c) 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Teşebbüsü:&lt;br /&gt;Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı kararında açıklandığı üzere;&lt;br /&gt;15 Temmuz 2016 günü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000&quot;in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74&quot;ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000&quot;e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere Devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4&quot;ü asker, 63&quot;ü polis ve 183&quot;ü sivil olmak üzere toplam 250&quot;den fazla kişi şehit edilmiş; 23&quot;ü asker, 154&quot;ü polis ve 2.558&quot;i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.&lt;br /&gt;Somut darbe teşebbüsü, TCK&quot;nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylem vasfını aşarak Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;d) 15 Temmuz 2016 Tarihindeki Darbe Teşebbüsünün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü İle İlişkisi:&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesinin 30.06.2017 tarihli ve 30110 sayılı Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.06.2017 tarihli ve 2016/22169 başvuru numaralı kararında ayrıntılı olarak yapılan tespitler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2017 tarihli ve E.2017/7327 sayılı, E.2017/26 sayılı ve 2006/103583 soruşturma sayılı iddianamelerindeki belirlemelere göre; &quot;Yurtta Sulh Konseyi&quot; üyesi olan, &quot;sıkıyönetim komutanı&quot; olarak görevlendirilen, &quot;sıkıyönetim mahkemeleri&quot;ne ve &quot;kritik önemdeki askerî ve sivil makamlara&quot; ataması planlanan kişilerin büyük bölümünün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensubu olduğunun, bu görevlendirmelerin yapılmasında örgüt içindeki hiyerarşinin dikkate alındığının ve haklarında örgüte üye olma suçundan işlem yapılan bazı emniyet mensupları ile mülki idare yetkililerinin darbe girişimi sonrasında ilan edilecek sıkıyönetim döneminde atanacakları resmî devlet kuruluşlarına gittiklerinin saptandığına dair bulgular, tanık olarak dinlenen Genelkurmay Başkanı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca dinlenen gizli tanıklar (Şapka ve Kuzgun)&quot;ın anlatımları, şüpheli olarak dinlenen Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral H. İ. Y., Genelkurmay Başkanı&quot;nın emir subayı olan Yarbay L. T., Jandarma Genel Komutanlığında görev yapmakta olan Binbaşı H. H., Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığında görev yapmakta olan Yarbay F. E., Yüzbaşı F. T. Ç., Müşterek İstihbarat Koordinasyon Merkezi Başkanlığında görev yapan Jandarma Yarbay A. K., Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı Tuğgeneral G. Ş. S., Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Üretim Analiz Merkezinde görev yapmakta olan Yüzbaşı A. P., Kara Kuvvetleri Tayin Daire Başkanlığında astsubay olarak görev yapmakta olan T. F. D., TSK&quot;da pilot olarak görev yapan Yarbay İ. A., Akıncı 4. Ana Jet Üssü Komutanlığında pilot olarak görev yapan Teğmen M. M. gibi çok sayıda şüphelinin itiraf içeren beyanları, açık kaynak bilgileri, 15 Temmuz darbe kalkışması ile ilgili verilen mahkeme kararları, derdest bulunan dava dosyaları ve yürütülen soruşturmalar ile resmî kurumların tespitleri değerlendirildiğinde; 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe teşebbüsünün, daha önce de bir çok kez yaşandığı üzere uluslararası güç odaklarının da desteğiyle, esas itibariyle Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca gerçekleştirildiği, kalkışmaya başka unsurların da katılmış olma ihtimalinin darbe teşebbüsünün bu karakterini değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir. (Yargıtay 16. CD&quot;nin 14.07.2017 tarihli ve 2017/1443-4758 sayılı kararı)&lt;br /&gt;V) HÜKME ESAS ALINAN BAZI DELİLLERİN HUKUKİ NİTELİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:&lt;br /&gt;A) BYLOCK İLETİŞİM SİSTEMİ:&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44 sayılı ile 20.12.2018 tarihli ve 419-661 sayılı kararlarında da ayrıntılarıyla belirtildiği üzere;&lt;br /&gt;Gelişen teknolojiyle beraber hayatın her alanında kullanılan bilişim teknolojisi, muhakeme konusu olayların aydınlatılmasında etkin rol oynayan deliller arasında ön sıralarda yer almaktadır.&lt;br /&gt;Kural olarak kişiler arasındaki haberleşme gizlidir. Ancak terör örgütlerinin yasa dışı amaçlarını gerçekleştirirken, mensuplarının ve faaliyetlerinin kolluk güçleri tarafından tespit edilememesi için çağın şartlarına uygun teknik olarak daha gelişmiş haberleşme sistemleri kullandıkları sıklıkla görülmektedir. Nitekim ByLock iletişim sistemi, global bir uygulama görüntüsü altında belli bir tarihten sonra yenilenen ve geliştirilen hâliyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının kullanımına sunulmuş bir programdır. Benzer iletişim araçlarında olduğu gibi sisteme dahil olup kullanmak kişilerin istekleriyle değil örgüt yöneticilerinin inisiyatifi ile gerçekleşmiştir. Üyeler arasındaki haberleşmede zaman zaman gündelik işlerle ilgili mesajlar paylaşılsa da ağırlıklı olarak örgütsel talimatların iletildiği, faaliyetlerin değerlendirildiği, örgüt mensupları arasındaki bağlılığı artırıcı ve motive edici haberlerin paylaşıldığı bir sisteme dönüştüğü anlaşılmış olup ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti hâlinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;ByLock sisteminin kullanılması için indirilmesi yeterli olmayıp özel bir kurulum gerektiren, güçlü bir kriptolama yoluyla internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir tasarıma sahiptir. Bu şifrelemenin, kullanıcıların kendi aralarında bilgi aktarırken üçüncü kişilerin bu bilgiye izinsiz şekilde (hack) ulaşmasını engellemeye yönelik bir güvenlik sistemi olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;2014 yılı başlarında işletim sistemlerine ait uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olan ByLock&quot;un, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra geliştirilen ve yenilenen sürümünün ancak örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve Bluetooth yoluyla yüklenildiği yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesajlar ve e-postalardan anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;ByLock iletişim sisteminin hukuki alt yapısı;&lt;br /&gt;2937 sayılı MİT Kanunu&quot;nun 6. maddesinin &quot;g&quot; bendinde; Telekomünikasyon kanallarından geçen dış istihbarat, millî savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplayabileceği, 4. maddesinin &quot;i&quot; bendinde ise dış istihbarat, millî savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-4-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı	</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113549#3113549</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:51:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı	&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;seçeceği bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından ilk soruşturma yapılır.&lt;br /&gt;2-Danıştay Başkanı hakkında soruşturma, kendisinin katılmayacağı Başkanlık Kurulunca seçilecek bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülür.&lt;br /&gt;3-Kurul, soruşturma sonunda düzenleyeceği fezlekeyi ve buna ilişkin evrakı Danıştay Başkanına, soruşturma Danıştay Başkanı hakkında ise fezlekeyi ve evrakı başkanvekiline verir. Bu husustaki dosya Danıştay Başkanı veya vekili tarafından gerekli karar verilmek üzere İdari İşler Kurulu Başkanlığına tevdi edilir. Bu Kurulun vereceği kararlar sanığa ve varsa şikayetçiye tebliğ olunur.&lt;br /&gt;4-Yargılamanın men&quot;i kararı kendiliğinden ve son soruşturmanın açılmasına dair kararlar itiraz üzerine İdari İşler Kurulu Başkan ve üyelerinin katılmayacağı Danıştay Genel Kurulunda incelenir.&lt;br /&gt;5-Danıştay Genel Kurulunun bu toplantılarında yeter sayı en az otuzbirdir. Toplantıda hazır bulunanlar çift sayıda ise en kıdemsiz üye toplantıya katılmaz.&quot; ,&lt;br /&gt;Aynı Kanun&quot;un &quot;Soruşturma dosyasının yargı yerlerine gönderilmesi&quot; başlıklı 79. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;76 ncı madde gereğince verilen son soruşturmanın açılmasına dair kararlar üst kurulca onanmak veya itiraz olunmamak suretiyle kesinleştikten sonra, soruşturma dosyası, gereği yapılmak üzere Danıştay Başkanı veya vekili tarafından Cumhuriyet Başsavcısına gönderilir.&quot;,&lt;br /&gt;Aynı Kanun&quot;un &quot;Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun uygulanacağı haller&quot; başlıklı 81. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;...belirtilen bu maddelere göre yapılacak soruşturmalarla verilecek kararlarda, bu Kanun&quot;da hüküm bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun soruşturmaya ilişkin hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;2. Soruşturma kurulları sorgu hakiminin yetkilerini haizdir.&quot;&lt;br /&gt;Şeklinde düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;&quot;Şahsi suçların kovuşturma usulü&quot; başlıklı 82. maddesinin birinci fıkrasında ise Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerin şahsi suçlarının takibinde Yargıtay Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı ve üyelerinin şahsi suçlarının takibiyle ilgili hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.&lt;br /&gt;Söz konusu hukuki düzenlemeler ile yukarıda Yargıtay üyelerine ilişkin kısımda yer verilen açıklamalar bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde;&lt;br /&gt;Danıştay üyelerine atılı kişisel suçun, suçüstü hâli bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, CMK&quot;nın 161. maddesinin 8. fıkrasında yazılı suçlardan olması ya da &quot;ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli&quot; kapsamında işlenmesi durumunda, soruşturma ya da kovuşturma izinleri alınmasına gerek bulunmaksızın, dolayısıyla 2797 sayılı Kanun&quot;da düzenlenen güvenceler uygulanmaksızın genel hükümlere göre soruşturma yürütülmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;E) Hâkimler ve Savcılar Kurulunun Seçimle Gelen Üyeleri:&lt;br /&gt;Hâkimler ve Savcılar Kurulunun seçimle gelen üyelerinin hukukî durumları 6087 sayılı Kanun&quot;da düzenlenmiştir. Anılan Kanun&quot;un &quot;Haklarındaki Soruşturma ve Kovuşturmalar&quot; başlıklı beşinci kısmında yer alan &quot;Üyelerin Hukuki Durumları&quot; başlıklı birinci bölümünde düzenlenen 34. maddesi uyarınca, Kurulun seçimle gelen üyelerinir görevleri süresince Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatta öngörülen tüm malî ve sosyal haklardan yararlanacakları hüküm altına alınmıştır.&lt;br /&gt;Yine, 6087 sayılı Kanun&quot;un Beşinci Kısmında yer alan &quot;Üyeler Hakkındaki Soruşturma ve Kovuşturmalar&quot; başlıklı İkinci Bölümde, üyeler hakkında disiplin ve adli yönden yürütülecek soruşturma ve kovuşturma işlemlerine dair düzenlemelere yer verilmiştir.&lt;br /&gt;6087 sayılı Kanun&quot;un &quot;Üyelerin adli suçlarıyla ilgili soruşturma ve kovuşturma usulü&quot; başlıklı 38. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;(1)(Değişik: 18/6/2014-6545/100 md.) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun hükümleri uyarınca yapılır.&lt;br /&gt;(2) Kurulun seçimle gelen üyeleri hakkında yapılan ihbar ve şikâyetlerde Başkan, işi Genel Kurula götürmeden önce daire başkanlarından birine ön inceleme yaptırabilir. Görevlendirilen bu daire başkanı, incelemesini yaptıktan sonra, durumu bir raporla Başkana bildirir.&lt;br /&gt;(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, Genel Kurul tarafından soruşturma yapmak üzere gizli oyla bir üye seçilir.&lt;br /&gt;(4) Soruşturma için seçilen üye, 5271 sayılı Kanuna göre işlem yapar ve kanunların Cumhuriyet savcısına tanıdığı bütün yetkileri kullanır. Soruşturma sırasında hâkim kararı alınması gereken hususlarda ilgililer hakkında isnat edilen suçun niteliğine göre belirlenmiş bulunan kovuşturma mercilerine başvurur.&lt;br /&gt;(5) Soruşturmayı yürüten üye, soruşturmayı tamamladıktan sonra kovuşturma açılmasına yer olup olmadığı hakkındaki kanaatini belirten bir rapor hazırlayarak, rapor ve eklerini Genel Kurula sunulmak üzere Başkana verir.&lt;br /&gt;(6) Genel Kurul, dosyayı inceledikten ve varsa eksiklikleri tamamlattıktan sonra, kovuşturma yapılmasına gerek görmediği takdirde evrakın işlemden kaldırılmasına karar verir; aksi hâlde kovuşturma yapılmasına izin verir.&lt;br /&gt;(7) Kovuşturma yapılmasına ilişkin verilen iznin kesinleşmesi üzerine dosya;&lt;br /&gt;a) Görevle ilgili suçlarda Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesine,&lt;br /&gt;b) Kişisel suçlarda Yargıtay ilgili ceza dairesine,&lt;br /&gt;kamu davası açılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.&lt;br /&gt;(8) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iddianamesini düzenleyerek evrakı, görevle ilgili suçlarda Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapmak üzere Anayasa Mahkemesine, kişisel suçlarda ise Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderir.&lt;br /&gt;(9) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür ve durum hemen Kurula bildirilir. Soruşturma sonucunda dosya, düzenlenen fezleke ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Başsavcılık tarafından yerine getirilecek müteakip iş ve işlemlerde 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 46 ncı maddesinin altıncı fıkrası hükümleri uygulanır. İddianame hazırlanması hâlinde kovuşturma, görevle ilgili suçlarda Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesince, kişisel suçlarda Yargıtay ilgili ceza dairesince yapılır....&quot;&lt;br /&gt;Biçiminde son hâlini almıştır.&lt;br /&gt;Söz konusu hukuki düzenlemeler ile yukarıda Yargıtay üyelerine ilişkin kısımda yer verilen açıklamalar incelendiğinde;&lt;br /&gt;Hâkimler ve Savcılar Kurulunun seçimle gelen üyelerine atılı suçun, suçüstü hâli bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, CMK&quot;nın 161. maddesinin 8. fıkrasında yazılı suçlardan olması ya da &quot;ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli&quot; kapsamında işlenmesi durumunda, görev suçu ya da kişisel suç olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. Bu hâlde soruşturma ya da kovuşturma izinleri alınmasına gerek bulunmaksızın, dolayısıyla 6087 sayılı Kanun&quot;da düzenlenen güvenceler uygulanmaksızın genel hükümlere göre soruşturma yürütülmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;F) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üyeleri&lt;br /&gt;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerinin hukuki durumu Mülga 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu&quot;nda düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 7. maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, Başsavcısı, daire başkanları, üyeler ve genel sekreter, savcılar, genel sekreterlik ve sekreterlik personeli, daire müdürlüğü, tasnif ve yayın bürosu personeli ile kadroda gösterilen diğer personelin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi personeli olduğu, 4. maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire Başkanları ve üyelerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmet görecekleri, 14. maddesinde Mahkemenin iki daireden oluştuğu, iş hacmine göre, Genel Kurulun teklifi ve Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığınca daire sayısı üçe yükseltilebileceği gibi, aynı usulle ikiye de indirilebileceği, her dairenin bir başkan ile altı üyeden kurulacağı, üyelerden dördünün askeri hakim, ikisinin bu sınıftan olmayan subaylardan olacağı belirtilmiştir.&lt;br /&gt;Mülga 1602 sayılı Kanunun &quot;Görevle İlgili Suçlar&quot; başlıklı 32. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı, Daire Başkanları, üyeleri ve genel sekreterin görevle ilgili suçlarını haber alan Başkan, ilgililer hakkında kovuşturma açılmasına lüzum olup olmadığına karar verilmek üzere konuyu, Genel Kurula intikal ettirir. (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanının görevle ilgili suçlarına ait ihbar ve şikayetler, Milli Savunma Bakanı tarafından Genel Kurula intikal ettirilir.)&lt;br /&gt;Genel Kurul, önce soruşturma açılmasına yer olup olmadığının belli edilmesi için bir veya üç üyeyi görevlendirir.&lt;br /&gt;Üye veya üyeler incelemelerini yaptıktan sonra kanaatlerini belirtmeksizin durumu bir raporla Genel Kurul Başkanlığına bildirirler.&lt;br /&gt;Bu rapor üzerine Kurulda yapılacak görüşme sonunda, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği takdirde kararın bir örneği ilgiliye, bir örneği de varsa şikayette bulunana tebliğ edilmek üzere Başkanlığa sunulur.&lt;br /&gt;Bu karar kesindir.&lt;br /&gt;Soruşturma açılmasına karar verildiği takdirde gerekli soruşturmayı, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununa göre yapmak üzere gizli oyla üç üye görevlendirilir. Bu kurula üyelerden en kıdemlisi başkanlık eder. Kurul, askeri savcıların yetkisine sahiptir.&lt;br /&gt;Soruşturma Kurulu, yaptığı soruşturma sonucunu bir raporla tespit ederek Genel Kurul Başkanına arz eder.&lt;br /&gt;Genel Kurul son soruşturmanın açılmasına karar verdiği takdirde soruşturma dosyası Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığı tarafından Yüce Divana sunulmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.&lt;br /&gt;İmzasız, adressiz veya takma adla yapılan ihbar ve şikayetler işleme konulmaz.&quot;,&lt;br /&gt;Aynı Kanunun &quot;Askeri ve Genel Yargıya Tabi Suçlar&quot; başlıklı 33. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı, Daire Başkanları ve üyelerinin askeri yargıya tabi suçlarını her ne suretle olursa olsun haber alan Başkan, konuyu Genel Kurula intikal ettirir.&lt;br /&gt;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanının askeri yargıya tabi şahsi suçlarına ait ihbar ve şikayetler Milli Savunma Bakanı tarafından Genel Kurula intikal ettirilir.&lt;br /&gt;Soruşturmanın yapılabilmesi için Genel Kurul gizli oyla kendi arasından üç kişilik bir kurul seçer.&lt;br /&gt;Kurula üyelerden en kıdemlisi Başkanlık eder.&lt;br /&gt;Kurul askeri savcıların soruşturma yetkisine sahiptir.&lt;br /&gt;Bu Kurul, yapılan ihbar ve şikayeti kovuşturmaya değer görmez veya yapılan soruşturmayı kamu davasının açılmasını haklı göstermeye yeterli bulmaz ise kovuşturmaya yer olmadığına ve kanuni şartların mevcut olması halinde soruşturmanın geçici olarak tatiline karar verir.&lt;br /&gt;Bu kararlar kesindir.&lt;br /&gt;Kurulca dava açılmasına karar verildiği takdirde bu karar ve soruşturma dosyası Başkanlıkça Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderilir.&lt;br /&gt;Askeri Yargıtay Başsavcısı bir iddianame ile dava dosyasını Askeri Yargıtay Başkanlar Kurulunun belli edeceği Askeri Yargıtay Dairesine verir.&lt;br /&gt;Bu Daireye ve temyiz yolu ile inceleme yapacak Daireler Kuruluna soruşturma yapan veya hükümde bulunan üyeler katılamaz. Bu hallerde Daire veya Daireler Kurulu toplanmazsa noksan üyeler diğer dairelerden tamamlanır.&lt;br /&gt;Hükmü veren Daire, Daireler Kuruluna karşı direnebilir. Direnme üzerine Daireler Knrulunca yeniden verilecek karara uyulması zorunludur.&lt;br /&gt;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, Başsavcı, Daire Başkanları ve üyelerin genel yargıya tabi şahsi suçlarının kovuşturulmasında Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcılarının şahsi suçlarının kovuşturulmasına ilişkin hükümler uygulanır.&quot;&lt;br /&gt;Şeklinde düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;Söz konusu hukuki düzenlemeler ile yukarıda Yargıtay üyelerine ilişkin kısımda yer verilen açıklamalar bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde;&lt;br /&gt;Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerine atılı kişisel suçun, suçüstü hâli bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, CMK&quot;nın 161. maddesinin 8. fıkrasında yazılı suçlardan olması ya da &quot;ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli&quot; kapsamında işlenmesi durumunda, soruşturma ya da kovuşturma izinleri alınmasına gerek bulunmaksızın, dolayısıyla 1602 sayılı Kanun&quot;da düzenlenen güvenceler uygulanmaksızın genel hükümlere göre soruşturma yürütülmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;G) AİHM Kararı Işığında Suçüstü Hâlinin Uygulanmaması Durumunda Uygulanacak Usul Hükümleri:&lt;br /&gt;Suçun işlendiği tarihte yüksek yargı mensubu olarak görev yapan sanığın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin suçüstü hâline ve mütemadi suça ilişkin kararı doğrultusunda, örgüt üyeliği eylemini suçüstü koşulları altında gerçekleştirmediğinin kabulü hâlinde hakkında uygulanacak hükümlerin değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Kişisel suçlar bakımından 2802 sayılı Hâkimler Savcılar Kanunu&quot;nda olduğu gibi Yargıtay Kanunu, Danıştay Kanunu, Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu&quot;nda özel düzenlemelere yer verilmiştir. Sanık, anılan kanunlar gereğince yukarıda açıklandığı üzere özel soruşturma usulüne tabidir. Suç işlediği şüphesinin Yargıtay veya Danıştay Birinci Başkanlık Kurulu tarafından öğrenilmesi hâlinde bu işin ön incelemesini yapmak üzere ilgiliden daha kıdemli bir üye veya başkan görevlendirilerek gerekli soruşturmanın yapılacağı, soruşturma sonrasında adli veya idari yönden bir suç işlendiği kanaatine varılması hâlinde düzenlenecek raporların Birinci Başkanlık Kuruluna sunulacağı, Başkanlık Kurulunca düzenlenecek talepnameyle ilgili hakkında dava açılacağı anlaşılmakta ise de mensup olduğu iddia edilen terör örgütünün Anayasal düzene yönelik darbe girişimi sonrasında yetkileri kaldırılan sanık kamu görevinden çıkartılmıştır. Bu arada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülüp sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğince de tutuklandığı anlaşılmaktadır. Yargılamada gelinen bu aşamada yukarıda izah edilen özel soruşturma hükümlerinin uygulanmamasının, yargılamanın durması için bir neden teşkil edip etmeyeceği değerlendirildiğinde; usule ilişkin hakkın özüne dokunan ihlal gerçekleşmediği takdirde kovuşturma aşamasından soruşturma aşamasına dönülemeyeceği ilkesi gözetilip diğer taraftan ilgili mevzuata göre en ağır yaptırım gerektiren fiili işlemiş olması nedeniyle görevden sürekli şekilde uzaklaştırılmış bulunan sanık hakkında tekrar soruşturma izninin verilmesini talep etmenin yargılamayı uzatacağı ve yasanın kamu görevlileri hakkında özel soruşturma usulü konulmasındaki amacına hizmet etmeyeceği açık olup bu nedenle yargılamanın durdurulmasına gerek görülmemiştir.&lt;br /&gt;III)SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ SUÇUNUN HUKUKİ NİTELENDİRİLMESİ:&lt;br /&gt;Yargıtayın yerleşik uygulaması ve öğretideki ağırlıklı görüşlere göre örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçları;&lt;br /&gt;Genel Olarak:&lt;br /&gt;Yapılanma biçimi ne olursa olsun kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş örgütlere suç örgütü denmektedir.&lt;br /&gt;Örgüt kurma ve yönetme suçunda genel hükümlerden ayrı olarak kanun koyucu hazırlık hareketlerini suç sayarak kamu düzeninin ve güvenliğinin korunmasını sağlamak amacıyla bağımsız bir suç düzenlemesi yapmıştır. Bu suç somut tehlike suçudur.&lt;br /&gt;Düzenleme ile amaç suçtan bağımsız olarak, hazırlık hareketlerini cezalandıran bir suç tipine yer verilmiştir.&lt;br /&gt;Devletin şahsiyetine karşı cürümlere müteveccih çok kişinin iradesinin birleşmesinin doğuracağı ağır tehlikeyi ve ciddi bir suçun işlenmesi ihtimalinin muhakkaklığını göz önünde bulundurarak bu kolektif suç tehlikesini müstakil suç olarak cezalandırmış ve icra hareketlerine geçilmeden bir fiilin cezalandırılmayacağı prensibinden ayrılmıştır.&lt;br /&gt;Devletin şahsiyetine karşı suçların çoğu teşebbüs suçudur, teşebbüs dahi tamamlanmış suç gibi kabul edildiğinden, zaten tehlike suçudur; bu bakımdan hazırlık hareketlerinin cezalandırılması &quot;tehlike tehlikesinin cezalandırılması&quot; şeklinde kabul edilmektedir. (Manzini, 1950, 606, atfen, Özek, ege. s. 348)&lt;br /&gt;Örgüt kurma:&lt;br /&gt;Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp bünyesinde hiyerarşik bir yapının, ast-üst ilişkisinin, emir-komuta zincirinin hâkim olduğu yapılanmayı ifade eder. Böylece örgüt, mensupları üzerinde hakimiyet tesis eden bir güç kaynağı mahiyetini kazanmaktadır. Bu bağlamda bir organize güç aracından, organize güç enstrümanından söz edilebilir.&lt;br /&gt;Suç örgütünün varlığından söz edebilmek için belli bir amaç, maksat etrafındaki bir fiili birleşme yeterlidir. Bu örgütler mahiyetleri itibariyle devamlılık arz ederler. Bu itibarla belli bir suçu işlemek için bir araya gelme hâlinde bir suç örgütünün varlığından bahsedilemez.&lt;br /&gt;Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, somut bir tehlike suçu olduğu için oluşturulan örgütün üye sayısı ve malzeme donanımı itibariyle güdülen amaçları gerçekleştirme açısından somut bir tehlike arzedip arzetmediği hâkim tarafından yapılacak değerlendirmeyle belirlenecektir. Somut zarar tehlikesini oluşturmaya uygunluk için &quot;amacı gerçekleştirmeye yeterli üye&quot;nin, &quot;hiyerarşik örgüt yapısı&quot;nın, &quot;şiddete dayanan eylem programı&quot;nın varlığını aramak gerekir.&lt;br /&gt;Örgütün silahlı olup olmaması ve sahip olunan silahların cins, nitelik ve miktarı somut tehlikenin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Örgütün, silahlı örgüt vasfını kazanması için mensuplarının silah sahibi olmaları gerekmez. Silahlar üzerinde gerektiğinde tasarruf imkanının olması gerekli ve yeterlidir.&lt;br /&gt;Örgüt yönetme:&lt;br /&gt;Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda ve icrasında harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir.&lt;br /&gt;Örgüt yönetme, örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez.&lt;br /&gt;Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir.&lt;br /&gt;Örgüt üyeliği:&lt;br /&gt;Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir .Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.&lt;br /&gt;Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Üyelik mütemadi bir suç olması nedeniyle de eylemlerde bir süre devam eden yoğunluk aranır.&lt;br /&gt;Bu ilkeler ışığında iç hukukumuzdaki düzenlemelere göz atıldığında;&lt;br /&gt;Terör konusunu özel bir kanunla düzenleme yoluna giden kanun koyucu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu&quot;nun 1. maddesinde terörü; &quot;Cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.&quot; aynı Kanun&quot;un 2. maddesinin birinci fıkrasında terör suçlusunu; &quot;Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi...&quot; şeklinde tanımlamış, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise terör örgütüne mensup olmasa da örgüt adına suç işleyenlerin de terör suçlusu sayılacağını hüküm altına almıştır.&lt;br /&gt;Bu genel terör ve terör suçlusu tanımları dışında 3713 sayılı Kanun&quot;un 3. maddesinde doğrudan terör suçları, 4. maddesinde de dolaylı terör suçları düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;TCK&quot;nın 314. maddesi bakımından bir oluşumun veya yapılanmanın, silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;&lt;br /&gt;a) Yöntem: Terör örgütü, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle hareket eden bir örgüt tipidir.&lt;br /&gt;b) Amaç-Saik: Silahlı terör örgütü, siyasi maksatla faaliyet gösteren örgütleri ifade eder. Bu bakımdan 3713 sayılı Kanun&quot;un birinci maddesinde sayılan amaca yönelik ve Devletin Anayasal düzenine veya güvenliğine karşı bir suç işlemek amacıyla faaliyet gösterir.&lt;br /&gt;c) Elverişlilik: Silahlı terör örgütünün, TCK&quot;nın İkinci Kitabının Dördüncü Kısmının Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçları amaç suç olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkânına sahip bulunması gerekir. Amaca matuf kavramı ise silahlı terör örgütünün yapısının, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olmasını ifade eder.&lt;br /&gt;d) Araç-gereç: Örgüt mensuplarının tamamı olmasa bile bir kısmının silahlı olması silahlı terör örgütünün oluşması için yeterlidir. Örgüt, bu silahları gerektiğinde kullanma imkanına sahip ise silahlı olduğu kabul edilmelidir. Silahlı terör örgütünün elinde bulunan silahın devlete ait olması ya da bu silahların hukuka aykırı yollardan elde edilmesi bu suçun oluşması açısından önem taşımaz.&lt;br /&gt;Türk halkı 40 yılı aşkın süredir etnik, ideolojik veya dini temellere dayalı çeşitli terör örgütleri tarafından yapılan saldırılara muhatap olmuş, binlerce insan hayatını kaybetmiş veya ağır şekilde yaralanmıştır. İnsanların refahı için harcanması gereken parasal kayıp hesap edilemeyecek boyuttadır. Örgütün baskısı yüzünden bazı insanlar en temel hak ve özgürlüklerini kullanamaz hâle gelmiş, yaşadıkları yerleri terk etmek ya da örgütün talimatları doğrultusunda hareket etmek zorunda kalmışlardır. Devlet, bu tehdidin devam ettiği zamanlarda dahi insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeleri imzalayarak kişisel hak ve özgürlükleri korumak iradesini ortaya koymuştur. Nitekim bu sözleşmelerdeki hakların, hiyerarşik olarak kanunlar üstü biçimde uygulanacağına dair Anayasal hüküm kabul edilmiş olması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisinin tanınması bu iradenin somut örneklerinden birisidir. 1991 yılında yürürlüğe giren Terörle Mücadele Kanunu&quot;nda 29 kez genel olarak özgürlükleri genişletme yönünde değişiklik yapılmıştır. Amaç suçlar bakımından tehlikelilik hâlinin somutlaşıp yakınlaşması durumunda halkta oluşan güvenlik kaygısının artmasına paralel kısıtlayıcı tedbirlere başvurulduğu görülmekle birlikte kişilerin barış ve güven içinde yaşama hakkına yönelik tehdidin azaldığı dönemlerde özgürlükleri genişleten düzenlemeler hız kazanmıştır.&lt;br /&gt;Terörle Mücadele Kanunu&quot;nun terör örgütlerini tanımlayan 7/1. maddesinde 29.06.2006 tarihinde 5532 sayılı Kanun&quot;un 5. maddesiyle yapılan değişiklik sonrası oluşan hukuki durumun değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. İlgili maddenin önceki hâli &quot;Madde 7- “3 ve 4 üncü maddelerle Türk Ceza Kanununun 168. 169, 171, 313, 314 ve 315 inci maddeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesinin kapsamına giren örgütleri her ne nam altında olursa olsun kuranlar veya bunların faaliyetlerini düzenleyenler veya yönetenler beş yıldan on yıla kadar ağır hapis ve ikiyüzmilyon liradan beşyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası, bu örgütlere girenler üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve yüzmilyon liradan üçyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar” şeklindeki iken 2006 yılında yapılan değişiklik sonrası &quot;7/1. cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.&quot; hâlini almıştır.&lt;br /&gt;Bu değişiklik karşısında; Terörle Mücadele Kanun&quot;unda yapılan örgüt tanımı ile TCK&quot;nın 314/1-2. maddesindeki örgüt tanımı çelişmekte midir; mevzuatta silahlı veya silahsız iki ayrı örgüt varlığını sürdürmekte midir soruları gündeme gelmektedir. Başka deyimle Terörle Mücadele Kanunu&quot;nun 7/1. maddesinin, TCK&quot;nın 314. maddesine atfının unsur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-3-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam |  -2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113546#3113546</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:49:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt;  -2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;...&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;an arasında uzun sürenin geçmemiş olması, suçüstü hâlidir.&lt;br /&gt;Öte yandan, suçüstü hâlinin varlığı açısından hukukî düzenlemelerde açıkça bir zaman sınırı öngörülmediği göz önüne alındığında, bir zaman sınırlaması getirmek mümkün değildir. Bir olayın hangi ana kadar &quot;suçüstü&quot; olarak nitelendirilebileceği, o olayın özelliklerine, işlenen suça, türüne, işlenme biçimine, icra ile yer ve zaman bakımından gerçekleşen illiyet bağına göre takdir edilmelidir.&lt;br /&gt;Suçüstü hâli doktrinde, dar anlamda ve geniş anlamda suçüstü olmak üzere ikili ayrıma tabi tutulmuştur (Faruk Erem, Ceza Usulü Hukuku, 5. Bası, Sevinç Matbaaası, Ankara, 1978, s. 692, 693). Konumuza ilişkin olarak, asıl suçüstü ya da dar anlamda suçüstü, CMK&quot;nın 2. maddesinin (j) bendinde yer alan (1) numaralı alt bentteki &quot;işlenmekte olan suç&quot;u ifade etmektedir.&lt;br /&gt;bb) Mütemadi Suçlarda Suçüstü Hâli:&lt;br /&gt;Doktrinde genel kabul gören görüş; mütemadi suçlar suçüstü hâlinde işlenebilen suçlardır. Mütemadi suçlarda, temadi devam ettikçe suçüstü hâlinin devam ettiği, icra hareketlerinin tamamlanmasının gerekmediği, mütemadi suçu oluşturan icra hareketlerinin bir kısmında sanığın geniş anlamda yakalanmasının yeterli olduğu, kanuni düzenlemelerde bu konuda bir ayrıma gidilmediği ve suçüstü hâlinde temadinin sona ereceğine ilişkindir.&lt;br /&gt;Türk Hukukundaki silahlı örgüt suçuna ve usul hukukuna ilişkin düzenlemelere ayrıca değinilecek olmakla birlikte, faile atılı mütemadi suçun niteliği, suçun işlenme şekli ve geniş anlamda yakalama şartlarının her olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi koşuluyla, mütemadi suçlarda genel olarak failin o suça ilişkin devam eden icra hareketlerinin, bu hareketlerin meydana getirdiği hukuka aykırılığın devam ettiğinin, böylelikle o suçun işlenmekte olan bir suç olduğunun ve geniş anlamda yakalama sonucunda somut olayda dar anlamda suçüstü hâlinin var olabileceğinin kabulü gerekmektedir.&lt;br /&gt;cc) Terör Suçlarında Özel Soruşturma Usulleri:&lt;br /&gt;Kamu görevlilerinin görev nedeniyle işledikleri suçlar bakımından haklarında doğrudan soruşturma yapılabilmesi, fiilin ağır ceza mahkemesinin görevine girmesi ve failin suçüstü hâlinde yakalanması terör suçları bakımından gerekli görülmemiştir.&lt;br /&gt;Demokratik yaşama ciddi tehdit oluşturan terör suçlarının soruşturulması usulüne ilişkin uzun yıllardan beri yürürlükte olan özel düzenlemeler söz konusudur. Nitekim, 16.06.1983 tarih ve 2845 sayılı yasa ile kurulan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun&quot;un &quot;Görev&quot; başlıklı ikinci bölümünün &quot;Devlet güvenlik mahkemelerinin görevleri&quot; başlıklı 9. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;Devlet Güvenlik Mahkemeleri aşağıdaki suçlarla ilgili davalara bakmakla görevlidir.&lt;br /&gt;a) Türk Ceza Kanununun 125 ila 139 uncu maddelerinde; 146 ila 157 nci maddelerinde; 161, 168, 169, 171, 172, 174 üncü maddelerinde; 312 nci maddenin 2 nci fıkrasında; (...); 499 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar,&lt;br /&gt;Yukarıda belli edilen suçları işleyenler ile bunların suçlarına iştirak edenler, sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılanırlar.&lt;br /&gt;Ancak, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay&quot;ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim hali dahil Askeri Mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.&quot;&lt;br /&gt;Şeklindedir.&lt;br /&gt;&quot;Soruşturma usulü&quot; başlıklı 10. maddesinde;&lt;br /&gt;&quot;...Bu Kanun kapsamına giren suçlar hakkında, suç görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılıklarınca doğrudan doğruya takibat yapılır.&quot; hükmü yer almaktadır.&lt;br /&gt;5271 sayılı CMK&quot;nın 6352 sayılı Kanun&quot;un 105. maddesi ile ilga edilen 250. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;(1) Türk Ceza Kanununda yer alan;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),&lt;br /&gt;Dolayısıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;(3) Birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile (…) askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.&quot;,&lt;br /&gt;Aynı Kanun&quot;un 6352 sayılı Kanun&quot;un 105. maddesi ile ilga edilen &quot;Soruşturma&quot; başlıklı 251. maddesi ise;&lt;br /&gt;&quot;(1) 250 nci madde kapsamına giren suçlarda soruşturma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet Başsavcılığınca 250 nci madde kapsamındaki suçlarla ilgili davalara bakan ağır ceza mahkemelerinden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez....&quot;&lt;br /&gt;Şeklindedir.&lt;br /&gt;&quot;Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi, soruşturma ve kovuşturma usulü&quot; başlıklı 3713 sayılı Terörler Mücadele Kanunu&quot;nun 10. maddesinin 21.02.2014 tarihli 6526 sayılı Kanun&quot;un 19. maddeleriyle yürürlükten kaldırılmadan önceki hâli;&lt;br /&gt;&quot;Bu Kanun kapsamına giren suçlar dolayasıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayabilecek şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür. Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adlî yargı adalet komisyonunca, bu mahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.&lt;br /&gt;Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak;&lt;br /&gt;a) Soruşturma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. Bu Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet başsavcılığınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.&lt;br /&gt;b) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316&quot;ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 01.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26&quot;ncı maddesi hükmü saklıdır&quot; biçimindedir.&lt;br /&gt;Mülga hükümlerin incelenmesinde de görülmektedir ki; silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun&quot;la kural olarak, soruşturmanın genel hükümlere göre, bu kanun uyarınca kurulmuş mahkemelerde görev yapan Cumhuriyet savcıları tarafından yapılacağı kabul edilmektedir. Devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılmasından sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK&quot;nın 250. maddesi ile de bu genel kural aynen korunmuştur.&lt;br /&gt;05.07.2012 tarihli Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun&quot;un 105. maddesi ile 3713 sayılı Kanun&quot;un 10. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ile TCK&quot;nın 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316 maddelerinde yazılı olup 3713 sayılı Kanun&quot;un 3. maddesi uyarınca doğrudan terör suçu kabul edilen suçlar hakkında görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet Savcıları tarafından doğrudan soruşturma yapılacağı hüküm altına alınmış olup aynı Kanun maddesinin bendinde 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu&quot;nun 26. maddesi hükmünü saklı tutmuştur.&lt;br /&gt;Daha sonra 06.03.2014 tarihli Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun&quot;un 19. maddesi ile 3713 sayılı Kanun&quot;un 10. maddesi yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun&quot;un 15. maddesi ile 5271 sayılı CMK&quot;nın 161. maddesine &quot;Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ıncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.&quot; hükmü 8. fıkra olarak eklenmiştir. Suç tarihinde bu hüküm yürürlüktedir.&lt;br /&gt;Dolayısıyla suç tarihinde 5271 sayılı CMK&quot;nın 161. maddesinin 8. fıkrasında yazılı terör suçları yönünden yapılacak soruşturmalarda görev ya da kişisel suç olup olmadığına bakılmaksızın Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve HSK üyelerine yönelik kendi özel kanunlarına ilişkin özel bir koruma öngörülmemiştir.&lt;br /&gt;Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5235 sayılı Kanun&quot;un &quot;Ağır ceza mahkemesinin görevi&quot; başlıklı 12. maddesinde ağır ceza mahkemesinin görevine giren davaların istisnası olarak yer verilen &quot;Anayasa mahkemesi Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler askeri mahkemelerin görevine giren hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.&quot; şeklindeki hüküm de kovuşturma aşamasında görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin olup soruşturmanın usulüne ilişkin düzenleme içermemektedir.&lt;br /&gt;Bu bağlamda ele alınması gereken ve 2575 ile 2797 sayılı Kanun&quot;ların yürürlük tarihinden sonra, somut olayımızda suç tarihinden önce 06.03.2014 tarihli ve 28933 sayılı mükerrer Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun&quot;un 15. maddesiyle, 5271 sayılı CMK&quot;nın 161. maddesine eklenen sekizinci fıkrada &quot;Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.&quot; hükmüne ilişkin düzenlemede, aralarında silahlı örgüt suçunun da sayıldığı bazı suçların vahameti ve bu suçlarla korunan hukuki değer dikkate alınarak 2937 sayılı Kanun&quot;da sayılan kişilere yönelik istisna haricinde, bu suçların soruşturmasının genel hükümlere göre yürütüleceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Buna göre Yargıtay Kanunu&quot;nun 46. maddesinin 6. fıkrasında belirtilen kişisel suç ağır cezalık olmasa ve fail suçüstü hâlinde yakalanmasa dahi, CMK&quot;nın 161. maddesinin 8. fıkrası gereğince doğrudan soruşturulabilecektir. Dolayısıyla TCK&quot;nın 314. maddesinde yazılı silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle genel hükümlere göre soruşturma yapabilmek için suçüstü hâlinin bulunmasına gerek yoktur.&lt;br /&gt;Ayrıca, 15.07.2016 tarihinde ülke genelinde başlayan ve 19.07.2016&quot;e kadar devam eden hükûmeti devirmeye ve Anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs edilmesi sebebiyle ve demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla ilan edilen olağanüstü hâlin varlığı, ülkede terör saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşen 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe teşebbüsünün ulusal güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdit ve tehlikenin boyutu, darbe teşebbüsünde bulunan terör örgütünün tüm unsurlarıyla ve süratle bertaraf edilmesi amacıyla yapılan işlemlerin uygulanabilmesi ve demokrasinin korunarak hukuk devleti ilkesine bağlılığın sağlanması için ihtiyaç duyulan süre darbenin yapıldığı günle sınırlı olmamıştır. Mevcut iktidar tarafından Anayasal düzeni korumakla görevli kolluk güçleri ile soruşturma ve yargılama organları üzerindeki terör örgütünün kontrolünün boyutu bilinmediğinden zira üst düzey yöneticilerin en yakınındaki görevlilerin örgüt mensubu olduğunun anlaşıldığı ortamda, çağrı üzerine halkın günlerce meydanlarda demokrasi nöbeti tutarak güvenliğin sağlanmaya çalışıldığı bir süreçte; 15.07.2016 tarihinde başlayan ve sonrasında da devam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sürecinde sanığın yakalanıp gözaltına alındığı ve tutuklandığı hususları dikkate alındığında; sanığa isnat edilen suça ilişkin suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma ve kovuşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğu kabul edilemeyecektir.&lt;br /&gt;B) Hâkim ve Savcılar Sınıfı:&lt;br /&gt;Hâkim ve savcılarla ilgili olarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu&quot;nun 82 ve müteakip maddelerine göre &quot;görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlardan dolayı&quot; soruşturma yapılması izne bağlanmış, aynı Yasa&quot;nın 90. maddesi gereğince birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar için Yargıtayın ilgili ceza dairesi, birinci sınıfa ayrılmayan hâkim ve savcılar için de bağlı bulundukları yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi kovuşturma mercisi olarak belirlenmiştir. Hâkim ve savcıların kişisel suçları ile ilgili soruşturma, görev yerlerine en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılır. Bu suçlar yönünden kovuşturma mercisi aynı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesidir. (2802 sayılı Kanun&quot;un 93. maddesi). Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlinde ise soruşturma genel hükümlere göre bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacaktır. (Aynı Yasa&quot;nın 94. maddesi) Hâkim ve savcıların görev suçları yanında görev sırasında işledikleri suçlar yönünden de özel soruşturma usulü benimsenmiştir. Ancak bu kuralın iki istisnası bulunmaktadır: ağır cezalık suçüstü hâli ve Türk Ceza Kanunu&quot;nun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316. maddelerinde yer alan suçların işlendiği iddiasıyla yapılan soruşturmalardır. (CMK&quot;nın 161/8. maddesi)&lt;br /&gt;Görev suçlarında soruşturma sırasında alınması gerekli koruma tedbirleri bakımından 2802 sayılı Yasa&quot;nın 85. maddesinde &quot;Soruşturma sırasındaki tutuklama istemleri, son soruşturma açılmasına karar vermeye yetkili merci tarafından incelenir ve karara bağlanır.&quot; şeklinde açık biçimde düzenlenmiş iken, şahsi suçlar yönünden özel bir hüküm bulunmadığından kanun koyucu burada genel kuraldan ayrılmamış olup bu hâlde soruşturma yapan Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresindeki sulh ceza hâkimleri yetkili olacaktır.&lt;br /&gt;C) Yargıtay Başkanı ve Üyeleri:&lt;br /&gt;Hukuk devletinin en önemli unsurlarından birini kanuni hâkim güvencesi oluşturmaktadır. Bu ilke Anayasal bir hak olarak korunmuş olup Anayasa&quot;nın 37. maddesinde &quot;Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz&quot; şeklinde ifade edilmiştir.&lt;br /&gt;Yargıtay, adli yargı içerisinde Anayasal boyutta bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak düzenlenmiş olup adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı mercisine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercisidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmakla görevli kılınmıştır. Yargıtay Başkan ve Üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ve özel kanunlarında belirtilen kimseler aleyhindeki görevden doğan tazminat davalarına ve kişisel suçlarına ait ceza davalarına ve kanunlarda gösterilen diğer davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmak bu görevler kapsamındadır.&lt;br /&gt;Bilindiği üzere, 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün savuşturulmasından hemen sonra Milli Güvenlik Kurulu 20.07.2016 tarihinde yaptığı toplantıda &quot;demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla&quot; hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunmayı kararlaştırmıştır. Bunun üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20.07.2016 tarihinde, ülke genelinde 21.07.2016 Perşembe günü saat 01.00&quot;den itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21.07.2016 tarihli Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Olağanüstü hâl ilan edilmesine ilişkin karar, aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti 21.07.2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi&quot;ne; Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine ise Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme&quot;ye (MSHUS) ilişkin derogasyon (askıya alma/yükümlülük azaltma) beyanında bulunmuştur. Olağanüstü hâlin uzatılmasına ilişkin kararlar da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bildirilmiştir.&lt;br /&gt;Olağanüstü hâl, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından 05.10.2016, 03.01.2017 ve 17.04.2017 tarihlerinde alınan kararlarla üçer ay daha uzatılmıştır.&lt;br /&gt;Olağanüstü hâl döneminde çıkarılan KHK&quot;lar ile bazı yasalarda değişiklikler yapılmıştır.&lt;br /&gt;2797 sayılı Kanun&quot;un; Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin görevleriyle ilgili veya kişisel suçlarından dolayı yapılacak inceleme, soruşturma ve kovuşturma usullerini düzenleyen 46. maddesi suç tarihi itibarıyla;&lt;br /&gt;&quot;Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin görevleriyle ilgili veya kişisel suçlarından dolayı haklarında soruşturma yapılabilmesi Birinci Başkanlık Kurulunun kararına bağlıdır. Ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinin hazırlık ve ilk soruşturması genel hükümlere tabidir.&lt;br /&gt;Birinci Başkanlık Kurulu kendisine intikal eden veya ettirilen ihbar ve şikayetleri inceleyerek soruşturma açılmasını gerektirir nitelikte gördüğü takdirde, ilk soruşturma yapılması için ceza dairesi başkanlarından birini görevlendirir. Aksi takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir. Bu karar kesindir.&lt;br /&gt;Soruşturma ile görevlendirilen başkan, soruşturmayı ikmal ettikten sonra evrakı Birinci Başkanlık Kuruluna gönderir.&lt;br /&gt;Soruşturmayı yapan ceza dairesi başkanı sorgu hakiminin yetkisini haiz olup Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilk soruşturmaya ait hükümlerini uygular. Vereceği tutuklama ve tutuklamanın kaldırılması veya kefaletle salıvermeye ait kararları Birinci Başkanlık Kurulunun onaması ile tekemmül eder.&lt;br /&gt;Birinci Başkanlık Kurulu, incelediği evrakı eksik bulursa soruşturmayı yapan başkana tamamlattırır. Son soruşturmanın açılmasına gerek görmediği takdirde evrakın işlemden kaldırılmasına, aksi halde son soruşturmanın açılmasına karar verir ve görevle ilgili suçlarda Anayasa Mahkemesine, kişisel suçlarda Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdi olunmak üzere dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Evrakın işlemden kaldırılmasına dair verilen kararlar kesindir.&lt;br /&gt;Sanık, Ceza Genel Kurulunca verilen kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yeniden incelenmesini isteyebilir.&quot; şeklinde düzenlenmişken, bu maddenin beşinci fıkrasında 680 sayılı KHK&quot;nın 5. maddesiyle değişiklik yapılarak bu kişilerin kişisel suçlarında kovuşturma makamı &quot;Yargıtay Ceza Genel Kurulu&quot; yerine &quot;Yargıtay ilgili ceza dairesi&quot; olarak yeniden belirlenmiş ve maddenin altıncı fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklik 7072 sayılı Kanun&quot;un 4. maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.&lt;br /&gt;Son olarak, 2797 sayılı Kanun&quot;un 46. maddesinin yürürlükten kaldırılan altıncı fıkrası bu kez 690 sayılı KHK&quot;nın 2. maddesiyle yeniden düzenlenmiş ve bu fıkra;&lt;br /&gt;&quot;Ağır ceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgili suçüstü halinde genel hükümlere göre yürütülen soruşturma sonucunda dosya, düzenlenen fezlekeyle birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Hâkim kararı gerektiren işlemlere dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talepleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara yapılan itirazlar hakkında, soruşturma konusu suçların en ağırına bakmakla görevli Yargıtay ceza dairesini numara itibarıyla izleyen ceza dairesi başkanı tarafından karar verilir. Suçun son numaralı ceza dairesinin görevine girmesi halinde talebi inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesi Başkanına aittir. Hâkim kararı gerektiren işlemlerde başkanın verdiği kararlara karşı yapılan itirazı numara itibarıyla izleyen ceza dairesi başkanı inceler. Son numaralı daire başkanının kararı, Birinci Ceza Dairesi Başkanı tarafından incelenir. İddianame hazırlanması hâlinde kovuşturma Yargıtay ilgili ceza dairesince yapılır.&quot; biçiminde son hâlini almış ve bu düzenleme de 7072 sayılı Kanun&quot;un 4. maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.&lt;br /&gt;Söz konusu değişikliklerle birlikte, 2797 sayılı Kanun&quot;un &quot;Dairelerin Görevleri&quot; başlıklı 14. maddesinde yine 680 sayılı KHK&quot;nın 3. maddesiyle yapılan ve 7072 sayılı Kanun&quot;un 2. maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşan değişiklik sonucunda bu maddeye &quot;Yargıtayın ilk derece mahkemesi olarak bakmakla görevli olduğu davalarda, iş yoğunluğunun zorunlu kılması halinde Birinci Başkanlık Kurulu bir veya birden fazla daireyi sadece bu işlere bakmak amacıyla görevlendirebilir. Bu durumda, görevlendirilen dairenin bakmakta olduğu işler, bir sonraki takvim yılı beklenmeksizin Birinci Başkanlık Kurulu tarafından başka dairelere verilebilir.&quot; biçiminde (f) bendi eklenmiştir.&lt;br /&gt;2797 sayılı Kanun&quot;un 14 ve 46. maddelerinde yapılan değişiklikler üzerine toplanan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca öncelikle 11.07.2017 tarih ve 245 sayı ile; söz konusu düzenlemelere yer verildikten sonra &quot;kovuşturma işlemlerini yürütmek üzere Yargıtay 9. Ceza Dairesinin görevlendirilmesine&quot; karar verilmiş ve bu karar 18.07.2017 tarihli ve 30127 sayılı Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.&lt;br /&gt;Gelinen aşamada, suç tarihi itibarıyla Yargıtayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılayacağı kişilerin, şahsi suçları bakımından kovuşturma makamı Yargıtay Ceza Genel Kurulu iken, sonradan olağanüstü hâl döneminde yürürlüğe konulan 680 sayılı KHK ile bu makamın Yargıtay ilgili ceza dairesi olarak değiştirilmesinin ve yargılamanın bu doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılmasının tabii hâkim ilkesi bağlamında incelenmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.10.2018 tarihli ve 389-420 sayılı kararında; Yargıtay Daireleri arasındaki görev ilişkisinin, adli yargı ilk derece mahkemeleri arasında var olan ve kamu düzenine ilişkin bulunan görev ilişkisi niteliğinde olmayıp 2797 sayılı Yargıtay Kanunu&quot;nun 6545 sayılı Kanun&quot;la değişik 14. maddesinde yer alan &quot;hukuk daireleri ile ceza daireleri kendi aralarında iş bölümü esasına göre çalışır&quot; şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere idari nitelikte iş bölümü ilişkisi olduğu, ancak kamu düzenine ilişkin görev ve bu husustaki uyuşmazlığın değerlendirilmesi açısından ilk derece yargılamasına konu dosyayı ele alan ve davaların birleştirilmesi hususunda farklı görüş bildiren Özel Dairelerin birbirinden farklı mahkemeler değil, istisnai hâllerde ilk derece yargılaması yapan &quot;Yargıtay&quot;, dolayısıyla tek mahkeme olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.&lt;br /&gt;Terör suçlarına ilişkin davalara yönelik kanun yolu incelemeleri Yargıtay 16. Ceza Dairesince yapılmakta iken, bu suçlardan kaynaklanan davalardaki artış, bu artışın Yargıtayın tali ve istisnai görevi olan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevine de yansıması ve bu nedenle oluşan ciddi iş yoğunluğu, beraberinde daireler arasında bu hususta da iş bölümü yapılması sonucunu doğurmuştur. Bu bağlamda 2797 sayılı Kanun&quot;da ve diğer özel kanunlarda sayılan kişilerin kişisel suçlarında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılması hususunda Yargıtay 9. Ceza Dairesi görevlendirilmiş, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanınca hazırlanan Çalışma Yönergesi&quot;ne göre ise iş yoğunluğu nedeniyle Dairede birden fazla heyet oluşturularak çalışma usulüne gidilmiştir.&lt;br /&gt;Suç tarihinden önce ve sonrasında da 2018 yılının Eylül ayına kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 2797 sayılı Kanun&quot;da ve Yargıtay İç Yönetmeliği&quot;nde düzenlenen çalışma usulleri gereğince, değişken üyelerle haftada ancak bir kez toplanabilen ve zamanaşımı yakın, tutuklu iş niteliğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının mahiyeti ve infaza dair olası hukuki sonuçları vb. nedenlerle önceliği bulunan dosyaların yoğun olarak görüşüldüğü bir karar organı olarak faaliyet göstermekteydi. Söz gelimi, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen sayısal verilere göre; 2017 yılında özetle 271&quot;i itiraz, 877&quot;si direnme olmak üzere esasa kaydedilen toplam 1148 dosyanın toplam 524&quot;ü karara bağlanmış, karara bağlanan dosya sayısı 2018 yılında da 698 olarak ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Yargıtay Ceza Genel Kurulunda suç ayrımı yapılmaksızın tüm dairelerden gelen dosyaların karara bağlanmasına, derdest dosyaların çokluğu ve niteliğine, çalışma usulleri gereği önceden değişken tek heyet, sonradan ise sabit tek heyet hâlinde ve haftada en fazla 1-2 gün toplanabilmesine karşın, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bir uzmanlık mahkemesi biçiminde faaliyet göstermesi, bu Dairenin dahi yargılamaların makul sürede tamamlanabilmesi için haftanın bir çok günü ve birden fazla heyetle toplanarak yargılama yapıyor olması, mevcut çalışma prensipleri ve suç tarihinden sonra ortaya çıkıp belirginleşen iş yoğunluğu da dikkate alındığında, kişisel suçları nedeniyle Yargıtayda yargılanacak kişilerin kovuşturma makamının Yargıtay Ceza Kurulu olarak belirlenmesi, bu Kurulun önceden istisnai görevi olarak öngörülen yargılama yapma yetkisini asli görevi hâline getireceği, bu nedenle hem derdest dosyaların hem de kovuşturma yapılmak üzere gelen dosyaların adil yargılanma hakkına uygun olarak makul sürede tamamlanmasının imkânsızlaşacağı, dolayısıyla kovuşturma yapma yetkisinin Yargıtay ilgili ceza dairesine devredilmesine dair düzenlemenin, salt Yargıtay Ceza Genel Kurulunca bu görevin yerine getirilmesindeki zorluk yerine adil yargılanma hakkının sağlanması ve davaların makul süre içinde sonuçlandırma gibi evrensel hukuk ilke ve kuralları açısından uluslararası üst normlardan kaynaklanan zorunluluğun gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu değişiklik üzerine kovuşturmanın Yargıtay ilgili ceza dairesince yapılmasının usul ve kanuna uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.&lt;br /&gt;Bu nedenle; dava konusu olayda sanığa atılı suç nedeniyle yargılamanın Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;D) Danıştay Başkanı ve Üyeleri:&lt;br /&gt;Danıştay üyelerinin hukukî durumları 2575 sayılı Kanun&quot;da düzenlenmiştir. Anılan Kanun&quot;un 3. maddesinde Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı, Danıştay başkanvekili, daire başkanları ile üyelerin &quot;Danıştay Meslek Mensupları&quot;nı ifade ettiği, 4. maddesinde de bu görevlilerin yüksek mahkeme hâkimleri olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunların kendilerine sağladığı teminat altında görev yapacakları belirtilmiştir.&lt;br /&gt;2575 sayılı Kanun&quot;un &quot;Soruşturma&quot; başlıklı 76. maddesi;&lt;br /&gt;&quot;1-Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işlemiş bulundukları suçlardan dolayı, Danıştay Başkanının &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-2-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | -1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113543#3113543</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:44:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; -1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ceza Genel Kurulu&lt;br /&gt;Esas No: 2020/159&lt;br /&gt;Karar No: 2021/252&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 Esas 2021/252 Karar Sayılı İlamı&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulu         2020/159 E.  ,  2021/252 K.&lt;br /&gt;•	&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;İçtihat Metni&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararı veren&lt;br /&gt;Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu&lt;br /&gt;Mahkemesi :Ceza Dairesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ... hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.11.2019 tarih ve 53-152 sayı ile; sanığın TCK&quot;nın 314/2, 3713 sayılı Kanun&quot;un 5/1, TCK&quot;nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.&lt;br /&gt;Hükmün sanık müdafisi ve katılma talepleri reddedilenler vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının &quot;ret ve onama&quot; istemli 16.03.2020 tarihli ve 32083 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.&lt;br /&gt;TÜRK MİLLETİ ADINA&lt;br /&gt;CEZA GENEL KURULU KARARI&lt;br /&gt;Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:&lt;br /&gt;Sanık müdafisinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılan yargılama esnasında silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkân sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkânının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun&quot;un 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine oy birliğiyle karar verilmiştir.&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulunca, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılma istemiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sonunda, bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki yönüne ilişkin temyiz incelemesi yapılacaktır.&lt;br /&gt;I) TEMYİZ EDENLERİN SIFATI, BAŞVURULARIN SÜRESİ VE TEMYİZ NEDENLERİNE GÖRE YAPILAN İNCELEMEDE:&lt;br /&gt;A) Uygulanacak Temyiz Hükümleri:&lt;br /&gt;07.10.2004 tarihli Resmî Gazete&quot;de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun&quot;un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete&quot;de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmekle birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun&quot;un 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK&quot;nın, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı CMK&quot;nın temyize ilişkin hükümleri uygulanacaktır.&lt;br /&gt;Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 7 nolu protokolün &quot;Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı&quot; başlıklı 2. maddesinin &quot;Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir. 2. Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir.&quot; hükmü doğrultusunda, bazı kamu görevlilerin özel yetki kuralları uyarınca Yargıtayda veya Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmaları halinde istisna getirebilme olanağına rağmen iç hukukumuzda, ilk derece olarak Yargıtayda yargılanacak kişiler bakımından verilen hükümlerin temyiz edilebileceği öngörülerek, iki dereceli sistem benimsenmiştir.&lt;br /&gt;B) Temyiz Süresi ve Neden Bildirme Yükümlülüğü:&lt;br /&gt;Hüküm fıkrasında, verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağı bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresinin, mercisi ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilerek hazır bulunan sanığa ve müdafisine bildirilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Temyiz istemi, tutuklu bulunan sanıklar hakkında CMK&quot;nın 263. madde hükmü saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasından itibaren eğer temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılmasının gerekliliği, temyiz sebebinin ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabileceği gözetilerek, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorunda olduğu, başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmesi gerekliliğine uyularak usulüne uygun başvuru yapıldığı anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.&lt;br /&gt;C) Temyiz Nedenleri ve İncelemenin Kapsamı:&lt;br /&gt;İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucu, istinaf başvurusunda Cumhuriyet savcısı dışındaki diğer kişiler bakımından sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken, temyiz kanun yolunda, mülga 1412 sayılı CMUK&quot;tan farklı şekilde resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini, temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu ve temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren ek bir dilekçe vermesini öngörmüştür. Gerekçeli temyiz dilekçesi, (ek dilekçe, temyiz layihası) temyiz nedenlerinin gösterildiği dilekçedir. Temyiz dilekçesinde ya da daha sonradan verilen ek temyiz dilekçesinde temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi bakımından hangi hukuka aykırılıklara dayanıldığının anlaşılır bir şekilde gösterilmesi gerekir.&lt;br /&gt;Bir muhakemede, çözümü amaçlanan iki temel sorun vardır. Bunlar, maddi sorun ve hukuki sorundur. Maddi sorun, &quot;olgusal dünya&quot;ya; hukuki sorun, &quot;normatif dünya&quot;ya aittir. Mahkemede önce maddi sorun, sonra hukuki sorun çözülür. Maddi sorunun çözümü geçmişte yaşanmış bir olayın temsili, nasıl gerçekleştiğinin tespitidir. Bu çözüm de sadece hukukun izin verdiği yöntemlerle gerçekleşecektir. Maddi olayın gerçeğe uygun temsil edilebilmesi öncelikle, eksiksiz soruşturma yapılması ve toplanan tüm delil araçlarının doğru değerlendirilmesine bağlıdır. Hâkim; delil araçlarını, akıl yürütmek ve bu arada tecrübe kurallarına başvurmak suretiyle, vicdanına göre değerlendirecektir. Yine akıl yürüterek boşlukları dolduracaktır. Dolayısıyla vicdani kanaate sezgilerle değil akıl yoluyla ulaşılacaktır.&lt;br /&gt;Temyiz denetiminde, maddi olayın tespitinde ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir ederken, delillerle varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olup olmadığının tespiti bakımından somut dosya üzerinden görüşülüp incelenebileceği gibi maddi sorunla ilgili vaka değerlendirmelerindeki hukuka aykırılıkları da gerekçe üzerinden denetlenebilecektir.&lt;br /&gt;Temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeni var olmasına rağmen muhakeme hukukuna aykırılık iddiasının temyiz sebebi olarak gösterilmemesi ya da gösterilmekle birlikte hükme etki edecek nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda usul hükümlerine uygunluk bakımından sadece 5271 sayılı CMK&quot;nın 289. maddesi kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleriyle sınırlı bir temyiz incelemesi yapılacak, inceleme sırasında tespit edilen ancak hükmü etkilemeyen muhakeme hukukuna aykırılıklar Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmayarak kararda bu aykırılıklara işaret edilmekle yetinilecektir.&lt;br /&gt;Temyiz nedeninin, maddi hukuka aykırılık iddiasına dayanması hâlinde ise maddi hukuka aykırılık nedeniyle hükmün temyiz edilmesi yeterli olup cezai yaptırımların kişiler üzerindeki telafisi mümkün olmayan ağır sonuçları da gözetilerek somut olayda adaleti gerçekleştirme ve doğru bir hüküm oluşturma ile yükümlü olan Yargıtayca dosyaya yansıyan tüm maddi hukuka aykırılıklar tespit edilip temyiz edenin sıfatı da dikkate alınmak suretiyle bozma nedeni yapılması gerekecektir.&lt;br /&gt;CMK&quot;nın 289. maddesinde yazılı olan &quot;Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır&quot; kuralı, hiçbir temyiz nedeni içermeyen bir temyiz başvurusunda, mutlak temyiz nedenlerinin kendiliğinden gözetileceği şeklinde anlaşılamaz. Bu noktada dilekçe yalnızca bir veya birden fazla nispî temyiz nedeni içeriyorsa, bu nedenler kabul edilmese dahi 5271 sayılı CMK&quot;nın 289. maddesinde yer alan mutlak hukuka aykırılık hâllerinden birine dayanarak hükmün bozulması mümkündür.&lt;br /&gt;Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamında ileri sürülen temyiz nedenleri incelendiğinde;&lt;br /&gt;a) Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla gerçekleştirilen yargılama sonucunda 11.11.2019 tarihinde yapılan oturumda hüküm özünün, katılma talepleri reddedilenler vekilleri yokluğunda ve fakat hazır bulunan sanık ve müdafisine, karara karşı başvurulacak kanun yolu, süresi, mercisi ve şekilleri de belirtilmek suretiyle açıkça okunup usulen anlatıldığı,&lt;br /&gt;Mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanık müdafisinin 11.11.2019, katılma talebi reddedilen ... vekilinin 15.11.2019 tarihli ve süresi içerisinde sundukları dilekçelerle temyiz kanun yoluna başvurdukları,&lt;br /&gt;b) Temyiz dilekçeleri içeriklerinden; sanık müdafisinin nedensiz olarak, katılma talebi reddedilen ... vekilinin ise davaya katılma talebini yinelemek suretiyle gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmesini talep ettikleri,&lt;br /&gt;c) Gerekçeli kararın sanığa 29.01.2020, sanık müdafisine 28.01.2020, katılma talebi reddedilenlerden ... vekiline 04.02.2020, Emniyet Genel Müdürlüğü vekiline ise 03.02.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,&lt;br /&gt;Sanık tarafından ek temyiz dilekçesi sunulmadığı,&lt;br /&gt;Sanık müdafisinin sunduğu 28.01.2020 tarihli ek temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiği, sanık lehine delillerin toplanmadığı, tanık beyanlarının doğruluğu araştırılmaksızın kabule alınması suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, dosyada sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesini gerektirir bir husus bulunmadığı halde teşdiden ceza verildiği, kararın CMK&quot;nın 230. maddesinde yer alan unsurları içermediği, bu suretle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, Bylock tespiti usulsüz ve hukuka aykırı elde edilen verilere dayanmakta olduğundan ilgili tespitlerin cezalandırmaya gerekçe olamayacağı, yasal şartları olmaksızın yapılan iletişimin tespiti ve alınan mahkeme kararlarının haberleşme hürriyetini ihlal ettiği, MİT&quot;in elde ederek dosyalara sunduğu materyal hakkında CMK&quot;nın 134. maddesi uyarınca alınan kararlarının mevzuatın ve Yargıtayın aradığı şartları taşımaması nedeniyle elde edilen hukuka aykırı verilerin delil olamayacağı, yasal şartları oluşmaksızın yapılan tespitler ve alınan hakimlik kararları nedeniyle özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, CGNAT verileri ile IP kayıtlarının ceza yargılamasında delil olarak kullanılmasının doğru olmadığı, Bylock hususunda delillerin müşterekliği ilkesinin ihlal edildiği, Bylock tespitinin hatalı olduğu, silahlı terör örgütü üyeliğinin maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, sanığın FETÖ ile hiçbir zaman ilişki içinde olmadığı, mahkemenin kabulünün tahmin, yorum ve niyet okumalara dayandığı, sanığın gözaltı sırasında kötü muamele ve işkenceye tabi tutulduğu, bu hususların araştırılıp tespit edilmesini talep ettikleri, Yargıtay 9. Ceza Dairesine de bu konuda istemde bulunmuş olmalarına rağmen bunun hakkında bir cevap dahi verilmeyerek eksik inceleme yapılmak suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, sanığın Bylock indirmediği ve kullanmadığı, BTK&quot;nın 5651 sayılı Kanuna aykırı olarak üç yıl öncesine ait internet trafik bilgisi kayıtlarını tuttuğu, bu kayıtlara dayanılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, uzman hukukçu bilirkişi mütalaası alınmaksızın karar verildiği, MİT teknik raporunu düzenleyen kişilerin tanık olarak ifadeleri alınmadan kararın verildiği, MİT&quot;in Bylock&quot;a dair verileri nasıl elde ettiğinin tespit edilmesi için ilgili kuruma müzekkere yazılması gerektiği, sanık hakkında bir tespit ve değerlendirme tutanağı mevcut olmadığı gibi FETÖ ile irtibatlı veya iltisaklı olduğunu gösterir başkaca bir delilin de bulunmadığı, sanığın bir örgütsel hat kullanmadığı, ardışık arandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, sanığın birçok asker ve sivil imam ile ortak baz verisinin bulunması hususunun gerçeği yansıtmadığı, ayrıca bunun suç unsuru olarak ileri sürülemesinin de mümkün olmadığı, tanıkların CMK&quot;nın 50. maddesi uyarınca yeminsiz olarak dinlenmeleri gerekirken ifadelerinin yemin verdirilerek alındığı, sanık hakkında yaptırılan kolluk teşhislerinin usulüne uygun olmadığı, bir kısım tanık beyanlarının tahmine dayalı, bir kısmının ise muğlak olduğu, 1990-1994 yıllarına dair tanık beyanları bir an doğru kabul edilse dahi o dönemde henüz FETÖ diye bir örgütten bahsedilemeyeceği için suç unsurunun oluşmadığı, sanığın FETÖ&quot;cülerin TSK&quot;da cirit attığı bir dönemde diğer dairelere kıyasla oldukça önemsiz bir daire olan AYİM 3. Dairede çalışmış olduğu, Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesinde sanığın isminin bulunmadığı;&lt;br /&gt;Katılma talebi reddedilen ... vekilinin 05.02.2020 tarihli ek temyiz dilekçesinde özetle, delil durumuna göre üst sınırdan ceza verilmesi gerektiği ve iyi hal indirimi uygulanması şartlarının bulunmadığı,&lt;br /&gt;Katılma talebi reddedilen Emniyet Genel Müdürlüğü vekilinin 10.02.2020 tarihli temyiz dilekçesinde özetle, suçtan zarar gören olarak katılma taleplerinin kabul edilmesi ile sanığın sevk maddeleri uyarınca üst hadden cezalandırılması gerektiği,&lt;br /&gt;Nedenlerine dayalı olarak hükmün bozulmasını talep ettiği,&lt;br /&gt;Anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;A) Katılma talepleri reddedilenlerin katılma ve bu bağlamda hükmü temyiz etme haklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi:&lt;br /&gt;Kovuşturma aşamasında 20.11.2017 ve 15.10.2018 tarihli dilekçelerle sanık hakkındaki kamu davasına katılma talebinde bulunup Özel Dairece bu talepleri reddedilen ... ile Emniyet Genel Müdürlüğünün CMK’nın 260/1. maddesindeki düzenleme uyarınca kanun yollarına başvurma hakları bulunmakta ise de kamu barışına karşı işlenen suçlardan olup dolaylı mağdurunun toplumu oluşturan bütün bireylerin olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden davaya katılma ve hükmü temyiz etme haklarının bulunmaması karşısında;&lt;br /&gt;Katılma talepleri reddedilen ... ile Emniyet Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;B) Heyetin Oluşumu ile İlgili İtirazlar:&lt;br /&gt;Özel Dairece yapılan yargılama sırasında bazı oturumlarda heyetteki en kıdemli üye yerine kıdemsiz üyenin heyet başkanlığı yapmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi;&lt;br /&gt;İncelenen dosya kapsamından;&lt;br /&gt;İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılan yargılamadaki 20.06.2019, 11.09.2019 ve 11.11.2019 tarihli duruşmaların 33452 sicil numaralı Fevzi Yıldırım başkanlığındaki heyet tarafından gerçekleştirildiği ve bu heyette üye olarak görev yapan 34264 sicil numaralı Murat Bulut&quot;un Yargıtay üyeliğine seçilme tarihi itibarıyla heyet başkanından daha kıdemli olduğu,&lt;br /&gt;Görülmüştür.&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarihli ve 495-116 sayılı kararında bu hususa ilişkin olarak yer verilen açıklamalar ışığında ön sorun konusu değerlendirildiğinde;&lt;br /&gt;Suç tarihindeki görev ve statüleri gereğince ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtayın 9. Ceza Dairesinde yargılanmaları gereken sanıkların, Dairenin iş yoğunluğu gözetilerek davaların makul sürede sonuçlandırılabilmesi için birden çok heyet oluşabilecek sayıda Yargıtay üyesinin görevlendirildiği, daire başkanının oluşan heyetlerin hepsine başkan olarak katılmasına fiili olarak imkân bulunmadığından Yargıtay Kanunu&quot;nun 40. maddesindeki düzenleyici hüküm doğrultusunda kıdemli üyenin heyete başkanlık yapması-uygulaması yerine daire başkanı tarafından görevlendirilen üye oluşturulan heyete başkanlık görevini ifa etmiştir. Bu durumda yapılan ve yukarıda açıklanan düzenleyici işlemlere ilişkin mevzuata aykırılığın, yapılan işlemleri yoklukla batıl hâle getirecek durumlardan olmaması, heyet başkanının duruşmaları idaresinde usule aykırılıklar nedeniyle hakkaniyete uygun olmayan yargılama yapıldığının taraflarca ileri sürülmemesi, esası etkileyen kararların duruşma heyeti tarafından oy birliğiyle alınmış olması, ara kararlar veya hüküm kurulurken yapılan oylama sırasının belli bir Yargıtay üyeliği deneyimine sahip üyeleri etki altında bıraktığına dair görüşün dayanaktan yoksun olup buna ilişkin somut olguların ortaya konulmaması karşısında CMK&quot;nın 289. maddesi kapsamında mahkeme heyetinin oluşumunda hukuka aykırılıktan söz edilemeyecektir.&lt;br /&gt;Bazı oturumlarda heyet başkanlığını kıdemsiz üyenin yapmış olması kararın esasını etkileyecek biçimde hukuka aykırılık olarak görülmediğinden, sanığın adil ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğinin kabulüne olanak bulunmadığından, hükmün bu nedenle bozulmasının makul sürede yargılanma hakkı bakımından engel oluşturacağı gözetildiğinde yasanın düzenleyici nitelikteki kuralına aykırı uygulamanın hükmün esasını etkileyecek nitelikte olmadığından bozma kararı verilmemiştir.&lt;br /&gt;Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; &quot;Adil yargılanma hakkı, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla, belirlenmiş usul kuralları çerçevesinde yapılan nesnel yargılamayı ve bu suretle adalete uygun bir sonuca ulaşmayı güvence altına almaktadır. Burada önemli olan yargılama süreci olup yargılamaya ilişkin tüm kuralların önceden belirlenmesi, bu ilkeler çerçevesinde herkesin eşit ve adil bir biçimde yargılanmasının sağlanmasıdır.&lt;br /&gt;Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi adil yargılama ile ilgili bazı ilkeleri saymış, herkesin &quot;yasayla kurulmuş&quot;, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkını güvence altına almıştır.&lt;br /&gt;Anayasa’nın 36. maddesi herkesin yargı mercileri önünde adil yargılanma hakkına sahip olduğunu ifade etmiştir.&lt;br /&gt;Anayasa&quot;nın 154/son maddesi Yargıtay&quot;ın işleyişinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre &quot;kanunla&quot; düzenleneceğini ifade etmiştir.&lt;br /&gt;Yargıtay Kanunu 40/1. maddesi ile dairelerin heyet halinde çalışacağı, heyetin bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanacağı, üye sayısının yeterli olması durumunda birden fazla heyet oluşturulabileceği ve heyette yer alan &quot;en kıdemli üyenin&quot; heyete başkanlık edeceği hüküm altına alınmıştır.&lt;br /&gt;Mahkemelerin yasayla kurulma zorunluluğu, mahkemelerin önceden kuruluş ve işleyişlerinin düzenlenmesini, bunun idari tasarrufla değiştirilmemesini ve bu suretle doğal yargıç ilkesinin güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.&lt;br /&gt;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 192. maddesi gereğince duruşmayı yönetme, sanığı sorguya çekme, delilerin ikame edilmesini sağlama görevi mahkeme başkanına aittir. Aynı yasanın 201. maddesi gereğince sanık ve katılan mahkeme başkanı aracılığı ile tanıklara ve bilirkişilere soru yöneltebilecek, yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine mahkeme başkanı karar verecektir; 203. madde gereğince duruşma düzenini sağlama, duruşma düzenini bozan kişinin dışarıya çıkarılması yetkisi başkanındır. Bunlardan anlaşılacağı üzere başkanın duruşmayı yönlendirme, dolayısıyla yargılama sürecinde önemli yetkileri vardır.&lt;br /&gt;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 289/1.a maddesinde ise mahkemelerin kanuna uygun olarak teşekkül etmemesi hukuka kesin aykırılık hali olarak belirtilmiştir.&lt;br /&gt;Buna göre esaslı işlemlerin yapıldığı oturumlara kıdemsiz üyenin başkanlık etmesi, mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi sonucunu, dolayısıyla hukuka kesin aykırılık halini oluşturacağından, bu sebeple kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun görüşlerine katılmak mümkün olmamıştır.&quot;&lt;br /&gt;Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; Özel Dairece yapılan yargılama sırasında heyetteki en kıdemli üye yerine kıdemsiz üyenin heyet başkanlığı yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,&lt;br /&gt;Şeklindeki düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.&lt;br /&gt;Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi ve temyiz nedenleri bu şekilde değerlendirildikten sonra sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün; sanığın fiilinin suç oluşturup oluşturmadığı, fiilin hangi suçu oluşturduğu, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığı, hükmün doğru tesis edilip edilmediği, gerekçenin dosya &lt;br /&gt;kapsamına uygun olup olmadığı, dosyaya yansıyan ve hükme etki edebilecek delillerin karar yerinde tartılışıp tartışılmadığı, bu bağlamda maddi sorunun isabetli bir şekilde tespit edilip edilmediği gibi dosyaya yansıyan tüm maddi hukuka aykırılıklar ile usul hükümlerine uygunluk bakımından ve 5271 sayılı CMK&quot;nın 289. maddesinde yazılı bulunan hukuka kesin aykırılık hâllerinin mevcut olup olmadığı yönlerinden temyiz denetimine geçilmiştir.&lt;br /&gt;Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarihli ve 495-116 sayılı kararında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere;&lt;br /&gt;II) USULE İLİŞKİN İTİRAZLAR VE RESEN İNCELENMESİ GEREKEN HUSUSLAR:&lt;br /&gt;A) Soruşturma Usulleri ve Kovuşturma Mercisi:&lt;br /&gt;aa) Genel Olarak:&lt;br /&gt;Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Anayasa&quot;nın 142. maddesinde, mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği öngörülmekle birlikte; yargı kollarında yer alan Yüksek Mahkemeler yönünden kanunilik esasının ötesinde bu mahkemelerin niteliklerine, üyelerin ne şekilde atanacağına ya da seçileceğine, görev ve yetkilerinin neler olduğuna dair konular doğrudan doğruya Anayasa&quot;da hüküm altına alınmıştır.&lt;br /&gt;Ülkemizdeki yargı kolları arasında yer alan adli yargı; diğer yargı kollarının (anayasa yargısı ve idari yargının) görevine girmeyen davaların çözümlendiği olağan ve genel yargı kolu olup teşkilât yapısı ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay olmak üzere üç derecelidir.&lt;br /&gt;Kamu görevinin etkin ve kesintisiz biçimde sürdürülmesi ve soruşturulmasında kamu yararı bulunmayan kimi iddialarla ilgili gereksiz işlem yapılmasının önüne geçilmesi amacıyla kamu görevlilerinin bağlı bulundukları yasalara göre özel soruşturma usulleri öngörülmüştür.&lt;br /&gt;Hâkimlerin suç işlemeleri hâlinde cezai sorumluluklarının bulunduğu, çağdaş hukuk sistemlerinin ortak kabulüdür. Bir hâkimin göreviyle ilgili ya da kişisel bir suç işlemesi mümkün olup bu durumda kişinin hâkim olması nedeniyle işlediği suçun yaptırımsız kalması düşünülemez. Bu nedenledir ki, hukuk sistemimiz içinde hâkimlerin görevleriyle ilgili ya da kişisel nitelikte işledikleri ve suç oluşturan eylemlere ilişkin Anayasa, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu gibi kanunlarla kural olarak özel soruşturma ve kovuşturma usulleri ve mercileri öngörülmüştür.&lt;br /&gt;Suçun görev sebebiyle işlendiğinin kabulü için, eylemin memuriyet işleriyle ilgili olması, diğer bir anlatımla suçu doğuran fiil ile görev arasında illiyet bağı bulunması, görevle bağlantılı olması ve görevin sağladığı imkanlardan faydalanılarak işlenmesi gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.02.2004 tarihli ve 2004/2-10 Esas 2004/40 Karar sayılı kararında &quot;Görev sebebiyle işlenen suç kavramının, memuriyet görevinden doğan, görev ile bağlantılı ve görevden yararlanılarak işlenebilen suçları ifade eder.&quot; şeklinde kabul edilmiştir. Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre kamu görevlilerinin herhangi bir suç örgütüne üye veya yönetici olmaları kişisel suç niteliğindedir.&lt;br /&gt;Özel soruşturma ve kovuşturma usulleri öngören düzenlemelerden; yasama dokunulmazlığına ilişkin Anayasa&quot;nın 83. maddesi, hâkim ve Cumhuriyet savcılarına ilişkin 2802 sayılı Kanun&quot;un 94. maddesi, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun seçimle gelen üyelerine ilişkin 6087 sayılı Kanun&quot;un 38. maddesi, 2797 sayılı Kanun&quot;un 46. maddesi ile diğer kamu görevlilerine ilişkin 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun&quot;un 2. maddesinde &quot;ağır cezalık suçüstü hâli&quot; ortak bir kavram olarak kullanılmaktadır. Aynı kavram, suç tarihinden sonra 2797 sayılı Kanun&quot;un 46. maddesine 680 sayılı KHK ile eklenen ve 7072 sayılı Kanun&quot;la aynen kabul edilerek kanunlaşan altıncı fıkrada da yer almaktadır.&lt;br /&gt;5271 sayılı CMK&quot;nın &quot;Tanımlar&quot; başlıklı 2. maddesinin (j) bendinde de &quot;Suçüstü hâli&quot;nin;&lt;br /&gt;&quot;1. İşlenmekte olan suçu,&lt;br /&gt;2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,&lt;br /&gt;3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu&quot; ifade ettiği öngörülmüştür.&lt;br /&gt;Belli bir suçun bulunması, failin yakalanmış olması ve failin suçu işlediği an ile yakalandığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-1-</description>
		</item>
		<item>
			<title>UYARI: Dikkat Scam | 119 ülkede FETÖ&#039;cü avı: Adresleri belirlendi, düğmeye basıldı</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113540#3113540</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:12:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; UYARI: Dikkat Scam&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; 119 ülkede FETÖ&#039;cü avı: Adresleri belirlendi, düğmeye basıldı&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GİRİŞ 27.06.2026 12:57&lt;br /&gt;GÜNCELLEME 27.06.2026 15:16&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümü yaklaşırken, devletin hafızası FETÖ&#039;cü hainleri unutmuyor. MİT, 119 ülkeye firar eden örgütün tepe yöneticilerinin ev adreslerini belirledi ve iade için düğmeye basıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbe girişiminin üzerinden geçen yaklaşık 10 yıla rağmen devletin takibi kesintisiz sürüyor. Milli İstihbarat Teşkilatı&#039;nın (MİT) titiz çalışmasıyla, dünyanın dört bir yanına kaçan Fetullahçı Terör Örgütü&#039;nün (FETÖ) ana yönetim kadrosu hücre hücre çözümlenerek haritalandırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah gazetesinden Ali Rıza Akbulut&#039;un haberine göre toplam 119 ülkeye yayılan 2 bin 762 kritik ismin güncel ikametgâhları belirlendi. Adalet Bakanlığı; en güncel ByLock, MASAK ve dijital veriler ışığında &quot;kozmik&quot; iade dosyalarını güncelleyerek firariler için iade talebi istemleri hız kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adli makamların kozmik yazışmalarından derlenen bilgilerle; Güney Amerika&#039;dan Avrupa&#039;ya, Rusya&#039;dan Afrika hattına uzanan kaçış koridorlarındaki 7 öncelikli kritik ismin suç dosyalarına yeni bilgiler eklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENGİN DURNAGÖL: HSK&#039;da görev yaptığı dönemde, sözde HSK imamı olarak örgüt merkezinden gelen talimatlarla yargıyı dizayn etti. Örgüt mensubu hâkim ve savcıların önünü açarak lehlerine usulsüz işlemler tesis ettiği tescillendi. Durnagöl&#039;ün iade dosyası Belçika için yenilendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALPER SÖYLER: Örgüt hiyerarşisinde üst düzey yönetici olarak faaliyet yürüttü. Firari Söyler&#039;in Rus vatandaşlığı aldığı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABDURRAHMAN KESKİN: Kapatılan Zaman gazetesine zorunlu abone toplama faaliyetlerini yürüttü. Almanya&#039;nın Frankenthal kentine sığınan ve açık adresi tespit edilen Keskin&#039;in, Alman vatandaşlığına geçtiği öğrenildi. Bayburt Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nin hazırladığı Almanca tercümeli güncel iade dosyası Alman makamlarına tekrar iletildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALİL KARDAL: Ortadoğu ve Afrika hattındaki operasyonların ardından kaçarak İsviçre&#039;ye sığındığı belirlenince iade başvurusu düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYDIN MURAT YILMAZ: Askeri kimliğinin arkasında yabancı istihbarat servisleriyle operasyonel görüşmeler yaptığı, ordu içindeki himmet paralarının transferini bizzat gerçekleştirdiği HTS ve MASAK kayıtlarıyla kesinleşti. İhraç edileceğini anlayınca Hollanda&#039;ya sığınan Yılmaz için iade talebi düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA ÇİFTÇİ: Örgüt adına usulsüz gayrimenkul edinilmesi ve mal varlıklarının kaçırılması toplantılarını bizzat yönetti. Adli operasyonlardan hemen önce ABD&#039;ye geçti. Peru&#039;da olduğu belirlenen isim için iade dosyası yeniden güncellendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REHA GÜVEN: Esnaftan zorla toplanan himmet paralarını holdinglere aktaran isimlerden olduğu tescillendi. Yeniden hazırlanan iade talebi ABD makamlarına iletildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEVLET HAFIZASI UNUTMUYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, birçok iade talebi reddedilmesine rağmen her seferinde dosyaları yeni delillerle güncelleyerek baskıyı artırıyor. Oluşan yoğun baskı nedeniyle örgüt militanları sık sık yer değiştirmek zorunda kalsa da MİT, Peru&#039;dan Güney Afrika&#039;ya, İsveç&#039;ten Arnavutluk&#039;a kadar her adımda enselerinde olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE ÖRGÜTÜN SIĞINAK DURAKLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİT&#039;in teknik ve fiziki takibi sonucunda, örgüt yöneticilerinin en çok tercih ettiği ülkeler ve buralardaki sayıları da netleşti. ABD, örgütün komuta merkezi konumunda. Cevdet Türkyolu ve Mustafa Özcan gibi en tepedeki 42 isim, Pensilvanya ve çevresinde lüks içinde korunuyor. Almanya&#039;da 12 isim bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa&#039;nın lojistik üssü. Eski savcı Celal Kara ve TSK yapılanmasından Mehmet Yalınalp burada yaşıyor. İngiltere&#039;de 10 isim var. Kara para kasası finansör Ali Çelik ve propaganda sorumlusu Önder Aytaç bu ülkede konuşlu. Belçika&#039;da 8 isim bulunuyor. AB ve NATO göbeğindeki lobi sığınağı. Sözde Batı Avrupa imamı Süleyman Tiftik ve kumpas savcısı Cihan Kansız burada saklanıyor...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Alındığı yer:  [url removed] </description>
		</item>
		<item>
			<title>Çevirmenin Edebiyat Köşesi | 5 Novels by Charles Bukowski You Should Know</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113525#3113525</link>
			<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 18:55:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; Çevirmenin Edebiyat Köşesi&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; 5 Novels by Charles Bukowski You Should Know&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________&lt;br /&gt;YAZI: Akram Herrak - MA Cultural Management and Policy, BA English Literature&quot;&lt;br /&gt;5 Novels by Charles Bukowski You Should Know&quot; &lt;br /&gt;TheCollector.com, July 17, 2024,  [url removed]  &lt;br /&gt;__________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In Charles Bukowski’s novels, the line between fiction and reality becomes grim and foggy.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dark, dirty, and hard-boiled, Charles Bukowski’s novels explore the state of society in the midst of alcoholism, promiscuity, and loose morality. He wrote and published six novels, hundreds of short stories, and thousands of poems, earning a reputation as a champion of small publishers. Constantly submitting his work to independent literary magazines even as his fame rose, Bukowski left a lasting mark on the literary landscape. Let’s dive into five of his notable novels.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;___________________________________________&lt;br /&gt;Charles Bukowski: From Odd Jobs to Literary Success&lt;br /&gt;___________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Bukowski was an American poet and novelist with German origins. His father, an American, served in World War I in Germany and chose to remain there after 1918. However, in 1923, Bukowski’s parents moved back to the United States. The family spent seven years in Baltimore before moving to Los Angeles in 1930, the city that would influence the author’s work the most.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bukowski’s childhood was marked by parental abuse, something he credited for his ability to depict undeserved pain later in his career. In his early adulthood, he went through a series of odd jobs and fleeting relationships. During World War II, he was accused of avoiding military service before being tested and deemed unfit for the army. Eventually, he got a job working as a mail man which would serve as the basis for his debut novel in 1971. He would quit and return to this job multiple times.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_____________________&lt;br /&gt;5. Post Office (1971)&lt;br /&gt;charles bukowski post office cover&lt;br /&gt;Post Office Original Book Cover, 1971. Source: Abe Books&lt;br /&gt;_____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 1969, John Martin approached him and decided to fund the start of a publishing house by printing Bukowski’s work. This is how Black Sparrow Press came to be. Facing the choice between staying at the post office and going insane or starving and writing, Bukowski opted for the latter. In just three weeks, he finished Post Office. The novel introduces us to his alter-ego Henry Chinsaski, the star of most of his novels. The story follows him as he gets a job as a substitute mailman in Los Angeles, though all he truly wants is to drink alcohol and stay home with his girlfriend. Chinsaski eventually leaves his job and relies on winning at the horse racing track before moving away from L.A to be with a woman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Post Office is a semi-autobiographical work largely based on Bukowski’s own experiences working for the post. The novel’s main theme is the dullness of an average job, yet it treats other themes that are recurrent in Bukowksi’s later works. With alcoholism, promiscuity, and suicidal nihilism, Post Office feels like the embodiment of a person’s rock bottom.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_____________________&lt;br /&gt;4. Factotum (1975)&lt;br /&gt;bukowski factotum cover&lt;br /&gt;Factotum Book Cover, 1975. Source: Goodreads&lt;br /&gt;_____________________&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;To honor Black Sparrow Press’ publication of his debut novel, Charles Bukowski committed to publishing all of his subsequent novels with them, and four years later, Factotum came out. The novel follows the life of Henry Chinaski, Bukowski’s alter-ego, as he navigates post-World War II America. We meet him jobless, harboring dreams of becoming a successful writer. Drawing from the author’s own experiences with slight alterations, the narrative begins with Chinaski’s rejection from the army.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This setback forces him to move back in with his parents, where he takes up a series of odd jobs in an attempt to stay out of trouble, albeit failing miserably. An eventual big fight with his father prompts him to leave home once again, leading him to drift through the United States, picking up various jobs while staying in boarding rooms. All the while, Chinaski has a dream of being a successful published author. However, he gets rejected by his desired publishing house and plummets deeper into depression, alcoholism, and sexual affairs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Factotum is set in a very interesting period in American history during the mid-1940s when the American economic boom was happening. It was an era of prosperity, availability of work, and cheap cost of living. The USA, coming out of World War II, was recovering from the Depression that struck it in the 1930s, and its economy was growing at a fast rate. However, in Factotum Bukowski criticizes the darkness below the apparent prosperity, as many contemporary novels and films did, and makes the argument that economic success does not necessarily equal happiness.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_____________________&lt;br /&gt;3. Women (1978)&lt;br /&gt;bukowski women cover&lt;br /&gt;Women Book Cover, 1978. Source: Thalia&lt;br /&gt;_____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Readers may be more familiar with the story from the popular sitcom inspired by this book, Californication. In this hit TV show, the protagonist Hank is a famous author who exploits his success by engaging in a series of sexual relationships with random women. While the plot of Bukowski’s Women differs slightly, the two share striking similarities. The main difference, however, lies in the protagonist’s diminishing enjoyment of this lifestyle as the story unfolds.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Women once again features Bukowski’s alter-ego Henry Chinaski, but this time, we meet him as a famous and successful writer. This is a departure from his usual portrayal as an out-of-work bum. Chinaski engages in multiple sexual relationships with various women, the majority of whom are fans reaching out to him through mail.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; In the initial chapters of the book, Chinaski is deeply involved with a woman named Lydia. However, following the termination of their relationship, he starts rapidly switching between partners. The sexual acts depicted in Women are explicit and occasionally include some very distasteful moments, a characteristic not uncommon in Bukowski’s works.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The recurring theme revolves around a developing guilt complex as Henry Chinaski slowly realizes the destructive impact he has on the women around him. He acknowledges that his partners contribute more to the relationship than he does and observes his inability to form genuine feelings, using the women primarily for sex. Attempts to justify this guilt include a childhood devoid of love and affection, late success in his personal life, and an early failed marriage.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_____________________&lt;br /&gt;2. Hollywood (1989)&lt;br /&gt;charles bukowski hollywood cover&lt;br /&gt;Hollywood Book Cover, 1989. Source: Canongate Books&lt;br /&gt;_____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollywood is Charles Bukowski’s penultimate novel and the last to be a roman-a-clef based on his own experiences. It’s also the last to star his alter-ego Chinaski. Bukowski was approached to write the script for a film based on his life as a writer, and after some initial hesitation, he agreed, enticed by a generous sum of money and significant artistic involvement that was offered to him. Barfly stars Mickey Rourke as Hank Chinaski, a barfly frequenting the low-down bars of Los Angeles.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In a performance that attempts to emulate a young Marlon Brando, Rourke manages to capture the essence of Bukowski’s fiction. The tale depicts endless drinking, sex, and fights in bars, with the despair and nihilism portrayed in a gritty yet glamorized manner, creating an intriguing contrast. Hollywood recounts Bukowski’s experiences while he was involved in the making of the film. The novel uses alternative names for all the people involved in the process but keeps most of the events intact. Out of the six novels that Bukowski wrote and published, Hollywood perhaps captures the essence of this one-of-a-kind writer more than any other. It is dark, hard-boiled, often absurd, and beautifully depressing.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_____________________&lt;br /&gt;1. Charles Bukowski’s Pulp (1994)&lt;br /&gt;charles bukowski pulp cover&lt;br /&gt;Pulp Book Cover, 1994. Source: The Story Graph&lt;br /&gt;_____________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bukowski started working on what would be his final novel in 1991, three years before his death. Pulp is the first of his novels that does not star his alter-ego Henry Chinaski, although he does appear in it. Instead, the protagonist is a private detective called Nicky Belane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Right from the opening chapters, one can see where Pulp gets its name from. Pulp fiction, or more specifically pulp novels, is a genre of fiction that was popular in the 1930s. It mostly featured detective stories. Authors like Raymond Chandler, Dashiell Hammett, and James M. Cain wrote these types of stories which would become the basis of film noir in the 1940s. The most iconic author of this genre is Mickey Spillane, and one can notice the similarity between his name and that of the protagonist of Pulp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The novel is a parody of the genre featuring Bukowski’s dark and gritty style, accompanied by a previously unseen surreal dimension that introduces elements such as aliens, and manifestations of death. Pulp continuously borrows and satirizes elements of pulp fiction and noir stories. There’s the private detective, the femme fatale, and even story-specific elements like the Maltese Falcon from Dashiell Hammett’s iconic novel. This novel showcased Bukowski at his most relentless, yet with certain sad undertones as the author grappled with his own approaching death, attempting to come to terms with it.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKRAM HERRAK&lt;br /&gt;MA Cultural Management and Policy, BA English Literature&lt;br /&gt;Akram Herrak is a writer, musician, and photographer from Casablanca, Morocco. He holds a Bachelor’s Degree in English Literature and a Master’s Degree in Cultural Management and Policy. He has been writing about film and literature for the past five years. His work has appeared in High on Films, A Fistful of Film, Independent Book Review, and Reader’s Digest. In his spare time, he plays chess and competes in tournaments.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_______________________________&lt;br /&gt;Charles Bukowski zum 100. Geburtstag&lt;br /&gt;Alle reden zu viel&lt;br /&gt;________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: Knut Benzner | 15.08.2020&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Bukowski gilt als ein ungehemmter Schriftsteller: schlampig, unsozial und frei. Mehr als 40 Bücher hat der Außenseiter geschrieben, er wurde verachtet, aber auch verehrt – vor allem in Deutschland. Vor 100 Jahren wurde Bukowski geboren.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Heinrich Karl Bukowski, später genannt Charles, wird am 16. August 1920 als einziges Kind der Eheleute Katharina Fett aus Andernach und Henry Heinrich Bukowski geboren. Der Vater ist ein deutschstämmiger Amerikaner aus Pasadena, Kalifornien und ist Sergeant. Nach seinem Dienst als Besatzungssoldat der Armee wird Henry Bauunternehmer. Er gerät in finanzielle Schwierigkeiten und kann seinen Lebensunterhalt nicht mehr verdienen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kindheit und Wanderjahre&lt;br /&gt;================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die Mutter arbeitet als Näherin. Laut Charles ist sie still, mit einem blassen, runden Gesicht und großen Augen. Der Vater hat derbes, lockiges Haar, eine große Nase, einen großen Mund und buschige Augenbrauen. Er ist oft wütend und schreit viel herum. Charles hasst seinen Vater, der ihn aufs Übelste verprügelt und misshandelt. Im Frühjahr 1923 beschließt Henry, mit seiner Familie in die USA zu fahren, von Bremerhaven nach Baltimore in Maryland.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heinrich Karl, Charles oder Hank genannt, wächst in Amerika auf und spricht Englisch mit einem starken deutschen Akzent. Von den anderen Kindern wird er aufgrund seiner Herkunft gejagt und muss lernen, schneller zu sein als die anderen. 1924 zieht die Familie Bukowski nach Los Angeles, 1931 wird Charles eingeschult. 1936 wird er aufgrund seiner starken Akne vom Unterricht befreit. Er besucht regelmäßig die Bücherei und liest Sinclair Lewis, D.H.Lawrence, John Dos Passos, Sherwood Anderson, Ernest Hemingway und russische Autoren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1939 schreibt er sich am Los Angeles City College für die Fächer Journalistik, Englisch, Wirtschaft und Public Affairs ein. 1941 verlässt er nach einem Krach mit dem Vater sein Elternhaus. Er bricht sein Studium ab und jobbt hier und da. Das ist auch der Beginn seiner Wanderjahre, es geht nach New Orleans, weiter nach Atlanta in Georgia, über Kalifornien, Texas und 1942 nach San Francisco, wo er als Fahrer für das rote Kreuz arbeitet und seine Leidenschaft für klassische Musik entdeckt. Seine bevorzugten Komponisten sind Gustav Mahler, Ludwig van Beethoven, Robert Schumann, Wagner, Bruckner und in späteren Jahren Bach. Er zieht weiter über St. Louis und Philadelphia, wo er zeitweise als Lagerarbeiter tätig ist.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Klassische Musik: Heimat&lt;br /&gt;================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Über seine musikalische Entdeckung sagt er selbst: „Ich mochte Beethoven, aber bevorzugte Brahms und Tschaikowski. Borodin funktionierte nicht. Chopin war nur manchmal das Richtige. Mozart nur, wenn ich mich gut fühlte, und ich fühlte mich selten gut. Smetana fand ich oberflächlich und Sibelius fürchterlich dunkel. Ives war zu selbstzufrieden. Goldmark hielt ich für sehr unterschätzt. Wagner war ein donnerndes Wunder dunkler Energie. Haydn war Liebe, einfach in Klang verwandelt. Händel schuf Dinge, die deinen Kopf nahmen und hochhoben, an die Decke.“ Musik ist für ihn großartig! Wie eine eigene Welt. Sie beseelt sein Leben und hilft ihm anzukommen. Seine Heimat sind die Sinfonien des 19. Jahrhunderts.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles hat mit der Counterculture der 60er Jahre nichts zu tun. Er hasst es, in Gruppen abzuhängen. Über die 68er-Bewegung macht er sich lustig. Er ist nicht Teil dieser Hippiebewegung. Er sieht sich als Einzelgänger und zieht das durch. Andererseits ist ihm klar, dass das sein Klientel ist, weil die seine antibürgerliche Attitüde mochten, deshalb muss er sich mit ihnen gut stellen. Er selbst fühlt sich nirgends anerkannt. Seine Gefühle, Gedanken und Verhaltensweisen folgen einem Schema, das es ihm unmöglich macht, mit Menschen warm zu werden. Er ist wie eingefroren und bezeichnet sich als den „frozen man“. Sein erstes Buch, in dem er diese Erfahrung thematisiert, heißt „Notes of a Dirty Old Man“ und erscheint bei Melzer unter dem Titel „Aufzeichnungen eines Außenseiters“.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Literarischer Erfolg und die Frauen&lt;br /&gt;======================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1970 beginnt Charles die Arbeit an seinem ersten Roman „Post Office“, den er innerhalb von vier Wochen fertig schreibt. Im Oktober begegnet er Linda King, mit der er in den kommenden Jahren eine stürmische Liebesbeziehung hat. 1971 erscheint „Post Office“ und 1972 seine bisherigen Short Stories bei City Lights Books unter dem Titel „Erections, Ejaculations, Exhibitions and General Tales of Ordinary Madness“. Im Mai 1973 erhält er sein erstes Preisgeld vom National Endowment for the Arts in Höhe von 5000 US-Dollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1974 erscheint das zweite Bukowski-Buch in deutscher Sprache „Gedichte, die einer schrieb, bevor er im 8. Stockwerk aus dem Fenster sprang“. Am 18. Mai hat er eine Lesung in der Markthalle in Hamburg. Im Sommer unternimmt Bukowski seine zweite und letzte Reise nach Europa, diesmal auch nach Frankreich. In Paris tritt er live in der Talkshow „Apostrophes“ auf und provoziert einen Eklat. Aus diesen beiden Reisen entsteht sein Reiseroman „Shakespeare Never Did This“ und begegnet Barbet Schroeder, dem späteren Regisseur der Bukowski-Tapes und des Films „Barfly“.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Von sich selbst behauptete Bukowski, dass er die Pausen zwischen seinen kreativen Phasen mit Alkohol und Frauen fülle. Sein literarisches Werk ist quasi ein Spiegel seines Lebens. Politisch wollte er nichts bewirken. Er hatte zwar eine politische Position, die autoritätsfeindlich war, und sympathisierte mit der Arbeiterklasse, aber er glaubte nicht daran, dass man politisch durch Aktionismus etwas verändern konnte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bukowskis literarisches Werk ist biografisch akkurat und die Aussagen seiner Geliebten in seinen Büchern decken sich mit seinen – nur die Perspektive ist eine andere. Die wichtigste Frau in Charles Leben war Jane Cooney Baker, seine erste große Liebe, eine Frau, die zehn Jahre älter war als er, mit der er zusammen war, als er Mitte 20 war. Wie er selbst hatte sie ein Alkoholproblem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seine erste Ehefrau Barbara Fry brachte eine kleine Literaturzeitschrift heraus, in der einige seiner Gedichte gedruckt wurden. Sie heirateten, aber die Ehe hielt nur wenige Jahre. 1963 dann lernt er Frances Dean kennen und schließt Freundschaft mit ihr. Im Oktober des gleichen Jahres erscheint seine erste große Gedichtsammlung: „It Catches my Heart in its Hands“ mit 777 Exemplaren. Ein Jahr später, 1964 wird Frances schwanger und gebiert am 7. September die gemeinsame Tochter Marina Louise, die er vergöttert. 1970 kündigt Charles seinen Postjob, arbeitet als Schriftsteller und hält Lesungen. Bei seinen Lesungen lernt er viele Frauen kennen, was er in seinem Buch Women (deutsch: „Das Liebesleben der Hyäne&quot;) thematisiert. Er führt ein unbeständiges Liebesleben und die Frauen geben sich förmlich die Klinke in die Hand, bis er schließlich Linda Lee kennenlernt, die er später heiratet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Literarische Rezeption in Deutschland&lt;br /&gt;========================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benno Käsmayr aus Augsburg entdeckte Bukowski und wurde einer seiner ersten Verleger. Als Verleger bekam er die Anfrage für die Zeitschrift „Gasolin“ zu drucken, wo Autoren wie Raymond Chandler, Neal Cassady, Helmut Eisendle, Sam Shepard, Wolf Wondratschek und Andere veröffentlicht wurden. Die erste Ausgabe enthielt direkt mehrere Gedichte von Charles Bukowski.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Weissner, Herausgeber des Maro Verlags, schloß 1973 einen Vertrag mit Bukowski ab, obwohl dieser von anderen Verlagen rigoros abgelehnt wurde. Es hieß, das sei keine Literatur, die man in Deutschland lesen würde. Der Maro Verlag wurde schließlich zum Verlag von Charles Bukowski.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armin Abmeier war Verlagsvertreter, Buchhändler und Herausgeber bei Hanser, Schirmer/Mosel und Wagenbach und trug auch dazu bei, dass Bukowski in Deutschland bekannt wurde. Er kannte viele Leute in der Verlagsszene. Zweitausendeins wurde aufmerksam auf ihn und kaufte 90 Prozent der Auflagen ab, die Zweitausendeins dann weiterverkaufte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Käsmayr schätzte an Bukowski, dass er kein Blatt vor den Mund nahm und für die sprach, denen es in der Gesellschaft nicht so gut ging. In den 70-ern war er genau richtig. Seine Literatur wirkte erfrischend. Auch viele Frauen standen auf Bukowski.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;1982 erscheint Bukowskis Roman „Ham On Rye“ und löst unter Kritikern bares Erstaunen aus ob der literarischen Qualität. In Deutschland wird das Buch unter dem Titel „Das Schlimmste kommt noch“ zum wohl beliebtesten Bukowski-Roman. 1985 heiraten Linda und Charles. 1987 kommt der Film „Barfly“ heraus, für das er das Drehbuch geschrieben hat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die späten Jahre&lt;br /&gt;===========&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mit zunehmendem Alter wurden Bukowskis Prosa und Gedichte schlanker, so als ob er keine Zeit vergeuden wollte. Er schmiss alles raus, was er für Ballast hielt. Immer häufiger schrieb er seinen Freunden über seinen schlechten Gesundheitszustand und sagte, dass er keine Angst vorm Sterben habe. Zwei Jahre vor seinem Tod gab er zu, dass Ruhm und Reichtum nicht zu verachten seien, sehnte sich aber nach den alten Tagen zurück, in denen er noch unbekannt war. Auf die Frage nach dem Geheimnis seines Erfolgs antwortet er: „Es war nur harte Arbeit, tagein tagaus harte Arbeit, und das Gefühl, dass man glücklich dabei war.“&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Häufig wurde ihm vorgeworfen, dass er ein trivialer Autor sei, nur über Sex und Saufen schreibe und darüber hinaus sexistisch sei. Sein Frauenbild war eher traditionell. Gleichzeitig wurde er von der 68er-Bewegung gefeiert. Vor allem ist er zeitlos, weil seine Themen zeitlos sind und alle betreffen, in jeder Gesellschaft. Er selbst sagt von sich:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;„Man macht mich viel mutiger und begabter, als ich es gewesen bin. Es wird übertrieben ... die menschliche Rasse übertreibt alles. Ihre Helden, ihre Feinde, ihre Bedeutung.“&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Am 9. März 1994 stirbt Charles Bukowski an einer Lungenentzündung., nachdem sein Abwehrsystem vom Krebs zu geschwächt war. Auf die Frage nach dem Sinn des Lebens antwortete er in einem Interview: „So&#039;n Scheiß – nächste Frage.“ ▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Deutsche Auswahlbibliographie:&lt;br /&gt;====================&lt;br /&gt;Aufzeichnungen eines Außenseiters. Melzer, Darmstadt 1970.&lt;br /&gt;Gedichte, die einer schrieb, bevor er im 8. Stockwerk aus dem Fenster sprang. MaroVerlag, Augsburg 1974.&lt;br /&gt;Kaputt in Hollywood. Kurzgeschichten. MaroVerlag, Augsburg 1976.&lt;br /&gt;Das Leben und Sterben im Uncle-Sam-Hotel. MaroVerlag, Augsburg 1978.&lt;br /&gt;Die Ochsentour, Erinnerungen an seinen Deutschlandbesuch, MaroVerlag, Augsburg 1980.&lt;br /&gt;Gedichte vom südlichen Ende der Couch – Von und über Charles Bukowski. MaroVerlag, Augsburg 1984.&lt;br /&gt;Der Andere. Erzählung. MaroVerlag, Augsburg 1995.&lt;br /&gt;439 Gedichte. Herausgegeben und übersetzt von Carl Weissner, Zweitausendeins 2003&lt;br /&gt;Ende der Durchsage – Gedichte. KiWi, Paperback, Köln, 2012.&lt;br /&gt;Hot Water Music – Storys. KiWi, Paperback, Köln, 2013.&lt;br /&gt;Über das Schreiben – Briefe an meine Weggefährten und Gönner. KiWi, Paperback, Köln, 2017.&lt;br /&gt;Keinem schlägt die Stunde – Stories. S. Fischer, Klassik, Frankfurt 2018.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;//Eine Produktion von Deutschlandfunk/Deutschlandfunk Kultur 2020.///&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-06-26 19:32 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | Was Nord- von Südeuropäern lernen können</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113522#3113522</link>
			<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 18:37:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Was Nord- von Südeuropäern lernen können&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;VERHALTEN BEI HITZE&lt;br /&gt;:&lt;br /&gt;Was Nord- von Südeuropäern lernen können&lt;br /&gt;____________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bericht: 26.06.2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;In Ländern wie Spanien, Italien und Griechenland haben die Menschen schon lange Erfahrung mit extremen Temperaturen. Wie sie damit umgehen – und wovon sie Mittel- und Nordeuropäern abraten.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ohne Hut in praller Sonne unterwegs, zum Frühstück um 11:00 Uhr das erste Bier, Krebsröte nach unzähligen Stunden am Strand – in der Urlaubssaison staunen Südländer immer wieder über ihre Besucher. Nun aber holt das Wetter auch die Mitte und den Norden Europas ein, und die Menschen müssen umdenken. Wie machen es die anderen, im Süden? Und was machen wir falsch?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gefahren des Hitzschlags&lt;br /&gt;================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In Griechenland wurden in den vergangenen Jahren bei Sommerhitze immer wieder tote Touristen beklagt. Unterschätzt werden vor allem Wanderungen in mittäglicher Hitze. Wenn 37 Grad Celsius im Schatten herrschen, steigen die Temperaturen in der prallen Sonne durchaus auf 60 Grad. Griechische Ärzte warnen, dass man schnell dehydrieren kann. Die Gefahr eines Hitzschlags ist hoch, besonders für ältere Menschen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die Folgen des Hitzschlags: Man wird verwirrt und verliert die Orientierung. Das sorgt besonders in abgelegenen Wanderregionen immer wieder für tödliche Unfälle, weil die Menschen sich verlaufen, es nicht mehr schaffen, telefonisch Hilfe zu rufen und nicht schnell genug gefunden werden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die Griechen selbst würden nie auf die Idee kommen, in den heißen Mittagsstunden wandern oder bummeln zu gehen. Mittags legt man sich ins abgedunkelte Zimmer und ruht – am besten, nachdem man mit der Air Condition alles ordentlich heruntergekühlt hat. Die Fensterläden bleiben während Hitzewellen rund um die Uhr geschlossen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Immer wieder Einsätze auf Mallorca&lt;br /&gt;=======================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In Spanien und Portugal unterläuft Touristen aus Nordeuropa oft derselbe Fehler: Sie unterschätzen extreme Hitze um die 40 Grad und die viel intensivere Sonneneinstrahlung. Das ist gut verständlich nach gefühlt Monaten unter grauem Winterhimmel, kann aber gerade für Kinder und ältere Menschen schnell lebensgefährlich werden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Immer wieder rücken etwa auf Mallorca Rettungssanitäter aus, um hitzegeschädigte Urlauber zu versorgen. Manche gehen zur heißesten Jahreszeit über Mittag wandern, ohne Wasser und nur mit Schlappen an den Füßen. Wenn sie sich dann auch noch verlaufen, wird es eng. Viele schleichen zudem spätestens nach dem zweiten Urlaubstag krebsrot durch die Gegend, eine Folge von zu wenig Sonnencreme oder einem zu niedrigen Schutzfaktor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einheimische hingegen setzen sich morgens bis etwa 10:00 Uhr an den Strand oder abends ab 18:00 Uhr. In den sehr heißen Stunden dazwischen gehört der Strand ganz den Urlaubern. Spanier und Portugiesen ziehen sich – wenn möglich – in die Siesta zurück, viele Läden sind geschlossen. Touristen hingegen teilen sich den Tag eher wie in der kühleren Heimat ein und landen beim Joggen oder Fahrradfahren in der heißesten Tageszeit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tagsüber sollte man nur leichte Mahlzeiten zu sich nehmen und um Urlauber-Imbisse, die mit »Futtern wie bei Muttern« auch in der Fremde mit Schnitzel und Pommes locken, lieber einen großen Bogen machen. Für Einheimische steht die Hauptmahlzeit des Tages meist erst ab 21:00 Uhr an. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andere Gewohnheiten&lt;br /&gt;==============&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In Italien geht es bei Hitze oft weniger um einzelne Hilfsmittel, sondern um kleine, eingespielte Alltagsgewohnheiten. Typisch sind zum Beispiel die vielen öffentlichen Trinkbrunnen in Städten – in Rom die »Nasoni« mit Trinkwasser –, an denen sich Menschen ganz selbstverständlich Wasser holen und sich dabei oft auch kurz Hände oder Handgelenke kühlen. Das gehört dazu: ein kurzer Stopp, ein paar Schlucke, weitergehen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Auffällig ist auch der konsequente Schatten-Instinkt: Wege werden ganz selbstverständlich so gewählt, dass man möglichst im Schatten bleibt. Man sieht selten jemanden freiwillig lange in der prallen Sonne stehen, wenn es vermeidbar ist. Zugegeben: Daran können sich Touristen nicht immer halten. Das sonntägliche Angelus-Gebet des Papstes findet mitten in der Mittagszeit auf dem offenen Petersplatz in Rom statt – in der prallen Sonne und mit kaum Schatten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Auch der italienische Tagesablauf selbst wirkt wie eine Art Hitzeschutz: In den heißen Mittagsstunden werden Erledigungen gar nicht erst geplant. Stattdessen ist diese Zeit für Pause, Rückzug und Ruhe reserviert – das Dorf, die Stadt werden erst wieder lebendig, wenn abends die Temperaturen sinken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erfrischung suchen&lt;br /&gt;============&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In Frankreich setzen die Menschen bei Hitze auf etwas, das vielen in Deutschland wohl nicht sofort in den Sinn kommen würde: feuchte Haut. In Apotheken gibt es bei hohen Temperaturen zuhauf Sprühflaschen zu kaufen. Auch die Krankenkasse empfiehlt, mindestens Gesicht und Unterarme mehrmals am Tag zu befeuchten. Sobald man das Haus verlässt, soll man neben der Wasserflasche möglichst einen kleinen Wasserzerstäuber dabeihaben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die kleinen Flaschen sind auf der Straße und auch drinnen häufig zu sehen. Ein paar Spritzer ins Gesicht, in den Nacken oder auf Arme und Beine sollen helfen, abzukühlen. Besonders schön daran: Gerne wird in Frankreich auch links und rechts etwas gesprüht und Frische verschenkt.▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;_____________________________________________&lt;br /&gt;COCKTAILPARTY-EFFEKT&lt;br /&gt;:&lt;br /&gt;Wie Fledermäuse im Schwarm ihr eigenes Echo erkennen&lt;br /&gt;______________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;News 31.03.2025&lt;br /&gt;YAZI: *Anna von Hopffgarten&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Fledermäuse drängen oft zu Tausenden gleichzeitig aus Höhlen hinaus. Dennoch stoßen sie selten zusammen, obwohl ihr eigenes Echo in der Menge kaum hörbar sein dürfte. Fachleute wissen nun, warum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wenn eine Fledermaus ihre Höhle verlässt, tut sie das oft zusammen mit vielen tausend Artgenossen. Dabei übertönen die Ultraschalllaute der anderen die eigenen fast vollständig. Wie es die Tiere trotzdem kollisionsfrei aus der Öffnung schaffen, hat Aya Goldshtein mit Kolleginnen und Kollegen von den Universitäten Konstanz, Tel Aviv und Jerusalem sowie dem Max-Planck-Institut für Verhaltensbiologie nun herausgefunden. Offenbar passen die Individuen Rufdauer und -frequenz ihre eigenen Laute derart an, dass sie sich von denen der Artgenossen unterscheiden. So erhalten sie die detailliertesten Informationen nur über jene Fledermaus, die direkt vor ihnen fliegt. Zusätzlich entfernen sie sich so schnell wie möglich aus dem dichten Kern der Kolonie.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fledermäuse orientieren sich im Flug vorwiegend per Echoortung. Dabei stoßen sie kurze Ultraschallrufe aus und erkennen anhand des reflektierten Echos die Entfernung zu Hindernissen. Insbesondere an Höhlenausgängen kommen sich die Tiere aber so nah, dass ihre Wahrnehmung durch die Laute der anderen gestört ist. Um zu verstehen, wie sie in dieser Situation dennoch erfolgreich navigieren, befestigte das Team um Goldshtein Peilsender an 110 wild lebenden Großen Mausschwanzfledermäusen (Rhinopoma microphyllum) im israelischen Hula-Tal. Zudem versah es 16 von ihnen mit winzigen Mikrofonen. Zusätzlich nutzten die Fachleute ein Computermodell, um die akustische Szenerie aus der Perspektive einer einzelnen Fledermaus nachzuzeichnen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jeden Abend zwängten sich innerhalb einer Minute rund 2000 Individuen durch eine etwa drei Quadratmeter große Höhlenöffnung, darunter auch die von den Forschern markierten Tiere. Sie flogen noch mehrere Kilometer zusammen weiter, um Nahrung zu suchen. Wie das Team feststellte, waren an der Engstelle 94 Prozent der Echosignale eines Individuums gestört. Allerdings schwärmten die Fledermäuse unmittelbar dahinter auseinander, wodurch die akustische Störung durch die anderen innerhalb von fünf Sekunden erheblich abnahm. Außerdem stießen sie in dem Tumult kürzere und schwächere Rufe in kürzerem Abstand aus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omer Mazar, der an der Studie beteiligt war, erklärt dieses Verhalten so: Das wichtigste Objekt, das eine Fledermaus in einem unübersichtlichen Gemenge erkennen müsse, sei der Artgenosse vor ihr. Sie verändere daher ihre Rufe derart, dass sie möglichst viele Informationen über ihn erhält. Alle anderen Signale könnten ruhig gestört werden, da die Fledermaus in dem kurzen Moment nur darauf achten müsse, nicht mit dem Vordermann zusammenzustoßen. ▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;---&lt;br /&gt;*Anna von Hopffgarten&lt;br /&gt;ist promovierte Biologin und Redaktionsleiterin Lifesciences.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynağı:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;______________________________________________&lt;br /&gt;PLASTIKVERSCHMUTZUNG&lt;br /&gt;:&lt;br /&gt;Das ist weltweit der häufigste Müll am Strand&lt;br /&gt;______________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: *Daniel Lingenhöhl&lt;br /&gt;News, 22.05.2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sonne, Strand und – Plastiktüten. Das ist ein gängiges Bild an den Küsten der Welt. Nun wurde ermittelt, welche Gegenstände den Abfall dominieren.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Woran erkennt man einen vom Massentourismus noch nicht entdeckten Strand? An den Unmengen an Unrat, der am Ufer liegt. Was klingt wie ein schlechter Witz, ist traurige Realität, denn wo sich viele Urlauber tummeln, lassen Hotelbetreiber oder Kommunen regelmäßig den störenden Müll einsammeln. In einer globalen Studie hat ein Team um Max Kelly von der University of Plymouth umfassend quantifiziert, welcher Kunststoffabfall am häufigsten an die Küsten der Welt geschwemmt wird: Verpackungen von Essen und Getränken gehören in fast allen untersuchten Ländern zu den drei am stärksten vertretenen Müllkategorien – gefolgt von Plastiktüten und Zigarettenstummeln, die ebenfalls zu den Kunststoffen zählen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jedes Jahr gelangen schätzungsweise 20 Millionen Tonnen Kunststoffabfälle in die Umwelt, ein großer Teil davon ins Meer und nicht wenig anschließend wieder an die Uferlinien der Erde. Tendenz: steigend. Um herauszufinden, wie sich diese Abfälle in den verschiedenen Kategorien verteilen, werteten Kelly und Co 5300 einzelne Untersuchungen aus, die alle sieben Kontinente, neun Ozeansysteme, 13 Nebenmeere und 112 Staaten umfassten. Diese Studien hatten jeweils die verschiedenen Kunststoffabfälle gruppiert und mengenmäßig eingeteilt, sodass Kelly und sein Team eine globale statistische Analyse durchführen konnten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 93 Prozent aller Staaten gehörten Plastikflaschen (inklusive ihrer Deckel) oder Lebensmittelverpackungen zu den drei häufigsten Müllbestandteilen, gefolgt von Plastiktüten und Zigarettenresten, die in knapp 40 Prozent der Länder zu den wichtigsten Abfällen gehörten. Es handelt sich also um schnelllebige Produkte, die nur einmal genutzt werden und danach direkt in der Umwelt landen. Selbst in der Antarktis werden Plastikflaschen oder Burger-Schachteln aus Kunststoff angeschwemmt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geisternetze und andere Abfälle der Fischerei spielen auch eine große Rolle, allerdings mit regionalen Schwerpunkten: Besonders davon betroffen sind Nationen mit starken Fischfangflotten oder reichhaltigen Fischgründen, die von diesen Trawlern angefahren werden. Darunter befinden sich mit der Antarktis oder Grönland auch Gebiete, die nur dünn oder gar nicht besiedelt sind. In einigen Ländern gehören Hygieneprodukte oder sogar Bekleidung zu den drei wichtigsten Abfallkategorien, etwa Peru für Kleidung oder Spanien für Hygieneprodukte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dass es auch besser werden kann, zeigt übrigens Australien: Rund um die großen Metropolen des Landes ging die Umweltverschmutzung mit Kunststoffabfällen seit 2014 um fast 40 Prozent zurück. Und die Zahl der Strände, an denen kein Müll liegt, nahm gleichzeitig zu. ▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;---&lt;br /&gt;*Daniel Lingenhöhl&lt;br /&gt;ist Chefredakteur bei Spektrum der Wissenschaft.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | Amazon&#039;un kurucusu Bezos: &#039;Yapay zeka insanların yerini almayacak&#039;</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113516#3113516</link>
			<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:24:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Amazon&#039;un kurucusu Bezos: &#039;Yapay zeka insanların yerini almayacak&#039;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;YAZI: Shiona McCallum&lt;br /&gt;Teknoloji muhabiri&lt;br /&gt;Bildirdiği yer, VivaTech konferansı, Paris&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 18 Haziran 2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Amazon&#039;un kurucusu Jeff Bezos, Paris&#039;te bir teknoloji konferansında yaptığı konuşmada, yapay zekanın insanları işsiz bırakmak yerine daha fazla istihdam doğuracağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bezos, yapay zekanın çok sayıda çalışanı işinden edeceğine dair artan kaygılara karşı çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yerine, bu teknolojinin yeni fırsatlar yaratacağını ve insan emeğine olan talebi artıracağını savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüş, aralarında eski İngiltere başbakanı Rishi Sunak&#039;ın (şu anda Microsoft ve yapay zeka şirketi Anthropic&#039;e danışmanlık yapıyor) da bulunduğu bazı teknoloji ve siyasi figürlerin görüşleriyle çelişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunak kısa süre önce yapay zekanın gençlerin iş imkanları üzerinde etkisi olduğunu söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Yapay zekanın insanları gereksiz kılacağına dair pek çok kişinin, aralarında çok zeki insanların da bulunduğu bir kesimin kaygı duyduğunu biliyorum&quot; diyen Bezos, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu bakış açısına kesinlikle katılmıyorum. Aslında yapay zeka bir iş gücü açığı yaratacak.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bezos, gelecekte yapay zekanın toplumdaki rolüne ilişkin iyimser bir tablo çizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyarder girişimci, giderek otomasyona geçen fiziksel üretim sektörünü hızlandırmaya odaklanan yeni yapay zeka girişimi Prometheus hakkında da konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere&#039;deki İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TUC), yapay zeka teknolojisi nedeniyle hissedarlar zenginleşirken işlerin &quot;nitelik kaybına uğrayabileceğini ya da ortadan kalkabileceğini&quot; söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak TUC, doğru şekilde geliştirilmesi halinde yapay zekanın dönüştürücü bir potansiyel taşıdığını ve çalışanların verimlilik artışından faydalanabileceğini de belirtti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Ay&#039;da kalıcı üs&lt;br /&gt;=========&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bezos, Avrupa&#039;nın en büyük teknoloji fuarı VivaTech Paris&#039;teki konuşmasında uzay keşfine ilişkin uzun vadeli vizyonunu da anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzayı &quot;talebin değil arzın sınırlı olduğu&quot; bir alan olarak tanımlayan Bezos, gelecekteki gelişimin önündeki en büyük engelin uzaya erişim olduğunu savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bezos&#039;a göre Ay, yakınlığı ve kaynakları nedeniyle insanlığın Dünya&#039;nın ötesine genişlemesi için doğal bir başlangıç noktası sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ziyaret etmek için değil, kalmak için Ay&#039;a gidiyoruz&quot; diyen Bezos, elektroliz gibi teknolojilerin bir gün Ay&#039;daki kaynakların roket yakıtı üretmek ve Dünya dışındaki kalıcı bir varlığı desteklemek için kullanılmasına imkan tanıyabileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmada Bezos&#039;un bir diğer girişimi olan uzay seyahati şirketi Blue Origin de gündeme geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket mayıs ayında Florida&#039;daki Cape Canaveral&#039;da mürettebatsız bir New Glenn roketinin yer testinde patlamasıyla gerileme yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu tüm ekip için büyük bir darbeydi. Ama o zamandan beri öğrendiğimiz şey, aslında çok şanslı olduğumuz&quot; dedi Bezos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patlamada yaralanan olmadı ve Bezos, yakıt ve itici sistemler de dahil olmak üzere fırlatma altyapısının bazı kritik parçalarının kurtulduğunu, bunların yeniden yapılmasının çok daha uzun süreceğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı sahnede konuşan Blue Origin&#039;in CEO&#039;su Dave Limp, fırlatma sahasındaki yeniden inşa çalışmalarının başladığını ve şirketin yıl sonundan önce yeniden fırlatma yapmayı beklediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blue Origin, ticari uzay uçuşu ve Ay keşfi alanında önemli bir oyuncu olma yarışında Elon Musk&#039;ın SpaceX şirketiyle rekabet ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unitree&#039;nin robotu büyük ilgi gördü&lt;br /&gt;======================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unitree Robotics&#039;in insansı robotu fuarın en ilgi gören unsuru oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Robotik alanındaki son gelişmeleri görmek isteyen ziyaretçiler onu görmek için kuyruklar oluşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket, insanların makinelerle konuşma yerine bilişsel sinyaller aracılığıyla etkileşim kurmasını sağlayan bir teknoloji sergiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Robot, elektroensefalogram (EEG) bulunan bir kafa bandı aracılığıyla beyin faaliyetlerinden üretilen komutlara yanıt verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Testte, kafa derisine temas eden elektrot adı verilen küçük metal parçalar kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gösterim, gelecekte insanlar ve makinelerin birlikte nasıl çalışabileceğine dair bir fikir sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu yılki etkinliğin daha geniş bir eğilimini de yansıttı: Yapay zekanın sohbet botlarının ötesine geçerek fiziksel dünyaya taşınması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler, sağlık, üretim ve hizmet sektörlerinde insanlarla birlikte çalışabilecek makineler geliştirmek için yarışırken, insansı robotlar giderek gerçeğe dönüşüyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;//Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada.///&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;________________________________________&lt;br /&gt;Grafiklerle: Musk nasıl dünyanın ilk trilyoneri oldu?&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC News Türkçe&lt;br /&gt;Bildirdiği yer, Londra&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 4 Haziran 2026&lt;br /&gt;Güncelleme: 15 Haziran 2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Uzay teknolojileri şirketi SpaceX&#039;in 12 Haziran Cuma günü tarihin en büyük halka arzını yapmasının ardından Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloomberg zenginler listesine göre, Tesla ve SpaceX&#039;in kurucusu, 1,11 trilyon dolar seviyesine ulaşan toplam servetiyle dünyanın en zengin insanı konumunu pekiştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay, telekomünikasyon ve yapay zeka (AI) şirketi SpaceX, halka arzının ardından New York merkezli NASDAQ borsasında 2,2 trilyon dolar değerleme ile işlem görmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket, hisselerinin tanesini 135 dolardan satışa sunacağını açıklamıştı ancak işlemler 150 dolardan başladı ve kısa süreliğine 176,50 dolara kadar yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SpaceX hisseleri Cuma günü yaklaşık 161 dolardan kapandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SpaceX, halka arzından önce yatırımcılardan 75 milyar dolar toplamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musk&#039;ın SpaceX&#039;teki yüzde 42&#039;lik sahiplik payı ona tek taraflı kontrol sağlıyor. Yatırılan parayı dilediği gibi kullanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloomberg&#039;e göre Musk&#039;ın SpaceX&#039;teki hisselerinin değeri işlemlerin kapanışında 767,1 milyar dolar seviyesindeydi. Ayrıca SpaceX opsiyonlarında 53,8 milyar doları bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Tesla hisselerinde 168 milyar dolar ve Tesla opsiyonlarında ilave 116,4 milyar doları daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musk&#039;ın yükselişi&lt;br /&gt;===========&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloomberg&#039;e göre bugünkü tahmini net serveti yaklaşık 1,11 trilyon dolar olan Musk, Google&#039;ın kurucu ortakları Larry Page ve Sergey Brin, Amazon&#039;un kurucusu Jeff Bezos ve Fransız lüks ürünler grubu LVMH&#039;nin başındaki Bernard Arnault gibi zenginler listesine giren milyarderlerin oldukça üzerinde yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji sektöründe ilk kez 1990&#039;ların sonlarında adını duyuran Musk her zaman zenginler listesinde yavaşça yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak 2020&#039;de yaklaşık 28 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 35. kişisi konumundaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak aynı yıl, en büyük iki şirketi olan elektrikli otomobil üreticisi Tesla ile uzay araştırmaları ve yapay zeka şirketi SpaceX&#039;in değerlemeleri hızla yükselince serveti de hızla arttı. Musk&#039;ın her iki şirkette pay oranı yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki grafik, Musk&#039;ın son altı yıl boyunca servetinin dalgalı yolculuğunu izliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seyir, Tesla&#039;nın hisse fiyatlarındaki dalgalanmalar, SpaceX&#039;in artan değerlemesi ve Trump yönetimi döneminde siyasi ve yatırımcı hassasiyetindeki değişimlerle biçimlendi. Şekli keskin yükselişler ve sert düşüşlerle dolu engebeli bir sıradağı andırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak 2021&#039;e gelindiğinde teknoloji patronu, kısa süreliğine Jeff Bezos&#039;u geride bırakarak dünyanın en zengin kişisi konumuna yükselmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 2022&#039;de ABD teknoloji hisselerindeki düşüşle serveti azaldı ve 2025&#039;in başlarında, Trump yönetimindeki rolüne ilişkin yatırımcı endişelerinin Tesla&#039;nın hisse fiyatındaki düşüşle aynı döneme denk gelmesiyle yeniden sert bir düşüş yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seferinde daha güçlü bir şekilde geri döndü. O artık bir trilyoner. Peki, bin milyar dolar (yani 12 sıfırlı 1) gerçekte neye benziyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki grafik, bu hayal edilmesi güç sayıyı nokta nokta ayrıştırarak, toplam servetini diğer öne çıkan isimler, kamu harcama bütçeleri ve lüks varlıklarla karşılaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musk&#039;ın servetinin büyük ölçüde yükselip düşebilen hisse senetlerinden oluştuğunu hatırlamak önemli. Nitekim, şubat ayında X üzerinden yaptığı açıklamada net servetinin yüzde &quot;0,1&quot;inden daha azının nakit olarak tutulduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musk halihazırda, piyasa değeri yaklaşık 1,5 trilyon dolar olan Tesla&#039;da %12 ve şu anda değeri 2 trilyon doların üzerinde olan SpaceX&#039;te ise %42 paya sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hisselerinin önemli bir bölümü kişisel kredilere karşı teminat olarak gösterilmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji patronu ayrıca, tünel inşaat şirketi The Boring Company ve beyin-bilgisayar arayüzleri geliştiren Neuralink dahil olmak üzere daha küçük işletmelerde de pay sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nakit yerine büyük ölçüde kâğıt varlıklara dayanan bu aşırı bağımlılık dikkat çekici bir dengesizlik yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki yatay blok dökümünün de gösterdiği gibi, serveti neredeyse tamamen iki dev kurumsal varlıktan oluşuyor ve nakit için neredeyse hiç yer kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihsel olarak dünyanın en zenginleri servetlerini finans ve imalat gibi sektörlerde kazandı. Bugün ise küresel zenginler listesi tamamen farklı bir tablo ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi, mavi bloklardaki genişleme, son on yılda teknoloji devlerinin en üst sıraları ne ölçüde tekeline aldığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2015&#039;te dünyanın en zengin 10 kişisinin yalnızca ikisi teknoloji dünyasındandı. Bugün ise bu sayı, ilk altının tamamı dahil olmak üzere yediye yükseldi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-06-26 18:03 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | Yedi tavukçuluk firması için daha kayyum tedbiri iptal edildi</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113513#3113513</link>
			<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:13:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Yedi tavukçuluk firması için daha kayyum tedbiri iptal edildi&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC News Türkçe&lt;br /&gt;Bildirdiği yer, Ankara&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 12 Haziran 2026&lt;br /&gt;Güncelleme: 18 Haziran 2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Haksız fiyat artışı gerekçesiyle beyaz et sektörüne düzenlenen operasyonla başlayan süreçte, kayyum atanan 13 firmanın yedisine yönelik kayyum kararı daha iptal edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Haziran&#039;da sekiz ilde düzenlenen operasyon kapsamında aralarında şirket CEO&#039;ları ve üst düzey muhasebe yöneticileri de dahil 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltına alınan 29 şüpheli emniyetteki ifadelerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece &#039;yurt dışı çıkış yasağı&#039; şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Operasyonda 13 şirkete denetim kayyumu atandı. 16 Haziran&#039;da Gedik Piliç, Erpiliç, ve Keskinoğlu&#039;na kayyum tedbiri mahkeme kararı ile kaldırılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Haziran&#039;da Banvit, As Piliç, Lezita, Ak Piliç, Bupiliç, Şenpiliç ve Aypi Piliç&#039;e de kayyum kararı kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Bakanı Akın Gürlek, beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen şirketlere operasyon yapıldığını açıklamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürlek, temel gıda zincirinin kesintiye uğramaması ve ticari faaliyetlerin şeffaf ve denetlenebilir sürdürülmesi amacıyla 13 şirkete denetim kayyumu atandığını belirtmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şirketler arasında Şenpiliç, Banvit, Erpiliç, Lezita, Keskinoğlu, Hastavuk, Bakpiliç, Bupiliç, Ak Piliç, As Piliç, Gedik Piliç, Orvital ve Aypi Piliç yer alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Operasyonlar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstanbul, Ankara, Balıkesir, Bolu, Bursa, İzmir, Samsun ve Uşak&#039;ta eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheliler arasında ise sektörün önde gelen şirketlerinin CEO&#039;ları, üst düzey muhasebe ve finans yöneticileri, pazarlama müdürleri ve üst düzey yönetim kurulu üyeleri yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketlerden henüz operasyon ile ilgili açıklama gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC News Türkçe Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği ile iletişime geçti ancak dernek konuyla ilgili şu an bir açıklama yapılmayacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılık &#039;örgüt kurmakla&#039; suçladı&lt;br /&gt;====================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada bazı şirket yetkililerinin beyaz et sektöründeki fiyat belirleme süreçlerinde tüketicinin aleyhine olacak şekilde birlikte hareket ettiği ve adil rekabet ortamının bozulduğu yönünde &quot;kuvvetli şüpheler&quot; olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcılık şüphelilere &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma&quot; ve &quot;fiyatları etkileme&quot; suçlaması yöneltti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürlek soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Rekabet Kurumu, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Genel Müdürlüğü ve MASAK eş güdümünde sürdüğünü belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürlek &quot;Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde; vatandaşlarımızın ekonomik haklarını zedeleyen, piyasa düzenini bozmaya teşebbüs eden ve haksız kazanç sağlamaya yönelik hiçbir usulsüzlüğe müsamaha gösterilmeyecektir&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetim kayyumu nedir?&lt;br /&gt;================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetim kayyumu, bir şirketin ya da kurumun yönetimini tamamen devralmadan, belirli işlemleri gözetlemek ve denetlemek amacıyla mahkeme tarafından atanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetim kayyumu atandığında şirketin mevcut yönetim kurulu ve yöneticileri görevine devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak mahkemenin belirlediği bazı işlemler için kayyumun onayı ve denetimi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayyum, şirket faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğini takip ediyor ve düzenli olarak mahkemeye rapor sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketin yönetimi tamamen kayyuma geçmese de kayyum, bir tür mahkeme gözetmeni gibi hareket ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olmuştu?&lt;br /&gt;========&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye&#039;de beyaz et sektörü özellikle son iki yıldır rekabet soruşturmaları ve yüksek para cezalarıyla karşı karşıya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz et sektöründe faaliyet gösteren birçok şirkete yönelik, fiyat koordinasyonu ve rekabet ihlal iddiaları nedeniyle Rekabet Kurumu tarafından çeşitli soruşturmalar açılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banvit, Şenpiliç, Erpiliç, Lezita, Gedik, Hastavuk ve Keskinoğlu gibi sektörün önde gelen firmaları incelemeye alınmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruşturmalar sonucunda Rekabet Kurulu Eylül 2025&#039;te 13 şirkete toplamda yaklaşık 3,7 milyar TL idari para cezası uygulanmasına karar vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu karar, Türkiye rekabet hukuku tarihinde gıda sektöründeki en büyük yaptırımlardan biri olarak değerlendirilmişti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Kaynak:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | Dünyanın en eski tatlısı: Aşure</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113510#3113510</link>
			<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 16:40:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Dünyanın en eski tatlısı: Aşure&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Temmuz 2024&lt;br /&gt;Güncelleme 25 Haziran 2026&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZI: Paul Benjamin Osterlund / Gazeteci&lt;br /&gt;Bu yazı BBC Türkçe&#039;de ilk olarak 13 Nisan 2022&#039;de yayımlandı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Nohutla fasulye genelde birlikte pek de iyi gitmeyebilir ama bu ikili, dünyanın en eski -ve bazılarına göre en lezzetli- tatlısının en önemli malzemeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayında İstanbul&#039;da hava soğuktu, yağmur çiseliyordu. Kurtuluş&#039;ta bir tatlı dükkanında kendimi iyi hissettirecek bir şey arıyordum. Fırın sütlaç ve sütlü tatlılarıyla meşhur tatlıcı, insanların bildiği en eski tatlı olan aşure de satıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslami geleneğe göre aşure, Nuh Peygamber&#039;in büyük selden kurtularak ailesiyle birlikte Ağrı Dağı&#039;na çıkışını kutlamak için yapılıyor. Efsaneye göre içinde 10&#039;a yakın farklı tahıl, meyve, kuruyemiş ve baklagiller olan bu tatlının bereketi, Nuh&#039;un gemisinde kalan tüm malzemeler birleştirilerek yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaya çıkan ürün ise hafif tatlı, kıvamlı ve çeşitli meyve parçacıklarından oluşan sağlıklı bir atıştırmalık olmuş. Sıcak olarak hazırlandığında insanın içini ısıtan bir yoğunlukta; soğuk servis edildiğinde kremamsı kıvamda bir yoğunluğa sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en eski tatlısı olmanın verdiği ayrıcalığa ek olarak, aşurenin bugün Anadolu&#039;da çok önemli bir yeri de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşure, Arapçada &quot;10&quot; anlamına geliyor ve İslami takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü için kullanılıyor. Aşure de bu hafta evlerde pişirilip arkadaşlara, akrabalara ve komşulara dağıtılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#039;Sevgi ve bereket yayıyor&#039;&lt;br /&gt;================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vogue ve GQ Türkiye&#039;nin yemek editörü Cemre Torun, Food Magazine isimli dergiye yazdığı makalesinde bunun &quot;sevgi ve bereketin yayılması için&quot; yapıldığını yazıyor ve ekliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Aşure muhtemelen dünyanın bu kısmında en sembolik olan yiyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu tarih özellikle Şii Müslümanlar, Aleviler ve Bektaşiler için özel bir öneme sahip. Çünkü bu gün aynı zamanda Muhammed Peygamber&#039;in torunu Hüseyin&#039;in şehit olmasıyla aynı güne denk geliyor, ki bu ölüm Müslümanlar içinde Şii-Sünni ayrımına da yol açmıştı.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torun makalesinde, Şii geleneklerinden etkilenen bir Sufiliğe yakın Bektaşi mezhebinin eski liderlerinden olan dedesinin kültürünü ve geleneklerini de anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bektaşi kültürü aslında Anadolu&#039;ya dayansa da, Sufi emirlerinin Türkiye Cumhuriyeti&#039;nin kurulmasının ardından 1925&#039;te yasaklanmasıyla birlikte Arnavutluk&#039;a taşındılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanç Aleviliğe daha yakın ve Alevilerin Türkiye nüfusunun yüzde 20 veya 25&#039;ini oluşturduğu düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem bir kış tatlısı&lt;br /&gt;===============&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torun bana, din ve tarihi bir kenara bırakarak aşurenin Anadolu mutfağının geniş kültürünü yansıttığını anlattı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Nohut, fasulye gibi malzemelerin varlığı, hem tat hem dengeye verilen önemi; bolluk ve berekete yapılan vurguyu, bu bölge mutfağındaki ürünlerin besin değerinin ne kadar yüksek olduğunu; kilerimizin zenginliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yiyecekler her zaman fasulye, mercimek ve çeşitli tahıllarla baklagillerle dolu olur.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ve farklı ülkelerde aşurenin çok çeşitli tarifleri var. Çoğunlukla vegan olan bu tatlı, besin değeri nede nedeniyle muhteşem bir kış yemeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeşehir Üniversitesi&#039;nde mimarlık tarihi ve arkeoloji bölümünde öğretim görevlisi olan Suna Çağaptay, aşurenin Yunan ve Amerikan mutfak geleneğine nasıl girdiğini, Doğu Avrupa ve Orta Doğu&#039;da nasıl farklı çeşitleri olduğunu, hem Sünnilerin hem Alevilerin yaşadığı Malatya&#039;da kendisine çocukluğunu hatırlattığını anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Yedi yaşında naif bir çocukken, aşurenin sadece Alevilere özel bir tatlı olduğunu sanıyordum. Ergenlik yıllarımda Sünnilerin de yaptığını fark ettim.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Çağaptay&#039;ın annesi aşure yaparken buğday, şeker, kuru üzüm, nohut, kuru fasulye, su, tarçın ve ceviz kullanıyormuş. Ve ailesi için aşure sağlık, iyi komşuluk ilişkileri ve paylaşmak anlamına geliyormuş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Benim aşure yapımıyla ilgili ilk anım, elimde bir kepçeyle annemin yanında gezip komşuların kapısını çalışımız. Komşular kepçelerini uzatırdı ben de annemin elindeki büyük kaynar tencereden o kaplara aşure doldururdum. Bu tabii kırsal bölgede aşure dağıtım şekli. İstanbul veya diğer şehirlerde zaten kaselere koyup doğrudan o şekilde dağıtılıyor.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan, bu kadar eski bir tarihi olan ve kültürel önemi bu kadar yüksek olan bir tatlıyı yemeye de çekinebiliyor. İlk kaşığı daldırmak için bu sebeple Kurtuluş&#039;taki bir tatlıcıyı seçtim. Kurtuluş; bir zamanlar Yunan, Ermeni ve Yahudi toplumların yoğun olarak yaşadığı, o atmosferin yer yer hissedildiği bir mahalle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlıcının sahibi İlhan Yalçın, büyükbabasının aşure tarifini kullandığını; bu tarifin bir Ermeni soğuk çorbasından esinlenerek yapıldığını anlatıyor. İçinde kuru incir, kuru kayısı, üzüm, nohut, kuru fasulye, tuz, nişasta, dövülmüş fındık ve tatlı sarı bir renk veren zerdeçal var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı tatlıcılarda yıl boyu aşure bulunabiliyor, özellikle Osmanlı zamanından kalma yenilenen restoranlarda. Bunun sebebi de, Torun&#039;a göre, Muharrem ayı dışında pek de alıcısı olmaması yani talep eksikliği. Yıl boyu aşure servisi yapan daha pahalı restoranlarda hindistan cevizi ve nar gibi daha yüksek fiyatlı malzemeler de olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#039;Hepimize benzer şeyler düşündürüyor&#039;&lt;br /&gt;İçinde ne olduğundan bağımsız olarak, aşure, hazırlayanlar için bir nostaljik gelenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suna Çağaptay, annesinin 2000 yılında hayatını kaybetmesinin ardından 20 yıl boyunca her Muharrem ayında aşureyi annesiyle özdeşleştirmiş ve zaman içinde kendi tarifini geliştirmiş. Bugün ilk tarife göre daha fazla kuruyemiş ekleyerek soğuk servis yapıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Annemden edindiğim tarifleri geliştirmeyi her zaman çok sevdim. Bu da benim onunla başka bir seviyede bağ kurmamı sağlıyor gibi hissediyorum. Yeni tarifimi çok seveceğini ve beni takdir edeceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Aşurenin çeşitlerinin temsil ettiği şeyi çok seviyorum: Tatlılık, anma, yeni başlangıçlar… Çok az tarifin aşure kadar gücü var: Çok geniş bir coğrafyada biliniyor, hem İncil&#039;den hem İslam&#039;dan referansları var ve hepimize benzer şeyler düşündürüyor.&quot;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yazının yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__________________&lt;br /&gt;Yaz gündönümü nedir?&lt;br /&gt;__________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;20 Haziran 2024&lt;br /&gt;Güncelleme 21 Haziran 2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yaz gündönümü bazıları için yazın başlangıcı ve daha sıcak günlerin gelişini işaret ediyor. Bazıları içinse önemli bir kutlama zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey yarımkürede Haziran ayına denk gelen yaz gündönümü yılın en uzun günü anlamına geliyor. Yani yıl içinde en en uzun süre aydınlık yaşanan gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamız dikey bir eksen etrafında dönmez - eğiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, yıl boyunca Dünya&#039;nın farklı bölgelerine ulaşan güneş ışığı miktarının değiştiği anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu eğiklik olmasaydı, hava durumu olmasına rağmen mevsimler olmazdı çünkü yıl boyunca eşit miktarda gün ışığı alırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın yarısı boyunca, Dünya&#039;nın kuzey yarımküresi güneşe doğru eğik durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz gündönümü de kuzey yarımkürenin güneşe en fazla eğik durumda olduğu gün. Bu da, güneşin Yengeç Dönencesi&#039;nde tam tepede olacağı anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl, kuzey yarımkürede yaz gündönümü 21 Haziran Pazar günü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz gündönümü her yıl 20-22 Haziran arasında gerçekleşiyor. Artık yıllarda ise (örneğin 2024) her zaman 20 Haziran&#039;a denk geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedeni, takvim yılının Dünya&#039;nın Güneş etrafındaki yörüngesini tamamlaması için geçen süre ile tam olarak eşleşmemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya&#039;nın eğikliği nedeniyle, yüksek enlemlerde gündüz süresi daha uzun. Bu dönemde, Kuzey Kutbu&#039;na yakın bölgelerde &quot;gece yarısı güneşi&quot; yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutup Dairesi boyunca, Kuzey Kutbu&#039;ndan 23,5 derece enlemlerine kadar olan bölgelerde güneş hiç batmaz. Bu süre zarfında güney yarımküre de kış gündönümünü, yani en kısa günü yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney yarımkürede en uzun gündüz ise 21 Aralık&#039;ta yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________________&lt;br /&gt;Arabanız neden kişisel bilgilerinizi toplayıp, satıyor?&lt;br /&gt;_________________________________________&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;BBC Future&lt;br /&gt;Yayın tarihi: 23 Mayıs 2026&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Arabalar eskiden özgürlük anlamına geliyordu. Ailemize ait Toyota&#039;nın anahtarlarını ilk aldığımda, bu bir tür rüştümü ispat töreniydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve babamın gözetiminden uzaklaşıp, kararlarımın tamamen bana ait olduğu bir dünyaya adım atacak kadar büyümüştüm artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama artık işler değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün modern arabalar, aslında tekerleklerin üzerinde ilerleyen mobil bilgisayarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dev şirketler de bu araçları artık hayatınızın mahrem detaylarını toplamak ve daha fazla para kazanmak için kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba kullanmanın yalnızlık ve bağımsızlık için bir fırsat olduğunu düşünüyorsanız, bir kez daha düşünün. Durum çok daha kötüye gidecekmiş gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otomobil şirketlerinin, gizlilik politikalarını da yakından incelerseniz aslında size bunu haber verdiklerini göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topladıkları bilgiler, gittiğiniz her yerin net konum verilerini, arabada kimin sizinle olduğunu, radyoda ne çaldığını, emniyet kemerinizi takıp takmadığınızı, çok hızlı sürüp sürmediğinizi ya da çok sert frene basıp basmadığınızı kapsayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları kilonuz, yaşınız, ırkınız ve yüz ifadeleriniz gibi hiç beklemediğiniz detayları da toplayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aracınızda burnunuzu temizlemeye çalışıyor musunuz? Bazı arabaların içinde sürücü koltuğuna doğru yönlendirilmiş kameralar bile var. Çoğu araçta da, siz araba kullanırken bu verileri gönderebilen internet bağlantısı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, size para kaybettirebilecek bir gizlilik sorunu. Araç verilerinin en büyük müşterileri arasında sigorta şirketleri yer alıyor ve bu verileri bazı sürücülerin araç sigortası ücretlerini yükseltmek için kullanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bilgilerinizin nereye gittiğini bilmenizin de imkanı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı otomobil şirketleri verilerinizi sattıklarını kabul ediyorlar ama kimin satın aldığını söylemek zorunlulukları da bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu biraz ürkütücü bulmanız doğal. Uzmanlar, çoğu tüketicinin bilgilerinin toplanıp, satıldığından bile habersiz olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Washington&#039;daki Brookings Enstitüsü Teknoloji İnovasyon Merkezi&#039;nden kıdemli araştırmacı Darrell West &quot;İnsanlar, araçlarının topladığı ve üreticiye veya üçüncü taraf uygulamalara ilettiği veri noktalarının sayısına şok olabilirler&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu aslında hayatınızın neredeyse saniye saniye yeniden oluşturulabileceği anlamına geliyor&quot; diye durumu özetliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala rahatsız hissetmediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası ABD&#039;de federal düzeyde uygulamaya konulması planlanan bir yasa, kullandığınız aracın, sizin hakkınızda toplayabileceği veri miktarınının artmasına olanak veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakında Amerikan otomobil şirketlerinin, vücut dilinizi taramak, gözlerinizi veya davranışlarınızı izlemek ve araç kullanamayacak kadar sarhoş veya yorgun olup olmadığınızı tespit etmek için kızılötesi biyometrik kameralar ve diğer sistemleri kurmaları gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu aynı zamanda sağlığınız ve alışkanlıklarınız hakkında yepyeni bir veri hazinesinin de önünü açacak. Otomobil şirketlerinin bu bilgilerle ne yapabileceğine dair hiçbir kural yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette, faydaları da var. İnternet bağlantılı arabalar daha kullanışlı olabilir. Üzerlerindeki sensörler sürüşü daha güvenli ve konforlu hale getirebilir. Sigorta şirketleri, iyi bir sürücü olduğunuz için sizden daha az ücret talep edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak otomobil üreticilerinin veri imparatorluklarını genişletmeye hazırlandığı bu dönemde, kaputun altında neler olup bittiğini ve bunun sizi nasıl etkilediğini anlamak kritik bir önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veri otobanı&lt;br /&gt;========&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nispeten yeni bir araca sahip olsanız dahi, muhtemelen internet bağlantısı olan bir araçtasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danışmanlık firması McKinsey, 2021 yılında yollardaki araçların %50&#039;sinin internet bağlantısına sahip olduğunu ve bu sayının 2030&#039;a kadar %95&#039;e yükseleceğini öngörüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aracınız internete bağlıysa, kişisel bilgiler ve mahremiyet kesinlikle önem vermeniz gereken bir konu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otomobil şirketleri, telefonunuzu bilgi-eğlence sistemine bağlandığınızda veya sürüş için tasarlanmış belirli uygulamaları kullandığınızda da sizi izleyebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı sürücüler ayrıca, potansiyel indirimler karşılığında, sigorta şirketlerinin takibe olanak veren telemetri sistemini kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firefox internet tarayıcısının üreticisi Mozilla&#039;nın 2023 yılında yaptığı bir analiz, 25 otomobil markasının gizlilik politikalarını inceledi. Hiçbiri, Mozilla&#039;nın markaları karşılaştırmak için kullandığı gizlilik ve güvenlik standartlarını karşılayamadı. Mozilla, otomobillerin &quot;mahremiyet açısından inceledikleri en kötü ürün kategorisi&quot; olduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rapora göre, otomobil şirketleri adınız, yaşınız, ırkınız, kilonuz, finansal bilgileriniz, yüz ifadeleriniz, psikolojik eğilimleriniz ve daha fazlası dahil ayrıntıları toplama hakkını saklı tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Kia&#039;nın gizlilik politikası, şirketin &quot;cinsel yaşamınız&quot; ve genel sağlığınız hakkında bile bilgi toplayabileceğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kia sözcüsü James Bell, şirketin aslında sürücülerin cinsel yaşamları veya sağlıkları hakkında hiçbir zaman veri toplamadığını savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bell, bu ayrıntıların yalnızca Kia&#039;nın gizlilik politikasında yer almasının nedeninin, şirketin California eyaletinin &quot;hassas veri&quot; tanımını listelemesi olduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bell, Kia&#039;nın gizlilik uygulamalarının şeffaf olduğunu ve şirketin yalnızca sürücüler onay verirse verileri sigorta şirketleriyle paylaştığını vurguluyor. Ancak şirket, hangi tür &quot;hassas verileri&quot; topladığını açıklamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;//Fotoğraf altı yazısı, Mahremiyet uzmanları, arabaların hayatımıza en çok müdahale eden ürünlerden biri olduğunu söylüyor.///&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabalar aklınıza hiç gelmeyecek yerler dahil sensörlerle dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koltuklarda, gösterge panelinde, motorda, direksiyon simidinde, aklınıza gelebilecek her yerde. Örneğin, birçok arabanın içinde ve dışında kameralar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni model bir arabada bir şey yapıyorsanız, şirketlerin bunu öğrenmesinin bir yolu olma ihtimali yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mozilla, 19 otomobil şirketinin veri satışı yapabileceklerini belirttiğine işaret etti ve tam olarak da bu yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&#039;de General Motors&#039;a (GM) rıza olmadan araç konum verilerini sattığı iddiasıyla dava açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&#039;li senatörler, Honda ve Hyundai&#039;yi de benzer uygulamalar nedeniyle suçladı ve dahası bunlar sadece kamuoyunun bildiği örnekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mozilla&#039;nın otomobil araştırmasını yöneten kişisel veri uzmanı Jen Caltrider, &quot;Sizin hakkınızda topladıkları tüm bilgileri alıp, kim olduğunuz, ne kadar zeki olduğunuz, psikolojik profilinizin ne olduğu, siyasi inançlarınızın ne olduğu hakkında çıkarımlar yapmak için kullanıyorlar&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caltrider&#039;a göre bu verileri kimin satın alabileceği veya ne için kullanılacağı konusunda hiçbir kural yok:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; Bu veriler size ürün pazarlamak için kullanılabilir.&lt;br /&gt;&gt; Şirketler işe alım kararlarında bu verileri kullanabilir.&lt;br /&gt;&gt; Kolluk kuvvetleri, arama emri alamadıkları durumlarda araç verilerini satın alabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gösterge panelinizden çıktıktan sonra, bilgilerinizin nereye gittiği konusunda hiçbir kontrolünüz kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum daha da kötüleşiyor olabilir&lt;br /&gt;=====================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, şirketlerin özel hayatınıza burnunu sokmasından daha fazlasına karşılık geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin General Motors, sürücü bilgilerini LexisNexis adlı bir veri aracı şirketine sattı. Bu şirket tüketiciler hakkında bilgi alıp satıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilerin kopyasını alan bir sürücü, LexisNexis&#039;in altı ay boyunca kendisinin ve eşinin yaptığı her yolculuğun ayrıntılarını içeren 130 sayfalık veriye sahip olduğunu iddia etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sürücü New York Times&#039;a yaptığı açıklamada, sigorta primlerinin %21 oranında artması sonrası konuştuğu bir sigorta acentesinin, bu verilerin artışta etken olduğunu söylediğini aktardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LexisNexis yorum talebine yanıt vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Federal Ticaret Komisyonu harekete geçti ve GM&#039;nin beş yıl boyunca araç verilerini satması yasaklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sürücülerden açık rıza alınması gibi bazı koşulları yerine getirmesi şartıyla daha sonra bu uygulamaya devam edebilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, LexisNexis gibi şirketler, dotomobil üreticilerinden ve insanların sürüş sırasında kullandığı uygulamalardan elde ettikleri verileri satmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GM ve LexisNexis yorum taleplerine yanıt vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigorta şirketleri, otomobil üreticileri ve veri aracıları arasındaki anlaşmalar yaygın ve uygulamaların kabul ettiğiniz gizlilik politikalarında açıkça belirtildiği sürece, her şey tamamen yasal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD merkezli kar amacı gütmeyen kuruluş Amerikan Tüketici Federasyonu&#039;nda otomobil sigortası konusunda araştırma yapan Michael DeLong, &quot;Sigorta şirketleri, özellikle tüketicilerin sürüş verileri olmak üzere, çok büyük miktarda tüketici verisi topluyor ve bunu insanlardan daha yüksek primler talep etmek, teminatı reddetmek veya tüketicileri çeşitli kategorilere ayırmak için kullanıyor&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otomobil şirketleri, sizi takip etmeden önce izinlerini aldıklarını söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulamada bu, genellikle aracınıza bağlı bilgi-eğlence sistemini veya uygulamaları kurarken formları ve gizlilik politikalarını kabul etmeniz anlamına geliyor. Bazı araçlarda, motoru her çalıştırdığınızda bunlar karşınıza çıkıyor. Peki bunları okudunuz mu? Elbette hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&#039;de ulusal düzeyde bir mahremiyet yasası yok. Tek tek eyaletlerde kişisel verilere yönelik korumalar parça parça ve bazı uzmanlara göre yeterli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa&#039;da, özellikle İngiltere&#039;de durum biraz daha iyi. Belirli hassas bilgi kategorileri için özel korumalar var ve tüketicilerin verilerine erişmelerine ve şirketlerden silmelerini istemelerine olanak tanıyan bazı hakları bulunuyor. Ancak bu sorun Avrupa&#039;da da çözüme kavuşmuş değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caltrider, &quot;Kuralların takip edildiğine ve uygulandığına güvenmek zorundasınız ve bu, özellikle otomobillerde her zaman olmuyor&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun yeni değil ancak kötüleştiğini düşündüren nedenler var. ABD yasalarına göre, otomobil üreticilerinin önümüzdeki birkaç yıl içinde yeni binek araçlara &quot;gelişmiş alkollü araç kullanma önleme teknolojisi&quot; kurmaları gerekecek. Bu teknoloji, kızılötesi kameralar veya diğer sistemler kullanarak alkollü, yorgun veya araç kullanmaya uygun olmayanların direksiyon başına geçmesini engellemeyi amaçlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caltrider ve diğerlerinin vurguladığı sorun ise yasada bu sistemlerin oluşturduğu verilerin akıbetine dair hiçbir hüküm olmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasayı uygulamakla görevli ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) sözcüsü, &quot;NHTSA, elindeki her aracı kullanarak alkollü araç kullanma kaynaklı ölümleri azaltmaya kararlı ve gizlilik endişeleri gibi &quot;kritik ve karmaşık konuları ele almaya devam etmekte&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji henüz hazır olmadığı için bu yasanın uygulanmasının gecikmesi olası ama mahremiyet savunucuları alarmda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caltrider, &quot;Sarhoş sürücüleri yollardan uzak tutmamız gerekiyor ve verilerin başka amaçlar için kullanılmayacağına dair bir garanti olsa harika olurdu, ancak durum böyle değil&quot; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Araçlarda gördüğümüz veri toplama gelişmelerinin çoğu güvenlik bahanesiyle yapılıyor&quot; diye bu duruma dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut durumda, otomotiv endüstrisi, hiçbir güvenlik önlemi olmadan tıbbi bilgilere kadar varan bir veri hazinesi elde edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok gizlilik sorunu gibi, araç verisi sorunu da tamamen çözülebilecek bir sorun değil, ancak atabileceğiniz adımlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DeLong, &quot;Gizlilik konusunda endişeleriniz varsa sigorta telemetri programına kaydolmayın&quot; diyerek örnek gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizlilik riskleri önemli ve getirisi garanti değil. Maryland eyaletinden yapılan bir analiz, sürücülerin % 31&#039;inin sigorta primlerinin düştüğünü, ancak % 24&#039;ünün primlerinin arttığını ve %45&#039; inde ise hiçbir değişiklik olmadığını ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere, AB ve bazı ABD eyaletlerinde, şirketlerin hakkınızda topladığı verilerin bir kopyasını talep edebilir ve bu verilerin satılmasını veya paylaşılmasını reddedebilirsiniz. Ayrıca şirketlerden bu verileri silmelerini de talep edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı otomobil üreticileri, veri paylaşımını ve toplanmasını sınırlayabilecek gizlilik ayarları sunuyor. Aracınızın bilgi-eğlence sistemi ve aracınızla çalışan herhangi bir uygulamanın ayarlarında bu seçenekleri arayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caltrider&#039;a göre bu gibi adımlar yardımcı olabilir ancak şirketlerin gizliliğinizi ihlal etmesini engellemek için bir sürü iş yapmak sizin sorumluluğunuzda olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Oyunun tamamı değişene kadar, verilerimizin sahibi ve şirketler bunları kullanmak için bizden izin isteyene kadar, bu sorun giderek daha da kötüleşmeye devam edecek.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının alındığı yer:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-06-26 16:59 GMT]</description>
		</item>
		<item>
			<title>İlginç yazılar | Diyarbakır’da yasa dışı bahis operasyonu: 24 şüpheli tutuklandı! 6 milyar 942 milyonluk iş</title>
			<author>Adnan Özdemir</author>
			<category>Turkish</category>
			<link>http://ces.proz.com/post/3113495#3113495</link>
			<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:31:00 +0000</pubDate>
			<description>&lt;b&gt;Forum:&lt;/b&gt; Turkish&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Topic:&lt;/b&gt; İlginç yazılar&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Poster:&lt;/b&gt; Adnan Özdemir&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Post title:&lt;/b&gt; Diyarbakır’da yasa dışı bahis operasyonu: 24 şüpheli tutuklandı! 6 milyar 942 milyonluk iş&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;________________________________________________________________&lt;br /&gt;Diyarbakır’da yasa dışı bahis operasyonu: 24 şüpheli tutuklandı! 6 milyar 942 milyonluk işlem hacmi tespit edildi&lt;br /&gt;________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİYARBAKIR, (DHA)&lt;br /&gt;Oluşturulma Tarihi: Haziran 26 Haziran 2026 08:08&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Diyarbakır’da yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleri üzerinden elde edilen paraların nakline aracılık ettikleri belirlenen 24 şüpheli, düzenlenen operasyonla yakalanıp, tutuklandı. Şüphelilerin banka ve kripto para hesaplarındaki işlem hacminin 6 milyar 942 milyon 515 bin 130 TL olduğu tespit edildi.&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla, yasa dışı bahis ve sanal kumar amacıyla kullanılan 8 farklı site üzerinden elde edilen paraların nakline aracılık eden ve suç gelirlerini kripto varlıklara çevirerek yurt dışına çıkardıkları belirlenen 24 şüpheli tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheliler, adreslerine düzenlenen eş zamanlı operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin banka ve kripto para hesaplarındaki işlem hacminin ise 6 milyar 942 milyon 515 bin 130 TL olduğu belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynağı:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br /&gt;▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;--Alıntı--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________________________________________&lt;br /&gt;TBMM’den ‘IBAN mağdurları’ için önemli adım: 3 kritik nokta! Şimdi neler olacak?&lt;br /&gt;_________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi yazan: İsmail SARI&lt;br /&gt;Oluşturulma Tarihi: Haziran 26, 2026 07:23&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;“IBAN mağdurları” tartışması sürerken TBMM’den önemli bir adım geldi. 12. Yargı Paketi kapsamında, banka hesaplarının yasa dışı işlemlerde kullanılmasına ilişkin düzenleme kabul edildi. Peki bu yeni düzenleme kimleri kapsıyor, hesabını başkalarına kullandıranlar açısından nasıl bir sonuç doğuracak? En çok merak edilen konu ise istinaf, temyiz ve infaz aşamasındaki dosyalar bu değişiklikten nasıl etkilenecek? Tüm detayları mercek altına aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde sosyal medyada “IBAN mağdurları” ve “IBANzedeler” olarak anılan olaylar gündemdeki yerini korurken, banka hesaplarının dolandırıcılık ve yasa dışı para transferlerinde kullanılmasını önlemeye yönelik yeni bir yasal düzenleme hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöntemlerde suç gelirleri, kaynağını gizlemek amacıyla farklı banka hesapları arasında aktarılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişiler hesaplarını bilerek veya maddi kazanç karşılığında kullandırırken, bazı vatandaşlar ise akraba ya da tanıdıklarının isteğiyle yaptıkları para transferleri nedeniyle farkında olmadan bu sürecin parçası olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU TÜR EYLEMLERE İLİŞKİN YAPTIRIMLARIN KAPSAMI GENİŞLETİLECEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tartışmaların gölgesinde, TBMM Adalet Komisyonu’nda kamuoyunda ‘12. Yargı Paketi’ olarak bilinen ‘Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ kabul edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komisyonda AK Parti ve MHP’nin önergesiyle teklife eklenen yeni maddeyle, haksız menfaat sağlamak amacıyla banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşan kişilere yönelik düzenleme getirildi. Buna göre, Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklenerek, bu tür eylemlere ilişkin yaptırımların kapsamı genişletilecek.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;/// Peki, bu düzenleme teknik olarak bir ‘ceza indirimi’ mi getiriyor? Mevcut Türk Ceza Kanunu sistemi içinde bu değişikliğin yeri nedir? Avukat İbrahim Aslan ile mercek altına aldık. ///&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘YASA KOYUCU BURADA ÇOK PRAGMATİK BİR YOL TERCİH ETTİ’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak yeni süreci yorulmayan İbrahim Aslan, “Yasa koyucu burada çok pragmatik bir yol tercih etti. Mevcut Türk Ceza Kanunu (TCK) sisteminde, dolandırıcılığın ‘bilişim sistemleri veya banka araçları kullanılarak’ işlenmesi (TCK 158/1-f) nitelikli hallerden biridir ve cezası çok ağırdır. Yeni düzenleme, sıfırdan yeni bir suç tipi yaratmak yerine TCK 158. maddeye özel bir fıkra ekleyerek spesifik bir ceza indirimi (yarı oranında) getiriyor” dedi ve ekledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ancak bu indirim sıradan bir takdiri indirim değil; kanun koyucu zımni olarak, ‘Sen asıl dolandırıcı değilsin, sadece hesabı temin ederek suça yardım ettin’ diyerek iştirak boyutunda fiili bir ayrıştırma yapıyor. Mevcut sistemde en alt düzeydeki yardım eden ile asıl failin aynı torbaya atılmasının önüne geçilmiş oluyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘BUGÜNE KADAR ÇOK TRAJİK DOSYALARLA KARŞILAŞTIK, YENİ DÜZENLEME BÜYÜK BİR PROBLEMİ ÇÖZMÜŞ OLACAK’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni düzenlemenin büyük bir problem çözücü olacağının altını çizen İbrahim Aslan, “Bugüne kadar çok trajik dosyalarla karşılaştık. 18-19 yaşlarında bir üniversite öğrencisi, internette gördüğü ‘Hesabını kirala, haftalık 1.000 TL kazan’ ilanına kanıyor. Hesabından milyonlarca lira dolandırıcılık parası geçiyor ama gencin bundan haberi yok. Eski uygulamada bu genç, profesyonel dolandırıcılık şebekesi yöneticisiyle aynı maddeden yargılanıyor, 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve astronomik adli para cezaları alıyordu. Hayatları kararıyordu. Bu düzenleme, ‘cezaların eylemle orantılı olması’ ilkesini (ölçülülük) yeniden tesis ederek bu kanayan yarayı durdurmayı hedefliyor” ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘TOPLUMDA IBAN KİRALAYANLAR TAMAMEN CEZASIZ KALSIN GİBİ YANLIŞ BİR ALGI VAR’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumda ‘IBAN kiralayanlar tamamen cezasız kalsın’ gibi yanlış bir algı ya da istek olduğunu söyleyen İbrahim Aslan, “Yasa bunu söylemiyor. IBAN kullandırmak, suça alet olmak hâlâ ağır bir suç ve cezalandırılmalı, aksi takdirde siber suçların önü alınamaz. Ancak cezalandırma mantığı; intikamcı veya ibretlik olmak adına hatalı olan bir gencin en verimli yıllarını zindanda çürütmek olmamalı” dedi ve ekledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu düzenleme özetle diyor ki; suçlusun, cezanı alacaksın, mağdurun parasını iade edeceksin ama seni asıl örgüt liderleriyle aynı kefeye koymayacağım. Dolayısıyla caydırıcılıktan taviz verilmeden, ceza adaletine daha uygun, vicdanları kanatmayan bir çizgiye gelinmiş oluyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAHKEMELER 3 KRİTİK NOKTAYA BAKACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişinin yalnızca hesabını kullandıran kişi mi yoksa dolandırıcılık organizasyonunun parçası mı olduğuna mahkemeler hangi kriterlerle karar verecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mahkemeler burada kişinin ‘kastına’ ve ‘organizasyon içindeki rolüne’ bakacak” diyen İbrahim Aslan, kriterlere dair önemli bilgiler paylaştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İletişim layıtları (HTS): Kişi mağdurla doğrudan iletişime geçmiş mi? Müşteriyi ikna eden kişi o mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Finansal iz (MASAK Raporları): Hesaba yatan paranın ne kadarı bu kişide kalmış? Paranın aslan payı hızla başka kripto hesaplarına veya şebeke üyelerine mi aktarılmış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Süreklilik: Bu eylem bir defaya mahsus bir ‘gaflet’ mi, yoksa kişi onlarca farklı dolandırıcılık eyleminde profesyonel bir hesap sağlayıcı (aracı) olarak mı faaliyet göstermiş? Mahkeme bu delilleri inceleyerek kişinin gerçekten sadece ‘hesabını kullandıran’ bir piyon mu, yoksa şebekenin asli bir unsuru mu olduğunu belirleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜZENLEMENİN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ HALİNDE İSTİNAF, TEMYİZ VE İNFAZ AŞAMASINDAKİ DOSYALAR NASIL ETKİLENECEK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza hukukunun en temel prensibi olan ‘lehe kanunun geriye yürümesi’ ilkesinin devreye gireceğinin altını çizen İbrahim Aslan, “Yasa yürürlüğe girdiği an; İstinaf (BAM) ve Yargıtay’daki dosyalar, büyük ihtimalle esasa girilmeden, ‘yeni yasal düzenleme ışığında lehe yasa değerlendirmesi yapılması’ gerekçesiyle yerel mahkemelere bozulup gönderilecek” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnfaz aşamasında (cezaevinde) olanlara da değinen Aslan, “Avukatların talebiyle mahkemelerden ‘infazın durdurulması’ kararları verilecek ve uyarlama yargılamaları başlayacak. Kısa vadede adliyelerde ve Yargıtay’da ciddi bir iş yükü artışı ve ‘dosya patlaması’ yaşanacak. Ancak adaletin tecellisi için bu meşakkatli süreç göğüslenmek de zorunda” ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘CEZASINI TAMAMLAYANLARIN SABIKA KAYITLARINI DÜZELTMEK İÇİN YENİDEN MAHKEMEYE BAŞVURMA HAKKI DOĞACAK’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/// Bu değişiklik, geçmişte verilmiş ve cezası çekilmiş bazı mâhkumiyet kararlarının hukuki değerlendirmesinin yeniden yapılmasına yol açabilir mi?  ///&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruma “Kesinlikle yol açacak. Buna hukukta ‘uyarlama yargılaması’ diyoruz” cevabını veren İbrahim Aslan, “Kararı kesinleşmiş ve hatta cezasını çekip çıkmış kişilerin bile adli sicil (sabıka) kayıtlarının düzeltilmesi için yeniden mahkemeye başvurma hakları doğacak. Yargıtay Ceza Daireleri de içtihatlarını tamamen güncellemek zorunda kalacak. Eskiden ‘hesabını kendi isteğiyle şifreleriyle devrettiyse doğrudan asli faildir’ şeklindeki katı Yargıtay yaklaşımı yerini, ‘Failin şebeke ile hiyerarşik bağı var mı, dolandırıcılık kastını taşıyor mu?’ şeklindeki daha ince ve detaylı bir incelemeye bırakacaktır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin yazanı ve yeri:  [url removed] &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;[Edited at 2026-06-26 13:55 GMT]</description>
		</item>
	</channel>
</rss>